Bir Kötülük Organizasyonu: Fenerbahçe ve Onun Ters Algı Yöntemi

Mert MERT

Forum Dinazoru
GalataSarayı Efendileri
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
7.018
Tepkime puanı
7.466
Puan
1.793
Fenerbahçe aslında hepimizin ailesinde de gönül verenleri olan bir spor kulübü ve böyle bir kulübün varlığından hiçbir rahatsızlığımız olmaması gerekiyor. Aslında iyi ve güçlü bir rakibiniz olmazsa sizde gelişemez, rekabet edemez ve rekabetten keyifte alamazsınız. İşte sorun bu noktada başlıyor iyi bir rakip, iyi bir rekabet. Malesef Fenerbahçe iyi bir rakip olama derdinde değil hatta rakip bile diyemeyeceğimiz şekilde rekabeti bir düşmanlık olarak görüyor. Başarıdan çok skora sonuca odaklanmış bir yapı olarak faaliyet göteriyor. Artık bu tutumu öylesine benimsemişlerki resmen bir kötülük organizasyonu halinde toplu olarak hareket ediyorlar. Skor için sonuç için her yol mübahtır dürtüsüyle akıllarına gelen herşeyi yapmaktan çekinmiyorlar. Bu tutumları bizimde onları bir rakip değil bir düşman olarak görmemize yol açıyor, rekabetin yerini rezil bir çekişme alıyor.

Malesef bu kulübe gönül verenlerin fanatikleri aklı mantığı bir kenara bırakıp hayvani dürtülerini ön plana alarak hareket ediyorlar. Sürekli bir savaş psikolojisiyle davranıp kötülük yaptıklarının farkına varmadan tamamen şeytanın peşi sıra almış başını gidiyorlar. Bu gidişte fitne çıkarmayı, adaletsizlik yapmayı bir alışkanlık haline getirmişler yakalanınca ise taktikleri hep aynı: ters algı yapmak. Bu "ters algı" ile aka kara, karaya ak demeyi bir yöntem bir alışkanlık haline getirmişler. Tarihlerindeki olaylara bakıldığında bunu kuruluşlarından beri yaptıklarını farketmek beni şaşırttı sizde bakın ve görün:

• Kurtuluş Savaşı yıllarında işgal kuvvetleri Fenerbahçe tesislerini cephanelik olarak kullanıyor. Dönemin Fenerbahçe Başkanı Dr. Nazım. Bu zat bir müddet sonra Atatürk'e suikast teşebbüsünden suçlu bulunuyor ve asılıyor. Evet yanlış duymadınız. Peki Ters Algı bunun neresinde? Atatürk Fenerliydi yalanını uydurabilmek özellikle de kendisine suikast düzenlenlmeye kalkan bir başkanın kulübünü tutabileceğini iddia etmek tam anlamıyla bir Ters Algı'dır. Inanılır gibi değil, değil mi?

• Yine Kurtuluş Savaşı yılları tüm yurt ve diğer takımlar futbolu, işi, gücü bırakıp vatan derdine düşmüş cephelere gidiyorlar. Sporcusu, genci, yaşlısı, kadını savaşa giderken hernedense bu takım dağılmıyor savaşa gitmek yerine işgal kuvvetleriyle güle oynaya top oynayıp eğleniyorlar. Karşılarındaki amatör durumdaki takımı yenince de birde ellerinden dostluk kupası alıyorlar. Bu rezillik kupasından utanacaklarına onu eritip, gömüp tarihlerinden sileceklerine bunu bir kahramanlık kupası ilan etmeye kalkmak nedir? Ters algıdır. Yani bir seyin o şey değilde tam tersi olduğunu savunmak. Yöntemin ilk olarak savaş yıllarında kullanıldığını görüyoruz. Sanki bu kupayla savaştan kaçmadılarda, bilakis vatanı kurtardılar. Ödül olarakta işgal kuvvetleri yurdu terkettiler diyebilecek potansiyele bile sahipler. Utanmasalar savaşın sonucunu da bu kupaya bağlarlar ki bu iddiayı bir 50 yıl içinde dile getirirlerse şaşırmayın.

Bu iki maddeyi araştırmak isteyenlere bir program linki verelim kaynak olsun:



• Şike yaptılar utanmadılar, ortaya çıkınca da utanmadılar, yüzlerce sayfa tape ve onlarca ses kayıtlarını okuduk, dinledik onlar adına utandık. Bu delillere bakan iddia ediyorum şike yok diyemez ama onlar dedi. Uefa inceledi şike olduğuna kanaat getirdi men etti cezayı kesti. Bir spor sahtekarlığı olan şikeden spor mahkemesinde hüküm giydiler. Tutup bunu yerel mahkemeya taşıyıp aklandık dediler kendilerini birkez daha kahraman ilan ettiler utanmadılar. Şike yapıp kendini kahraman ilan eden ilk oluşum oldular. Evet yine kahramanlık. Yine Ters Algı.

• Federasyon başkanı şike yapan yönetimlerinde ikinci başkandı. Tff başkanı oldu. Mhk başkanlığına Koç tedarikçisi eli kolu bağlı bir adam geririldi . Pfdk kurulunun çoğunluğu Fb Kulüp üyelerinden oluşturuldu. Sosyal Medyanın ve Medya'nın neredeyse tamamı Fb trol ve elemanlarıyla dolduruldu. Sahada ve saha dışında hertürlu kollandıkları, kayırıldıkları sezonlarda başarı gelmeyince bu kurulları Fenerbahçe düşmanı ilan ettiler. O da yetmedi ofsayt çizgisi diye bir yalan uydurup görüntüyü tff veriyor ve çiziyorken bundan yayıncı kuruluşu sorumlu tutup adamlara iftira üstüne iftira atıp protestoya kalktılar. Madur eden konumundayken maduru oynadılar yine Ters Algı.

• Şimdilerdeyse bambaşka bir algının peşine düştüler. Son yıllarda şampiyonluk sayısında geri kalmaya başlayan Fenerbahçe bu konuda yeni bir fitneye tutunmaya başladı. Temcit pilavı gibi ortaya attıkları geçmiş şampiyonluklar zırvası. Bunu da aptala anlatır gibi anlatalım belki salyalarını silip bir okur ve utanırlar:

O tarihlerde bir sezonda iki organizasyon düzenleniyor. Birisi lig öbürü, 5 maçlık bir kupa benzeri amatör bir organizasyon. Fener ligde şampiyon olamayıpta o 5 maçlık kupayı kazandığı yıllar için bu kupaları lig şampiyonluğu olarak saydırmak istiyor (yazarken ben bile utanıyorum şu an).

Günümüze uyarlarsak Fenerbahçe Süperlig'de şampiyon olamayıp Ziraat Türkiye Kupası'nı kazandığı sezonlar için utanmadan Ziraat Türkiye Kupası'nın lig şampiyonluğu yerine sayılmasını istiyor. Bu rezilliği ciddiye alsanız bile sorulacak 2 soruda sistemleri çöküyor: Peki o yıl ligde gerçekten şampiyon olan takım ne olacak? Bir sezonda 2 ayri takım nasıl şampiyon olabilir?

Durum o kadar rezil, o kadar ezikce bir durumki ciddiye alınacak gibi değil. Fakat yine ciddiye alıp şu soruyu sorduğunuzda sistem tamamen kilitleniyor: Peki Fenerbahçe'nin hem ligde şampiyon olup, hemde o 5 maçlık kupayı aldığı yıllar için ne yapacağız? Bir sezon için hanenize 2 şampiyonluk yazmamız gerektiği bu durumda ne olacak?

Bu durum bir online oyunda hile yaparak puan toplamaya birinci olmaya çalışmaya benziyor. Bunların fanatikligi artık öyle bir noktaya gelmişki şampiyonluk sayısında öne geçmek için yarışmayı, sporu, utanmayı bir kenara bırakmış, hile, hurda, şike, kayırmanın peşine düşmüş gidiyorlar. Bu uğurda tek örtbas yöntemleri de her durumda hiç utanmadan kullandıkları Ters Algı.

Fantiklikten uzak kalıp aklını mantığını kullanıma kapatmamış bir Fenerbahçeli şu yazıyı okursa eminim bu durumlardan utanacaktır.
 
Son düzenleme:
Okumadım ama eminim güzel bir yazıdır eline saglik
 
Kulüplerinde hala fetöcüler yönetici olmasına rağmen bu konuda başka kulüplere b.k atmaya çalışmak

Bu da başka bir ters algı.
Bunlar akıllanmazlar
 
Fenerbahçe aslında hepimizin ailesinde de gönül verenleri olan bir spor kulübü ve böyle bir kulübün varlığından hiçbir rahatsızlığımız olmaması gerekiyor. Aslında iyi ve güçlü bir rakibiniz olmazsa sizde gelişemez, rekabet edemez ve rekabetten keyifte alamazsınız. İşte sorun bu noktada başlıyor iyi bir rakip, iyi bir rekabet. Malesef Fenerbahçe iyi bir rakip olama derdinde değil hatta rakip bile diyemeyeceğimiz şekilde rekabeti bir düşmanlık olarak görüyor. Başarıdan çok skora sonuca odaklanmış bir yapı olarak faaliyet göteriyor. Artık bu tutumu öylesine benimsemişlerki resmen bir kötülük organizasyonu halinde toplu olarak hareket ediyorlar. Skor için sonuç için her yol mübahtır dürtüsüyle akıllarına gelen herşeyi yapmaktan çekinmiyorlar. Bu tutumları bizimde onları bir rakip değil bir düşman olarak görmemize yol açıyor, rekabetin yerini rezil bir çekişme alıyor.

Malesef bu kulübe gönül verenlerin fanatikleri aklı mantığı bir kenara bırakıp hayvani dürtülerini ön plana alarak hareket ediyorlar. Sürekli bir savaş psikolojisiyle davranıp kötülük yaptıklarının farkına varmadan tamamen şeytanın peşi sıra almış başını gidiyorlar. Bu gidişte fitne çıkarmayı, adaletsizlik yapmayı bir alışkanlık haline getirmişler yakalanınca ise taktikleri hep aynı: ters algı yapmak. Bu "ters algı" ile aka kara, karaya ak demeyi bir yöntem bir alışkanlık haline getirmişler. Tarihlerindeki olaylara bakıldığında bunu kuruluşlarından beri yaptıklarını farketmek beni şaşırttı sizde bakın ve görün:

• Kurtuluş Savaşı yıllarında işgal kuvvetleri Fenerbahçe tesislerini cephanelik olarak kullanıyor. Dönemin Fenerbahçe Başkanı Dr. Nazım. Bu zat bir müddet sonra Atatürk'e suikast teşebbüsünden suçlu bulunuyor ve asılıyor. Evet yanlış duymadınız. Peki Ters Algı bunun neresinde? Atatürk Fenerliydi yalanını uydurabilmek özellikle de kendisine suikast düzenlenlmeye kalkan bir başkanın kulübünü tutabileceğini iddia etmek tam anlamıyla bir Ters Algı'dır. Inanılır gibi değil, değil mi?

• Yine Kurtuluş Savaşı yılları tüm yurt ve diğer takımlar futbolu, işi, gücü bırakıp vatan derdine düşmüş cephelere gidiyorlar. Sporcusu, genci, yaşlısı, kadını savaşa giderken hernedense bu takım dağılmıyor savaşa gitmek yerine işgal kuvvetleriyle güle oynaya top oynayıp eğleniyorlar. Karşılarındaki amatör durumdaki takımı yenince de birde ellerinden dostluk kupası alıyorlar. Bu rezillik kupasından utanacaklarına onu eritip, gömüp tarihlerinden sileceklerine bunu bir kahramanlık kupası ilan etmeye kalkmak nedir? Ters algıdır. Yani bir seyin o şey değilde tam tersi olduğunu savunmak. Yöntemin ilk olarak savaş yıllarında kullanıldığını görüyoruz. Sanki bu kupayla savaştan kaçmadılarda, bilakis vatanı kurtardılar. Ödül olarakta işgal kuvvetleri yurdu terkettiler diyebilecek potansiyele bile sahipler. Utanmasalar savaşın sonucunu da bu kupaya bağlarlar ki bu iddiayı bir 50 yıl içinde dile getirirlerse şaşırmayın.

Bu iki maddeyi araştırmak isteyenlere bir program linki verelim kaynak olsun:



• Şike yaptılar utanmadılar, ortaya çıkınca da utanmadılar, yüzlerce sayfa tape ve onlarca ses kayıtlarını okuduk, dinledik onlar adına utandık. Bu delillere bakan iddia ediyorum şike yok diyemez ama onlar dedi. Uefa inceledi şike olduğuna kanaat getirdi men etti cezayı kesti. Bir spor sahtekarlığı olan şikeden spor mahkemesinde hüküm giydiler. Tutup bunu yerel mahkemeya taşıyıp aklandık dediler kendilerini birkez daha kahraman ilan ettiler utanmadılar. Şike yapıp kendini kahraman ilan eden ilk oluşum oldular. Evet yine kahramanlık. Yine Ters Algı.

• Federasyon başkanı şike yapan yönetimlerinde ikinci başkandı. Tff başkanı oldu. Mhk başkanlığına Koç tedarikçisi eli kolu bağlı bir adam geririldi . Pfdk kurulunun çoğunluğu Fb Kulüp üyelerinden oluşturuldu. Sosyal Medyanın ve Medya'nın neredeyse tamamı Fb trol ve elemanlarıyla dolduruldu. Sahada ve saha dışında hertürlu kollandıkları, kayırıldıkları sezonlarda başarı gelmeyince bu kurulları Fenerbahçe düşmanı ilan ettiler. O da yetmedi ofsayt çizgisi diye bir yalan uydurup görüntüyü tff veriyor ve çiziyorken bundan yayıncı kuruluşu sorumlu tutup adamlara iftira üstüne iftira atıp protestoya kalktılar. Madur eden konumundayken maduru oynadılar yine Ters Algı.

• Şimdilerdeyse bambaşka bir algının peşine düştüler. Son yıllarda şampiyonluk sayısında geri kalmaya başlayan Fenerbahçe bu konuda yeni bir fitneye tutunmaya başladı. Temcit pilavı gibi ortaya attıkları geçmiş şampiyonluklar zırvası. Bunu da aptala anlatır gibi anlatalım belki salyalarını silip bir okur ve utanırlar:

O tarihlerde bir sezonda iki organizasyon düzenleniyor. Birisi lig öbürü, 5 maçlık bir kupa benzeri amatör organizasyon. Fener ligde şampiyon olamayıpta o 5 maçlık kupayı kazandığı yıllar için bu kupaları lig şampiyonluğu olarak saydırmak istiyor (yazarken ben bile utanıyorum şu an).

Günümüze uyarlarsak Fenerbahçe Süperlig'de şampiyon olamayıp Ziraat Türkiye Kupası'nı kazandığı sezonlar için utanmadan Ziraat Türkiye Kupası'nın lig şampiyonluğu yerine sayılmasını istiyor. Bu rezilliği ciddiye alsanız bile sorulacak 2 soruda sistemleri çöküyor: Peki o yıl ligde gerçekten şampiyon olan takım ne olacak? Bir sezonda 2 ayri takım nasıl şampiyon olabilir?

Durum o kadar rezil, o kadar ezikce bir durumki ciddiye alınacak gibi değil. Fakat yine ciddiye alıp şu soruyu sorduğunuzda sistem tamamen kilitleniyor: Peki Fenerbahçe'nin hem ligde şampiyon olup, hemde o 5 maçlık kupayı aldığı yıllar için ne yapacağız? Bir sezon için hanenize 2 şampiyonluk yazmamız gerektiği bu durumda ne olacak?

Bu durum bir online oyunda hile yaparak puan toplamaya birinci olmaya çalışmaya benziyor. Bunların fanatikligi artık öyle bir noktaya gelmişki şampiyonluk sayısında öne geçmek için yarışmayı, sporu, utanmayı bir kenara bırakmış, hile, hurda, şike, kayırmanın peşine düşmüş gidiyorlar. Bu uğurda tek örtbas yöntemleri de her durumda hiç utanmadan kullandıkları Ters Algı.

doktora tezi mi yazdın renktas
 
Bunlar da iste futbolun teröristleri.
 
sokayım bunlara 3 maç yapıp kıytırık bi şilt aldılar diye onları mı sayacağız yani konuşmağa bile değmez resmi siteden konu ile ilgili söylenecek tek şey -> Ekli dosyayı görüntüle 117012
Bencede konuşmaya değmez ama bu saçmalığın peşine düşen çenesi salyalılara aptala anlatır gibi anlatmak ihtiyacı haiz olduğunu düşündüm.
 
Fenerbahçe aslında hepimizin ailesinde de gönül verenleri olan bir spor kulübü ve böyle bir kulübün varlığından hiçbir rahatsızlığımız olmaması gerekiyor. Aslında iyi ve güçlü bir rakibiniz olmazsa sizde gelişemez, rekabet edemez ve rekabetten keyifte alamazsınız. İşte sorun bu noktada başlıyor iyi bir rakip, iyi bir rekabet. Malesef Fenerbahçe iyi bir rakip olama derdinde değil hatta rakip bile diyemeyeceğimiz şekilde rekabeti bir düşmanlık olarak görüyor. Başarıdan çok skora sonuca odaklanmış bir yapı olarak faaliyet göteriyor. Artık bu tutumu öylesine benimsemişlerki resmen bir kötülük organizasyonu halinde toplu olarak hareket ediyorlar. Skor için sonuç için her yol mübahtır dürtüsüyle akıllarına gelen herşeyi yapmaktan çekinmiyorlar. Bu tutumları bizimde onları bir rakip değil bir düşman olarak görmemize yol açıyor, rekabetin yerini rezil bir çekişme alıyor.

Malesef bu kulübe gönül verenlerin fanatikleri aklı mantığı bir kenara bırakıp hayvani dürtülerini ön plana alarak hareket ediyorlar. Sürekli bir savaş psikolojisiyle davranıp kötülük yaptıklarının farkına varmadan tamamen şeytanın peşi sıra almış başını gidiyorlar. Bu gidişte fitne çıkarmayı, adaletsizlik yapmayı bir alışkanlık haline getirmişler yakalanınca ise taktikleri hep aynı: ters algı yapmak. Bu "ters algı" ile aka kara, karaya ak demeyi bir yöntem bir alışkanlık haline getirmişler. Tarihlerindeki olaylara bakıldığında bunu kuruluşlarından beri yaptıklarını farketmek beni şaşırttı sizde bakın ve görün:

• Kurtuluş Savaşı yıllarında işgal kuvvetleri Fenerbahçe tesislerini cephanelik olarak kullanıyor. Dönemin Fenerbahçe Başkanı Dr. Nazım. Bu zat bir müddet sonra Atatürk'e suikast teşebbüsünden suçlu bulunuyor ve asılıyor. Evet yanlış duymadınız. Peki Ters Algı bunun neresinde? Atatürk Fenerliydi yalanını uydurabilmek özellikle de kendisine suikast düzenlenlmeye kalkan bir başkanın kulübünü tutabileceğini iddia etmek tam anlamıyla bir Ters Algı'dır. Inanılır gibi değil, değil mi?

• Yine Kurtuluş Savaşı yılları tüm yurt ve diğer takımlar futbolu, işi, gücü bırakıp vatan derdine düşmüş cephelere gidiyorlar. Sporcusu, genci, yaşlısı, kadını savaşa giderken hernedense bu takım dağılmıyor savaşa gitmek yerine işgal kuvvetleriyle güle oynaya top oynayıp eğleniyorlar. Karşılarındaki amatör durumdaki takımı yenince de birde ellerinden dostluk kupası alıyorlar. Bu rezillik kupasından utanacaklarına onu eritip, gömüp tarihlerinden sileceklerine bunu bir kahramanlık kupası ilan etmeye kalkmak nedir? Ters algıdır. Yani bir seyin o şey değilde tam tersi olduğunu savunmak. Yöntemin ilk olarak savaş yıllarında kullanıldığını görüyoruz. Sanki bu kupayla savaştan kaçmadılarda, bilakis vatanı kurtardılar. Ödül olarakta işgal kuvvetleri yurdu terkettiler diyebilecek potansiyele bile sahipler. Utanmasalar savaşın sonucunu da bu kupaya bağlarlar ki bu iddiayı bir 50 yıl içinde dile getirirlerse şaşırmayın.

Bu iki maddeyi araştırmak isteyenlere bir program linki verelim kaynak olsun:



• Şike yaptılar utanmadılar, ortaya çıkınca da utanmadılar, yüzlerce sayfa tape ve onlarca ses kayıtlarını okuduk, dinledik onlar adına utandık. Bu delillere bakan iddia ediyorum şike yok diyemez ama onlar dedi. Uefa inceledi şike olduğuna kanaat getirdi men etti cezayı kesti. Bir spor sahtekarlığı olan şikeden spor mahkemesinde hüküm giydiler. Tutup bunu yerel mahkemeya taşıyıp aklandık dediler kendilerini birkez daha kahraman ilan ettiler utanmadılar. Şike yapıp kendini kahraman ilan eden ilk oluşum oldular. Evet yine kahramanlık. Yine Ters Algı.

• Federasyon başkanı şike yapan yönetimlerinde ikinci başkandı. Tff başkanı oldu. Mhk başkanlığına Koç tedarikçisi eli kolu bağlı bir adam geririldi . Pfdk kurulunun çoğunluğu Fb Kulüp üyelerinden oluşturuldu. Sosyal Medyanın ve Medya'nın neredeyse tamamı Fb trol ve elemanlarıyla dolduruldu. Sahada ve saha dışında hertürlu kollandıkları, kayırıldıkları sezonlarda başarı gelmeyince bu kurulları Fenerbahçe düşmanı ilan ettiler. O da yetmedi ofsayt çizgisi diye bir yalan uydurup görüntüyü tff veriyor ve çiziyorken bundan yayıncı kuruluşu sorumlu tutup adamlara iftira üstüne iftira atıp protestoya kalktılar. Madur eden konumundayken maduru oynadılar yine Ters Algı.

• Şimdilerdeyse bambaşka bir algının peşine düştüler. Son yıllarda şampiyonluk sayısında geri kalmaya başlayan Fenerbahçe bu konuda yeni bir fitneye tutunmaya başladı. Temcit pilavı gibi ortaya attıkları geçmiş şampiyonluklar zırvası. Bunu da aptala anlatır gibi anlatalım belki salyalarını silip bir okur ve utanırlar:

O tarihlerde bir sezonda iki organizasyon düzenleniyor. Birisi lig öbürü, 5 maçlık bir kupa benzeri amatör bir organizasyon. Fener ligde şampiyon olamayıpta o 5 maçlık kupayı kazandığı yıllar için bu kupaları lig şampiyonluğu olarak saydırmak istiyor (yazarken ben bile utanıyorum şu an).

Günümüze uyarlarsak Fenerbahçe Süperlig'de şampiyon olamayıp Ziraat Türkiye Kupası'nı kazandığı sezonlar için utanmadan Ziraat Türkiye Kupası'nın lig şampiyonluğu yerine sayılmasını istiyor. Bu rezilliği ciddiye alsanız bile sorulacak 2 soruda sistemleri çöküyor: Peki o yıl ligde gerçekten şampiyon olan takım ne olacak? Bir sezonda 2 ayri takım nasıl şampiyon olabilir?

Durum o kadar rezil, o kadar ezikce bir durumki ciddiye alınacak gibi değil. Fakat yine ciddiye alıp şu soruyu sorduğunuzda sistem tamamen kilitleniyor: Peki Fenerbahçe'nin hem ligde şampiyon olup, hemde o 5 maçlık kupayı aldığı yıllar için ne yapacağız? Bir sezon için hanenize 2 şampiyonluk yazmamız gerektiği bu durumda ne olacak?

Bu durum bir online oyunda hile yaparak puan toplamaya birinci olmaya çalışmaya benziyor. Bunların fanatikligi artık öyle bir noktaya gelmişki şampiyonluk sayısında öne geçmek için yarışmayı, sporu, utanmayı bir kenara bırakmış, hile, hurda, şike, kayırmanın peşine düşmüş gidiyorlar. Bu uğurda tek örtbas yöntemleri de her durumda hiç utanmadan kullandıkları Ters Algı.

Fantiklikten uzak kalıp aklını mantığını kullanıma kapatmamış bir Fenerbahçeli şu yazıyı okursa eminim bu durumlardan utanacaktır.

helal olsun müthiş yazı
şunuda ekliyorum kimse fenerbahçenin ilk başkanını bırak ilk dört başkanını bilmez fenerbahçe tarihi anlatılan albümlerinde bile bu adamların adları açık yazılmaz baş harfleri nokta ile kısaltılır. Nedenide şudur: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk kitabında bunları öyle bir gömerki bu beyler milli mücadeleye inanmıyorlar davamızla ilgili değiller bu yüzden ankarayı terk edip istanbula geri döndüler diye.

O tarihlerde sanatkarangücü yani günümüzün mke ankaragücünün kurucuları olan imalatı harbiye anadoluya silah üretim parçalarını yollarda çarpışa çarpışa anadoluya sekiz şehit vererek getirdiler. Karşıyaka spor klübünün başkanı milli mücadeleye destek verdiği için işgal kuvvetlerince infaz ile şehit edildi. ama fenerliler işgalciler ile kolkola çay partisi eşliğinde maç yaptılar ve bunu utanmadan kurtuluş savaşındaki kahramanlık diye satıyorlar.

Yetmiyor kıt tarih bilgileriyle 1915 te istanbulu fransızlara işgal ettirip dumuli diye bir fransız komutan adı uydurup galatasaray lisesine teşekkür mektubu yazmış gibi gösteriyorlar ve bunu aziz yıldırım döneminde feneriumların çoğunda camekanlara asıyorlar. Kimsede siz ne halt ediyorsunuz demiyor.

Bunlar gerçekten kötülüğün fesatın çürümüşlüğün temsilcisi.
 
Bencede konuşmaya değmez ama bu saçmalığın peşine düşen çenesi salyalılara aptala anlatır gibi anlatmak ihtiyacı haiz olduğunu düşündüm.
Anlatsanda anlamazlar en son ne derler biliyormusun hakem makem biz alalım umurumda değil. Bunlar için algı hakem şike hiçbiri sorun değil. Bizi yensin sampiyon olsun hatta bizi yensin sampiyon olmasın bile :) nasıl olduğu umrunda olmaz.
 
Başka bir ters algıda artık kendi taraftarları bezmiş ve futbol takip etmeyi bırakmışken sosyal medyada bot basarak sanki çok seviliyor takip ediliyor algısı. Lan sırf benim akrabalarımın içinde 2 yıl içinde 3 kişi bıraktı feneri. Bizimde uzun süre şampiyon olmadığımız oldu ama bu nasıl bir çirkinleşmedir be arkadaş fanatizm, holiganlık falan değil sapıtmış bunlar. Bakıyorum futboldaki en etkili kurumlar fenerli ülkedeki en zengin iş adamları fenerli ülkenin cumhurbaşkanı fenerli tutup bein sporda ne iş yaptığını bile bilmedikleri bir kadını sırf galatasaraylı diye ligi dizayn ettiğini söylüyorlar ters algı. Fetöcü savcılarla el ele kol kola maçlar yapıp, şuan tff başkanı olan kongre üyeleri olan zat gururla "bizim camiamızda 2 milyon cemaat mensubu var " diyor sonra fetö bize kumpas kurdu diyorlar ters algı.

Bunlar firavun ama her firavunun bir Musası vardır.
 
Anlatsanda anlamazlar en son ne derler biliyormusun hakem makem biz alalım umurumda değil. Bunlar için algı hakem şike hiçbiri sorun değil. Bizi yensin sampiyon olsun hatta bizi yensin sampiyon olmasın bile :) nasıl olduğu umrunda olmaz.
İçlerindeki haset ve fesatlık, utanma ve haya duygularını bloke etmiş. Aynı doping yapmaktan çekinmeyen bir sporcu gibi haktan, adaletten uzaklaşmışlar.

"Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz" sözünün günümüzdeki karşılığı Fenerbahçe'dir. Bu rezil kötücül oluşumu utanarak takip ediyoruz.
 
Bu ülkenin alayı aynı bunun laciverdi, sarısı, siyahı yok ancak Galatasaray bu ülkedeki en kaliteli kurumdur. Bizim insanımızdan farklı; sistem tabanlı aristokrat ve modern bir yapısı vardır. Bu nedenle 30 şampiyonluk daha yazılsa bu sistemi yenemez, elbet bir gün kaybeder.
 
Chobani sponsorluğu ve akabinde bunun rakip taraftarlarca savunulabilmesi bu konuyu hatırlamama vesile oldu. Dört sene önce açtığım konunun hala güncelliğini korumasına bu kez açıkçası üzülüyorum.

İçlerinde düzgün olanları bir kenarda tutup, keşke rakibimiz böyle fesatlık peşinde insanlar olmasalardı diyorum.

Türk futbolunu ve bizi paça aşağı lahımın içine çekmeselerdi inanın şu an ilk 5 Lig içinde olabilirdik. Kendileri de daha yüksek bir seviyede olurlardı. Ne yazık ki zararları yalnız kendilerine değil herşeyi kirlettiler. Şikeydi, algıydı hileydi, hülleydi artık herşey kirli.

Malesef tarih tekerrürden ibarettir. Zamanında savaştan kaçıp işgal kuvvetleri ile güle oynaya maç yapan insanların evlatları bugünde "Türkiyeli" olmayı savunur oldular. O gün o ihanet kupasını algılarla kahramanlık kupasına evirmeye çalışanlar, yarın da Chobani olayını övünerek anlatacaktır. Tıpkı Atatürk'e suikast girişimi yapıp asılan başkanları varken Atatürk fenerbahçeliydi diyebilmeleri gibi. Hani stadın ismi Atatürk olacaktı, baktık ki tam tersi oldu. Ama bunu da içlerine sindirirler. Yalanlarla yaşayan insanlar.

PS: Konunun ilk mesajında ki videoyu izlemeyenler izlesin. Rakibimizin gizli tarihini gencolarımız da bilsin. Biraz uzun ama boş bir vaktinizde tümünü izleyin, izletin.
 
Son düzenleme:
Geri
Üst Alt