2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Gazi büstü



Müsabaka Nasıl Oldu?



Galatasaray Takımı: Ulvi-Burhan-Mehmet Nazif-Suphi-Nihat-Midhat-Mehmet-Muslih-Kemal Faruki-Latif Rebii.



Fenerbahçe Takımı: Fehmi-Kadri-Sabih-Cevat-Sadi-İsmet-Alaaddin-Muzaffer-Zeki-Fikret-Bedri.



FB rüzgar altına düşmüştü. Buna rağmen ilk dakikadan itibaren çok hakim, çok ahenkdar bir oyunla Galatasaray kalesini kuşattılar (...) Buna mukabil Galatasaray müdafaasında garip bir becerisizlik vardı (...) Hele Mehmet Nazif, topa vurmasını unutmuş denilebilirdi. 15 dakikada FB ilk golü yapıyor. 25. dakikada GS. Beraberliği temin ediyor. Ardısıra FB. Penaltıdan 2. golü kazanıyor. (...) Galatasaraylılar bila istisna bozuk oynuyorlardı (...) Birinci haftaymın sonlarına doğru Latif çıktı. Zaten iyi oynamıyordu. Fakat hemen burada ilave edelim ki ikinci devrede tekrar oyuna girdi. Gollerden birisini yapmak suretiyle birinci devredeki fena oyununu unutturdu. 43. dakikada Fenerbahçeliler bir gol daha yaparak bu devreyi bire karşı üç sayı ile bitirmiş oldular.



İkinci Haftaym



İkinci haftaym başlar başlamaz Fenerbahçe’nin fevkalade kuvvetli bir maneviyatla oynadığı görüldü. Fakat Galatasaraylılar da bu vahim vaziyetden kurtulmak için çalışıyorlardı. Dışarıda bağrışan kulübcülerin gürültüsü oyuncuları da sinirlendirmiş, her tarafda bir heyecandır başlamışdı. Bitaraf bir spor meraklısının bu gürültüde müsabakaları zevkle seyir etmesine imkan yoktur. Bağırışmalardan, alkışlardan insanın başı ağrıyor, kulakları uğulduyor, hele bir türlü eksik olmayan "yuha"lardan gönlü bulanıyordu... Kaç gündür gazeteler bu müsabakalar esnasında herkesin sükunet göstermesini temenni etmişdi. Tayyare Cemiyeti’de aynı temenniyi matbu bir şekilde herkese dağıtmışdı. Fakat ne de olsa bir kısım halk var ki onlara spor terbiyesi öğretmek kabil olmuyor, hem kendileri tirübünlerde münakaşalarla kavgaya kadar yol açıyorlar, hem de oyuncuları sinirlendirerek, bütün müsabakanın zevkini kaçırıyorlar (...) Sarı kırmızı oyuncular artık canla başla oynamaya başladılar. Nihayet ikinci haftaymın 28. dakikasında kornerden atılan topu Fenerbahçe kalesine sokarak ikinci golü yaptılar. Bundan sonra Fenerliler biraz gevşemiş göründü (...) Maçın neticesine sekiz dakika kala üçüncü golü de yapan Galatasaray takımı, mağlubiyet tehlikesinden kurtuldu. Bu tehlike şimdi de Fenerbahçe kalesinin etrafında esiyordu. Maç bitinceye kadar Galatasaraylılar hakim oynadı (...)



Galatasaray her zamankine nisbetle çok fena oynadı. Fenerbahçe’nin müstesna oyunlarından birisi idi. Fenerbahçe bu vaziyetden istifade edemedi; hakimiyeti kaçırdı. Fakat Galatasaray takımı maneviyatını gayip etmediği için sonuna kadar çalışarak şerefli bir suretde kurtuldu.





Şimdi bu 3-3 berabere biten maçın kısa bir özetine de Feberbahçeli Çelebizade Sait beyin (o yıllarda böyle bir güzel spor dergisi çıkardığı için Allah ondan razı olsun!) Spor Alemi Mecmuası’na bakalım : "fudbolcu" imzası ile anlatımı yapılan bu yazıda kısaca şu noktalara dikkat çekiliyor.



(...) önce 4. ve 3. takımların maçı veriliyor. Saat Onyedi olmuş. Halk ise sabırsız. Bu sırada fotoğraf ve sinema objektifleri önünde her iki takım da kolkola sahaya çıktılar ve Gazi’nin büstü önünde sıralandılar (...) Maç başlar başlamaz, her iki takım biraz durgun (...) Tam onuncu dakikada Alaaddin kaptığı topu sıkı ve güzel bir burun şutu ile Galatasaray ağlarına takıyordu. (...) Kemal ufak bir plase ile topu Fenerin kalesine sokuyor. (1-1) berabere.



(...) Bu akınlardan birisinde Mehmet Nazif topu eliyle tutuyor ve hakem penaltı cezasını veriyor. Güzel bir plase ile golü kaydeden Fikret faikiyeti yine Fener’e bahşediyor. (...) Devrenin bitmesine birkaç dakika kala Fener’in toptan bir akını Galatasaray kalesine kadar akıyor ve ayaktan ayağa geçen top, Sadi’nin bir vuruşu ile Galatasaray kalesini üçüncü defa ziyaret ediyordu. (...) Devre ise 3-1 Fener lehinde. (...) Oyunun neticelenmesine yirmi dakika var. Galatasaray ise hala cansız oynuyor. (...) Bilhassa Galatasaray taraftarları arasında maçın neticesini görmeden gitmeğe hazırlananlar var. Fakat hayret, birden Galatasaraylılar canlanıyor. Akın akın üstüne, Fener’de ise fazla bir emniyet, Lüzumsuz bir gurur var. Adeta hasımlarını istihkar eder (aşağılar) vaziyetde alay ediyorlar. Böyle iki gol fark belki başka bir takımı nevmid (ümitsiz) edebilirdi. Fakat Fenerliler karşılarında Galatasaray’ın olduğunu unutmuşlardı. O Galatasaray ki bazen harikalar yaratmağa muktedir bir kuvvete malikdir. (...) Muslih ise uzaktan bir kafa darbesiyle ikinci sayıyı kaleye sokunca Galatasaray’da ümit fazlalaştı. (...) İşte yavaş yavaş harikayı yaratan, gayri kabili mümkün kılan sarı kırmızılılar, üçüncü ve beraberlik sayısını da kaydedince Fener tehlikeyi anladı. Galatasaray ise hala hücumda, hatta bir şut direğe çarpıyor."



*



İlk maç 3-3 berabere bitince, onbeş gün sonra ikinci bir maç için karar veriliyor. Hafta içinde GS. Rumlarla bir idman maçı yapıyor ve 3-2 kazanıyor. Gazeteler bu ara, maçın hakeminin kim olacağı hususu üzerinde duruyorlar. Hakemliğe birinci aday, Beşiktaşlı fieref beydir. Fakat adı geçenin, Fenerbahçe’nin antrenmanlarına nezaret ettiği hakkında dedikodular vardır. fieref bey Beşiktaşın reisidir ve tarafsızlığı ile gerek GS ve gerekse FB.liler tarafından sevilen bir insandır.



*



Artık beklenen gün gelmiştir; yani 31 Ağustos Cuma günü. O günün Cumhuriyet Gazetesi’nde her iki takımın oyuncularının ve oyun tarzlarının güzel bir incelemesi var. Yazar, FB’nin forvetini, GS’ın savunmasını beğeniyor. "FB ilk devrede işi bitirmelidir. FB. İşini 2. devreye veya uzatmaya bırakırsa maçı GS. kazanır" diyor.



Yeniden yazımızın başına, 1 Eylül 1928 Cumartesi tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ne dönebiliriz; Ne diyordu anılan gazetenin başlığı? "-Galatasaray galip. Dünkü maç, Fenerbahçe’nin mağlubiyeti ile neticelendi. Netice şudur: Galatasaray dört, Fener SIFIR!... Gazi büstünü Galatasaray aldı. Galip tarafa Gazi hazretlerinin bir heykeli hediye edilmek şartile Tayyare Cemiyeti tarafından Galatasaray ile Fenerbahçe takımları arasında tertip edilen ilk müsabaka üç hafta evvel berabere neticelendikten sonra dün bu iki takım ikinci defa olarak tekrar karşılaşmışlar. Birinci müsabakada Fenerbahçeliler müstesna bir fırsat kaçırmışlardı. Diğer taraftan geçirdikleri tehlikeyi idrak eden Galatasaraylılar o zaman: -Fenerbahçe bir daha bu kadar güzel oynayamaz; bizim bugünkü gibi fena oynamaklığımız imkansızdır. Binaenaleyh Fenerbahçe bir daha buna benzer bir fırsat ümit etmemelidir, diyorlardı. Dünkü müsabaka Galatasaraylılar’ın bu iddiasına hak vermiş oldu. (...) Galatasaraylılar takımlarında büyük bir değişiklik yaparak meydana çıkıyorlardı. fiadli ve Necdet gibi daha düne kadar üçüncü takımda oynayan iki genci birinci takımın muhacim hattına ikame etmişlerdi. Bunda hiç şüphesiz muhik bir isabet vardı. Fakat ilk tecrübeyi Fenerbahçe gibi bir rakib karşısında yapmak o kadar tehlikeli bir oyun idi ki, "eski oyuncuların yerine gençleri koymak disturuna bizim gibi en ziyade taraftar olanlar bile bu tehlikeli tecrübe karşısında düşüyorlar ve Galatasaray’ın galibiyet ihtimallerinden daha ziyade uzaklaştığına hükmetmeğe kadar varıyorlardı. Halbuki Galatasaray’ın dünkü muvaffakiyetinin, galibiyetinin, hatta muzafferiyetinin en büyük amili bu iki gencin takıma ilave edilmesinden ibaretdir, diyebiliriz. (...) Fenerbahçeliler mağlubiyetin "gayrikabil-i içtinab"-kaçınılmaz- olduğunu hiseder etmez kaçamak yollar aramaya başladılar. Bir defasında kaleci Fehmi, GS.lı Kemal Faruki’ye bir yumruk attı. Yine bir defasında Bedri gibi pek öyle kavgacı olarak tanınmamış bir oyuncu, sonra birkaç defa da büsbütün salahperver –sakin, barışcı- büsbütün ince bir futbolcu olarak şöhret kazanmış diğer bir oyuncu, karşılarındaki Galatasaraylı o- yuncularla kavga çıkarmak için adeta bahane aradılar: Her vesilede çatmak istediler. Onların bu suretle sinirlenmesi haklımıydı, değildi. Karşılarındaki Galatasaraylı oyuncuların hatası var mıydı? Yoktu. (...) Vakıa şudur ki, Fenerbahçe’nin çelebi tanınmış oyuncuları bile kavga çıkarmak, mesele ihdas etmek için bahane arıyorlardı (...)
 
Gazi büstü



Oyun Nasıl Oldu?



Galatasaray Takımı: Ulvi-Mehmet Nazif-Burhan-Suphi-Nihat-Mithat-Mehmet-fiadli-Necdet-Kemal Faruki-Muslih



Fenerbahçe Takımı: Fehmi-Kadri-Fürüzan-Cevad-Sadi-İsmet-Alaaddin-Muzaffer-Zeki-Fikret-Bedri



(...) Onbeşinci dakikada Galatasaray muhacimleri deminki fırsatı yeniden ele geçirdiler, yine öyle Füruzan’ı kolaylıkla geçtikten sonra kaleci ile karşı karşıya kaldılar. Üçüncü takımdan birinciye geçen Necdet ilk golü yaptı (...) Yine onbeşinci dakikada Galatasaraylılar sağ içeriden ikinci golü de yaptılar. (...) Müsabakanın bitmesine on dakika kala Necdet Galatasaray’a üçüncü golü kazandırdı. Son dakikalarda yine Necdet dördüncü sayıyı yaparak Galatasaray’ın galibiyetini gayrikabil-i itiraz bir suretde ... (okunamadı) etmiş oldu. (...)



Bu Galibiyetin En Kıymetli Mükafatı



Oyun bittikten sonra Galatasaray oyuncuları, Gazi Hazretlerinin büstü önünde dizildi. Heykel, merasim-i mahsusa ile İstanbul şampiyonuna verildi. Bir taraftan muzıka çalarken, bir taraftan da Galatasaray’ı sevenler, sevinçlerinden oynuyorlar, sinama makinası da oyuncuların resmini alıyordu.



*



Büyükler maçından önce yapılan dördüncü takımlar maçında, FB dördüncü takımı, GS dördüncü takımını 4-1 yenmiş ve onlar da böylece Gazi’nin küçük bir büstünü kazanmışlardır.



*



Evet! Cumhuriyet Gazetesi’nden maçlar hakkında gerekli bilgileri verdik. İsterseniz yine FB’li Çelebizade Sait Bey’in Spor Alemi mecmuasına bakalım. 13 Eylül 1928 tarihli ve 25 numrolu Spor Alemi aynen şu başlığı atmış: Galatasaray Fenerbahçe maçının revanşı Fenerbahçe muhacimlerinin yılgın bir oyun oynaması neticesi Galatasarayın dört sıfır galebesi ile neticelenmiştir. Bu galibiyetde genç oyuncuların büyük bir hissesi mevcutdur.(...) Üç küçük gencin yaptığı fedekarane hareketler esnasında Fenerbahçe’ye ilk sayı yapıldı. (...) Golden sonra stadın bir cephesini işgal eden binlerce sarı kırmızılı tarafdar, kulüplerinin seremonisini yapdılar. Sevindiler, coştular. (...) İkinci devreye çıkıldığı zaman, Fenerlilerin şiddetli akınları yine bakiydi.(...) Her iki takımda da oynanan favullü oyunlar, bazen teşvik görüyor, bazen de yuhalarla, ıslıklarla karşılanıyordu. (...) Genç muhacimler yorulmadan, çekinmeden tekrar Fenerbahçe kalesine hücuma başladılar. Ve bu patırdı arasında, hasımlarının maneviyetsizliklerinden istifade ederek iki sayı daha yaptılar. Oyunu da 0-4 gibi azim bir farkla galip olarak bitirdiler (...) Gazi büstü maçından muvaffakiyetle çıkan Galatasaraylılar, bu galebelerini fazla cesur ve atılgan oynamalarına medyündurlar. (...) (



Gazi Büstü’nün kazanılmasından sonra, o günlerde GS. Kulübü başkanı olan Necmeddin Sadak beyin, Atatürk’e yazdığı mektuba, Atatürk’ün verdiği cevapla yazımızı bitirelim:



Dolmabahçe 4.9.1928



Galatasaray terbiye-i bedeniye kulübü reisi ve Sivas meb’usu Necmiddin Sadık bey efendiye



Mektubunuzu aldım. Türk gençliğinin spor sahasında da gösterdiği kabiliyet ve faideli faaliyeti takdirle müşahade ve takib ediyorum.



Hakkımda ibraz buyurulan asar-ı muhabebetten mütehassis oldum. Teşekkür ederim efendim.



Reisi Cumhur

Gazi Mustafa Kemal
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Galatasaray Su Topu Tarihçe

sutoputarihce.jpg




1910’lu yıllarda sutopu ilk defa Galatasaraylılar tarafından İstanbul’da oynanmaya başlandı.



Bebek Tesisleri'nde bir şube halini alan sutopu, Galatasaray Kuruçeşme Adası'nda uzun yıllar mücadelesine devam etti. 1968 yılında da Kalamış’daki havuzun açılması ile su sporları merkezi içindeki yerini aldı.



1950’li yıllarda başlayan Türkiye Deplasmanlı Sutopu Ligi'nde 1955 ve 1957’de iki kez, uzun bir ara 1970’li yıllarda 73, 75 ve 77 olmak üzere üç kez şampiyonluğa ulaşmıştır. 1991 yılına kadar da 14 yıl ara verilmiştir.



1988 yılında Macar hocamız Zoltan Gulyas’ın gelmesi ile altyapı çalışmalarına önem verilmiş, üye çocuklarına spor yaptıran bir şube yerine olimpiyat sporcusu yetiştirmeye çalışan bir şube haline gelmeye başlamıştır.



Tüm bunların sonunda da sutopu “A” takımımız, 1991’den günümüze kadar tam 14 kez Türkiye Şampiyonu olmuş ve katıldığı Avrupa Kupaları'nda ilk yıllarda ağır mağlubiyetler alırken son yıllarda üst turları zorlayıp Avrupa'nın en iyi 9 – 12 takımı arasında yer almıştır.
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Rakibimizi Tanıyalım: Sturm Graz



B_4625_Sturm-Graz_B.jpg




Galatasaray’ın UEFA Avrupa Ligi F Grubu’ndaki rakiplerinden Sturm Graz, daha önce 2000-2001 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’a rakip olmuştu. Avusturya’da Galatasaray’ı 3-0 mağlup eden Graz, İstanbul’dan ise 2-2 beraberlikle ayrılmıştı. Şampiyonlar Ligi grubunda Sturm Graz birinci, Galatasaray ise ikinci olarak bir üst tura çıkmıştı.



Bu sezon UEFA Avrupa Ligi’ne 2. ön eleme turundan katılan Sturm Graz, 2. ön eleme turunda Bosna Hersek ekibi Siroki Brijeg’i kendi sahasında 2-1 mağlup ederken, deplasmanda rakibiyle 1-1 berabere kalarak bir üst tura çıktı. 3. ön eleme turunda ise Karadağ ekibi Petrovac ile karşılaşan Avusturya temsilcisi rakibini ilk maçta deplasmanda 2-1, kendi sahasında ise 5-0 mağlup etti.



Sturm Graz, play-off turunda ise geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın UEFA Kupası gruplarında rakibi olan Metalist Kharkiv ile eşleşti. İlk maçta rakibini kendi sahasında 2-1 mağlup eden Graz, deplasmanda ise 1-1 berabere kalarak gruplara kaldı.



1909 yılında kurulan kulübün Avusturya’da 1997-98 ve 1998-99 sezonlarında olmak üzere iki şampiyonluğu bulunuyor. Sturm Graz, ayrıca üç kez Avusturya Kupası’nı müzesine götürdü. 1998, 1999 ve 2000 yıllarında olmak üzere üç kez Şampiyonlar Ligi gruplarında mücadele eden Avusturya ekibinin UEFA Kupası’ndaki en büyük başarısı ise çeyrek final.



2008 İntertoto Kupası şampiyonu olan Sturm Graz bugüne kadar Avrupa kupalarında 92 maça çıktı. Avusturya ekibi bu maçlarda 31 galibiyet, 24 beraberlik ve 37 mağlubiyet elde etti. Rakip filelere 118 gol gönderen Sturm Graz, kendi kalesinde ise 137 gol gördü.



Avusturya ekibi geçtiğimiz son Avusturya Bundesliga’yı 4. sırada tamamladı. Sturm Graz, bu sezonsa 10 takımın yer aldığı Avusturya Bundesliga’da 3. sırada yer alıyor. Bundesliga’da 4 maça çıkan Sturm Graz, üç galibiyet ve bir mağlubiyet aldı.



Alman teknik adam Franco Foda’nın çalıştırdığı Sturm Graz, siyah beyaz renklere sahip. Avusturya temsilcisi maçlarını ise 15 bin 400 kişi kapasiteli UPC Arena’da oynuyor.





Kadroyu resmi siteden önce davranıp vermiştim. :D
 
Leo Franco (Vikipedi)



leofranco_wellcome.jpg




Genelde Leo Franco ismiyle bilinen asıl adı, Leonardo Noeren Franco (d. 29 Mayıs 1977 ) Galatasaray SK ' da forma giyen Arjantin ' li kaleci.



Franco, kariyerine Independiente' de başladı. Ardından İspanyol kulübü Mérida ' ya transfer oldu. 1998 yılında ilk 11 oyuncusu olacağı ve 2003 Copa del Rey' i kazanacağı kulüp olan Real Mallorca' ya transfer oldu. 2004'ten 2009'a kadar 5 yıl Atlético Madrid forması giymiştir. Refleksleri üst düzey olan bir kaleci olarak dikkat çekiyor. Arjantinli file bekçisi son 10 yılını İspanya 'da geçirirken çıktığı 301 maç ile İspanya'da en çok maça çıkan yabancı kaleci ünvanını da elinde bulundurmaktadır. Galatasaray ile ilk resmi maçı 30 Temmuz 2009 da oynanan UEFA Avrupa Ligi 3. Öneleme 1. maçında İsrail takımı M.Netanya'ya karşı olmuştur. Aynı zamanda ilk 11'de kendine yer bulduğu maçtır.



Arjantin U-20 ile 1997 FIFA World Youth Championship kupasını kazandı. 6 Mayıs 2006 tarihinde T.Direktör José Pekerman tarafından 2006 Dünya Kupası kadrosuna alındı.



25 Haziran 2009 tarihinde bir internet sitesine yaptığı açıklamada, 1 Temmuz 2009'da Atletico Madrid ile anlaşması biteceğini ve bu tarihten sonra Galatasaray'la sözleşme imzalayacağını belirtmiştir.1 Temmuz 2009 da Galatasaray ile 3 yıllık sözleşme imzalamıştır.İlk maçlarında müthiş performansı ile göz doldurmuştur..
 
Mustafa Sarp (Vikipedi)



mustafa_sarp_gs.jpg




Mustafa Sarp, (d. 5 Kasım 1980 Bakırköy, İstanbul) Galatasaray SK'da forma giyenTürk futbolcudur.



Aslen Diyarbakır'lı[1] olan Mustafa Sarp, profesyonel futbola Gaziosmanpaşa'da başladı. 1999-2002 yılları arasında üç sezon Gaziosmanpaşa forması giyen Mustafa Sarp, 2002 yılında Mersin İdman Yurdu'na transfer oldu.



İki sezon Mersin İdman Yurdu formasıyla ikinci ligde mücadele eden Sarp, ilk Süper Lig tecrübesini ise 2004-05 sezonunda Ankaraspor forması altında yaşadı. Ankaraspor'da 24 lig maçında forma giyen Mustafa Sarp, aynı sezonun sonunda Kayseri Erciyesspor'a transfer oldu. Kayseri'de 2006-2007 sezonunda 26 Süper Lig ve 10 Türkiye Kupası maçında forma giydi.



2007-2008 sezonu başında Bursaspor'a transfer olan oyuncu, geçtiğimiz sezon 28 maça çıktı, 4 gole imza attı ve 4 de sarı kart gördü. Mustafa Sarp, orta sahada savunmaya yönelik futboluyla dikkat çekiyor. 2006 yılında Çek Cumhuriyeti ile oynanan özel maçta ilk kez milli takımın formasını giyen Mustafa Sarp, 2 kere A Mili ve bir kere A2 Milli Takımın formasını taşıdı. 2009-2010 sezonunda Bursaspor'dan Galatasaray'a transfer oldu. Galatasaray - Tobolo 2. Maçında forma giydi,ve 64 dk da sarı kırmızılı ekibi 1-0 öne geçirdi ve Galatasaray'da ilk resmi golünü attı.
 
Aydın Yılmaz (Vikipedi)



902381273.jpg




Aydın Yılmaz (d. 29 Ocak 1988, İstanbul) Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı orta saha, Sağ Kanat oyuncusu



29 Ocak 1988 İstanbul doğumlu. 9 yaşında Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki futbolcu seçmelerine girerek futbola adım attı.



1998 yılında Galatasaray minik takımına giren Aydın Yılmaz, 2000 yılında Galatasaray forması altında Danone Şampiyonası’nda mücadele eden kadroda yer aldı. 2005 yılında ise U17 takımı ile Peru’daki Dünya Şampiyonası’nda oynadı.



2005-2006 sezonunda Gerets, döneminde ilk kez A takıma yükseldi. Aynı sezon 13 Süper Lig karşılaşması ve 2 Türkiye Kupası maçında forma giyen Aydın, Galatasaray'ın şampiyonluğu kazandığı 2005-2006 sezonunda, ligin kırılma noktalarından olan Konyaspor maçında uzatma dakikalarında galibiyet golünü atarak dikkatleri üzerine çekti.



2006-2007 sezonunda ise yaşadığı sakatlıktan dolayı forma şansı bulmayan Aydın Yılmaz, 3 Süper Lig ve 9 PAF Ligi karşılaşmasında görev aldı. 2007-2008 sezonunda Vestel Manisaspor'a kiralık olarak transfer olan Aydın, yaşadığı sakatlıktan dolayı Vestel Manisaspor’da forma giyemedi.



İkinci yarıda İstanbul Büyükşehir Belediye'de kiralık olarak 7 maçta sahaya çıktı. Özellikle son haftalarda takımının en etkili ismi olarak gözüken Aydın Yılmaz, sezon sonunda tekrar Galatasaray'a döndü. Sakatlıkların fazla olması nedeniyle sık sık forma şansı bulmaktadır.2009-2010 Sezonun başında Galatasaray ile Maccabi Netanya arasında yapılan Uefa Avrupa Ligi maçında 3 asist yaparak dikkatleri üstüne çekmiştir.gs nin yıldızı arda turanın bile o benden daha yetenekli dediği bir futbolcudur.



Genç milli takımlarda bütün kademelerde görev yapan Aydın Yılmaz, 2008-2009 sezonu başı itibariyle 6 kez giydiği Ümit Milli Takım forması altında 1 golü bulunuyor. 2009-2010 UEFA Avrupa Ligi maçında Maccabi Netanya karşısında 3 golün asistini yapmıştır.
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



UEFA Avrupa Ligi Fikstürü Belli Oldu

B_4627_uefaleagueB.jpg




UEFA Avrupa Ligi'nde F Grubu'nda mücadele edecek olan Galatasaray, grubun ilk maçında 17 Eylül 2009 Perşembe günü Panathinaikos ile karşılaşacak. Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi fikstürü şöyle:



17 Eylül

Panathinaikos - Galatasaray



1 Ekim

Galatasaray - Sturm Graz



22 Ekim

Galatasaray - Dinamo Bükreş



5 Kasım

Dinamo Bükreş - Galatasaray



3 Aralık

Galatasaray - Panathinaikos



16 Aralık

Sturm Graz - Galatasaray
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Giden her sevgilinin ardından

Hep biz olduk el sallayan

Haykırsak duyarlar mı sesimizi

Hangi sevdadan galip çıktık ki
 
Cevap: 2007-2008 Şampiyonluk Almanağı (orjinal)



Yürüyoruz sessiz ve kederli

Nevizade geceleri

İnletiyoruz hep çıkışında

İstiklal Caddesi'ni
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt