Yeni Transferler Sonrası Kadro Analizi!

Alpay Asma

Şef Gümüş Kıvrım
Katılım
23 Kasım 2008
Mesajlar
73.963
Tepkime puanı
23.520
Puan
3.723
Transfer döneminin kapanmasının ardından, bizim gibi taraftarlar için belki de işin en eğlenceli kısmı olan kağıt üzerinde şampiyonluk dönemi de en azından Ocak ayına kadar sona ermiş oldu.



Şimdi ise her Galatasaray'lının kafasında kuşkusuz takıma yeni katılan isimlerin katkılarının ne olacağı, geçen sezonlardan kalan sorunların doğru tespit edilip, ona göre doğru hamleler yapılıp yapılamadığı var olsa gerek.



PEKİ NEYDİ O SORUNLAR ?



Bunu anlayabilmek için aslında 3 sezon önceye, her şeyin sıfırdan başladığı sezonun bir ertesi olan 2012 yazına gitmek gerekiyor sanırım.

Bilindiği gibi her ne kadar dönemin TFF'sinin çıkarttığı üstün icatlar sebebi ile kağıt üzerinde son maça kalsa da, rakiplerine saha içinde ezici bir üstünlük kurularak kazanılan 2011-2012 şampiyonluğunun ardından, elde ki kadronun 3 kulvarda ve özellikle de 5 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek genişlik ve çapta olmadığı düşünülürek belki de kadro yapısını ve bir önce ki sezon başarılı olan futbol modeli'ni de değiştirmeyi göze alarak bir takım hamleler yapıldı. Takıma önceki sezonun gol kralı Burak, mücadeleci kimliği ile ön plana çıkan Umut, kontra ataklar da etkili olacağı düşünülerek Amrabat, uluslarası tecrübesi ile en kariyerli Türk futbolculardan biri olan Hamit, stoper rotasyonunu genişletmek amacı ile Dany gibi yeni isimler katıldı. Transferlere baktığımızda 1-2 isim haricinde kağıt üzerinde herkesi memnun eden bir dönem geçirmiştik. Önce ki sezon ki en büyük problemlerimizden biri olan gol ortalaması yüksek santrafor, yıllardır büyük takımlarımızın gündemine gelip kendisi gelmeyen CL final apoletli bir orta saha, son sezonun en büyük eksiklerinden biri olan hızlı ve tekniği ortalama üstü bir kanat oyuncusu takımımıza katılmıştı.



Ama kimya ne düzeyde oturacaktı. Evet, belki de hatalar zincirinin başladığı nokta da bu oldu.

İlk sezon ki takımda takımın omurgasını oluşturan Muslera-Ujfalusi-Melo-Selçuk-Elmander hattından 2 isim daha sezon başında kaybedildi çeşitli sebeplerden ötürü. (Sakatlık, form durumu, yeni transferler vs...) Bunun yanında son sezon da Elmander ile birlikte baskı futbolunda takıma beklenenin üzerinde katkı veren Emre Çolak ve Engin'de hem yeni transferler ve aldığı cezalardan (Engin) dolayı formalarını kaybetmişti. Bu isimler her ne kadar kağıt üzerinde çok önemli kayıplar olarak görülmese de, başarılı olduğumuz nerede ise bütün yıllarda en önemli kozlarımızdan biri haline gelen baskı futbolunun en önemli dişlileriydi.



2012 takımında tarihimizin açık ara en başarılı sistemlerinden biri olan diamond 4-4-2 sistemi ile net bir kanadı olmayan takım (biraz da zorunluluktan), belki de bitiricilik olarak tek bir forvet katkısı bile vermeyen 3 forvetine (Elmander-Necati-Baros) rağmen, orta sahasını parlatma ilkesine dayalı temeli ile sahayı enlemesine değil dikine parselleyen sürekli ön bölgede top tutan bir takım haline dönüşmüştü. Öyle ki 2-1 kaybedilen play-off'ta ki Fenerbahçe maçında belki de sezonun en iyi futbolu oynanmış, ve kaybedilen maça rağmen psikolojik olarak her anlamda bir üstünlük mesajı da suyun öteki tarafına çoktan yollanmıştı.



2012-2013 SEZONU-TAKIM KİMYASININ BOZULMASI



Bir önce ki sezondan belki kağıt üzerinde daha iyi bir kadro ile başladığımız bu sezonun başından itibaren istikrarlı bir performans göstermekte zorlandık. Önce ki sezon iç sahasında olduğu kadar deplasman maçlarında yüksek galibiyet yüzdesi ile de fark yaratan takım ( %68 galibiyet yüzdesi), bu sezon ise deplasman da oynanan maçlarda zorlanmaya başlamış, takımın tamamının gösterdiği çabadan çok sezona çok iyi başlangıç yapan Umut Bulut ile ilk yarının ortalarından sonra büyük çıkış yakalayan Burak Yılmaz'ın performansları ile ve rakiplerin de deplasmanlarda sürekli puan kaybetmesi sebebi ile ilk yarıyı lider tamamlamıştı.



Takımın yaşadığı erozyonunu madde madde özetleyecek olursak.



• Engin, Elmander, Emre gibi baskı futboluna yatkın, ve klasik 4-4-2'ye cuk oturan isimlerin oynayamaması, ve Ujfalusi'nin sakatlığı yüzünden defansta beklerin çıkışlarından tutun, orta sahaya yardıma kadar önemli işlevleri olan bir liderin eksilmesi sebebi ile takım merkezi orta sahanın ilerisinden, daha geriye doğru kaydı.



• Bu sebeple Selçuk, Melo gibi kariyerlerinin ofansif anlamda en parlak sezonunu yaşayan iki isim daha geride ve daha geniş alanda efor sarfederek oynamak durumunda kaldılar. Tatilden geç dönen Melo formunu geç bulurken, Selçuk ise 2 sezondur devam eden düşüşüne başlamış oldu.



• Engin, ve Emre gibi hareketli oynayan iki isim yerine geniş alan bulduğunda etkili olabilen ve 2 forvet ile oynamaya alışık olmayan Amrabat, ile sakatlıklar sebebi ile kondisyonu iyice düşen ağırlaşmış bir Hamit'in gelmesi de efektif futbolu engelledi.



• Devre arası alınan Sneijder ve Drogba gibi iki marka isim de geldiklerinde fizik olarak düşük olması, takımı daha da farklılaştıran diğer etmenler oldu. Bu isimlerden Sneijder uzun süre oynamamanın etkisi ile tempo olarak düşük durumdaydı, Drogba ise fiziken yaşına bağlı yaşadığı düşüşe rağmen halen STSL ortalamasından çok üstün olan bu hali ile bile ani bir etki yarattı, ki bu etki de bizi şampiyon yapacaktı zaten.



2013-2014-PLANSIZ TRANSFERLER, KAOS, KADRO DEZENFORMASYONU



2.sezon başında ve devre arasında yaptığı takviyeler ile kimliği değişen takım, futbol olarak önceki sezonun kısıtlı kadrosunun gerisinde kalsa da, 2. kez üst üste şampiyon oldu. Bundan sonra ki beklenti takımın sertleştirilen yabancı sınırına göre revize edilerek, aksayan yerlere takviye yapılması yönünde idi.



Ama daha henüz şampiyon olmuşken yönetim de yaşanan değişiklik sebebi ile değişen yapı ve yönetim ile Fatih Terim arasında yaşanan gerilimin artık kopma noktasına gelmesi ile takım için mutlaka gerekli olan bu yenilenmeyi organize edecek aklı ve cesareti gösteren maalesef çıkmadı.



Öyle ki takımın en büyük sorunlarından biri haline gelen orta saha da ki temposuzluk sorununu çözme ihtimali olan Alper Potuk ezeli rakibe kaptırılmış, defansta liderlik etmesi için transfer edilen Chedjou yabancı sınırı sebebi ile kadro'da düzenli olarak oynayamamış, çok konuşulan sol bek transferi halen yapılamamıştı.

Bu yapılmayan hamlelerin yanına sezona yönetim-Terim arasında yaşanan gelişmeler nedeni ile panik içinde başlayan takım, her ne kadar istekli bir futbol oynasa da belki artan gerilimden etkilenerek üst üste puan kaybederek sezona girmişti. Ve beklenen son gelmiş, Terim gönderilmiş, yerine Mancini takımın başına getirilmişti.



Bu dönem de transfer ve kadro planlamasında yapılan hatalar devam etti.



İşte o hatalar



• Takımın yeni sisteminde elzem hale gelen orta saha da dinamik ve top çalan profilde oyuncu yoktu, ve devre arası da alınmadı.



• Hata sürekli bireysel olarak defansın yeterli olmaması olarak görüldü. Balanta, Doria gibi pek çok ismin adı geçti.



• Bruma'nın sakatlığı ve henüz olgunlaşmamış futbolu, saçma yabancı sınırı sebebi ile 18'e bile girmekte zorlanması gibi durumlara rağmen takıma direk katkı verebilecek, Sneijder'in pas opsiyonlarını arttırabilecek bir kanat oyuncusu alınmadı.



• Yıl içinde performansı ve isteği çok gerileyen Drogba'ya fazla müsaama gösterildi, ve Yekta, Ceyhun gibi bu takım kalibresinin altında isimlere haddinden fazla forma şansı verildi.



PEKİ YA 2014-2015 DÖNEMİ TRANSFERLERİ



Sorunların zamanında tespit edilememesi, veya tespit edilmesine rağmen giderilmemesi ile kronikleşmiş hale gelmesi ile saha içine yansıyan gerileme artık puan tablosuna da yansıdı ve şampiyonluk ezeli rakip Fenerbahçe'ye kaptırıldı.



Takımın eksikleri barizdi, ve sürekli eklemlenen yeni sorunlar da cabası idi.



Yeni eklenen sorunlar şu şekilde özetlenebilir.



• 2 sezon öncesinin sarkık oyun kurucusunda box to box orta sahaya evrilmeye çalışılan Selçuk, tempoyu belki de fiziksel özellikleri nedeni ile de kaldıramamaya başlayalı 2 sene olmuştu.



• Drogba'nın fiziksel düşüşünü sürdürmesi, azalan oyun içi isteği gibi sebepler ile Burak kariyerinde başarısız olduğu, ve o bölgede oynamak için eksik olan yaratıcı zeka, çalım ve pas becerisine rağmen ısrarla sağ forvet, sağ kanat olarak oynatılmaya başlandı.



• Saha içinde defans ile ofans bölgesi arasında ki mesafe açıldı. Takım her sıkıştığında Burak'ın koşuyoluna ara pası, ve Drogba'ya top şişirerek, az pas opsiyonu ile, diklemesine değil enlemesine pas yaparak (Melo'nun kanat değiştiren uzun topları hariç) oynamaya başladı.



• Eboue'nin sürekli düşen temposu, defans bloğunda hucüma çıkışları ayarlayan bir ismin hala olmaması gibi sebepler ile, orta saha defans arası blok daha da açıldı, gömülü oynayan Selçuk ve Melo'nun boşluklarını dolduracak isimler de kadro da olmayınca defans oyuncuları daha fazla açık vermeye başladı.



Bilindiği gibi bu transfer döneminde ise son sezonun en başarılı yerli kanatlarından biri olan Olcan Adın, oynadığı dinamik futbol ile milli takıma kadar yükselen bek oyuncusu Tarık Çamdal, İsviçre Milli takımında düzenli olarak oynayan Dzemaili, Makedon futbolunun gelmiş geçmiş en kariyerli futbolcusu olan Goran Pandev, Eray'ın yerine ise yıllardır ismi büyük takımlar için anılmış Sinan Bolat katıldı.



YENİ PLANLAMANIN GETİRDİKLERİ NE OLUR?



Yeni transferler ile her şeyden önce kadro genişlemiş ve alternatif oyunlar için elimiz güçlenmiş oldu.Son 2 sezonun yukarıda ki sebepler haricinde en büyük eksikleri



• Burak Yılmaz'ın eksik olan teknik bilgisi, ve pas becerilerine sahip olan bir forvet oyuncusu.



• Kanatlarda direk oynayabilecek kalite de tercihen Türk bir oyuncu



• Orta saha da dinamizm sorununu çözebilecek bir topa sert, ve dikine giden bir isim.



• Eboue'nin yerine o bölge de oynayabilecek bir bek. (Tercihen Türk)



• Chedjou'dan daha iyi olmak şartı ile lider bir stoper



BU EKSİKLER GİDERİLDİ Mİ?



Bu soruya cevap vermek için erken olabilir, ama büyük ölçüde evet diyebiliriz.



Top tekniği ve oyun zekası olan, pas opsiyonu yaratabilecek kalite de bir yardımcı forvet olan Pandev, son 2 sezon oyununu üst düzeye çıkartan,yerli kanat oyuncusu Olcan, Eboue kadar olmasa da o bölgeye dinamizm katacak ve hucüma da çıkabilecek bir isim olan Tarık, ve orta saha da ki sertlik ve süpürücülük sorununu çözerek takımın daha ön bölgeye kaymasına yardımcı olabilecek bir isim olan Dzemaili takıma katıldı. İçimize pek sinmese de Erciyes'te fena olmayan bir sezon geçiren Yasin ile, Eray'dan kötü olmasını beklemediğimiz Sinan da diğer transferler oldu.



[attachment=13044:upload_2014-9-3_1-39-48.png]



SONUÇ:



• Takım 5+3'e daha uygun olarak revize edildi. (BÜYÜK ÖLÇÜDE)



• Lig için elzem olan baskı futboluna katkı sağlaması muhtemel Dzemaili, Tarık, ve Olcan takıma katıldı.



• Deplasmanlar da kazanmak için gerekli olan Necati tipi forvet oyuncusu eksikliği Pandev ile bir ölçüde giderildi.



• Şampiyonlar Ligi için kullanabileceğimiz daha geniş bir yabancı havuzu oluşturuldu.



• Kadro da ki futbolcular arası kalite farkı belli bir ölçüde azaldı.



Alpay Asma,





GSC Portal İçin...
 

Ekli dosyalar

  • upload_2014-9-3_1-39-48.webp
    upload_2014-9-3_1-39-48.webp
    102,7 KB · Görüntüleme: 249
Layki bugun attim yaziyi yarin bilgisayarda okuyacagim
 
layk da atmadım

yazıyı da okumadım

bilgisayarım da yok

fakiriz ulan
 
itlik yaptım,orda burda sürttüm okumadım.pişmanım ama keşke lise yıllarıma geri dönsem
 
Harika analiz yine Alpay'dan..Umarım dediklerinin çoğu gerçekleşir...



Yalnız bakalım yabancı sınırı olayı yabancılardan alınacak verimi ne düzeyde etkileyecek. Burada kritik nokta Prandelli'nin rotasyon ve kadro mühendisliğindeki becerisi...
 
Yabancı sınırının 5+3 olması yine de geçen sezon ki garabet sistemden daha iyi.



Şimdi en azından oyun içi hamle yapma şansımız oluyor bu yeni sistemde.



Bruma'mı kötü, çıkart Pandev'i al. Veyahut tam tersi. Pandev mi 11 çıktı? Takım skoru yakaladıysa, al oyuna Bruma'yı risk alan rakiplere karşı daha etkili kullan.



Maça göre taktik belirle.



Geçen sezon en büyük sorunumuz, yabancıların yerine yerli oyuncu sokmak durumunda kalışımızdı bana gçre
 
Transfer döneminin kapanmasının ardından, bizim gibi taraftarlar için belki de işin en eğlenceli kısmı olan kağıt üzerinde şampiyonluk dönemi de en azından Ocak ayına kadar sona ermiş oldu.



Şimdi ise her Galatasaray'lının kafasında kuşkusuz takıma yeni katılan isimlerin katkılarının ne olacağı, geçen sezonlardan kalan sorunların doğru tespit edilip, ona göre doğru hamleler yapılıp yapılamadığı var olsa gerek.



PEKİ NEYDİ O SORUNLAR ?



Bunu anlayabilmek için aslında 3 sezon önceye, her şeyin sıfırdan başladığı sezonun bir ertesi olan 2012 yazına gitmek gerekiyor sanırım.

Bilindiği gibi her ne kadar dönemin TFF'sinin çıkarttığı üstün icatlar sebebi ile kağıt üzerinde son maça kalsa da, rakiplerine saha içinde ezici bir üstünlük kurularak kazanılan 2011-2012 şampiyonluğunun ardından, elde ki kadronun 3 kulvarda ve özellikle de 5 sene sonra Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek genişlik ve çapta olmadığı düşünülürek belki de kadro yapısını ve bir önce ki sezon başarılı olan futbol modeli'ni de değiştirmeyi göze alarak bir takım hamleler yapıldı. Takıma önceki sezonun gol kralı Burak, mücadeleci kimliği ile ön plana çıkan Umut, kontra ataklar da etkili olacağı düşünülerek Amrabat, uluslarası tecrübesi ile en kariyerli Türk futbolculardan biri olan Hamit, stoper rotasyonunu genişletmek amacı ile Dany gibi yeni isimler katıldı. Transferlere baktığımızda 1-2 isim haricinde kağıt üzerinde herkesi memnun eden bir dönem geçirmiştik. Önce ki sezon ki en büyük problemlerimizden biri olan gol ortalaması yüksek santrafor, yıllardır büyük takımlarımızın gündemine gelip kendisi gelmeyen CL final apoletli bir orta saha, son sezonun en büyük eksiklerinden biri olan hızlı ve tekniği ortalama üstü bir kanat oyuncusu takımımıza katılmıştı.



Ama kimya ne düzeyde oturacaktı. Evet, belki de hatalar zincirinin başladığı nokta da bu oldu.

İlk sezon ki takımda takımın omurgasını oluşturan Muslera-Ujfalusi-Melo-Selçuk-Elmander hattından 2 isim daha sezon başında kaybedildi çeşitli sebeplerden ötürü. (Sakatlık, form durumu, yeni transferler vs...) Bunun yanında son sezon da Elmander ile birlikte baskı futbolunda takıma beklenenin üzerinde katkı veren Emre Çolak ve Engin'de hem yeni transferler ve aldığı cezalardan (Engin) dolayı formalarını kaybetmişti. Bu isimler her ne kadar kağıt üzerinde çok önemli kayıplar olarak görülmese de, başarılı olduğumuz nerede ise bütün yıllarda en önemli kozlarımızdan biri haline gelen baskı futbolunun en önemli dişlileriydi.



2012 takımında tarihimizin açık ara en başarılı sistemlerinden biri olan diamond 4-4-2 sistemi ile net bir kanadı olmayan takım (biraz da zorunluluktan), belki de bitiricilik olarak tek bir forvet katkısı bile vermeyen 3 forvetine (Elmander-Necati-Baros) rağmen, orta sahasını parlatma ilkesine dayalı temeli ile sahayı enlemesine değil dikine parselleyen sürekli ön bölgede top tutan bir takım haline dönüşmüştü. Öyle ki 2-1 kaybedilen play-off'ta ki Fenerbahçe maçında belki de sezonun en iyi futbolu oynanmış, ve kaybedilen maça rağmen psikolojik olarak her anlamda bir üstünlük mesajı da suyun öteki tarafına çoktan yollanmıştı.



2012-2013 SEZONU-TAKIM KİMYASININ BOZULMASI



Bir önce ki sezondan belki kağıt üzerinde daha iyi bir kadro ile başladığımız bu sezonun başından itibaren istikrarlı bir performans göstermekte zorlandık. Önce ki sezon iç sahasında olduğu kadar deplasman maçlarında yüksek galibiyet yüzdesi ile de fark yaratan takım ( %68 galibiyet yüzdesi), bu sezon ise deplasman da oynanan maçlarda zorlanmaya başlamış, takımın tamamının gösterdiği çabadan çok sezona çok iyi başlangıç yapan Umut Bulut ile ilk yarının ortalarından sonra büyük çıkış yakalayan Burak Yılmaz'ın performansları ile ve rakiplerin de deplasmanlarda sürekli puan kaybetmesi sebebi ile ilk yarıyı lider tamamlamıştı.



Takımın yaşadığı erozyonunu madde madde özetleyecek olursak.



• Engin, Elmander, Emre gibi baskı futboluna yatkın, ve klasik 4-4-2'ye cuk oturan isimlerin oynayamaması, ve Ujfalusi'nin sakatlığı yüzünden defansta beklerin çıkışlarından tutun, orta sahaya yardıma kadar önemli işlevleri olan bir liderin eksilmesi sebebi ile takım merkezi orta sahanın ilerisinden, daha geriye doğru kaydı.



• Bu sebeple Selçuk, Melo gibi kariyerlerinin ofansif anlamda en parlak sezonunu yaşayan iki isim daha geride ve daha geniş alanda efor sarfederek oynamak durumunda kaldılar. Tatilden geç dönen Melo formunu geç bulurken, Selçuk ise 2 sezondur devam eden düşüşüne başlamış oldu.



• Engin, ve Emre gibi hareketli oynayan iki isim yerine geniş alan bulduğunda etkili olabilen ve 2 forvet ile oynamaya alışık olmayan Amrabat, ile sakatlıklar sebebi ile kondisyonu iyice düşen ağırlaşmış bir Hamit'in gelmesi de efektif futbolu engelledi.



• Devre arası alınan Sneijder ve Drogba gibi iki marka isim de geldiklerinde fizik olarak düşük olması, takımı daha da farklılaştıran diğer etmenler oldu. Bu isimlerden Sneijder uzun süre oynamamanın etkisi ile tempo olarak düşük durumdaydı, Drogba ise fiziken yaşına bağlı yaşadığı düşüşe rağmen halen STSL ortalamasından çok üstün olan bu hali ile bile ani bir etki yarattı, ki bu etki de bizi şampiyon yapacaktı zaten.



2013-2014-PLANSIZ TRANSFERLER, KAOS, KADRO DEZENFORMASYONU



2.sezon başında ve devre arasında yaptığı takviyeler ile kimliği değişen takım, futbol olarak önceki sezonun kısıtlı kadrosunun gerisinde kalsa da, 2. kez üst üste şampiyon oldu. Bundan sonra ki beklenti takımın sertleştirilen yabancı sınırına göre revize edilerek, aksayan yerlere takviye yapılması yönünde idi.



Ama daha henüz şampiyon olmuşken yönetim de yaşanan değişiklik sebebi ile değişen yapı ve yönetim ile Fatih Terim arasında yaşanan gerilimin artık kopma noktasına gelmesi ile takım için mutlaka gerekli olan bu yenilenmeyi organize edecek aklı ve cesareti gösteren maalesef çıkmadı.



Öyle ki takımın en büyük sorunlarından biri haline gelen orta saha da ki temposuzluk sorununu çözme ihtimali olan Alper Potuk ezeli rakibe kaptırılmış, defansta liderlik etmesi için transfer edilen Chedjou yabancı sınırı sebebi ile kadro'da düzenli olarak oynayamamış, çok konuşulan sol bek transferi halen yapılamamıştı.

Bu yapılmayan hamlelerin yanına sezona yönetim-Terim arasında yaşanan gelişmeler nedeni ile panik içinde başlayan takım, her ne kadar istekli bir futbol oynasa da belki artan gerilimden etkilenerek üst üste puan kaybederek sezona girmişti. Ve beklenen son gelmiş, Terim gönderilmiş, yerine Mancini takımın başına getirilmişti.



Bu dönem de transfer ve kadro planlamasında yapılan hatalar devam etti.



İşte o hatalar



• Takımın yeni sisteminde elzem hale gelen orta saha da dinamik ve top çalan profilde oyuncu yoktu, ve devre arası da alınmadı.



• Hata sürekli bireysel olarak defansın yeterli olmaması olarak görüldü. Balanta, Doria gibi pek çok ismin adı geçti.



• Bruma'nın sakatlığı ve henüz olgunlaşmamış futbolu, saçma yabancı sınırı sebebi ile 18'e bile girmekte zorlanması gibi durumlara rağmen takıma direk katkı verebilecek, Sneijder'in pas opsiyonlarını arttırabilecek bir kanat oyuncusu alınmadı.



• Yıl içinde performansı ve isteği çok gerileyen Drogba'ya fazla müsaama gösterildi, ve Yekta, Ceyhun gibi bu takım kalibresinin altında isimlere haddinden fazla forma şansı verildi.



PEKİ YA 2014-2015 DÖNEMİ TRANSFERLERİ



Sorunların zamanında tespit edilememesi, veya tespit edilmesine rağmen giderilmemesi ile kronikleşmiş hale gelmesi ile saha içine yansıyan gerileme artık puan tablosuna da yansıdı ve şampiyonluk ezeli rakip Fenerbahçe'ye kaptırıldı.



Takımın eksikleri barizdi, ve sürekli eklemlenen yeni sorunlar da cabası idi.



Yeni eklenen sorunlar şu şekilde özetlenebilir.



• 2 sezon öncesinin sarkık oyun kurucusunda box to box orta sahaya evrilmeye çalışılan Selçuk, tempoyu belki de fiziksel özellikleri nedeni ile de kaldıramamaya başlayalı 2 sene olmuştu.



• Drogba'nın fiziksel düşüşünü sürdürmesi, azalan oyun içi isteği gibi sebepler ile Burak kariyerinde başarısız olduğu, ve o bölgede oynamak için eksik olan yaratıcı zeka, çalım ve pas becerisine rağmen ısrarla sağ forvet, sağ kanat olarak oynatılmaya başlandı.



• Saha içinde defans ile ofans bölgesi arasında ki mesafe açıldı. Takım her sıkıştığında Burak'ın koşuyoluna ara pası, ve Drogba'ya top şişirerek, az pas opsiyonu ile, diklemesine değil enlemesine pas yaparak (Melo'nun kanat değiştiren uzun topları hariç) oynamaya başladı.



• Eboue'nin sürekli düşen temposu, defans bloğunda hucüma çıkışları ayarlayan bir ismin hala olmaması gibi sebepler ile, orta saha defans arası blok daha da açıldı, gömülü oynayan Selçuk ve Melo'nun boşluklarını dolduracak isimler de kadro da olmayınca defans oyuncuları daha fazla açık vermeye başladı.



Bilindiği gibi bu transfer döneminde ise son sezonun en başarılı yerli kanatlarından biri olan Olcan Adın, oynadığı dinamik futbol ile milli takıma kadar yükselen bek oyuncusu Tarık Çamdal, İsviçre Milli takımında düzenli olarak oynayan Dzemaili, Makedon futbolunun gelmiş geçmiş en kariyerli futbolcusu olan Goran Pandev, Eray'ın yerine ise yıllardır ismi büyük takımlar için anılmış Sinan Bolat katıldı.



YENİ PLANLAMANIN GETİRDİKLERİ NE OLUR?



Yeni transferler ile her şeyden önce kadro genişlemiş ve alternatif oyunlar için elimiz güçlenmiş oldu.Son 2 sezonun yukarıda ki sebepler haricinde en büyük eksikleri



• Burak Yılmaz'ın eksik olan teknik bilgisi, ve pas becerilerine sahip olan bir forvet oyuncusu.



• Kanatlarda direk oynayabilecek kalite de tercihen Türk bir oyuncu



• Orta saha da dinamizm sorununu çözebilecek bir topa sert, ve dikine giden bir isim.



• Eboue'nin yerine o bölge de oynayabilecek bir bek. (Tercihen Türk)



• Chedjou'dan daha iyi olmak şartı ile lider bir stoper



BU EKSİKLER GİDERİLDİ Mİ?



Bu soruya cevap vermek için erken olabilir, ama büyük ölçüde evet diyebiliriz.



Top tekniği ve oyun zekası olan, pas opsiyonu yaratabilecek kalite de bir yardımcı forvet olan Pandev, son 2 sezon oyununu üst düzeye çıkartan,yerli kanat oyuncusu Olcan, Eboue kadar olmasa da o bölgeye dinamizm katacak ve hucüma da çıkabilecek bir isim olan Tarık, ve orta saha da ki sertlik ve süpürücülük sorununu çözerek takımın daha ön bölgeye kaymasına yardımcı olabilecek bir isim olan Dzemaili takıma katıldı. İçimize pek sinmese de Erciyes'te fena olmayan bir sezon geçiren Yasin ile, Eray'dan kötü olmasını beklemediğimiz Sinan da diğer transferler oldu.



Ekli dosyayı görüntüle 17860



SONUÇ:



• Takım 5+3'e daha uygun olarak revize edildi. (BÜYÜK ÖLÇÜDE)



• Lig için elzem olan baskı futboluna katkı sağlaması muhtemel Dzemaili, Tarık, ve Olcan takıma katıldı.



• Deplasmanlar da kazanmak için gerekli olan Necati tipi forvet oyuncusu eksikliği Pandev ile bir ölçüde giderildi.



• Şampiyonlar Ligi için kullanabileceğimiz daha geniş bir yabancı havuzu oluşturuldu.



• Kadro da ki futbolcular arası kalite farkı belli bir ölçüde azaldı.



Alpay Asma,

Yine helâl olsun Alpay.
 
Çok iyi analiz kardeşim. Şunu da belirtmek gerekir. Prandelli Selcuk-Melo orta sahasının aksadığını Fenerbahce maçında gördü. 4-2-3-1 ile kapatmaya denese de ileride Burak'ın top tutamaması,beklerin çıkmaması vs. O yüzden Dzemaili gibi bir oyuncu istedi. Nitekim maçın 2. yarısında orayı Yekta ile kapatmayı denedi.
 
güzel sıkıcı olmayan bir analiz , eline sağlık.



belki yıldız transferi yapmadık ama uzun zaman sonra ilk defa bu kadar iyi bir kadro derinliğine sahip olduk , herşey prandellinin yönetimine bakıyor artık
 
Geri
Üst Alt