2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Yedi Krallık

Warcraft I’den 1,200 Yıl Önce



Strom Arathor’un başkenti olarak bilinse de, Dalaran gibi birçok yeni şehir kurulmaya başladı.İlk olarak Gilneas, Alterac ve Kul Tiras adı verilen şehirler kuruldu.Hepsinin kendi düzenleri ve ticaret sistemi vardı ve hepsi de Strom’un altında birleşmekten yanaydı.



Trisfal Bekçilerin koruması ile yaşayan Dalaran halkı dünyaya büyüyü yaymaya devam etti.Dalaran Yöneticileri Kirin Tor mecilsini kurarak her türlü büyüyü, değerli eşyayı incelemeye koyuldular.

Gilneas ve Alterac Strom’un en büyük savunucuları olular ve Dev Ordular kurarak Khaz Modan’ın Kuzeylerini keşfettiler.İşte bu zaman içerisinde Cüceler ve İnsanlar ilk defa birbirleri ile temas haline geçmiştir.Bundan sonra Ironforge’ye ilk İnsanlar ayak basmıştır. İnsanlar ve Cüceler birbirleri ile birçok sırrı paylaştılar ve birbirlerinin savaşa olan ilgililerini keşfettiler.



Kul Tiras, Lordaeron’un güneyinde büyük bir adanın üstüne kurulu bir şehirdi.Ekonomisi balıkçılık ve Gemicilik ile sağlıyordu bu yüzden zenginleşmiş bir şehirdi.Zaman geçtikten sonra Kul Tiras dev bir Gemi Filosu kurarak dünyayı araştırmaya koyuldu ve değişik yerlerden değişik mineraller ve eşyalar getirdiler.

Zaman geçtikçe Strom’un Lordları kendi evlerini Kuzey Lordaeron’a taşıdılar.Eski Kral Thoradin’ın varisleri, Strom’un başkent olması konusunda ısrar etselerde Strom Lordları Kuzey’e aydınlanma ve yeni bir şehir kurma hayali ile yerleştiler.Dalaran’ın Kuzeyinde kurulan bu şehrin adı toprağın adını paylaşarak Lordaeron oldu.Lordaeron daha sonradan bir Kutsal Şehir halinde geldi, dinine bağlı olan çoğu insanın uğrak yeri haline geldi.



Arathi’nin varisleri, Strom’un terk edilişinden sonra Khaz Modan’ın Güney topraklarına indiler ve uzun yıllar süren bir yolculuktan sonra Azeroth olarak adlandırdıkları Kıtada Stormwind adlı Krallığı kurdular, ve sonunda dev bir İnsan Krallığı kurulmuş oldu.



Çok az savaşçı Strom’u koruma görevini üstlenmişti.Strom artık Krallığın başkenti değildi ve bundan sonra yeni bir millet oluşturmaya başladılar ve kendilerine Stromgarde dediler.Her İnsan şehri kendi içinde gelişmeye başlasa da, Arathor İmparatorluğu yavaş yavaş erimeye başlamıştı.Tüm şehirler birbirinden ayrılmaya ve Kral Thoradin’in birleşmiş insan imparatorluğu fikri sonsuza kadar yokolmuştu.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Aegwynn ve Ejderha Avı

Warcraft I’den 832 yıl önce



Kurulan yedi krallık birbiri arasında rekabete ve sürtüşmelere başlayınca Bekçiler bu olayın kaos yaratacağından korkarak izlediler.Zaman içinde birçok Bekçi gelip geçmişti, ancak bu zamanlarda tek bir kişi Trisfal’in tüm büyülü gücünü kontrol etmekteydi, kendisini gölgenin dev savaşçısı sayan Aegwynn…Aegwynn bir İnsan Kız çocuğuydu, Örgütün çok zor sınavlarından başarı ile geçmişti ve Bekçilik görevini kazanmıştı.Aegwynn hemen avcılığa başlayarak birçok yaratığı yoketmiştir, ve Trisfal Meclisine kafa tutacak ve Erkek üstünlüğüne bile karşı savaşacak bir Bekçi olmuştur.Düşüncesine göre Trisfal Meclisini kuran İnsan ve Elflerin bu soruna köküne bir son getirmesi için hiçbir şey yapmamaktadır.Bu yüzden sabırsız bir şekilde devamlı bir tartışma havasında geçen toplanılara rağmen Aeggwynn çok güçlü olduğundan olayı hep Bekçi olarak kalmıştı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Lordaeron’un Alliancesi

Warcraft 2: Karanlığın Hikayeleri




Lothar, Azeroth’un dağılmış İnsan orduları ile birlikte toplayarak, Kuzeye, Lordaeron’a doğru dev bir göç yaptılar.Horde’nin İnsanlığı istediği gibi yeneceğini bilen İnsanlar, Yedi İnsan Lideri ile birlikte birleşerek, İnsanların Alliancesini kurdular.Neredeyse 3000 yıl boyunca, Birbirinden ayrı olan bu Irk, tekrar bir bayrak altında birleşti.Alliance’nin Büyük Komutanı seçilen Lord Lothar ordularını Gelecek Horde’ye karşı hazırlamaya başladı.



Uther the Lightbringer, Admiral Daelin Proudmoore ve Turalyon’un yardımları ile Lothar diğer İnsan’a benzeyen ırkları da Alliance’nin tarafına geçirdi.Bunlar Ironforge Cüceleri ve Quel’Thalas’ın High Elfleri idi.Elf’ler gelen tehditde karşı ilgisizlerdi, ancak Lothar’ın Arathi Kanından geldiği Atalarının binlerce yıl önce yardımlarını esirgemediklerinin farkındaydılar ve bu yüzden Savaşmaya karar verdiler.



Savaş Şefi, Doomhammer tarafından yönetilen Horde, Dreanor’dan Orge’leri ve Amani Forest’den Trolleri toplaryarak Alliance’ye cevap verdi.Büyük bir Saldırı ile ilk olarak Khaz Modan ve Ironforge’ye saldıran Horde başarısız oldu.



Bu nedenle İkinci Savaşın başında, Horde dünyanın dört bir yanına adamlarını göndererek Demon Soul adlı Taşı bularak, bunu eski Ejderha Kraliçesi Alexstrasza’yı bulunduğu yerden çıkarttılar.Onun Değerli Yumurtalarını yoketmekle Tehtit eden Horde, Alexstrasza’nın Çocuklarını savaşa göndermesini istedi.Gururlu ve Onurlu Kırmızı Ejderler bu emre uymak zorunda kaldı ve Horde için savaştılar.



İkinci Savaş Khaz Modan’dan başlarak Lordaeron ve Azeroth’un her tarafında devam etti.Kuzey Savaşlarında Horde, Quel’Thalas’ın Sınırlarını yok ederek High Elf’lerin yardımlarının asla yerine ulaşamamasını sağladı.Böylece Alliance en büyük güçlerinden mahrum kalarak geri çekilmeye başladı.Bu Yardımların gelmemesine rağmen Lothar ve Ordusu Düşmanları durdurmayı başarıyordu.



Ne yazık ki, İkinci Savaşın son günlerinde Alliance’nin yenilgisi neredeyse kesinleşmişken Dünya üzerindeki en Güçlü iki Orc arasındaki bir anlaşmazlık dünyanın kaderini değiştirdi.Lordareon’un Başkentine Kuşatma yapan Doomhammer, Alliance’nin son Savaşan Ordusunu yok etmek için plan yaparken, Gul’dan ise Kuşatmadan ayrılıp yanında Tüm Horde’nin yarısını götürerek, Doomhammer’i yalnız bıraktı.Gul’dan bundan sonra Denize açıkarak kayboldu.Böylece Horde kazanabileceği en büyük şansı kaybetti.



Güç için aç olan Gul’dan, Tanrı olmak için Kil’jaeden’in ona vaad ettiği yere giderek, umutsuzca denizin dibinde Sargeras’ın Tapınağını aradı.Kendi Irkdaşlarını yalnız bırakan Gul’dan Orcların ne yaptığını bile düşünmüyordu.Arkasında Stormreaver ve Twilight’s Hammer Klanları olan Gul’dan, Sargeras’ın Tapınağını Lordaeron’un Kuzey-Batısındaki Açık Denizlerde buldu.Dev bir ayinle Aegwynn’in denize gömdüğü Tapınağı tekrar su yüzüne çıkardı.Ancak Tapınağa girdiğinde tek bulduğu Delirmiş Yaratıklar oldu.



Bu İhanetten sonra Doomhammer, Tüm Güçlerini Gul’dan’ı yok etmek için peşinden gönderdi.Bunun yanında Gul’dan ise çoktan Tapınakta parçalanmıştı.Burada Orclar arasında dev bir savaş yaşandı.Bu İhanet’in bedeli ödenmişti, ancak Horde çok yara almıştı.Bu da Alliance’ye sadece umut değil, tekrar gruplanıp saldırıya geçme şansı vermişti.



Lord Lothar, Horde’nin kendi içindeki savaşını bildiğinden Tüm Güçleri ile Doomhammer’i Güneye doğru sürdü.Burada Alliance Kaçan Horde’yi Volkanın içinde bulunan dev Blackrock Spire’de yakaladı.Lothar buradaki savaşta ölünce, Yardımcısı olan Turalyon başa geçerek, Horde’yi Swamp of Sorrows’a kadar sürdü.Bundan sonra Turalyon Dark Portal’ın içindeki büyüsel gücü yok etti ve Orc’ların Draenor’a geri dönmesinin engelledi.Orc’lar yardımsız Alliance güçlerine karşı koyamadı ve dağıldılar.



Dağılmış orclar kendilerine kamplar kurdular. Horde’un yenildiği kesin olmasına rağmen Arch Mage Khadgar,Nethergarde’nin yapımını başlattı.Amacı Dark Portal’i gözlemekti,başka saldırı olmasını istemiyordu..



Dağılmış Orc Klan’ları etrafa dağılarak güvenli yerlere saklandılar.Horde’nin asla güçlenemeyeceğinden emin olan Alliance, daha sonra Bir Zaman’lar Medivh’in yardımcısı olan Khadgar’ın emri ile Dark Portal’ın yakınlarına Nethergarde Şatosunu kurdu.Böylece Dreanor’dan gelecek saldırılara karşı bir güç oluşturulmuş oldu.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Dreanor’a Alliance Saldırısı

Warcraft 2X: Dark Portal’ın Ötesi




İkinci savaşın üzerinden yıllar geçip, Alliance Yaralarını kapattıktan sonra, Orcların Tehtidini sonsuza kadar yok etmek için agresif hareketler yaptı.Dev Esir Kamplarında kalan Orcları bizzat Paladinler ve Tecrübeli Askerler tarafından bekçilik yapılıyordu.Burada Durnholde başta olmak üzere birçok kale’de Esir Orcların bir daha bir tehtid olmaması için uğraşılıyordu.



Ancak Cehennemi andıran dünya Dreanor’da yeni bir Orc Ordusu hazırlanıyordu.Ner’zhul, eski Gul’dan’ın Lideri olan Shaman, yeni bir ordu kurarak Azeroth’a girmeye çalışıyordu.Shadowmoon Klanı tarafından yardım gören Ner’zhul Draenor’da birçok Kapı kurarak Horde’yi bambaşka dünyalara götürmek için çalışıyordu.Ancak, Ner’zhul’a Azeroth’dan çok değerli birkaç büyülü eşya gerekiyordu.Bunun için Ner’zhul tekrar Dark Portal’ı açarak Orc’ları tekrar Azeroth’a gönderdi.



Yeni Horde, Grom Hellscream ve Kilrogg Deadeye tarafından yönetiliordu ve Alliance’nin Savunmalarını şaşırtarak tekrar Alliance’ye salıdırmaya başladılar.Ner’zhul’un zeki komutası altında hemen orc’lar istedikleri eşyaları bulup Draenor’a döndü.



Lordaeron’un Kralı Terenas, Orcların yeni bir Saldırı düşündüğünü sanarak ordularını tekrar hazırlattı.Kumandan Turalyon ve Büyücü Khadgar’la birlikte Dark Portal’a giden Ordu Dreanor’a girerek Ner’zhul’un Klanları ile Hellfire Yarımadası adlı bölgede savaştı ancak Alliance ordusu Ner’zhul’un diğer dünyalara açtığı kapıları kapatamadılar.



Ner’zhul Portalları açması ile birlikte olacak korkunç şeyleri görememişti.Bu kapıların açılması ile bedel olarak Draenor’un yapısı bozuldu ve doğa ortadan kalktı.Turalyon’un ordusu Azeroth’a kaçarken, Draenor’da dev patlamalar oldu.Grom Hellscream ve Kilrogg Deadeye, Ner’zhul’un planlarının tüm ırkı yok edeceğini anlayınca, Klanlarını Azeroth’a sürdüler.



Draenor’da ise, Turalyon ve Khadgar son bir fedakarlık yaparak Kendi taraflarından Dark Portal’ı kapatmaya çalıştılar.Bu onların canına mal olsa da kendileri, Azeroth’un asla bir daha Draenor’dan gelen bir tehtidle karşılaşmaması onlar için yeterli bir neden oluşturmaktaydı.Ancak Hellscream ve Deadeye, insan ordularını bir şekilde yararak Azeroth’a ulaşmayı başardı ve Dark Portal, Dreanor tarafında patlayarak yok oldu.



Ner’zhul ve kendi Shadowmoon Klanı, yeni kurulmuş bir portaldan geçerek, Draenor’dan ayrıldılar.Volkanik Patlamalarla dolan Draenorda lavlardan denizler yükseldi, ve en sonunda dev bir patlama ile Draenor sessizliğe gömüldü.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Lich King’in Doğumu



Ner’zhul ve takipçileri Twisting Nether’e girdiler.Ancak Kil’jaeden ve onun İblisleri orada onları bekliyorlardı.Kil’jaeden, Ner’zhul’dan bu başkaldırışın intikamı olarak yaşlı şamanın vucudunu parça parça yok etti.Ancak Ruhunu tutarak onun acı içinde kıvranmasını sağladı.Ner’zhul artık dayanamayacak durumdaydı ve İblisin onu öldürmesini istedi ancak, Kil’jaeden eski Kan Antlaşmasını göstererek halen ona itaat etmek zorunda olduğunu söyledi.



Orclar Azeroth’un Özgür Irklarını yenememişti.Bu yüzden Kil’jaeden yeni bir ordu kurmak istedi.Bu ordu, Orc’lar gibi birbirlerine düşemeyecek kadar akılsız ve mantıksız olmalıydı.Bu sefer bir aptalın yüzünden tüm planları suya düşmemeliydi.Bu sefer Sargeras yenilgi kabul etmezdi.



Ner’zhul’un şerefli askerleri İblisin gücü ile donatıldılar ve bunların her birinin vucutları elinden alınarak eski bir ırk olan Lichlerin iskeletlerinde yeniden doğdular.Böylece Ölüm Ordusu oluşmuş olmuştu.Bundan sonra Ölümde bile Kil’jaeden’e hizmet edecek bir ordu vardı artık.Kendisini bir Donmuş Kaksın içine hapsedilmiş bulan Ner’zhul’un gücü binlerce kat arttı.Eski Irkın halen güçlü iskeletleri arasında İblislerin kaotik güçlerine sahip olan Ner’zhul artık yokedilemeyecek bir güç olmuştu.Bu noktadan sonra, Ner’zhul adı ile bilinen orc sonsuza kadar gitmişti.



Lich King Doğmuştu.



Zamanı geldiğinde,Kil’jaedan Lich King’i de yaratmasının nedeni olan görevi açıkladı.. Ner’zhul Azeroth’a veba yayacaktı.Böylelikle insan ırkı tamamen ortadan kalkacaktı. Vebadan ölen herkes Undead olarak tekrar dirilecek ve ruhları Ner’zhul’a bağlı kalacaktı.. Kil’jaedan başardığı takdirde Ner’zhul’a üzerindeki laneti kaldırmayı ve sağlıklı bir vücut vermeyi vaad etmişti.



Nerz’hul görevini yapmak için hazır olsa da Kil’jaedan tedbiri elinden bırakmayacaktı. Aynı zamanda Lich King’i de gözetimi altında tutmaktaydıBu noktada Kil’jaedan elit iblis gardiyanını Ner’zhul’un görevini tamamlasını sağlaması için çağırdı. Tichondrius, dreadlordların en güçlüsü; veba’nın şiddetine ve Lich King’in durdurulamaz kıyım gücüne hayran kalmıştı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Icecrown ve Frozen Throne



Kil’jaeden Ner’zhul’un buzdan kristalini Azeroth’a geri yolladı.Kristal gece göğünü yarıp Northrend’e düştü. Donmuş kristalin içinde Ner’zhul’un ruhu yatmaktaydı.



Frozen Throne’un sınırlarını aşan gücüyle Ner’zhul Northrend’deki canlılara kendini hissettirmeye başladı.. Küçük bir eforla Buz Trolleri ve Wendigoları kendi karanlığına çekti. Psijik güçleri neredeyse sınırsızdı;ve bu gücünü küçük bir ordu kurmakta kullandı. Lich King kendi güçlerinde uzmanlaşırken Dragonblight’da insan yerleşimi buldu. Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.



Ner’zhul veba yaymaya başladı. Kontrolündeki vebayı insan kasabasının üstüne saldı. Üç gün içinde herkes ölmüştü,ölen herkes zombi olarak tekrar canlanıyordu. Ner’zhul onların ruhunu kendi içinde hissedebiliyordu. Ölen insanların gücü Ner’zhul’a daha da güç vermekteydi. Zombileri kontrol etmek onun için çocuk oyuncağıydı.



Aylarca Northrend’deki tüm insanlara vebayı yaydı.. Undead ordusu geliştikçe,gerçek test’in yaklaştığını hissedebiliyordu.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Grim Batol Savaşı



Bu sırada güneyde dağılmış Horde’lar soylarını devam ettirebilmek için savaşmaktaydı.. Grom Hellscream ve Warsong klanı çatışma kazansa da,Deadeye ve Bleeding Horrow’ları Lordaeron güçleri tarafından kuşatılmıştı.



Bu sırada,Alliance tarafından bilinmeyen,büyük bir orc birliği Khaz Modan’ın kuzeyinde konuşlanmıştı.. Dragonmaw klanı,Nekros’un öncülüğündeydi.Ejder Kraliçesi,Alexstrasza’yı kontrol etmek için Demon Soul kullanıyorlardı.. Ejder Kraliçesinin desteğiyle Nekros Grim Batol’un –bazıları için lanetlenmiş- kalesi Wildhammer’da gizli bir ordu kurdu. Kızıl Ejderlerini ve ordusunu Alliance’ın üzerine yollamayı düşünen Nekros,Azeroth’u işgalinin devamını planlamaktaydı.Planları gerçekleşmedi çünkü Rhonin adlı bir büyücü önderliğindeki küçük bir direnişçi grup Demon Soul’u yok etmeyi başardı.Böylelikle Ejder Kraliçesi serbest kaldı.



Serbest kalan Alexstrasza’nın ejderhalar Grim Batol’a ve Dragonmaw klanına saldırdılar. Nekros ve klanı Alliance güçlerinin de gelmesiyle ağır bir yenilgiyle karşılaştı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Orclar’daki Bitkinlik



Aylar geçtikçe daha çok orc hapsedildi. Sayı arttıkça Alliance yeni kamplar kurmak zorunda kaldı.. Masrafları karşılayabilmek için Kral Terenas yeni bir vergiyi Alliance ülkelerine zorunlu hale getirdi. Sinirler gerginken gelen bu vergi,Alliance’ı rahatsız etti.. En karanlık zamanlarda insanlar ve müttefikleri ayrılmanın eşiğine gelmişlerdi.



Zaman geçtikçe Orcların kamptan kaçma girişimleri yada kendi aralarındaki kavgaları büyük ölçüde azalmıştı. Orclar zaman geçtikçe çok daha sakinleşiyordu. İnanması zordu ama Azeroth’daki en hırçın ırk,artık içindeki savaşma arzusunu kaybetmişti. Bu durgunluk Alliance liderlerini yüreklendiriyordu.



Kimileri bunun bir hastalık olduğunu düşünüyordu. Ama Dalaranlı Arch Mage Antonidas başka bir hipotez ortaya koydu.. Orc tarihini araştıran Antonidas,onların nesillerce iblis güçlerinin etkisi altında kaldığını öğrendi. Azeroth’a ilk saldırıdan önce de bu güçlerin etkisi altında olduklarını öne sürdü. İblislerin Orcları agresifleştirdiği açıktı.



Antonidas’ın teorisi,orclardaki bu durgunluğun hastalıktan çok iblisvari güçlerin etksinin azalmasından kaynaklandığı yönündeydi.Olay açık olmasına rağmen Antonidas bu durumu düzeltecek bir şey bulamadı. Birçok büyücü ve Alliance lideri orcları tedavi etmenin riskli olabileceği konusunda hem fikirdi.. Orcları bu durumlarıyla yalnız bıraktılar.







Trisfal’deki gücü artmaya başlayan kız, en sonunda bir yerlerde fısıldanan bir dedikoduya aldanarak Soğuk Northrend Kıtasında yaratık avına çıktı.Kuzeye yolculuk yaparak Aegwynn tüm yaratıkları dağlara kadar kovaladı.Burada bulduğu Yaratıkların çok yaşlı bir ejderhayı avladılarıydı.Dev dragon ve yanındaki dragonlar bu yaratıklarla başa çıkabilmelerine rağmen Aegwynn savaşa katılarak Yaratıkları yok etmeyi başardı.Bunlar olduktan sonra dev bir Fırtına Northrend’in üstüne çoktü ve Gökyüzünde dev bir karanlığın içinden Sargeras – Burning Legion’un Efendisi - ortaya çıktı.Aegwynn’in önünde duran Sargeras genç bekçiye yakında Trisfal Meclisinin yıkılacağını ve dünyanın yakında kontrolüne geçeceğini söyledi.



Aegwynn, kendinin bir tanrı kadar kuvvetli olduğunu sanarak Sargeras’a büyülerini gönderdi, ve garip bir şekilde Sargeras’ın dış kabuğunu yok ettiğini görünce Sargeras’ın öldüğünü zannetti ve bedenini Eski Kalimdor çağlarından kalan bir Night Elf tapınağını sular altından yükselterek Sargeras’dan geriye kalanları buraya kitledi ve tekrar tapınağı kimsenin bulamayacağını zannettiği derin sulara gömdü.Ancak Aegwynn Sargeras’ın ne planladığını asla bilemeyecekti.Sargeras taklit ölümünden sonra Aegwynn’in zayıf ruhunun içine girerek burada gizlendi.Uzun yıllar da bu bedenin içinde gizlenerek planını uygulamak için zaman kolladı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Üç Çekiç Savaşı

Warcaft I’den 230 yıl önce



Ironforge cüceleri uzun yüzyıllar boyunca barış içinde yaşadılar.Ancak daha sonra sayıları çok artınca Dev Şehirlerde yaşayamamaya başladılar.Büyük Kral, Modimus Anvilmar’dan sonra Cüceler 3 ayrı Fraksiyona ayrılmaya başladılar.



Madoran Bronzebeard tarafından yönetilen Bronzebeard Klanı, Ironforge’nin koruyucuları oldular.Khardros Wildhammer tarafındna yönetilen Wildhammer Klanı şehrin kontrolunu ele geçirmek için çalışmaya başlaılar.Dağın en altında Büyücü Thaurissan tarafından yönetilen Dark Iron Cüceleri de diğer iki ırktan kopmaya başladı.ar

Bu 3 fraksiyon ilk başlarda barış içinde yaşasalarda, halen seçilemeyen kral yüzünden Ironforge’nin yönetimini kim alacak sorusu halen kafalarda bir soru işareti oluşturmaktaydı.Bu yüzden savaşa giren 3 fraksiyon uzun süre yerin altında kanlı savaşlar yaptılar.Sonunda En güçlü ordulara sahip olan Bronzebeard Klanı Dark Iron ve Wildhammer Klanlarını dağın derinliklerinden attılar.



Khardros ve Wildhammer savaşçıları Kuzeye yolculuk ederek kendi krallıkları olan Grim Batol’u kurdular ve burada kendi hazinelerini oluşturdular.Thaurissian ve Dark Ironlar bunu yapmadılar, küçük düşmekten ve yenilmekten hiç hoşlanmayan Dark Ironlar Çok güzel bir yer olan Redridge Dağlarında yeni bir Şehir kurdular.Çok zengin oldular ve diğer klanlarla başa baş yarışmaya başladılar.Ancak daha sonra Thaurissan ve Büyücü karısı Modgud Ironforge ve Grim Bartol’a iki ordu göndererek savaş başlattılar.Dark Iron’lar Khaz Modan’ı kendi toprakları yapmak istiyordu.



Dark Iron orduları her iki şehirde savaşa başladı.Ancak Marodan’ın orduları hemen Dark Iron ordularını yenilgiye uğrattı ve Tharissian kaçmaya zorlandı.Grim Bartol’da ise Modgud’un orduları ise yeni yeni çarpışmaya başlamıştı.



Ancak Modgud çok güçlüydü çoğu savaşçıyı kendi öldürdü ve şehre kuşatmaya başlaı.Ancak Khardros’la savaşırken hayatını kaybeden Modgud yüzünden tüm savaşçılar kaçtılar ve Ironforge’nin yardımı ile karşılaştılar.Dark Iron Ordusunun hepsi orada yok edildi.



Birleşen Ironforge ve Grim Batol orduları güneye dönerek Thaurissan ve Dark Iron’ları yok etmek adına yola çıktılar.Çok uzaklaşmadan Tharurissan’ın öfkesi dev bir büyü ile açığa çıktı.Dev bir Doğaüstü varlık çağırmaya çalışan Thaurissan, zafer elde etmeye çalışıyoru, ve dünyanın altından dev bir gücü ortaya çıkardı.Ancak bu onun kıyameti olacaktı.



Elemental Lordu, Ragnaros Thaurisssan’ın çağrısı ile serbest kalmıştı ve tekrar bir bünyeye kavuşan Ragnaros Redridge Mountain’de dev bir yıkıma yok açtı.Dev Volkana dönüşen Dark Iron Şehri olan Dağ yandı, ve dağlar yükselerek Searing Gorge ve Burning Steppes alanlarını yarattı.Thaurissan bu sırada öldürüldü ve Ragnaros yeni yaratıklarını çağırarak tekrar güçlenmeye başladı.O gündur Ragnaros Dev Volkanın içinde planlar kurmakla uğraşmaktadır.



Dev patlama ve oluşumları gören Cüce kralları ordularını geri çekerek olanları görmemeyi tercih ettiler.

Bronzebeard klanı Ironforge’lerini tekrar kurdular.Wildhammer’ler ise Grom Bartol’a döndüler ancak Dev Savaşta çok zarar gören Grim Bartol’u terk etmeye karar verdiler.Çok üzülmüşlerdi, Kral onlara Ironforge’ye dönmeye ikna etmeye çalıştı ancak kabul edilmedi bu yüzden Khardros Hinterlands’e giderek Aerie Peak’da yeni bir şehir kurdu.



Hala Ironforge Cüceleri ile bağlarını koparmak istemeyen Wildhammer Clanı, İki Kıta arasında dev bir Köprü yaparak adını Thandol Span koydu.Bu ticaret dolayısı ile iki Krallıkta çok gelişti.Daha sonra Madoran ve Khardros atalarının şerefıne iki dev heykeli güney topraklarında kurdu.Bu iki Heykeli Dark Iron’lara savaşırsanız kaybedersiniz der gibi burada duruyorlar(Editörün notu:Bu Heykeller Searing Gorge’ye giden geçite yakındır.)

İki krallık birbirlerine sıkıca bağlandılar.Ancak Grim Bartol’da yaşadıklarından sonra Wildhammer’ler yer altında yaşamak yerinde yer üstünde normal bir şehir kurmayu tercih ettiler.Ironforgedekiler bunu hiç yadırgamadılar.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Son Bekçi

Warcraft I’den 45 yıl önce



Bekçi Aegwynn çok gelişti ve güçlendi.Trisfal’deki enerjileri onun yaşamını da uzattı.Aptalca Sargeras’ı öldürdüğü düşünden Aegwynn dünyayı Yaratıklardan korumaya devam etti.Bu tam 9 yüzyıl sürmüştü, ve sonunda Trisfal Bekçileri Aegwynn’in yerine başka birisinin gelmesinin vaktinin geldiğini düşündüler.Meclis Aegwynn’in Dalaran’a dönmesini emretti, böylece kendilerine yeni bir bekçi bulabileceklerdi.Ancak Aegwynn, Mecilse güvenmeyerek kendi soyundan birinin bekçi olması için düşünmeye başladı.



Aegwyn bir erkek çocuğu doğurmak ve ona tüm gücünü vermek istedi.Bunu Meclis’ten gizli yapmak için Azeroth’un Güneyinde Aegwynn mükemmel bir erkek buldu:Çok güçlü bir İnsan Büyücüsü olan Nielas Aran.Aran Azeroth’un Kralının baş danışmanıydu ve çok güçlü bir büyücüydı.Aegwyn Aran’ı baştan çıkararak bir çocuk yapmaya ikna etti.Aran bu güçlerin cocukta da olacağını biliyordu, bilmediği şey ise Aegwnn’in bir yaşa gelmeden ona Trisfal’in tüm gücünü cocukta açığa çıkacağıydı.



Zaman geçti, ve Aegwynn’in bir oğlu oldu.Adı Aegwynn tarafından Medivh koyuldu.Anlamı Gizemlerin Bekçisiydı.Aegwynn oğlunun gelecekte yeni Bekçi olacağına inaniyordu ancak gizlenen Sargeras’ın ruhu cocuğa geçmişti ve Aegwynn’den ayrılmıştı.Aegwynn’in aklına asla dünyanın en yeni bekçi adayının çoktan evrenin en kötü tanrısının etkisi altında olduğu gelmemişti.



Aegwynn cocuğunun sağlıklı olduğunu görünce Medivh’i Stormwind’de babasına bırakarak gizemli topraklarda kayıplara karıştı.Medivh gülcü bir çocuk olarak büyüdü.



Sargeras cocuk büyürken, genç cocuğun güçlerinin nasıl geliştiğini gördü.Medivh 12 yaşına geldiğinde Azeroth’da tanınan bir çocuk haline gelmişti.Çok güçlü bir büyücü olacağı kesindi.Burada en iyi iki dostu vardı: llane, Azeroth’un Prensi ve Anduin Lothar , Arathi Soyunun son varislerinden biri.Üç cocuk krallıkta çok sevilirdi.

Medivh 14 yaşına geldiğinde içindeki büyü gücü bir anda korkunç bir gelişim gösterdı ve Sargeras’ın ruhu ile çarpıştı.Uzun yıllar boyunca Medivh bir depresyon sürecine girdi, aslında gücler bir çocuğun kaldıramayacağı kadar çoktu.Daha sonra bu süreç geçtiğinde artık bir yetişkin haline geldiğini gördü ve Llane ve Anduin’in Azeroth’un yeni yöneticileri olduğunu gördü.Kendi içinde güçlerini kullanmakla ilgili çok büyük bir istek gören Medivh, Sargeras’ın ona kurduğu tuzaklardan habersiz yaşamına devam etti.



Sargeras yavaş yavaş Medivh’in kararan yüreğine bir şeyler fısıldamaya başlamaya hazırlanıyordu.Yakında İkinci Saldırı başlayacaktı ve bunu Dünyanın son Bekçisi sağlayacaktı…
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Bölüm 3: Draenor`un Kıyameti



Medivh’nin doğumundan kısa bir süre önce, Kil’jaeden the Deciever oturdu ve evrene baktı.Lanetli Demonlord Sargeras için Azeroth’a yapılacak ikinci saldırı için bir plan yapmaktaydı.Bu sefer Sargeras hata kabul etmeyecekt,.Kil’jaeden yeni bir güç aramaya başladı, böylece Azeroth’un Savunmalarını daha Legion’un kendisi Azeroth’a ayak basmadan yok edeceklerdi ve Azeroth’un kontrolü Legion’un eline çok kolay gececekti.



Bu sırada Kil’jaeden Draenor adı verilen bir gezegen gördü.Çimenlik oldukça güzel bir gezegen olan Draenor, şamanistik, klan yönetimi ile yaşayan Orcları ve barışçık Draeneileri gördü.Şerefli ve Soyul Orc klanları dünya üzerinde avlanıyor ve düzen içerisinde yaşarken, Draenei ise dev şehirler kurmaktaydı.Kil’jaeden Dreanor’un sakinlerinin Burning Legion’un yeni güçleri olabileceğini düşündü.



İki Irktan, Kil’jaeden savaşçı orkların Legion’un bozulmuşluğuna çok kolay aldanıcağını gördü.Hemen Yaşlı Orc Şamanı, Ner’zhul’a tıpkı Azshara’ya Sargeras’ın yaptığı gibi reddedemeyeceği şeyleri vaad etti.Şamanı kullanarak Orc Klanları arası savaşları başlattı, ve Orcların kana susamış savaşçılara dönmesi çok uzun sürmedi.Kil’jaeden daha sonra Ner’zhul’un ve Halkının kendilerini sonsuza kadar savaşa ve ölüme adamalarını istedi.Ancak Yaşlı Şaman, halkının durumundan hiç memnun olmayınca bir şekilde Kil’jaeden’in emrilerine karşı geldi.



Ner’zhul’un direncini kıramayan Kil’jaeden kendine başka bir orc aramaya başladı ve kendine mükemmel bir aday buldu: Ner’zhul’un hırslı öğrencisi Gul’dan.Kil’jaeden aynı şekilde vaadlerde bulundu Gul’dan’a ve buna hemen kanan Gul’dan gücün karşılığında sadık bir uşak olacağına yemin etti.Genç orc bu güçle evrenin görebileceği en güçlü Warlock’lardan biri oldu.Başka orc’lara bu güçleri anlatarak eski geleneksel şamanistik güçleri silmeye başladı.



Kil’jaeden orcların gittikçe zayıfladığını gördü ve Gölge Meclisini Gul’dan’a kurdu.Bu gizli Mecils tüm clan’lari birleştirmek ve Warlock güçlerini yaymak için çalışmaya başladı.Warlock gücü kullanan Orclar yüzünden Dreanor kendi içinde yokolmaya başladı, topraklar karardı ve çimenlikler kurudu.Zamanla Orc’ların Ev dedikleri dünya kırmızı, verimsiz topraklı bir yere dönüştü.Yaratık enerjileri yavaş yavaş dünyayı yok etmekteydi.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Horde’nin Yükselişi



Orc’lar Gul’dan’ın konrolünde gittikçe vahşi yaratıklara dönüştü.Dev Arenalar kurarak savaşçıları savaştırarak orc’ları savaşa, kana , ölüme karşı kayıtsız yaptılar.Bu arada çok az Klan Lideri, bu bozulumu fark etti.Bunların önde geleni Durotan’dı.Durotan Frostwolf Klan’ının lideri, Orcların bu bozuluma bir dur demesi gerektiğini söyledi.Ancak onu kimse dinlemedi.Hatta Çok güçlü Liderlerden Grom Hellscream bile.

Kil’jaeden Orc Klanlarının hazır olduğunu biliyordu ancak onların sonsuz itaatlarından emin olmak istediği için gizli bir şekilde Gölge Meclisin Mannoroth the Destructor’u çağırmasını sağladı.Gul’dan Liderleri toplayarak Mannorth’un kanından içmenin onları neredeyse yenilmez yapacağını söyledi.Grom Hellscream Liderliğin tarafından sadece Durotan dışında herkes bu kandan içerek Burning Legion’un kölesi oldu.

Bu lanetli kandan içen orclar çok vahşi oldular.Gul’dan tüm Clanları toplayarak tek bir Guruh yani Horde’yi kurdu.Ancak Güçlü Orc Kumandanları Grom Hellscream ve Orgrim Doomhammer yerine Gul’dan bir kukla Komutan seçerek Horde’yi yönetmesini emretti:Blackhand The Destroyer.Horde daha sonra gücünü ilk kez Draenei’ler üzerinde denedi.



Aylar içinde, Horde neredeyse tüm yaşayan Draenei’leri öldürdü.Sadece saklananların çok azı kurtulabilidi.

Bu Zaferle tatmin olaran Gul’dan, eğer savaşacak birileri olmazsa Orclar arasında bir iç savaş çıkabileceğinin farktındaydı.



Orclar kısa bir süre içerisinde Legion’un en güçlü silahı oldu.Ve Kil’jaeden Sargeras’dan saldırı için emir vermesi için beklemeye başladı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Bölüm 4: Kara Kapı ve Stormwind İşgali



Warcraft I: Orklar ve İnsanlar



Kil’jaeden Azeroth’un İşgali için Horde’yi hazırlarken, Medivh’de ruhu için Sargeras’la savaşmaya başlamıştı.Stromwind’in en güçlüsü Kral Llane, arkadaşının içinde tuttuğu büyüyen karanlığı fark etmiş ve onun için endişelenmeye başlamıştı.Llane bu endişelerini Anduin Lothar’a açtığında o bile Medivh’e ne olduğunu tam olarak açıklayamamıştı.



Azeroth’a Horde’yi sürmek için son teşvik Sargeras’ın kendisinden geldi.Sargeras Gul’dan’a sonsuz güç vaad etti.Ona Bin Yıl önce Denizlerin altında Bekçi Aegwynn’in Kendinden kalan bazı güçlü eşyaların onu Yaşayan bir Tanrı yapacağını söyledi.Gul’dan kabul etti ve Azeroth’daki düşmanlarının yenildikten sonra onu alacağını söyledi.Herşeyin planlandığından iyi gittiğini gören Sargeras, saldırıların başlatılması emrini verdi.



Medivh bu arada delirme noktasında kendini kaybetmek üzereydi.Karazghan’dan çıkan Medivh Sargeras’ın yönendirilmesi ile Azeroth’un Güneydoğusuna gittiğinde Orc Warlocklarla karşılaştı.Warlock’lar ve Medivh’in beraber çabaları ile Kara Kapı açılmış oldu.Kara kapı Azeroth ve Draenor arasınında bir geçit görevi görmekteydi ve Dev Orduların içinden geçebilmesini sağlayacak kadar da büyüktü.Gul’dan önden Öncü Keşif birlikleri göndererek Düşmanları hakkında bilgi sahibi oldu.



Durotan, halen Gul’dan’ın bozulmuşluğuna inanıyordu ve bu yüzden bir kez daha Warlock’larla konuşmaya gitti.Cesur Savaşçı Warlockların Orcların ruhlarını bozduklarını ve bu Saldırının onlar için bir kıyamet olacağını söyledi.Gul’dan böylesine popüler bir kahramanı öldürmenin çok riskli olduğunu bildiğinden onu ve Klanını Azeroth’un uzak köşelerine sürgün etti.



Frostwolfların sürgününden sonra, portaldan çok az Orc Klanı geçti.Bu orklar daha sonra Black Morass adı bataklık alanda üslerini kurdular.Orclar bu geldikleri dünyayı keşfetmeye başkayarak, heme Stormwind’in Koruyucuları ile çatışmaya girdiler.Bu Koruyucular her ne kadar Orclar için zayıf düşmanlarsa, bir o kadar çok ve zekiydiler.Llane ve Lothar asla Dünyaya ayak basan Orc sayısından tam bir rakam edinemediler ve bunun ne kadar güçlü olduğunu anlayamadılar.Kısa bir süre sonra Orclardan oluşan Horde’nin büyük bir bölümü, Azeroth topraklarına geldiler ve Gul’dan bu andan itibaren ana saldırısını İnsanlar üzerine yapmayı istedi, ve gizlice Horde, Stormwind’e dev bir saldırı düzenledi.



Azeroth’d Horde ve İnsanlar arasındaki savaşta her iki tarafta da iç sorunlar baş gösterdi.Kral Llane, Orcların yenileceğine inandığu için Stormwind’de savaşmaya devam ederken, Sir Lortan ise savaşın sadece saldırmakla kazanılabileceğini düşünüyordu.Bu yüzden Krala olan bağlılığı ile kendi içgüdüleri arasında çatışmaya başladı.Daha sonra Kendi içgüdülerine dayanarak, Lothar Medivh’ın Kule Kalesi Karazhan’a girip, Medivh’in Yardımcısının da yardımı ile Medivh’in delirmiş halini yok ettiler.Medivh’ın bedeni yok edilince, Sargeras Twisting Nether’e geri dönmek zorunda kaldı, ve Medivh’ın ruhu da dünya üzerinde serbestce yıllarca dolaştı.



Medivh yokedildikten sonra, Horde halen tüm güçleri ile Stormwind’in savunmalarını yok etmeye devam etti.Horde’nin Zaferi kesinlik kazanmaya başlayınca, Orgrim Doomhammer, Orcların arasındaki en büyük Şeflerden biri, Dreanor’dan buraya gelinmesinin ve ne kadar bozulduklarının farkına vardı.Durotan, sürgünden kaçarak onun yanına gelmiş, ve ona Gui’dan’ın planlarından bahsetmiştir, ancak bu yaptığını Gul’dan’ın katillerinin onu öldürmesi ile sonuçlanmıştır.Durotan’ın ölümü ile birlikte yanında taşıdığı tek oğlunu da kaybederek, Aedelas Blackmoore adlı bir İnsan Efendisinin altında köle olarak alınmasına yol açmıştır.



Bu zayıf Orc, bir gün Orcların gördüğü en büyük lider olacaktı.



Durotan’ın ölümü ile, Orgrim, Horde’nin Demonik Bozulmuşluğunu görerek, yandaşları ile birlikle Gul’dan’ın Kuklası Kumandan Blackhand’ı öldürdü.Orgrim’in kararlı ve iyi Liderliğinde Horde’ler Stormwind’in önlerinde şehri kuşattılar.Kral Llane, Horde’yi küçümsemesinin sonuçunu görüyordu, Krallığı yeşil derili vahşi yaratıklar tarafından ele geçirilmişti.Kaçınılmaz olarak Kral Llane, Garona adlı bir Yarı-Orc Katil tarafından suikast’e kurban gitti.



Lothar ve Savaçıları, Karazhan’dan geri dönerken, insan topraklarındaki yok oluşu gördükler ve her şeyin çok geç olduğunu anladılar.Orc Horde’si bütün insan topraklarını ele geçirmişti.Gizlenen Lothar, İnsan topraklarını geri kazanmak için yemin etti.Ve bunun için olabilecek her türlü yola başvuracaktı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Yeni Horde



Toplama kamplarından sorumlu Aedelas Blackmoore,Durnholde’daki tutsak orcları gözetliyordu.. Bir orc ilgisini çekmekteydi.Blackmoore Thrall adında genç bir köleyi yetiştirdi. Blackmoore orc’a filozofi,savaş teknikleri ve taktiklerini öğretti. Thrall bir gladyatör gibi yetişti. Bu zaman çerçevesinde kamp şefi orc’u bir silaha çevirmişti.



Güçlü,çevik Thrall büyüdükçe,esir hayatının kendisi için uygun olmadığını gördü. Büyüdükçe toplama kamplarında hiç tanışma fırsatı bulamadığı kendi halkını tanıdı. Konuşulanlara göre Orc lider Doomhammer Lordaeron’dan kaçmış ve saklanıyordu. Sadece bir casus klanı Alliance’ın gözünden uzak kalmıştı.



Thrall kararını vermişti,kaçıp kendi ırkından olanları bulacaktı. Köle olduğu dönemde Thrall toplama kamplarında bulunmuş ve ırkının bitkinliği gözlerinden kaçmamıştı. Bulmayı umduğu efsanevi savaşçıları bulamayan Thrall hayal kırıklığı içinde yenilmemiş tek Horde şefini bulmaya karar verir,Grom Hellscream.



Hellscream Alliance karşısındaki mücadelesine devam ediyordu.Fakat hiçbir zaman tutsak orcları kurtarmak için bir yol bulamadı. Hellscream’in fikirlerine hayran kalan Thrall,Horde’un savaşçı kişiliğine güçlü bir empati beslemeye başlamıştı.



Thrall kuzeye efsanevi Frostwolf klanını aramaya gitti. Thrall Gul’dan’ın ilk savaş sırasında Frostwolf’ları sürdüğünü öğrendi.. Ayrıca,Frostwolf klanının gerçek şefi Durotan’ın oğlu ve gerçek varisi olduğunu öğrendi.Durotan yirmi yıl önce vahşice katledilmişti.



Drek’Thar sayesinde Thrall halkının eski şamanistik kültürünü öğrendi.Bu kültür Gul’dan’ın baskıcı rejimi karşısında unutulmuştu. Zaman içinde,Thrall güçlü bir şaman haline geldi ve Frostwolf klanının şefi oldu.



Gezileri sonunda Thrall yaşlı savaş şefi Orgrim Doomhammer’ı buldu.Orgrim yıllardır yalnız yaşamaktaydı. Doomhammer,Thrall’ın babasının yakın dostuydu.Bu yüzden genç orc’a destek oluptutsak orcları serbest bırakmasında ona yardım etmeye karar verdi. Birçok veteran savaş şefinin desteğiyle Thrall halkını serbest bıraktı.



Ama galibiyet uğruna bazı bedeller ödenmişti.Doomhammer savaşta hayatını kaybetti.



Thrall Doomhammer’ın efsanevi savaş çekicini ve zırhını alarak Horde’ların yeni şefi oldu.Sadık dostu Grom Hellscream’den aldığı cesaretle halkının bir daha köle olmaması için çalışmaya başlar.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Örümceğin Savaşı



Thrall Lordaeron`da kardeşlerini kurtarırken, Ner`zhul güç merkezini Northrend`de kurmaya devam etti. Ner`zhul`un sayıca gitgide artan ölüm lejyonu, Icecrown Buzullarının üstüne, dev bir kale yerleştirdi. Kıta üzerinde etkisini genişletirken Lich king, gücüne karşı koyan karanlık bir imparatorlukla yüzyüze geldi. Sinsi bir insanımsı-örümcek ırk tarafından kurulan kadim Azjol-Nerub krallığı, elit savaşçılarını Icecrown`a saldırı için yolladı. Ner`zhul`u şaşırtan ise, bu karanlık Nerubluların hem salgın hastalığa hem de Ner`zhul`un telepatik güçlerine karşı bağışık olması, etkilenmemesiydi.

Nerublu spider-lordlar sayıca büyük güçleri komuta ediyorlardı ve Nerubluların neredeytse Northrend`in yarısında tüm yeraltını kaplayan tünel ağları vardı. Vurkaç taktikleri Lich King`in işini gereğinden fazla zorlaştırıyordu. Ancak en sonunda, Ner`zhul savaşı yıpratma taktiğiyle kazandı. Dreadlordların ve sayısız ölü savaşçının yardımıyla Lich King Azjol-Nerub`u istila etti ve tapınaklarını Spider-lord`ların üstüne yıktı.

Nerublular Ner`zhul`un salgınına bağışık olduğu halde, Ner`zhul`un büyüyen Necromantic güçleri Spider-lordları da aynı ölüler gibi kaldırmasına izin verdi. Bir de üstüne Ner`zhul, Nerubluların mimari anlayışını kendi bina ve yapılarına uygulamaya başladı. Sonunda krallığını önünde engelsiz yönetmeye bırakılan Lich King, dünyadaki gerçek görevi için hazırlanmaya başladı. İnsan topraklarına engin benliğiyle uzanan Lich King, kendisini dinleyecek her karanlık ruha fısıldamaya başladı..
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Kel`Thuzad ve Scourge’in Oluşumu



Tüm dünya üzerinde Lich King’in Northrend’den gelen fısıltısını duyan farklı güçlü kişilikler vardı. Bunlardan en önemlisi Dalaranın konseyinin üst yetkili bir üyesi olan Archmage Kel’Thuzad’dı. Yıllar boyu yasaklanmış büyücülük olana necromancerlığın gizli sırlarını öğrenmişti. İçi büyücülükle ilgili tüm gizli kalmış bilgileri öğrenmekle yanıyordu. Northrend’den gelen güçlü çağrıyı duyan archmage, tüm benliğini bu sesi anlamaya ve onunla iletişim kurmaya verdi. Kirin Tor2un engin büyücülük bilgilerini öğrenebilmesi için ona yeterli kaynağı sunamadığını düşünen Kel’Thuzad, yeni potansiyel bilgi kaynağı Ner’zhul’u denemeye karar verdi.



Servetini ve politik yerini bırakıp Kirin Tor’un yolunu ve Dalaran’ı sonsuza kadar terk eden Kel’Thuzad, Lich King’in güçlü sesi aklının içinde, tüm mallarını sattı ve malvarlığını sakladı. Tek başına karada, denizde binlerce mil yol katedip en sonunda Northrend’in buz tutmuş kıyılarına ulaştı. Icecrown’a ulaşmak için Archmage, Azjol-Nerub’un yıkıntıları arasından geçtiği sırada ilk kez Ner’zhul’un gerçek gücünün etkisini gördü ve onunla müttefik olursa gücünün katbekat artacağına inandı.



Aylar süren arayışı sonunda, Archmage Icecrown’a ulaştı. Lich King’in karanlık kalesine ulaştığında gardların, sanki bekleniyormuşçasına, tek bir şey söylemeden geçmesine izin vermesine şaşırdı. Kel’Thuzad sessizce Icecrown’un derinliklerine inen yolu buldu ve ruhunu Frozen Throne’un önünde, Lich King’e sundu.

Lich King ise bulduğu bu son müttefikten oldukça memnundu. Kel’Thuzad’a ölümsüzlük ve sonsuz güç vaat etti. Karanlık bilgi ve güç peşindeki Kel’Thuzad, ilk misyonunu kabul etti. Misyonu insanlığın arasına girip, Lich King’i tanrı olarak kabul eden bir din yaymaktı.



Lich King, Archmage’e misyonunda yardım etmek için insanlığını onda bıraktı. Yaşlanmış ama halen karizmatik olan Archmage, ilüzyon ve ikna yeteneklerini kullanarak Lordaeron’luları Lich King’e çekti.

Kel’Thuzad Lordaeron’a üzüntüyle geri döndü. Sonraki üç yılda, servetini ve zekasını kendi fikirlerini benimsettiği insanları bir araya getirip toplamak için kullandı. Kardeşlik, The cult of the Damned (Lanetlilerin birliği), yandaşlarına Ner’zhul’a hizmetleri ve sadıklıkları karşısında Azeroth’da ölümsüz hayat vaat etti. Aylar geçtikçe, Kel’Thuzad Lordaeron’un yorgun ve dertlerine çare arayan halkı arasından kendine birçok gönüllü buldu. Görevi düşündüğünden de basit olmuştu: Kutsal Işığa inananların inançlarını Ner’zhul’un kara gölgesine çekmek. Cult of the Damned, sayıca büyürken ve Lordaeron’daki etkisi artarken, Kel’Thuzad, örgütün çalışmalarının Lordaeron otoritelerinden gizli kalmasını sağlıyordu.



Kel’thuzad Lordaeron’da başarılı oldukça,Lich King de son hazırlıklarını yapmaya başlamıştı. Veba salgınının enerjisini Veba-Kazanlarına koyan Ner’zhul,Kel’Thuzad’a kazanları Lordaeron’a götürmesi için emir verdi. Tapınanlar tarafından korunan kazanlar vebayı yaymakta ana görevi üstleniyordu.



Lich King’in planı mükemmel işledi. Lordaeron’un kuzeyindeki köylerin hemen hemen hepsi anında düştü. Aynen Northrend’de olduğu gibi ölen insanlar Lich King’in kölesi olarak yeniden dirildi.Veba yayıldıkça daha çok zombi dirildi,ordu git gide büyüdü.. Kel’thuzad Lich King’in bu büyük ordusuna Scourge adını verdi, kısa sürede Lordaeron’un kapıları savaş nidalarıyla yankılanıyor olacaktı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Alliance’ın Parçalanaşı



Topraklarında yayılan vebanın farkında olmayan Alliance halklarının liderleri, toprak paylaşımları üzerine ve politik açıdan birbirlerine olan etkilerini azaltmak üzerine tartışıp duruyorlardı. Lordaeron Kralı Terenas, halkların en karanlık dönemlerinde kurulmuş olan kırılgan birliğin fazla dayanamayacağına inanmaya başladı. Terenas, zamanında Alliance liderlerini, Stormwind krallığının, orcların Azeroth`u işgali sırasında yıkıma uğrayan güney kesiminin yeniden inşa edilmesi için para ve işçi yardımında buşunmaya ikna etmişti. Bunun yol açtığı yüksek vergiler, zaten yönetimi çok zor olan, orcların göz hapsinde tutuldukları kampların giderleriyle beraber, birçok lideri - özellikle Gilneaslı Genn Greymane - krallıklarının Alliance`tan ayrılmasının kendilerinin lehine olduğuna inanmaya zorladı.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Silvermoonlu High Elfler, ikinci savaş sırasında ormanlarının yanmasının nedeni olarak insanların yetersiz liderliklerini ortaya koyup, Alliance`a olan bağlılıklarını kabaca feshettiler. Terenas sinirini komtrol altına alarak Elflere, yüzlerce gönüllü insan savaşa katılmasaydı Quel`Thalas`tan geriye birşey kalmamış olacağını hatırlattı. Elfler ise, inatla kendi yollarına gitmeye karar verdiler. Elflerin ayrılığıyla beraber, Gilneas ve Stromgarde de bağlılıklarını açıkça feshettiler. Alliance`ın dağılıyor olmasına rağmen, Kral Terenas`n hala güvenebileceği müttefikleri vardı. Kul tiras`lı Admiral Proudmoore ve Azeroth`un genç kralı, Varian Wrynn, Alliance`a bağlı kaldı. Yine Archmage Antonidas`ın önderliğinde Kirin Tor`lu büyücüler, Dalaran`ın Terenas`a bağlılığına destek verdiler. Belki de bu desteklerden en önemlisi, Ironforgelu cücelerin, sonsuza dek Alliance`a bir onur borcu olduğunu söyleyen kudrettli kral Magni Bronzebeard`ın yeminiydi..
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Bölüm V: Lordaeron`un Laneti...



Aylar süren hazırlıklardan sonra Kel’Thuzad ve onun lanetli tapınanları Lordaeron üzerine gönderdikleri veba ile ilk hamlelerini yapmış oldular.Uther ve onu izleyen şövalyeler veba’dan etkilenmiş bölgeleri incelediler.Bir çözüm bulmayı umuyorlardı.Tüm çabalarına rağmen veba hızla yayılmaya devam ediyordu,bu da birliği bozma tehdidi taşımaktaydı.Undead orduları Lordaeron’u silip süpürürken,Teranas’ın tek oğlu Prens Arthas bu felakete karşı savaşmaya başlamıştı.Arthas Kel’Thuzad’ı öldürmeyi başardı ama buna rağmen Undead orduları toprağını savunan her askerin düşüşüyle daha da büyüyordu.Arthas,durdurulması neredeyse imkansız gibi görünen ordu’yu fethetmek için çok önemli adımlar attı.Sonunda Arthas’ın generalleri onu insanlığını kaybetmeye başladığı konusunda uyarmaktaydı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



5.Bölüm : Burning Legion’un Dönüşü

Lordaeron’un Felaketi


“Warcraft3:Reign of Chaos”





Arthas’ın korkusu ve azmi bunun nihai yıkım olacağını gösterir gibiydi.Tehlikesini sonsuza kadar ortadan kaldırmak için veba’nın kaynağını Northrend’e kadar takip etti.Fakat Prens Arthas,Lich King’in olağanüstü gücüne yenik düştü.Halkını kurtaracağına inanarak,lanetli kılıç Frostmourne’u aldı.Kılıç ona büyük bir güç vermesine rağmen aynı zamanda ruhunu da ondan alıp Arthas’ı Lich King’in en güçlü süvarisi yaptı.Ruhu hapsedilmiş,akli dengesi tahrip edilmiş bir şekilde,Arthas kendi halkı karşısında savaşmaya başladı.Sonunda Arthas kendi babası Kral Terenas’ı öldürdü ve Lordaeron Lich King’in ayakları altında ezildi.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Sunwell – Quel’Thalas’ın Düşüşü



Arthas,düşmanı olarak gördüğü herkesi yenmesine rağmen hala Kel’Thuzad’ın hayaleti tarafından rahatsız edilmekteydi.Hayalet Arthas’a Lich King’in bir sonraki planı için kendisini canlandırması gerektiğini söyler.Onu canlandırmak için;Arthas’ın Kel’Thuzad’ın kalıntılarını mistik Sunwell’e götürmesi gerekmektedir.Sunwell,high elflerin ebedi krallığı Quel’Thalas’ta gizliydi.



Arthas ve ordusu Quel’Thalas’a saldırdı.Elflerin kolayca geçilebilen defansı kuşatmaya alınmıştı.Sylvanas Windrunner,Silvermoon Generali,cesurca savaştı,fakat Arthas High Elf ordusunu yoketti ve Sunwell’in içlerine girmeyi başardı.Ezici üstünlüğüne ek olarak,Sylvanas’ın yenilmiş vücudunu kendisine hizmet etmesi için ruhu ele geçirilmiş bir şekilde yeniden canlandırdı.



Sonunda Arthas Kel’Thuzad’ın kalıntılarını Sunwell’deki kutsal sulara batırdı.Edebiyetin kudretli suları bu hareketle kirlendi ve Kel’Thuzad lich olarak geri döndü.Çok daha güçlü bir varlık olarak canlandırıldıktan sonra Kel’Thuzad Lich King’in bir sonraki planını açıkladı.Bu zaman diliminde Arthas ve ordusu güneye yöneldi,Quel’Thalas’ta bir tane yaşayan elf bırakılmadı.Elflerin 9000 seneden daha uzun süredir evi olan bu görkemli yer artık yoktu…
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt