Bilim Dünyasında Kadınların Gücünü Gösterdi

Cüneyt Tarçın

Moderator
Yönetici
Moderatör
Katılım
22 Haziran 2012
Mesajlar
12.164
Tepkime puanı
5.600
Puan
2.013
5a9fab07ae784929c805c865


ABD’de Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde immünoloji alanında araştırmalar yapan ve Jeffrey Modell ödülü sahibi Türk bilim insanı Dr. Esen Şefik, Science, Nature Immunology ve Cell gibi dünya çapında önemli dergilerde çalışmaları yayınlandı.

Bulgaristan’da dünyaya gelen ve burada Türk göçmeni olarak yaşadığı zorlu günlerden sonra Türkiye’ye yerleşti. Çocukluk dönemindeki anıları nedeniyle kültürel farklılıklarla mücadele etmeye devam eder. Lise eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Yale Üniversitesine kabul edilir.

Bu süreçte bilim insanlarının çoğunun yaşadığı maddi zorluklarla karşılaşan Şefik, kadın bilim insanlarının, bilimde biyolojik sebeplerden başarısız olduğu tezine de karşı çıkarak Harvard Üniversitesi’nde doktoraya başlar ve hayatını bilime adar.

2015 yılında yayınladığı Science makalesinde tek bir bakteri tipinin bile bağışıklık sisteminin gelişimi için yeterli potansiyele sahip olduğunu gösterir. Bakteriler yardımıyla gelişen T hücresinin genellikle kalın bağırsakta yaşayıp, biraz şaşırtıcı bir mekanizma kullanarak fareleri kolitten koruyabildiğini bulan Şefik, ayrıca bu hücreyi insan bağırsaklarında da gösterdi.

2016 yılında ise, bakterilerin bireysel etkilerinin sadece T hücreleriyle sınırlı olmadığını ve bağışıklık sisteminin diğer hücrelerinde ve global olarak bağırsakta ne tip değişikliklere yol açtığını kaynak olarak sunan Şefik, bazı bakterilerin bağırsakta koruyucu etkiler gösterdiğini, bazılarının da romatizmayı tetiklediğini bulmayı başardı.

“Yenilgilere yenilgi olarak değil de fırsat olarak bakarım. Bu bakış açısı özellikle bilimde önemli. Çalışmayan bir deney, doğrulamayan bir hipotez başarısızlık değildir.” diyen Yale Üniversitesi İmmünoloji Bölümünden Dr. Esen Şefik ile ilham veren öyküsünü konuştuk

Hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?


1985 yılında Bulgaristan’da doğdum. Doğduğumda babam Türk ismini değiştirmediği ve Türk asimilasyonuna karsı çıktığı için hapiste yatmak durumunda kaldı. Annem hamileliğinin büyük bir kısmında ve benim ilk bebeklik zamanlarımda yalnız kaldı. Şimdi ebeveyn olarak bu sürecin ne kadar zorlu olduğunu daha çok fark ediyorum. 1989 yılında zorunlu göçle İstanbul’a geldik. Küçük de olsam göçün karakterim üstünde etkisi yoğundur. Türkiye’de Bulgar, Bulgaristan’da Türk olmak... Şimdi de Amerika’da yaşıyorum. Yani hayatımın büyük bir bölümünde göçmen oldum. İlk gençlik zamanlarımda çok sorguladım etnik kimliğin önemini anlamaya çalıştım. Belki de o yüzden uluslararası bir iş tercih ettim. Dünyanın her yerinde etnik kimliğin bir önemi olmadan monolog olabilmek çok özgürleştirici bir duygu. Bu anlamda bilimin çok güçlü birleştirici bir yönü var.

Nasıl fark yaratırsınız?


Çalışkanlık ve disiplinle bunu başarabilirim. Her zaman yapabileceğimin en iyisini, en verimli şekilde yapmaya çalışırım. Disiplin sayesinde aynı anda birçok konuda zorlanmadan çalışabiliyorum.

Yenilgilerinizden nasıl dersler çıkarttınız?

Yenilgilere yenilgi olarak değil de fırsat olarak bakarım. Bu bakış açısı özellikle bilimde önemli. Çalışmayan bir deney, doğrulamayan bir hipotez başarısızlık değildir. Aksine çok şey öğretir bize.

Sizin için para nedir?


Para benim için sadece günlük yaşamımı ve araştırmalarımı idare ettirebilmem için gerekli olan bir araçtır. Çocukluk yıllarımda, göçmenliğin ilk yıllarında yokluk yaşadık ailemle ama ne daha az mutlu ne de daha az başarılıydık. Ama özellikle Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde parasız iyi bir eğitim veya sağlık hizmeti almak neredeyse imkânsız. O yüzden para önemsiz ve gereksiz diyemiyorum.

Hayatınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?


Denge zor mesele. Haftada bir gün iş yapmama kuralım var. Doktoranın ilk yıllında koyduğum bir kural yoksa insan tükeniyor. Her gün çalıştığım dönemlerde hem yaptığım işten soğurdum hem de verimim düşerdi. O yüzden haftada bir gün çalışmıyorum ve işle ilgili hiçbir şey yapmıyorum. Çok soğuk olmayan hafta sonları da olabildiğince doğada zaman geçiriyoruz eşimle ve şimdi 1 yaşında olan kızımızla. Doğa adeta yeniliyor insanı.

Kaybettiğinizde üstesinden gelmek zorunda olduğunuz en yoğun duygu hangisiydi?


Hayal kırıklığı en güçlü duygu kaybetme sürecinde. İnsana kendi değerini sorgulatıyor. Alınması gereken en önemli derste hiçbir dış etkenin, yenilginin kişinin değerini etkilemediğini benimsemek. Söylendiğinden daha zor da olsa...

Cnntürk

Yazının Tamamı İçin
 
Bu vesileyle bende tüm kadınlarımızın ve kendini kadın gibi hisseden herkesin 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutluyorum!
 
Doktor hanımın tebrik ediyoruz , örnek çalışmalarının ve başarılarının devamını dileriz.


GSCimbom Forum kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Doktor hanımın tebrik ediyoruz , örnek çalışmalarının ve başarılarının devamını dileriz.


GSCimbom Forum kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

selam

tus dersi veren, tus un saçmalığını anlatıp duran ,teşhis uzmanı olarak anılan, sanırım 9 eylül üni sinde öğretim üyesi olan bir meslektaşınız vardı

adını hatırlayamadım
 
burada biraz derginin damarına göre mi konuşmuş yoksa adamın genel hali bu mu?

merak ettim şimdi
 
bir kaç tane makale ve röportajını görmüştüm ama okuma fırsatım olmamıştı,şimdi aklıma geldi okumak ,bu sefer adamın ismini unuttum

evlilikle alakası olanının linkini veriyorum :D

Aşkın Norobiyolojisi / Yrd. Doc. Dr. Oytun Erbaş | Gonul Dergisi | Kultur ve Medeniyet Dergisi

Şimdi okudum sonuna kadar gerçekten çok doğru noktalara parmak basmış. Dershanedeyken de çöl zevkli geçerdi dersleri.

Farmakoloji gibi zor ve sıkıcı bir dersi bizlere sevdirmişti


iPhone cihazımdan Gscimbom mobil uygulaması ile gönderildi
 
Geri
Üst Alt