güzel bir konuya değinmişsiniz hocam
bizim insan türü olarak artık sorduğumuz sorular şunlardır
ne satar? neyin işlevi vardır? ne kullanışlıdır? ne alışverişe uygundur? ne çıkar sağlar?
yani alışveriş, artık bizim düşünce modelimizdir. yapının kendisi görüş alanımızda değildir. diğer tabiriyle, fetişizm artık sosyal bir olgudur ve direkt yığınların kendileri tarafından üretilmektedir. peki buna sebep olan nedir? = özdeşlik düşüncesinin, nesnelerin zenginliğini kavramlara indirgemesi gibi, meta değiş tokuşunun da işlevi nitelik bakımından farklı şeyleri niceliksel eşdeğerliğe indirgemektir. her iki durumda da indirgenemezlik kavramda kaybolur. bizim önerdiğimiz yad-özdeş kavramının ehemmiyeti bundan ileri gelir. o insanları, fikirleri ve hatta sanat da dahil tüm toplumsal unsurları değiş-tokuşturulabilir değer birimleri olarak ele alan toplumsal düzene karşı bir protestodur...
bu protesto şunu iddia eder: meta fetişizmi yalnızca "iktisadi bir yanılgı" değildir.
meta fetişizmi, alışveriş mantığının, bilincin kendisini kolonileştirdiği tarihsel bir yaşam biçimine tekabül etmektedir. burada varsa görevimiz, aktüel bir bütüncül sistemi bir başkasıyla değiştirmek de değil; düşünce ile meta arasındaki aralığı açık tutmaktır, ki böylece dünyanın tanımlanabilecek, değiş-tokuşturulabilecek ve tahakküm altına alınabilecek olana indirgenmesine direnç imkan kazansın...
saygılarımızla