Arif Ulu
Baba Gündüz
- 26 Kasım 2008
- 81.139
- 20.036
- 3.313
Guttmann’ın laneti
Bu Aksam Benfica kaybedecek - Nerden biliyorum?
-> Guttmann Laneti
Ali Murat Hamarat, Benfica'nın üstüne 100 yıllık lanet koyan efsane teknik adam Bela Guttmann'ı kaleme aldı.
Bela Guttmann, dünya futbolunun gördüğü en büyük teknik adamlardan biri olsa gerek. Futbolun abecesini değiştiren, Benfica’yı üst üste iki kere Şampiyon Kulüpler Kupası’nda zirveye çıkaran, Eusebio’yu Portekiz’e getirerek ülkenin çim sahalardaki yazgısını da değiştiren bir düşünür...
Unutulmaz teknik adamın İber Yarımadası’ndaki serüveni aslında Porto’da başlamıştı. Mavi-beyazlıları 1959’da ligin zirvesine çıkardıktan sonra ikâmetini Lizbon’a aldıran Guttmann, şampiyonluğu da beraberinde taşıyordu. Evet büyük taktik dehası, Benfica ile 1960’da zafere ulaşmış, ertesi sene de unvanını korumuştu. Fakat en önemlisi Kartallar Avrupa’da da yüksek uçmuştu.
1961 yılının Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Barcelona’yı 3-2’lik skorla yenen kırmızı-beyazlılar, ertesi sezon da Real Madrid’i devirerek mutlu sona ulaşmıştı. Mozambik’in incisi Eusebio ile güçlenmiş takım İspanyol devini beşlerken, Puskas’ın hat-trick’i gölgede kalmış, tabelada 5-3 yazmıştı!
Güneş Lizbon’u sımsıcak ısıtıyordu. Acaba camia bir hanedan mı kuruyordu... Derken bir anda kentin üstünü bulutlar kaplıyordu. Zam isteyen kurt hocanın isteği yerine getirilmemiş, o da Portekiz’e veda ederken şöyle haykırmıştı: Benfica bir asır Avrupa’da zafer göremeyecek!
Guttmann Uruguay yollarına düşerken, Benfica yoluna devam ediyordu. 1963 yılının Şampiyonlar Ligi finalinde Eusebio ile öne geçen kırmızı-beyazlılar, Altafini’nin iki golüne teslim olmuştu. Kartallar, 1965’te yine finaldeydi. Bu sefer de moda başkenti Milano’nun mavilileri Inter Şampiyon Kulüpler Kupası’nı müzesine götürüyordu. Kim bilir bu yüzden yönetim yaşlı kurdu tekrar Lizbon’a getiriyordu. Fakat takımın başında o kadar kısa süre kalmıştı ki laneti kaldıracak zaman bulamamıştı. Guttmann’ın sonraki kariyeri göçmen kuşlar misaliydi, bir sağda, bir soldaydı. Benfica deseniz, 1968’de yine Şampiyon Kulüpler Kupası’nın finalindeydi. Söylemeye gerek yok, yine rakip gülmüştü. Sevinme sırası Matt Busby’nin çalıştırdığı Manchester United’a gelmişti. Unutulmaz teknik adam 1981’de son nefesini Viyana’da verdiğinde 82 yaşındaydı. 1983’te bu sefer UEFA Kupası’nda finale yükselen Kartal, makus talihini yenemiyor, Anderlecht zafere ulaşıyordu. 1987’de aynı zamanda meslek hayatındaki son durağı olan Porto, Kupa 1’i kaldırırken, ertesi sene Benfica yine final görüyordu. PSV Eindhoven seremonide çılgınlar gibi seviniyor, Kartallar yine alçak uçuyordu. 1990’da bu sefer final Guttmann’ın gömüldüğü Viyana’daydı. Eski öğrencisi Eusebio mezarında dua ederek lanete son vermeye kalkışmıştı. Milan, Frank Rijkaard’ın golüyle vals yapmış, kırmızı-beyazlılara yine hüzün kalmıştı. Başkentin devi o günlerden beri yerinde sayadursun, Porto kanatlanıyordu. Benfica’da tutunamayıp kovulan Jose Mourinho’yu takımın başına geçiren mavi-beyazlılar, 2003’te UEFA, ertesi sene Devler Ligi’nde zafere ulaşmıştı. Kim bilir belki de özel adam, Guttmann’ın reenkarnasyona uğramış hali gibiydi. Futbolun biricik “Bela”sı, altın harflerle tarihini yazmaya başladığı Benfica’nın baş belası olmuşa benziyor. Kartallar Chelsea karşısında makus talihlerini yenerlerse, lanet 51. yılda ortadan kalkmış olacak. Yok sonuç her zamanki gibi olursa, yine Guttmann manşet olacak.
Kaynak
Bu Aksam Benfica kaybedecek - Nerden biliyorum?
-> Guttmann Laneti
Ali Murat Hamarat, Benfica'nın üstüne 100 yıllık lanet koyan efsane teknik adam Bela Guttmann'ı kaleme aldı.
Bela Guttmann, dünya futbolunun gördüğü en büyük teknik adamlardan biri olsa gerek. Futbolun abecesini değiştiren, Benfica’yı üst üste iki kere Şampiyon Kulüpler Kupası’nda zirveye çıkaran, Eusebio’yu Portekiz’e getirerek ülkenin çim sahalardaki yazgısını da değiştiren bir düşünür...
Unutulmaz teknik adamın İber Yarımadası’ndaki serüveni aslında Porto’da başlamıştı. Mavi-beyazlıları 1959’da ligin zirvesine çıkardıktan sonra ikâmetini Lizbon’a aldıran Guttmann, şampiyonluğu da beraberinde taşıyordu. Evet büyük taktik dehası, Benfica ile 1960’da zafere ulaşmış, ertesi sene de unvanını korumuştu. Fakat en önemlisi Kartallar Avrupa’da da yüksek uçmuştu.
1961 yılının Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Barcelona’yı 3-2’lik skorla yenen kırmızı-beyazlılar, ertesi sezon da Real Madrid’i devirerek mutlu sona ulaşmıştı. Mozambik’in incisi Eusebio ile güçlenmiş takım İspanyol devini beşlerken, Puskas’ın hat-trick’i gölgede kalmış, tabelada 5-3 yazmıştı!
Güneş Lizbon’u sımsıcak ısıtıyordu. Acaba camia bir hanedan mı kuruyordu... Derken bir anda kentin üstünü bulutlar kaplıyordu. Zam isteyen kurt hocanın isteği yerine getirilmemiş, o da Portekiz’e veda ederken şöyle haykırmıştı: Benfica bir asır Avrupa’da zafer göremeyecek!
Guttmann Uruguay yollarına düşerken, Benfica yoluna devam ediyordu. 1963 yılının Şampiyonlar Ligi finalinde Eusebio ile öne geçen kırmızı-beyazlılar, Altafini’nin iki golüne teslim olmuştu. Kartallar, 1965’te yine finaldeydi. Bu sefer de moda başkenti Milano’nun mavilileri Inter Şampiyon Kulüpler Kupası’nı müzesine götürüyordu. Kim bilir bu yüzden yönetim yaşlı kurdu tekrar Lizbon’a getiriyordu. Fakat takımın başında o kadar kısa süre kalmıştı ki laneti kaldıracak zaman bulamamıştı. Guttmann’ın sonraki kariyeri göçmen kuşlar misaliydi, bir sağda, bir soldaydı. Benfica deseniz, 1968’de yine Şampiyon Kulüpler Kupası’nın finalindeydi. Söylemeye gerek yok, yine rakip gülmüştü. Sevinme sırası Matt Busby’nin çalıştırdığı Manchester United’a gelmişti. Unutulmaz teknik adam 1981’de son nefesini Viyana’da verdiğinde 82 yaşındaydı. 1983’te bu sefer UEFA Kupası’nda finale yükselen Kartal, makus talihini yenemiyor, Anderlecht zafere ulaşıyordu. 1987’de aynı zamanda meslek hayatındaki son durağı olan Porto, Kupa 1’i kaldırırken, ertesi sene Benfica yine final görüyordu. PSV Eindhoven seremonide çılgınlar gibi seviniyor, Kartallar yine alçak uçuyordu. 1990’da bu sefer final Guttmann’ın gömüldüğü Viyana’daydı. Eski öğrencisi Eusebio mezarında dua ederek lanete son vermeye kalkışmıştı. Milan, Frank Rijkaard’ın golüyle vals yapmış, kırmızı-beyazlılara yine hüzün kalmıştı. Başkentin devi o günlerden beri yerinde sayadursun, Porto kanatlanıyordu. Benfica’da tutunamayıp kovulan Jose Mourinho’yu takımın başına geçiren mavi-beyazlılar, 2003’te UEFA, ertesi sene Devler Ligi’nde zafere ulaşmıştı. Kim bilir belki de özel adam, Guttmann’ın reenkarnasyona uğramış hali gibiydi. Futbolun biricik “Bela”sı, altın harflerle tarihini yazmaya başladığı Benfica’nın baş belası olmuşa benziyor. Kartallar Chelsea karşısında makus talihlerini yenerlerse, lanet 51. yılda ortadan kalkmış olacak. Yok sonuç her zamanki gibi olursa, yine Guttmann manşet olacak.
Kaynak
