Bu yaşananların temel sebebi tamamen unprofessional (profesyonellik dışı/olmayan) yönetim ve spor branş teşkilatının oluşturulamamasından dolayıdır. Çoğu kurumun da öğrenilmiş çaresizliği veya da bilinçli insanların farkına varıp ama dayatılmış veya oturmuş sistemsel yozlaşmadır. Bu yozlaşmaya istediğiniz kadar profesyonel birikimi olan fikir sokun, bir yere kadar gider ve mevcut yozlaşma onu da hapseder. Bu yüzden şahsen ben yıllardır kulübün satılmasını savundum. Biz bu işi beceremiyoruz. 4 yıl üst üste şampiyon oldun, çoğunluğun bireysel üst düzey yakalamış olduğun futbolcular sayesinde oldu. Tabii rakiplerin de seni takip ettiği halde sana denk getiremediği kalite ve şuursuzlukları da var. Şans da var. Şu gelinen durumda Arap kulübünden tek farkın Avrupa sahasında mücadele ediyor olman. Bu işin sürdürülebilirlik kısmı işin temeli. Al al al al al, satış yok nereye kadar alacaksın? Ederi geldiyse kim olursa olsun sat kardeşim. Galatasaray rekabetçi, hep hazır oyuncu alacak. Bizim bilmediğimiz altın madeni veya başka bir zengin sermayemiz mi var da biz bilmiyoruz. Bu teoriyi savunanlar tamamen Galatasaray kimliğinin marka oluşumunun savunucusu değil, savurucudur. Bir şans yakalıyorsun, daha da profesyonel bir ekip ile bu işi sürdürülebilir hale getirmek varken, hala ahbap çavuş ilişkileri ile ya da saçma sapan sıralı isim listeleri ile pazarda oyuncudan oyuncuya koşuyoruz. Okan Buruk bu kötü oyununun sorun/sebep/neden veya da ihtiyaç ilişkisini hangi futbol aklı ile ortak noktada konuşup hesap verecek ya da konuşacak ki? Kime ne anlatacak. Galatasaray çağ atlayacaksa UCL'de yarı final veya final oynayarak değil, bu şahsi zihniyetlerden kurtularak atlar düşüncesindeyim.