Gelecekse imparator takımın başında iken gelmeli. Çünkü imparator olmayınca gelenekçi klübümüzde hemen Galataray'ın evlatları (!) adı verilen oluşumlar kendini gösteriyor. bu oluşumun üyeleri kendilerini klübün gerçek sahibi olarak görürken Teknik direktörlerini ise emanetçi olarak benimsiyorlar. Nasıl ki İmparator 2000 den sonra takımdan ayrıldı; dönemin evlatları, okan emre ve tayfası Jardel gibi Türkiye'nin gördüğü en kaliteli yabancı forvete verilen ücreti "astronomik" buldular. istemezuk dediler, takım içi denge dediler, koşmadan gol(!) atıyor dediler yaratılan kamoyu ile Jardel'i yolladılar. sonra mı?Gururlarımız, evlatlarımız okan ve emre bonservissiz ayrıldılar takımdan. ayrıca daha sezon bitmeden inter ile anlaştıkları haberleri ile sakatlanmamak için mücadele etmedikleri iddalarına değinmiyorum bile. bence o dönemde luce'ninde içinde ukte kalmıştır sakatlanmamak için mücadeleden geri duran bu iki futbolcuyu kadro dışı bırakmamak. ya da denemiştir, gücü yetmemiştir bilinmez.
Sonrasında arada zaten klübümüzün yaşadığı buhranlı dönemler ile bir daha jardel benzeri bir yıldız göremedik. Galatasaray futbolcuları arasındaki yerli oluşum kafasına göre at koşturdu, 2002 sonrası evlatlarımızla sadece 2 şampiyonluk yaşadık, avrupada imparator döneminde şampiyonlar ligine en fazla katılan 3 klüpten biri iken; şampiyonlar ligine hasret kaldık. yine arada Kalli uğraşmaya kalktı bu oluşumla. Önce evlatların sevdiği ancak son derece gereksiz, ve klübe yakışmayan yerlileri takımdan gönderdi: orhan ak, cihan haspolatlı gibi tam 12 tane futbolcu ile yolları ayırdı. o dönem sezon başında aslında kalli için karalama başlamıştı. içerdeki oluşumun basındaki abileri her programda giden oyunculardan bir 11 yapıyorlar ve bu takımın rahatça ligi kazanacağını iddaa ediyorlardı. Kalli ise mücadeleyi sürdürdü, floryada kuralı bozanları beşiktaş derbisinden önce kadro dışı bırakarak belki de en büyük meydan okumasını gerçekleştirdi ancak takım Kalli'nin niyetini anlamıştı ve kendilerini bekleyen tehlikenin farkına vardılar. Öyle ki sportif anlamda gerçekten Galatasarayı zirveyi yaşatmış, herkesin saygı duyduğu ancak artık yaşları gereği yolun sonuna gelmiş futbolcular bırakın jubileyi yedek klübesinde oturmayı bile sorun yapmaya başladılar. Argümanları da oldukça güzeldi: VEFASIZLIK. Yine basındaki abileri de güzelce işlediler bunu. Derken kalli içinde çanlar çalmaya başladı artık. Bu takım şampiyonluk iddaası varken ve öyle hezmimet skorlar da yaşamıyorken Kalli'yi takımdan gönderdi. Ha şampiyon olduk ancak Kalli ile şampiyon olsaydık, belki de kalli yarım kalan işini tamamlayacak, yeni bir kabuk değişimi ile belki de 3 sezonluk çöplük dönemi yaşamayacakdık.
Sonrasında Haldun Üstünel'in üstün transfer dönemi başladı. Kalli'den ağzı yanan evlatlarımız ve yönetimdeki abileri bu defa işini şansa bırakmadı ve kolayca harcayabilecekleri ve kendilerine çok da ayak bağı olmayacak, kolay etki altına alınabilecek, skibbe ile sezona başladı. Fakat bu defada rüzgar istedikleri yönden esmiyordu. Skibbe takımdaki yabancılarla çok güzel bir frekans yakalamış, ve belkide Galatasaray'a İmparator'un ilk döneminden sonraki en güzel futbolunu oynatıyordu. Taraftar olarak bizde bu frekansa dahil olmuş, şampiyonluktan emin, uefa da dolu dizgin, hemde kadıköyde kupa kaldıracağız nidaları ile rakipleri iyce sindirmiştik. ilk dönem rüya gibi geçmişti. Taraftarlar Kewel, lincoln, baros a özel besteler yapıyor; onlarda bu bestelere resitalleri ile karşılık veriyordu. tabi bu dönemde evlatlarımız biraz daha geri planda kaldı. Yine Galatasaray'ın bir evladı çıktı ve bu yabancılara duyulan sevginin fazla olduğundan ve VEFASIZ lıktan şikayetçi oldu. Kaptanlığı galatasaray'ın evlatları olan sabri, ayhan abisine çok yakışacağını, kazanılan başarıların isimlerden ziyade takıma mal edilmesi gerektiğini anlamsız şekilde her demecinde dillendirdi. sonucunda yine saçma sapan bir maçla baroşun kaçırdığı penaltıyı atsa berabere bitecek bir maçta, uzatmalarda yenilen gollerle saçma sapan bir yenilgi ile; uefada ve lig şampiyonluğunda takımın iddası varken bu takım teknik direktör değiştirdi. Tabiki evlatların ağzı bu defa çok fena yanmıştı; işlerini sağlama almaları gerekiyordu. Haftalar öncesinden lincoln'ü oynatmam diyen büyük kaptanımızı başa getirdiler ve hezimetler silsilesi başladı. Yönetim tamam dedi o dönemdeki hepimizden daha Galatasarylı olan evladımıza: Al sana istediğin kaptanlık, 10 numara da senin, takımın saha içindeki lideri de sen olacaksın. hatta seni yeni METİN OKTAY olarak lanse edeceğim. İşte evlatlarımızın bize yaşattıkları:
Sonuç:
2009-2010 sezonu:
[TABLE="class: wikitable sortable jquery-tablesorter"]
[TR]
[TH="class: headerSort"]Sıra[/TH]
[TH="class: headerSort"]Takım[/TH]
[TH="class: headerSort"]O[/TH]
[TH="class: headerSort"]G[/TH]
[TH="class: headerSort"]B[/TH]
[TH="class: headerSort"]M[/TH]
[TH="class: headerSort"]A[/TH]
[TH="class: headerSort"]Y[/TH]
[TH="class: headerSort"]Av.[/TH]
[TH="class: headerSort"]P[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD]1[/TD]
[TD]
Bursaspor[/TD]
[TD]34[/TD]
[TD]23[/TD]
[TD]6[/TD]
[TD]5[/TD]
[TD]65[/TD]
[TD]26[/TD]
[TD]+39[/TD]
[TD]75[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]2[/TD]
[TD]
Fenerbahçe[/TD]
[TD]34[/TD]
[TD]23[/TD]
[TD]5[/TD]
[TD]6[/TD]
[TD]61[/TD]
[TD]28[/TD]
[TD]+33[/TD]
[TD]74[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]3[/TD]
[TD]
Galatasaray[/TD]
[TD]34[/TD]
[TD]19[/TD]
[TD]7[/TD]
[TD]8[/TD]
[TD]61[/TD]
[TD]35[/TD]
[TD]+26[/TD]
[TD]64[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]4[/TD]
[TD]
Beşiktaş[/TD]
[TD]34[/TD]
[TD]18[/TD]
[TD]10[/TD]
[TD]6[/TD]
[TD]47[/TD]
[TD]25[/TD]
[TD]+22[/TD]
[TD]64[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]5[/TD]
[TD]
Trabzonspor[/TD]
[TD]34[/TD]
[TD]16[/TD]
[TD]9[/TD]
[TD]9[/TD]
[TD]53[/TD]
[TD]32[/TD]
[TD]+21[/TD]
[TD]57[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Kadro mu yetersiz?
-------------m.baros-----------------
-------------elano b.----------------
arda--------------------------a.keita
-------m.topal-------a.akman --------
h.balta----s.çetin---g.zan(l.neill-ara transfer)--sabri
-------------l.franco-----------------
11 puanlık fark yiyecek bir kadro değil!
2010-2011 sezonu: tarihin en kötü sezonu yazmaya gerek yok!
Bu buhranlı dönemden kurtulmamızda ve geçen seneki yaşanan şampiyonlukta kadrodaki yürekli aslanların mücadelesiniden sonra bence en büyük etken takımda en iyi galatasaraylı ben imajı yaratarak kendisini tüm takımın üzerinde bir değer gören; Arda Turan'ın gidişi ile bu tür imtiyazlara kesinlikle pabuç bırakmayacak bir isim olan Fatih TERİM'in takımın başına gelişidir. İmparator için sistemine uyarsan, verilen görevi de en iyi şekilde yaparsan formayı giyersin. Senin altyapıdan yetişmen -ya da herkesin dillendirdiği gibi- Galatasaray'ın evladı olman seni bu klübün üzerinde bir değer, diğer oyunculardan da imtiyazlı bir konum sağlatmaz. Sen Sabri Sarıoğlu olduğun için ilk 11 deki yerin garanti olmaz, sen Arda Turan olduğu için basına çıkıp klübünden ya da teknik direktöründen habersiz Galatasaray'ımıza zarar verecek demeçler veremezsin. Ancak çıkarsın aslanlar gibi mücadele edersin, imparator sonuna kadar arkanda durur ve hakettiğin formayı da değeri de sana verir. Semih ve Emre çolak'ta olduğu gibi. Yazımın başında da belirttiğim gibi Arda TURAN eğer takımın başına gelecekse Fatih TERİM varken gelmeli ve imparatorun terbiyesinden geçmelidir. Ancak o zaman ihtiraslarından uzak bir şekilde formamızı giyebilir.
Son olarak umarım bir daha Galatasaray'ımıza başına bu tür oluşumlar musallat olmaz.