Cevap: #25 Leo Franco
BEDELSİZSİN FRANCO!
Bedelsiz gerçekleştirilen her transfer 'iyi transferdir' yorumunun içerisinde olamayacağı gerçeğini göz önüne alarak, Harry Kewell ya da Mustafa Sarp'ın Galatasaray kadrosuna dahil edilmesi ile Leo Franco'nun transferini aynı denklem düzeyinde değerlendirmemek lazım.
Atletico Madrid'de oynadığı dönemde yaptığı basit hatalar ile dikkat çeken Arjantinli file bekçisi, Madrid'de son iki sezonda (2007-2008, 2008-2009) 76 maç oynadı ve toplam 104 gol yeme başarısı (!) gösterdi.
2008-2009 sezonunda kalesini 57 gole açan Leo Franco'nun, o yıl La Liga'da küme düşen Recreativo Huelva'nın kalecisi Asier Riesgo Unamuno ile aynı performansı göstermesi aslında transferin beyni Haldun Üstünel için yeterli bir veri olmalıydı.
Ancak 'bedava sirke baldan tatlıdır' mantığı Galatasaray'ı sonu olmayan bir ucuruma sürüklemeye başladı. Yenilen tüm gollerin faturası her ne kadar Servet ve Gökhan Zan'a çıksa da, büyük takım kalecisi en azından takımına bir maç kazandırmalı...
O maç Ankaragücü maçı olabilirdi, o maç Fenerbahçe maçı da olabilirdi ama olmadı.
2003 yılında Rüştü Reçber'i Barcelona'dan bıçak gibi kesen ve Katalunya temsilcisine Valdes'i armağan eden Frank Rijkaard, Galatasaray'da da mümkün olduğunca Aykut ve Ufuk'u 7.32'lik çerçeveye ısındırması lazım.
Turgay Şeren'den sonra Galatasaray'ın da artık Milli Takım'a bir kaleci vermesinin zamanı geldi de geçiyor bile. fatih şamlıoğlu...
leo hakkındaki düşüncelerimi özetlemiş
