Üye Görüşü Bir İhtimal Daha Var. O da 5 Yemek Mi Dersin ?

Emrah Oktay

GalataSarayı Efendileri
GalataSarayı Efendileri
Katılım
15 Aralık 2008
Mesajlar
6.673
Tepkime puanı
748
Puan
1.878
Haziran ayında "Hoşgeldin Sezar" konseptli bir törenle sözleşme imzaladığında pek çok kişinin aksine hoş karşılamamıştım bu kararı. 5+3 yabancı kısıtlamasının olduğu, üstelik de elimizde çöp diyebileceğimiz yığınla yerli oyuncunun var olduğunu düşününce, ülkeyi tanımayan bir hocaya "Hadi gel bizi şampiyon yap" demek biraz hayalperestliğe giriyordu. Ayrıca İtalya dışında hiç çalışmamış, hiç şampiyonluk yaşamamış, Dünya Kupası'nda seri başı olmasına rağmen Kosta Rika'nın gerisinde kalan ve İtalyanca haricinde bir dil bilmeyen bir adam bana pek ışık vermiyordu.

Yine de kamplar başladıktan sonra ilk izlenimlerim iyiydi. Sanki oyuncularla iyi diyaloglar kuruyor, başarılı olabilmek için kafa yoruyor, takımdaşlık için iyi bir ortam sağlıyor ve beklediğim sistem olan 4-3-3'ü deniyordu. Nitekim muhabirlerden gelen haberler de bunları destekler nitelikteydi. Lakin iş bilmez yönetimin transferde inanılmaz pasif kalan halleri, zaten zayıfladığı aşikar olan kadroyu takviye etmek yerine Burak ve Selçuk'a 5 yıllık kontrat yapması felaket sezonun ilk işaretleriydi. Öyle dandik yönetildi ki koskoca Galatasaray, yeni bir hoca yeni sistem arayışı ve yeni bir yabancı kontenjanına rağmen 2-3 abuk subuk hazırlık maçı haricinde maç almaya bile tenezzül etmiyordu. Öyle ki Atletico Madrid ve biraz da Rapid Wien hariç fikir verecek, kendimizi test edecek bir düzene girememiştik. Kendi sahamızda ya da tarafsız sahada her zaman üstün oynadığımız Fenerbahçe'ye karşı bile ultra pasif hatta ezik bir Galatasaray izledik Süper Kupa'da. İlk sinyali o maçta veren kötü gidişat arkasından çorap söküğü gibi geldi. Yıllar sonra kazanılan Bursa deplasmanı, Fenerbahçe derbisindeki galibiyet de dahil olmak üzere "Vay be ne top oynuyoruz" diyebileceğimiz bir 5 dakika bile olmadı, "İyi oynuyoruz" diyebileceğimiz bir 15 dakika olmadığı gibi.

8 haftada kazanılan 16 puan oynanılan futbolun hakettiği puanın çok çok üzerinde. Şu 8 haftadan bana göre çıkması gereken puan maksimum 5 olmalıydı ama şansın yardımı ve rakiplerin de beceriksizliği sayesinde tam 16 puan aldık. Şu takım 8 maçın 8'ini de kaybetse "Bu maçta da yenilgiyi haketmedik" diyebileceğimiz bir maç yoktu bana göre. Şampiyonlar Ligi'ne değinmeye bile gerek yok herhalde. 4 maçta alınan 1 bedava puan yenilen 13 gol ki rakipler ikinci yarılarda da aynı şevki gösterse 7-8 farklı 2 mağlubiyet almamız işten bile değildi. 50. dakikada 4-0 olan Arsenal maçının 4-1 bitmesi şans ve Arsenal'in insafıydı kesinlikle. Keza Dortmund'la İstanbul'da oynanan maç da öyle. Hatta net goller kaçıran Anderlecht bile 3-4 fark yapacak pozisyonları bulmuştu İstanbul'da.

Galatasaray'ın Avrupa'daki prestiji, Türkiye'deki itibarını zedeleyen, taraftarın büyük bir keyifle beklediği Şampiyonlar Ligi akşamlarını kabusa dönüştüren, lig maçlarında taraftarın içini bayıltan bir futbol oynatan bir adam Cesare Prandelli. Sürekli değiştirdiği formatlar yüzünden Galatasaray'ın her maçta sürklase olmasını sağlayan, Bruma gibi bir yıldız adayını tribünde çürüten, Olcan'ın değerini düşüren, Gökhan Zan'ı itin şeyine sokan, berbat Selçuk'a rağmen Emre Çolak'ı, Furkan'ı, Umut Gündoğan'ı, Sinan Gümüş'ü monte etmeyi düşünmeyen, ne olduğunu anlayamadığımız Dzemaili'den kanat yaratmaya çalışan, Sneijder'i bile yedek bırakan, Melo'dan stoper yaratan, Sabri'yi görmeden kadro dışı bırakan bir adam Cesare Prandelli. Berbat oynadığı her halinden belli olan başta Selçuk sonra Burak'ı her maç 90 dakika sahada tutan, niye Galatasaray'da olduğunu kendisinin bile anlamadığı 2. lig topçusu Yasin'i olmadık zamanlarda olmadık yerlerde oynatmaya çalışan bir adam Cesare Prandelli. 3-1 geride giden bir maçta kulübede Olcan, Bruma ve Burak dururken Yasin'i 82. dakikada ilk değişiklik olarak alan bir adam ya futboldan zerre kadar anlamıyordur ya da kovulup tazminat almak için uğraşıyordur. Ben 2.'sinin daha ağır bastığını düşünenlerdenim. Çünkü teknik direktör olmuş, İtalya Milli takımını çalıştırmaya layık görülmüş bir adam bu kadar üst üste skandal karara imza atamaz.

Ve bu adam tüm bu başarısızlıkları yetmezmiş gibi bir de hiç utanmadan basın toplantılarında iyi gidişattan, takımın geliştiğinden bahsediyor. Kuruluş amacı Avrupa'da başarı olan ve bu amaç doğrultusunda nice zafer kazanmış, 2 yıldır Avrupa'da başarılı olmuş takımı için daha 3. maçı bitmişken "Hedefimiz lig" diye açıklamalar yapmayı kendinde hak olarak görebiliyor. Sadece 33 günde toplamda 7 maçın 4'ünde hezimete uğrattığı Türkiye'nin en büyük markasının taraftarını yerel ligde rezil futbollarıyla alabileceğini sandığı bir şampiyonlukla kandıracağını düşünüyor. Aldıramayacağı çok bariz olan 4. yıldızı sanki bir hedefmiş gibi gözümüze sokmaya çalışıyor.

Yaptığı her açıklama, aldığı her karar skandal olan bir adam her gün biraz daha eritiyor, her gün biraz daha küçültüyor Galatasaray'ı. Galatasaray tarihinin açık ara en başarısız antrenörü olma şerefine şimdiden nail olan bu şahsiyet biraz daha takımda tutulmaya devam edilirse hezimetlerin ardı arkası kesilmeyecek. 110 yıllık çınar hiç olmadığı kadar üst üste darbe alacak. Bunu görememek için at gözlüğüyle bakmak gerekiyor ve şu anda Galatasaray'ı yönetenler de o at gözlüğünü takmış bir vaziyette olan biteni seyrediyor. Yeni teknik direktöre sabır gösterilir elbette ama o yeni teknik direktörün de camiaya bir ışık vermesi gerekir. Işık vermeyi bırakın kulübü her geçen gün biraz daha geriye götüren ve bunu kasten yapıyor gibi gözüken bir adama derhal kapı gösterilmelidir tazminatı ne kadar olursa olsun. Ne yani bunca hatayı üst üste yapan bir adam birden bire Mourinho'ya bir Alex Ferguson'a mı dönüşecek de her şeyi düzeltmeye alınan skorları lehimize çevirmeye, oynanan futbol diyemeyeceğimiz şeyi güzel hale getirmeye başlayacak. 3 sene geçse de Prandelli ile bu şartlarda düzeleceğimize, tekrar başarılı günlerimize döneceğimize inanan Polyannalar var mı hala.

Anti Galatasaraylılığıyla nam salmış Ümit Özat, Elazığspor'u bırakıp Galatasaray'a teknik direktör olsa şu ana kadar Prandelli'nin yaptıklarından daha doğru şeyler yapardı en azından takımı sabote ettiği anlaşılmasın diye. Alenen takımı sabote eden bir hocaya daha ne kadar sabredeceksin, ne kadar taraftarı karşına alabileceksin Ey Duygun Yarsuvat. Şampiyonlar Ligi'nden sonra ligden de koptuktan sonra mı gelecek aklın başına. Yoksa sen de mi Galatasaray'ı bir ihtiyarlık eğlencesi olarak görüyorsun. 4 kere 4 yediğimiz yetmedi 5'ler 6'lar yememizi mi bekliyorsun yoksa. Merak etme o günler de yakın eğer sen caymazsan inadından. Eğer 5 yediğimizde gidecekse bu adam bu hafta Karabük'ten 5 gol yiyelim de daha fazla zaman kaybetmeden bitsin bu çile. Olur mu emanetçi dede..
 
Son düzenleme:
Eline sağlık güzel yazı, 2014 yılı kara bir yıl olarak kalacak heralde tarihimizde..
 
Yazıyı okumadım, yalnız ana fikri tahmin edebiliyorum. 4 maçta 16 gol yiyen bir takımın hocasının 5 gol yemekle öyle hemen gönderecek bir yönetim yok şu an bizde.

Aysal yönetimini aklayıp öyle gidecek bir yönetimle karşı karşıyayız. Kaldı ki dahada dibe çekiyorlar herşeyi. Mayısta elele gidecekler gibi duruyor.

GT-I9300 Tapatalk
 
Geri
Üst Alt