2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Archimonde’un Dönüşü ve Kalimdor’a Uçuş



Kel’Thuzad tekrar döndükten sonra Arthas ve ordusu güneye,Dalaran’a yöneldiler.Orada Lich Medivh’in güçlü büyü kitabını elde edebilir,böylece Archimonde’u tekrar dünyaya döndürebilirdi.Bu noktadan sonra Archimonde Lejyon’un son saldırısını gerçekleştirebilirdi.Kirin Tor’un büyücüleri bile Arthas’ın kitabı ele geçirmesine engel olamadı,ve kısa sürede Kel’Thuzad büyüyü gerçekleştirmek için her şeye sahip olmuştu.10.000 yıl aradan sonra güçlü iblis Archimonde ve ordusu tekrar Azeroth’da ortaya çıkmıştı.Dalaran’dan sonra Kil’jaeden’in emriyle Archimonde ve takipçileri Undead ordusunu izleyerek Kalimdor’a gitti.Amaçları Dünya Ağacı Nordrassil’i yoketmekti.



Tüm bu kaos’un ortasında gizemli bir öncü ölümlü tüm ırklara yol göstermek için ortaya çıktı.Bu öncü Medivh’den başkası değildi.Son gardiyan geçmişteki günahlarının bedelini ödemek için geri dönmüştü.Medivh,Horde ve Alliance’a karşı karşıya oldukları tehlikeleri haber verip onları birleşmeye çağırdı.Nesillerdir gelen nefretle Orklar ve İnsanlar birleşmeyi reddettiler.Medivh iki ırkla da teker teker ilgilenmek zorunda kaldı.Kehanet ve hilelerle onları efsanevi Kalimdor’a geçirdi.Orklar ve İnsanlar Kaldorei’nin uzun süre gizli kalmış topraklarında karşılaştılar.Thrall’ın önderliğindeki Orklar Kalimdor’daki Barrens’de bazı zorluklarla karşılaştılar.Cairne Bloodhoof ve onun güçlü Tauren savaşçılarıyla dost olmalarına rağmen birçok Ork yıllardır onları zehirleyen şeytani hastalığa karşı koyamadı.Thrall’ın en önemli yardımcısı Grom Hellscream bile bu hastalığa yenilerek Horde’a ihanet etti.Hellscream ve sadık Warsong savaşçıları Ashenvale ormanlarına sinsice girdiklerinde,Night Elf Sentinelleriyle çarpıştılar.Orklar savaşçı kişiliklerine tekrar büründüklerinde Cenarius onları geri yollamak için döndü.Hellscream ve orkları nefret ve kızgınlıklarıyla Cenarius’u öldürmeyi başardı.Daha sonra Grom Hellscream onurunu Thrall’ın Mannaroth’u yenmesine yardım ederek kazandı.Mannaroth orkları lanetleyen iblis lorduydu.Onun ölümüyle orkların kan laneti sona ermiş oldu.



Medivh,insanlar ve orkları birleştirmek için çaba sarfederken;Night Elfler de kendi gizli yöntemleriyle Lejyonla savaşmaktaydı.Tyrande Whisperwind,Night Elf Sentinellerinin ölümsüz şifacısı;iblisleri ve undeadleri Ashenvale’den uzak tutmak savaştı.Daha sonra yardıma ihtiyacı olduğunu anladı ve Night Elf Druidlerini bin yıllık uykularından uyandırdı.Ölümsüz aşkı Malfurion Stormrage’i de yanına alan Tyrande defansını güçlendirmeyi başarıp Lejyon’u geri sürdü.Malfurion’un yardımıyla doğa Lejyon’u ve Undead ordusunu yenmeyi başardı.



Uyandırılmayı bekleyen daha fazla Druid ararken,Malfurion kardeşi Ilidan’ı tutsak ettiği hapishaneyi buldu.Ilidan’ın kendilerine Lejyon karşısında yardım edeceğini düşünen Tyrande onu serbest bıraktı.Ilidan onlara belli bir süre yardım etti fakat zamanla kendi istekleri ön plana çıkmaya başlamıştı.Night Elfler “Burning Legion”la büyük bir kararlılıkla savaştılar.Lejyon hiçbir zaman “Well of Eternity” yi,Dünya Ağacı’nın güç kaynağını ele geçirme arzusundan vazgeçmedi.Eğer planları gerçekleşecek olsaydı,iblisler dünyayı parçalara ayırabilecekti.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Hyjal Dağı Savaşı



Medivh’in önderliğinde Thrall ve Jaina Proudmoore- Kalimdor’daki insanların lideri- farklılıkları bir yana bırakmanın doğru olacağını gördüler.Tyrande ve Malfurion liderliğindeki Night Elfler de Dünya Ağacı’nı korumak için birleşmek gerektiğini kabul ettiler.Azeroth’un ırkları Dünya Ağacı’nın güçlerininden yararlanmaya başlamışlardı.Son savaş Kalimdor’u köklerine kadar titretti.Well of Eternity’den güç alamayan Burning Legion güçlü ölümlü orduları karşısında parçalandı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Hain’in Yükselişi

Warcarft 3X:The Frozen Throne



Lejyon’un Ashenvale’e saldırısı sırasında Ilidan onbin yıldır zindandan çıkarılmıştı.Başta savaşmasına rağmen daha sonra ihanet etti.”Skull of Gul’dan” isimli güçlü Warlock tılsımını kullandı.Bunu yaparak iblisvari özellikler ve inanılmaz bir güç kazandı.Gul’dan’ın bazı eski anılarını da öğrenmiş oldu – özellikle Sargeras’ın mezarındakileri.



Güç tutkusuyla yanıp tutuşan Ilidan kendi yerini bulup planlarını yapmak için çalışmaya başladı.Fakar planları Kil’jaedan tarafından bozuldu.Kil’jaedan,Ilidan’a geri çeviremeyeceği bir teklif yaptı.Kil’jaedan Hyjal dağı savaşında Archimonde’un yenilgisine kızgındı;ama çok daha büyük endişeleri vardı.Kendi yarattığı Lich King’in kontrol edilemeyecek kadar güçlendiğini düşünen iblis lordu Ilidan’a Ner’zhul’u öldürmesi ve Undead ordusunu yok etmesini emretti.Karşılığında Ilidan’a doğaüstü bir güç ve kendisi için Burning Legion lordlarının kalıntılarının da ardında bir yer teklif etti.



Ilidan bu teklifi kabul etti ve Frozen Throne’u yok etmek için çalışmalarına başladı.Frozen Throne Lich King’in ruhunun bulunduğu buzdan kristaldi.Ilidan Frozen Throne’u yok etmek için çok güçlü bir tılsıma ihtiyacı olduğunu biliyordu.Gul’dan’ın anılarından bildikleri doğrultusunda Sergeras’ın mezarını aramaya ve Dark Titanlarının kalıntılarını bulmaya karar verdi.Ilidan kendisine yardım etmeleri için denizin dibindeki karanlık mağaralarından Nagaları çağırdı.Naga Lady’si Vashj’ın yardımıyla Ilidan Dağılmış Adaları buldu,burası Sargeras’ın mezarının bulunduğu yerdi.



Ilidan burada Warden Maiev Shadowsong ile karşılaştı.Maiev Ilidan’ı yakalamak arzusuyla yanıp tutuşuyordu fakat Ilidan onu yenmeyi başardı.Sonunda “Sargeras’un Gözü”’adlı tılsımı almayı başarmıştı.Kontrolündeki bu tılsımla Ilidan büyücü şehri Dalaran’a yöneldi.Şehirden aldığı güçle tılsımı Lich King’in Nortrend’deki buzdan şatosuna karşı kullandı.Ilidan’ın atağı Lich King’in defansını kırmayı başardı.Ilidan’ın yok edici saldırısı son anda Maiev’i iyileştirmeye gelen Malfurion ve Tyrande tarafından engellendi.



Başarısızlığının Kil’jaedan tarafından olumlu karşılanmayacağını bilen Ilidan Outlands adlı bölgeye sığındı.Burası Draenor yani orkları anavatanından arta kalan son yerdi.Burada intikam planlarına başladı.Ilidan’ı durdurmayı başardıktan sonra Malfurion ve Tyrande Ashenvale ormanlarına geri döndü.Fakar Maiev bu kadar kolay vazgeçmeyecekti.Ilidan’ı Outlands’e kadar takip etmeyi başardı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Blood Elflerin Yükselişi



Bu sırada Undead ordusu Lordaeron ve Quel’thalas’ı zehirli Plaguelands’e çevirdi.Sadece bir kaç direnişçi grup kalmıştı.High Elflerin bulunduğu,Sunstrider hanedanlığının son üyesi Prens Kael’thas tarafından yönetilen bir grup bulunmaktaydı.Ana vatanlarını kaybeden high elfler hayatını kaybeden insanları için kendilerine Blood Elfleri demeye başlamışlardı.Undead ordusunu uzak tutmaya çalışırken,güç aldıkları Sunwell ile bağlarının koparılmasından çok çekmekteydiler.Bu sorunun üstesinden gelmeye çalışan Kael beklenmeyeni yaptı.Ilidan ve nagalarıyla birleşen Blood Elflerin amacı beslenebilecekleri yeni bir büyü kaynağı bulmaktı.Diğer kumandanlar ise Blood Elfleri hain olarak gösterdi ve onları ortadan kaldırmanın en doğrusu olacağına karar verdi.



Gidecek yeri olmayan Kael ve Blood Elfler Outland’e kadar Lady Vashj’ı takip ettiler.Burada Ilidan’ı Maiev’den kurtarmaları gerekmekteydi.Düzenli Naga ve Blood Elfler Maiev’i yenip Ilidan’ı serbest bırakmayı başardılar.Outland’de Ilidan Lich King ve onun şatosu Icecrown’a ikinci darbeyi indirmek için hazırlıklara başlamıştı.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Plaguelands’de İç Savaş



Ner’zhul,Lich King,zamanının kısa olduğunu biliyordu.Kil’jaedan’ın güçlerini kendisini öldürmek için göndereceğini düşündü.Ilidan’ın büyüsü Frozen Throne’a büyük hasar vermişti ve Lich King’in gücünün gün geçtikçe azalmasına neden oluyordu.Kendisini kurtarması için sadık hizmetkarı Arthas’ı yanına çağırdı.Arthas,gücü Lich King gibi gün geçtikçe azalmasına rağmen Lordaeron’daki iç savaşa katıldı.Banshee Slyvanas Windrunner undeadlerin içinde isyana neden olmuştu.Daha sonra Arthas Lich King tarafından çağrıldı.Komutayı da Kel’Thuzad’a vermek zorunda kaldı.Savaş ise Plaguelands’in her bir yanına yayılmaktaydı.



Sylvanas ve Forsaken grubu Lordaeron’u ele geçirmeyi başardı.Şehri kendi imkanları için geliştiren Forsaken Scourge ve Kel’Thuzad’ı o diyarlardan uzaklaştırmayı başardı.



Güçsüz,ama efendisini kurtarmak isteyen Arthas ise bu sırada Nortrend’e varmıştı.Fakat orada kendisini Naga ve Blood Elflerin beklediğini gördü.Kendisi ve müttefikleri Icecrown’a ulaşıp Frozen Throne’u korumak için büyük çaba sarfettiler.
 
Özetle Baştan Sona Warcraft Tarihi (Alıntıdır)



Lich King’in Zaferi



Güçsüz olmasına rağmen Arthas,Ilidan’ı alt edip Frozen Throne’a ilk ulaşan oldu.Kılıcı Frostmourne’u kullanarak Lich King’in tahtını kıran Arthas,Lich King’in miğferi ve zırhını elde etti.Arthas gücü tarif edilemez miğfer’i başına geçirdi ve yeni Lich King oldu.Artık Ner’zhul ve Arthas’ın ruhları tek bir bedende birleşmişti,tıpkı Ner’zhul en başından beri planladığı gibi.Ilidan ve güçleri ise Outland’e yenilginin verdiği hüzün ve utanç ile geri dönmek zorunda kaldı.Arthas dünya üzerindeki en güçlü varlıklardan biri olmuştu.



Şuan Arthas,yeni ve ölümsüz Lich King,Nortrend’de Icecrown’u yeniden yapılandırmakta.Güvenilir kumandanı Kel’Thuzad ise Plaguelands’deki Scourge’a kumanda etmekte.Slyvanas ve Forsakenları ise sadece Trisfal Glades isimli küçük bölgeye sahip.
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Sanırım bitti . Ne özet ama . :)

Her FRP severin mutlaka elinden geçmiş olması gereken Warcraft serisi kitaplarındandı alıntıladıklarım . .



FOR THE HORDE !

3002pg1236219479.png



Avrupa Ligi Grup Kuralarını izlemeye gidiyorum. Kısa bir mola . :rolleyes:
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Şuan mesaj yazmak imkansız kasardım ama . . :sopa:
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Durmadan Database Error veriyor site . . :sopa:
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Değerli üyelerimiz son zamanlarda yaşamış olduğumuz kesintileri ve sorunları çözmek için 5 günlük bir çalışma yapılacaktır.



Bu çalışma esnasında forumda kesintiler olabilir. 5 gün sonunda kesintisiz ve sorunsuz olarak karşınızda olacağız.



Saygılarımızla



GSCimbom



:eek:
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Rakibimizi Tanıyalım: Panathinaikos

B_4622_Panathinaikos_B.jpg




Yunanistan temsilcisi Panathinaikos, başkent Atina'nın takımı ve 1908 yılında kurulmuş.



2009-2010 sezonu Avrupa mücadelesine Şampiyonlar Ligi maçlarıyla başlayan yeşil beyazlı Yunanistan temsilcisinin ilk rakibi Çek Cumhuriyeti temsilci Sparta Prag oldu. İlk maçta deplasmanda rakibine 3-1 gibi net bir skorla mağlıp olan Panathinaikos, ikinci karşılaşmada seyircisi önünde 3-0'lık galibiyete ulaşarak tur atlamayı başardı. Play-off turunda ise İspanya'nın Atletico Madrid takımıyla eşleşen Yunanistan temsilcisi ilk maçı kendi evinde oynadı. Kendi evinde rakibine 3-2 mağlup olan Panathinaikos deplasmanda ise 2-0'lık bir yenilgi alarak Şampiyonlar Ligi'nden elendi.



2009-2010 Panathinaikos

Kale

1 Mario Galinovic

27 Orestis Karnezis

30 Alexandros Tzorvas



Defans

2 Bryce Moon

3 Jose Sarriegi

6 Christos Melissis

8 Cedric Kante

18 Mattias Bjarsmyr

19 Gabriel

21 Filippos Darlas

24 Loukas Vintra

31 Nikos Spiropoulos



Orta Saha

4 Marcelo Mattos

7 Sotiris Ninis

11 Sebastian Leto

15 Gilberto

23 Simao

26 Giorgos Karagounis

29 Kostas Katsouranis



Forvet

5 Ante Rukavina

9 Djibril Cisse

14 Dimitris Salpingdis

17 Lazaros Hristodoulopoulos

28 Antonis Petropoulos
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Dinamo Bükreş'i Tanıyalım

B_4624_Dinamo_Bucuresti_B.jpg




Galatasaray’ın UEFA Avrupa Ligi’deki rakiplerinden Dinamo Bükreş Romanya’nın en köklü ekiplerinden.

Dinamo Bükreş, şu anda 4. haftası geride kalan Romanya Ligi’nde 2 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi ile 7 puanla 3. sırada bulunuyor.

UEFA Avrupa Ligi’ne Play – Off turundan katılan Dinamo Bükreş, Çek Cumhuriyeti’nden Slovan Liberec ile eşleşmişti. Bu eşleşmede, sahasında oynadığı ilk maçta 2 – 0 gerideyken çıkan olaylar nedeni ile müsabaka yarım kalmış ve Bükreş ekibi hükmen 3 – 0 yenik sayılmıştı. Deplasmandaki mücadeleyi 3 – 0 kazanan Dinamo Bükreş penaltı atışları sonucunda 9 – 8’lik sonuçla gruplara kalmaya hak kazandı.

Maçlarını Bükreş’teki Dinamo Stadyumunda oynayan Dinamo Bükreş’i Mircea Rednic çalıştırıyor.

Bükreş ekibi bu güne kadar Avrupa Kupaları’nda 160 kere mücadele etti. Bu müsabakaların 63’ünü kazanan Dinamo Bükreş, 26 beraberlik 71 de yenilgi aldı.



Kaleciler

12 Emilian Dolha

23 Florin Matache

36 George Curcă



Defans

2 Zie Diabete

3 Cristian Pulhac

4 Cosmin Moţi

14 Francisco Molinero

18 Lucian Goian

21 Dragoş Grigore

25 Manuel Scarlatache

30 Gabriel Tamaş



Orta Saha

5 Djakaridja Koné

6 Laurenţiu Rus

8 Gabriel Boştină

20 Adrian Cristea

27 Zé Kalanga

29 Ousmane Ndoye



Forvet

7 Ianis Zicu

9 Marius Niculae

10 Ionel Dănciulescu

17 Andrei Cristea

22 Gabriel Torje

55 Liviu Ganea

99 Claudiu Niculescu
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



İşte Sturm Graz'ın kadrosu renkdaşlar . .



602px-100_Jahre_SK_Sturm_Graz.svg.png




Goalkeepers

No. Name

1 Christian Gratzei

22 Andreas Lukse

25 Uwe Kropfhofer



Defenders

No. Name

2 Fabian Lamotte

4 Mario Sonnleitner

5 Ferdinand Feldhofer

15 Luca Tauschmann

17 Martin Ehrenreich

18 Ilia Kandelaki

20 Mark Prettenthaler

23 Gordon Schildenfeld



Midfielders

No. Name

6 Manuel Weber

7 Peter Hlinka

9 Haris Bukva

10 Samir Muratović

13 Jakob Jantscher

21 Dean Maric

27 Christian Klem

28 Daniel Beichler

29 Sandro Foda



Forwards

No. Name

8 Andreas Hölzl

11 Mario Haas

12 Dominic Hassler

19 Mario Kienzl

26 Marvin Weinberger
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Galatasaray'da Atletizm

B_70_2611.jpg




Türk sporunun öncüsü olan Galatasaray elbetteki "sporların anası" olarak bilinen atletizmde de bu önderliğini göstermiştir.



Atletizm'de bugün bile adları unutulmamış pek çok sporcu Galatasaray'dan yetişmiştir. İlk Müslüman Türk atleti sayılan İbrahim Celal (Şehit Celal) ve Silifkeli Şükrü Halil Dölek ile başlayan Türk Atletizminin ilk önemli sporcuları hep Galatasaraylılardır.



Bunlar arasında Adil Giray, Şekip Engineri, Vildan Aşir Savaşır, Ömer Besim Koşalay, Vedat Abut, Semih Türkdoğan, Mehmet Ali Aybar, Suat Hayri Ürgüplü yer alıyordu.



Galatasaraylı atletlerin arasından Ürgüplü'nün kişiliğinde bir başbakanın çıkmış olması da Sarı Kırmızılı camia için bir başka iftihar vesilesi oldu.



Daha sonraki dönemlerde Naili Moran, Rıza Maksut İşman, Faik Önem, Cezmi Or, Cahit Önel ve yakın dönemde Ahmet Karadağ, Temel Erbek, Turhan Kahraman, Şükrü Çaprazlı ve Murat Akman tam 18 yıl üst üste Galatasaray'a şampiyonluk getiren sporcular oldular.



Cezmi Or ve Ömer Besim Koşalay gibi atletler Türk Spor tarihine adlarını yazdırırken, adlarına düzenlenen yarışmalar günümüze kadar ulaştı.



Atletizm'le ilgili ilginç bir nokta da; Ömer Besim Koşalay, Jerfi Fıratlı gibi hem futbol oynayan, hem de atletizm yapan sporcuların varlığıdır.



Sarı Kırmızılı Kulüp, "Sporların anası" sayılan bu daldaki çalışmalarını kesintisiz sürdürmektedir.



ATLETİZM ŞUBESİ BAŞARILARI



İstanbul Şampiyonası ( 31 )



1924, 1925, 1926, 1927, 1931, 1933, 1941, 1942, 1945, 1951, 1963, 1965, 1966, 1967, 1968, 1969, 1970, 1971, 1972, 1973, 1974, 1975, 1976, 1977, 1978, 1979, 1980, 1981, 1982, 1983, 1986



Türkiye Şampiyonası ( 27 )



1924, 1927, 1932, 1933, 1951, 1966, 1967, 1968, 1969, 1970, 1971, 1972, 1973, 1974, 1975, 1976, 1977, 1978, 1979, 1980, 1981, 1982, 1983, 1986, 1987, 1988, 1989



Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası;



1995 - Belçika, Gençler Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası - Dördüncü

1996 - İstanbul, Gençler Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası - İkinci

1997 - Hırvatistan, Gençler Avrupa Kulüpler Kupası - Dördüncü
 
Gazi büstü



ataturkbustu.jpg




"GAZİ KUPASINI GALATASARAY KAZANDI"



Yukarıdaki başlık 1 Eylül 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ne ait. 1 Ocak 1929 tarihinde gazeteler Latin harfleriyle basılacağından, halkı alıştırmak için, bu tarihten itibaren yazıların kenarına köşesine Latin harfleriyle de haberler koyuyorlar.



Bilmeyenler için, Latince başlığın altındaki Osmanlıca’yı da hemen bugünkü dile çevirelim.



"Dünkü maç Fenerbahçe’nin mağlubiyeti ile neticelendi. Netice şudur: Galatasaray dört, FENER SIFIR!.."



Doğaldır ki bu iki güzide kulübün maçlarında bir tarafın galibiyetiyle biten birçok 4-0’lık maçlar vardır. Ama bu 4-0 Galatasaray için çok ayrı bir anlama sahiptir. Onu da hikaye edelim.



Yıl 1928. Aylardan Ağustos. Cumhuriyet hükümeti tarafından dünyaca ünlü İtalyan heykeltraşı Pietro Canonica’ya yapımı ısmarlanan Cumhuriyet Abidesi’nin açılışı yapılacaktır. Zaten o günlerde Canonica da İstanbul’dadır ve abide üzerinde son düzeltmeleri yapmaktadır. Abide’nin çevre düzeni ise, İtalyan mimar Guillio Mongeri tarafından yapılmıştır.





Gazeteler günler öncesinden maç ile ilgili haberleri vermeye başlamışlardır. 5 Ağustos 1928, Pazar gününün Cumhuriyet Gazetesi’nden izleyelim: "Galatasaray-Fenerbahçe kulüplerimizin Tayyare Cemiyeti tarafından konulan Gazi Büstü için icra edecekleri maçın günü dün kat’i suretde kararlaştırılmışdır. Bu Cuma günü (10 Ağustos) Taksim Stadyumu’nda her iki kulübün üç takımı birden karşılaşacaklardır. Evvela dördüncü, yani en küçükler otuzbeşer dakikalık iki devreli bir maç yapacaklar, sonra üçüncü takımlar kırkbeşer dakikalık bir müsabaka icra edecekler ve nihayet saat beşde de birinci takımlar karşılaşacaklardır. (...) Birinci takımların müsabakası o gün berabere neticelendiği takdirde, onbeş gün sonra ikinci bir maç icra edilecek ve bu maç icab ederse yarım saat temdid olunacaktır.



Tayyare Cemiyeti müsabakanın geçen sene vaki olduğu üzere, kulüpcülük hissiyle hareket eden bazı zabıta memurlarının billüzum müdahelesi yüzünden akim (neticesiz) kalması gibi hadiselere meydan vermemek için her türlü tedbiri ittihaz edecek, seyircilerin parmaklıklardan dışarı çıkmasına katiyyen müsamaha ve müsaade etmeyecektir ".





8 Ağustos 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Tertib Heyeti’nin bildirisi var:



"Maç Heyeti Tertibiyesinden.



Tayyare Cemiyeti Menfaatine.



10 Ağustos 1928’de Galatasaray-Fenerbahçe kulüplerinin birinci, üçüncü ve dördüncü takımları arasında icra olunacak müsabakaların her üçüne ait olmak üzere bilet fiyatları berveçh-i zir (aşağıdaki gibi) tesbit edilmiştir.



1- Numrolu balkon mevkileri: 10-5 ve 3 lira



2- Tiribün: 2 lira



3- Duhuliye: 1 lira



4- Tirübün ve duhuliye biletleri, hüviyet varakalı kulüp azasile, zabitan ve mektep talebesi için nısıfdır (yarı yarıyadır)."





9 Ağustos 1928 Perşembe gününün Cumhuriyet Gazetesi’nden devam ediyoruz: Taksim Abidesi’nin açılış haberleri var. Atatürk o günlerde İstanbul’da olduğu halde, açılışta yok. Açılışı Meclis Başkanı Kazım Özalp Paşa yapmış. Gazetenin dördüncü sahifesinde Tertib Heyeti’nin bildirisi var:





1- 10 Ağustos Cuma günü Taksim Stadyumu’nda Tayyare Cemiyeti menfaatına icrası mukarrer (yapılması kararlaştırılmış) futbol müsabakalarından birinci takımların hakemliğine (fierafeddin), üçüncü takımlara (Fuad), dördüncü takımlara (Basri) beyler intihab olunmuşlardır.



2- Yan hakemlerini bu zevat kendileri intihab edeceklerdir.



3- Dördüncü takımlar saat ondörtde, üçüncü takımlar 15,15 de ve büyük maç da saat 17 de başlayacaktır.



4- Hakemlere ve oyunculara karşı leh ve aleyhde bağırmak ve gürültü etmek, oyunu işgal ve halkın istirahatını ihlal edeceğinden bu gibi taşkınlıklardan katiyen mücanebet olunması (kaçınılması) ve polisin müdahalesine meydan verilmemesi rica olunur.





10 Ağustos 1928 Cuma gününün Cumhuriyet Gazetesi’nde 1. sayfada "Galatasaray - Fenerbahçe Müsabakası" başlığı altında, o gün oynanacak maç hakkında resim ve yazılar var: Gazetenin birinci sayfasında Gazi Büstü’nün fotoğrafı ve GS ile FB’nin rozetleri var. Galatasaray’ın rozetinde eski harflerle 1905 tarihi var. FB’nin rozetinde ise tarih yoktur. Maç ile ilgili olarak, birinci sayfada başlayan haberler; dördüncü sayfada da devam ediyor. Bu bölümde takımların muhtemel tertibleri verilmekde, her iki takımın oyuncularının mukayesesi yapılmakta ve maçın sonucu hakkında tahmin yürütülmektedir. Daha sonra "Müsabakanın merasim proğramı" veriliyor:





1- Her müsabakadan beş dakika evvel sahaya girecek olan hakemin düdük çalarak vaki olacak daveti üzerine ve üçüncü düdüğün sedasını müteakib, takımlar sahaya çıkacakdır.



2- Birinci düdükden sonra takımlar soyunma odalarından çıkarak sahaya girecek, parmaklığın kapısı önünde birleşecekler ve sahaya bir Galatasaraylı ve bir Fenerli olarak kolkola ve ağır yürüyerek girecekler. Tarafeyn kapdanları en son olarak kolkola girecekler, girmezden evvel de bervech-i bala kezalik (yukarıdaki gibi) tertib ile takımlarını sevk edeceklerdir.



3- Takımlar sahaya girince, Gazi hazretlerinin büstü etrafında –daire teşkil ederek- duracaklar, bu tertibi hakem idare edecektir. Ve hakemin flama sallayarak vereceği işaret üzerine muzıka milli marş parçasını terennüm edecektir ve bu esnada takımlar esas vaziyetde resmi tazim ifa edeceklerdir.



4- Bu merasim bitince hakem tarafeyn kapdanlarını davet ederek, kale intihabını (seçimini) yaptıracak ve kapdanlara alel usul lazım gelen ....... (okunamadı) bulunacakdır.



5- Üçüncü ve dördüncü takımlar da ayni merasime tabidir.



6- Birinci takımların oyununun hitamında tarafeyn evvela sahanın merkezinde ve hakemin etrafında toplanıp, yekdiğerine şeref nidası irad edeceklerdir.



7- Bundan sonra galip takımın bütün efradı ile üçüncü ve dördüncü takımlar galiplerinin yalnız kapdanları Gazi Hazretlerinin büstünün mevzü (konulmuş) bulunduğu sahanın önüne gelip cepheleri balkona müteveccih olarak duracaklardır.



8- Tayyare Cemiyeti Reisi bu esnada büstlerin yanına gelmiş bulunacağından, hakem gelip neticeyi resmen tebliğ edecek ve reis de büstleri galip takımlara evvela küçüklerden başlayarak sırasiyle verecekdir.



9- Her üç takım kapdanı da sırasiyle reise teşekkür edecek ve arkadaşlarına dönerek ve bir eliyle de büstü tutarak evvela Gazi hazretlerinin ve sonra da Tayyare Cemiyetinin şerefine yaşa nidasını irad ettirecektir.



10- Bu merasım hitam bulduktan sonra ahali dağılana kadar büstler masa üzerinde kalacak ve galib takım azası tamamen veya kısmen masanın başında duracaklardır.





Yine gazetenin verdiği habere göre "seyirciler arasında hadise çıkmaması için, Avrupa’da olduğu gibi tribünlerden kapıdan girince sağdakine Fener tarafdarlarının, soldakine de Galatasaray tarafdarlarının oturmaları münasib görülmüştür. Mamafi herkes istediği yerde oturmakda serbestdir" denilmektedir.



11 Ağustos 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde ilk maç ayrıntılı olarak anlatılıyor:



"Neticesi sabırsızlıkla beklenen GS-FB maçı dün yapıldı. Birinci takımlar arasında yapılan maçda GS-FB üçer sayı ile berabere kaldılar. Üçüncü takımlar maçında GS:5-FB:2. Dördüncü takımlar maçı ise 0-0 berabere neticelenmiştir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt