''İnan''mış bir nesil yetiştirmek
Bazı oyuncular küçük takımların büyük oyuncularıdır. İçinde bulundukları grupta ışıl ışıl parlarlar. Alıp bir üst seviyeye çıkardığında bırakın parlamayı, makinenin sıradan bir parçası dahi olamazlar.Bazı oyuncular vardır, her seviyede ne görev verirseniz yaparlar ama ortaya bir inisiyatif, bir yaratıcılık koyamazlar. Bazı oyuncular vardır. Var olan yeteneklerini sergilemek için onlara hiçbir temel görev vermemeniz gerekir. Boş bırakmanız, rahat ettirmeniz. Size ara sıra da olsa fayda sağlarlar ancak onları taşımanız gerekir. Bir de özellikle Türkiye’de az bulunan bir tür var... Selçuk İnan gibiler.... Her seviyede, her kalitede içinde bulunduğu takımın en iyisi olurlar. Ama öyle cafcaflı bir futbolla değil. O yüzden onların hangi seviyeye kadar çıkacağını tahmin etmek kolay değildir. Son derece yaratıcı ve bitirici işleri büyük basitlikle, gösteriden uzak bir şekilde yaparlar.Gösteriye kaçmazlar. 3 asist yaptığı maçta dahi maçın yıldızı olarak başkaları gösterilir. Çanakkale Dardanel’de de çok dikkat çekmeyecek şekilde takımın en iyisi odur... Manisa’da da, Trabzonpor’da da, Galatasaray’da da. Real Madrid’de de... Selçuk İnan bu ülkenin örnek sporcusudur. Aldığı paranın altında ezilmez. İşini sonuna kadar iyi yapar. Başarıyı belki hiç hak etmeyenlerle bile paylaşmaktan çekinmez. Sadece kendisi, sadece takımı için değil,arkadaşlarının bireysel başarıları için de oynar. Bu ülkenin okulları, aileleri, kulüpleri Selçuk İnan gibileri bir metotla sürekli olarak yetiştirebilirse hiçbir sorunumuz kalmaz.