telegol'de 3 haftadır hakkında istisnasız dosya açılan futbolcu. bu ligde o kadar oyuncu varken, o kadar sorunlu oyuncu varken, takımının kazanması için sakat sakat oynayan bu kaptan hakkında yok "kız arkadaşıyla sevgililer gününü kutlamak için sakat numarası yapıyor", yok "rijkaard'la tartıştı o yüzden antalya kampına geç katıldı." diye işkembeden sallama haberler yapıldı. bırakın arda gibi bir futbolcuyu, sinirleri çelik gibi olan bir adamın bile bu kadar sistematik bir şekilde üstüne gelinse, sıyırır balataları o çelik adam. arda'ya hala hayret ediyor ve onu gıpta ediyorum bu soğuk kanlı duruşu için.
yine aynı programda arda'nın yavaş olduğundan dem vuruyordu efsane futbol bilginleri. arda'nın yavaş olduğunu söylerlerken arkalarında dönen 21 şubat 2010 beşiktaş galatasaray maçı'nın görüntülerinde sivok bir adım atana kadar arda yaklaşık 3 metreden koşup topu çalıp dönüp gol atıyordu. göz var mizan var, bu kadar da "ben bu adamı eleştirmeliyim" diye başlamayın programa, küçük düşüyorsunuz, üstelik bunu da kendi kendinize yapıyorsunuz.
bir de ahmet çakar'ın dediğine göre arda'nın vücudu futbola uygun değilmiş. yok bacağı kısaymış, yok kafası büyükmüş, yok gövdesi orantısızmış... bu ülkeye ibrahimovic gelse "45 numara ayaklı futbolcu mu olur" diyecek adam. henüz sezonun ortasındayken 40'a yakın resmi maç oynamış bir adama edilmeden önce düşünülmesi gereken sözler bunlar.
daha önce de dedim, şimdi de diyorum. arda'yı her hafta o sarı-kırmızılı formayla izlemeye bayılıyorum. her maç önce biz galatasaraylılar ve sonra da futbolseverler için hazırladığı ufak ya da büyük sürprizleri sabırsızlıkla bekliyorum. ancak bu adama kasapların futbol oynadığı, çakalların da şakşakçılık yaptığı bu lig çok küçük geliyor. bir an önce kendini kurtarmasını diliyorum. avrupa'yı da futbola doyurduktan sonra borcunun geri kalanını ödemek için geri dönsün galatasaray'a, elimizde atkılarla onu hava alanında karşılarız yine.