Normalde alışılgeldik şekilde iç sahada 1 pozisyona girip ve 1 gol atıp, şansımız yaver giderse puan kaybetmeyeceğimiz ortamda bugün rakip kalede 3-4 pozisyon iyi yarattıysak bu iş bu adam sayesindeydi. Tüm takım yarı sahaya çekilmişken merkeze gelip pres gücünü arttırması, top almak için çok pozisyonda orta sahaya kadar gelmesi ve hem top taşıma, hem de pas dağıtma becerisiyle çok fark yarattı bugün. Attığı gol şans golüydü ona bir şey diyemem ama dripling yapan topçu az adamla hücumda kalabalık bölgeye girerken Ömer'e yaklaşıp pas açısı yaratması bile kalite işiydi. O pozisyonda Diagne, Carin ve hatta Cisse gibi boş kale golcüsü olsa büyük ihtimal koşuyu ceza sahasına atar %10'luk verimli orta peşinde koşardı. Falcao golü son vuruşundan ziyade doğru koşusuyla attı.
Onun dışında bu kadar maç kondisyonu düşük oyuncunun 90 dakika sahada kalıp halen çıkınca suratının asılması bile yaptığı işe saygısının ne kadar üst düzey olduğunun göstergesi. Biz ne yazık ki 2 yıldır santraforda kademe kademe gidip güç bela Falcao gibi bir nokta adamı getirebildik. İlk başlarda Eren'le başladığımız ızdıraplı süreç Rize'de Eren'in hayatta atamayacağı golü atıp futbolda da gol atmaktan başka pek bir iş yapamayan Diagne'yle devam etti. Çok şükür en nihayetinde Diagne ızdırabını da bitirip iki ortalama santraforun yapıp yapamadığı her şeyi sahaya koyacak kalibrede bir 9 numaraya sahip olduk. Takıma daha çok alışıp kendi fiziğini de oturttuğunda bu asıl santraforluk becerileri olan top dağıtma ve kısa pasa katılma özelliği bizim gibi pas oyunu oynamak isteyen takımda çok daha büyük farklar yaratacaktır.