Bora Beydoğan yazdı...12 Kasım 2013 Salı
Futbol takımlarında kaptan çok önemlidir. En azından yıllar evvel öyleydi. Öncelikle kaptan olmak için emektar olmak, takım arkadaşlarınca sevilmek, en önemlisi de adam olmak gerekirdi. Kaptanlar vukuatsız futbolculardı, takımın ağabeyi olurlar ve muhakkak taraftarın saygı duyduğu isimlerden seçilirdi.Ya şimdi? Bir düşünün. Geçmişte yaşananlara baktığımızda Galatasaraylı Sabri’ye nasıl kaptan deriz. Nasıl gencecik taraftarlara bu futbolcunun arkasından gitmelerini öğütleriz. Metin Oktayların, Cüneyt Tanmanlar’ın, Gündüz Kılıçlar’ın, Turgay Şerenler’in kaptanlık pazubandını taktığı bir takımda bırakın takım arkadaşlarını sakinleştirmeyi, daha kendini dahi kontrol edemeyen bir futbolcu Türkiye’nin batıya açılan penceresinde nasıl bu kadar uzun süre kaptanlık yapabilir? Şimdi soruyorum, Sabri’nin hangi maçta takımı sakinleştirdiğini, arkadaşlarını gerilimli bölgeden uzaklaştırdığını gördünüz?Sahada sürekli küfür eden, rakiplerinin boğazına sarılan bir kaptanı anlatırken hangi baba oğluna,” İşte oğlum, Sabri Sarıoğlu da biz zamanlar Galatasaray’ın kaptanıydı? diye övünebilir. Sabri’nin kaptanlığının hangi olumlu özelliklerini oğluna gerine gerine anlatabilir?Sabri’nin özel hayatında mükemmel bir insan ve daha da önemlisi bir baba olduğu herkes tarafından bilinir. Ancak birilerinin Sabri “Reyiz”e kaptanlığın sadece maç öncesi para atışı yapan ve takımı sahaya çıkaran oyuncu olmadığını anlatması gerekiyor.