Jupp Derwall'in Türkiye Anıları: Denizli ve Terim!

Alpay Asma

Şef Gümüş Kıvrım
Katılım
23 Kasım 2008
Mesajlar
73.964
Tepkime puanı
23.523
Puan
3.723
BİR YARDIMCI'DAN DAHA FAZLASI MUSTAFA DENİZLİ, VE FATİH TERİM



Bu bölümde Derwall'in kitabında övgü ile bahsettiği ve ilerleyen senelerde Türk Futbolu'nun geleceğine damga vuracak iki isim, Mustafa Denizli ve Fatih Terim ile devam ediyoruz.



Galatasaray'a ilk geldiğinde gördüğü manzara karşısında bir nevi şok olan Derwall kulüpte ki iletişimsizlik ve saygı ortamının eksikliğini fark etmesi de uzun sürmez. Uzun yıllar süren başarılı Altay macerasının ardından bir önce ki sezon futbolu Galatasaray çatısı altında bırakan Mustafa Denizli'yi, namı diğer ''Büyük Mustafa'' 'da ki cevheri görmesi uzun sürmez.



Bu gün bile hala saygı ile anılan bir futbol adamı olan Denizli ile ilgili Derwall'in düşünceleri şu şekilde:



''Çim sahalar yapıldıktan sonra antrenman programlarına jimnastik, hareket, koşu, esneklik v yumuşaklık çalışmalarını dahil etmek mümkün olmuştu. Böylece oyuncular arası yakınlaşma, istek ve oyundan alınan zevk arttı. Biz antrenörler için de isteklerimizi uygulatmak, futbolcuları eleştirmek ve onlardan kendilerini daha fazla motive etmelerini beklemek kolaylaştı.



Buna rağmen, homojen çalışan bir takım kurmak zordu. İşimizin tek sorunlu yanı teknik, taktik ve kondisyonun geliştirilmesi de değildi. Söz konusu olan, oyun anlayışı, oyun sahasında ve dışında doğru davranış biçiminin edinilmesiydi.''



İşte tam da bu nokta da, futbolcuların dilinden anlayan, onlar ile arasında köprü olabilecek bir kişiye ihtiyaç duyarken karşısına Mustafa Denizli çıkar. 1 sene önce futbolu bırakan Denizli'nin Galatasaray ve teknik adamlık kariyerini başlatan adam da Derwall olur. Başlangıçta duyduğu kuşkuları teker teker gideren Denizli, Derwall'in tam da aradığı isimdi. Çok geçmeden hemen her şeyini emanet ettiği asistanı olacaktı.



Derwall kitabında, Denizli ile ilgili bu düşüncelerini de işte şu sözler ile özetliyor :



''Asistanlarıma bel bağlamıştım. Eski bir milli oyuncu olan Mustafa Denizli uluslararası futbol dünyasını tanıyordu. Onunla sohbet ettiğimizde, futbolun bütün detaylarını bildiğini hemen hissediyordum.



Uluslararası standartlarda üst düzey oyuncuların her biri aklındaydı. Bunların güçlü ve zayıf yanlarını biliyordu ve büyük bir Avrupa takımının yaptığı her maçı analiz edebilecek durumdaydı.''



Derwall'in o günlerde can yoldaşı, bir nevi takımda ki gözü kulağı olan Mustafa Denizli, çok geçmeden 1-2 sene içinde bu kez, Derwall'in asistanlığı altında bugün bile hala taraftarlımızca gurur ve minnet ile alınan büyük bir başarının mimarı olacaktı. Yakın dönem Galatasaray tarihi denildiğinde tüyleri diken diken eden o meşhur Neuchatel ve Monaco maçları, bugünden çok farklı olarak milli bir dava gibi görülen futbol günleri ve temeli ta o günlerden atılan 90'ların yenilmez armadası, ve Avrupa şampiyonu takımının ayak sesleri. Aslında hepsini biraz da bu iki futbol adamına borçluyduk.



Ve Fatih Terim... Türk futbolu ve Galatasaray tarihinin son yıllarda ki en başarılı isimlerinden biri olan Fatih Terim, bunun yanında her zaman en çok tartışılan isimlerinden de biri olmuştur. Jupp Derwall ile Fatih Terim arasında ki tanışıklık her ne kadar sadece 1 sene ile sınırlı kalsa da, onun gibi insanları tanıma ve değerlendirme konusunda uzman bir kişinin kaleminden çıkanlar da tarihe not düşmek açısından faydalı olsa gerek.



Derwall kitabında Terim ile ilgili görüşlerine şu şekilde yer vermiş:



'' Takımın kaptanı Fatih kişilikli bir insan, tepeden tırnağa bir spor adamıydı. Her zaman başkalarına yardıma hazırdı. Onu zor etki altına alabilir, ancak doğru bir dava adına her zaman yanınıza çekebilirdiniz. Herkes için iyi bir örnek, cana yakın bir dost ve can yoldaşıydı...



Sporun kurallarına uymayanların ise ondan çekecekleri vardı. Yüksek görev bilinci, aklı ve hayalperestliğe düşmeyişi, başka bir şeye müsaade etmiyordu zaten.



Sanırım ondan pek hoşlanmayanlar da vardı. Bazıları onu pek saydam bulmuyor ve kendini beğenmiş biri olarak tanımlıyorlardı.



Ben ise onu yeterince tanıyordum ve çevresine koruyucu bir kalkan ördüğünü, bu şekilde, özellikle kaybedilmiş ya da kötü oynanmış maçlardan sonra karmaşık duygular içinde futbola sırtını dönenlere can sıkıntısını yaşatmamak adına, herkese, alçak gönüllü ve ağır başlı tarafını göstermediğini biliyordum.''



Derwall'in de dediği gibi Fatih Terim, her zaman etrafında ki kişiler ve oyuncuları için özel biri ve can yoldaşı oldu. Hırsları, aurası, ve disiplini her zaman yüksek, otoriter bir kişilik. Bunları aynı anda barındıran her insan gibi onun da sevenleri kadar sevmeyenleri de çok oldu ki, bundan daha doğal bir şey de olamazdı zaten. Bir grupta eğer liderliğe oynuyorsanız, sizi sevenler kadar, sevmeyenleri de göze alacak cesaretiniz olacak.



Saygılarımla,



GSC Portal
 
Fatih terim gibi lider kişilikler her zaman gelmiyor
 
Fatih Terim geçen prandelliye numarasını vermemiş. Birde dikkat seni kovarlar demiş.



Bu nasıl bir seviyedir ya zaten çoğu taraftar için bitmiştin bari sus artık yaptıklarının hatrına.



Kişilere olan nefretini Galatasaraydan daha öne koyuyorsa o adamdan efsane felan olmaz.
 
Derwall'in anilarinda Ergun Gursoy icin de bir bolum olmali. Galatasaray tarihinin onemli isimlerindendir kendisi, Derwall doneminde de futbol sube sorumlusuydu.



Hatalari da olmustur ama su an herkesten cok ona benzeyen yoneticiler lazim kulube. Onuc yildan sonra gelen sampiyonlukta, Derwall'in efsane olarak anilmasinda, Denizli ve Terim'in takimin basina getirilmelerinde, Tanju ve Hagi gibi Avrupa kupalarinda basarili olmamizda cok onemli katkisi olan iki oyuncunun transferlerinde en onemli yonetici Ergun Gursoy'dur.
 
Geri
Üst Alt