Esat Dergi : Şampiyon Fenerbahçe
HAYROLA BEYLER!
Türkiyenin en modern taraftarı.
Türkiye'nin en dengesiz taraftarı.
Özellikle bu sezon.
Bu dahilik ile delilik arasında giden topluluk çubuklunun sahipleri.
Fenerbahçe taraftarı yine futbolcu ıslıklıyor, yeniden ıslıklıyor.
Okuyacaklarınız daha çok stadyum içinde, ekrana yansımayanlar.
Takımlarına Saracoğlu'nu deplasman yapmaya devam ediyor.
Bilete formaya para verince size "Buyrun küfürleriniz" mi diyorlar?
Hayrola beyler!
Bu sezon 10 olacak ama kendinize gelin artık.
Evet takımınız dengesiz, takımınız stres makinası.
Kendi sahasında hapisteymiş gibi davranıyor, doğrudur.
Ama hiçbir neden bir futbolcuyu ıslıklamanıza izin vermez.
Hadi futbolcu ıslıklama olsa yine iyi ama...
Şu koca hasta eden sezonu ortaya koyun.
İyi düşünün, Saracoğlu'ndaki maçları 90 dakika inceleyin.
Futbolcunuz hatalı pas verdiğinde.
İsabetli bir orta açamadığında idam fermanınız hazır.
Önce horuldanmalar, sonra önyargılar, sonra ıslık.
Yahu böyle futbol mu izlenir!
Takımınızın futbol oynamasına izin vermiyorsunuz ki!
Gerisi kimin umrunda? Bu ıslık onu adam edecek mi?
Şu tabloya bakın ve kendinizi sorgulayın.
Futbolcuların o formanın hakkını verememesine ben de 'tamam' diyorum da.
Geçmişten bugüne;
Bu takımda Alex yuhalandı.
Bu takımda Selçuk Şahin yuhalandı.
Bu takımda Volkan Demirel yuhalandı.
Bu takımda Deivid yuhalandı
Bu takımda Güiza yuhalandı.
Bu takımda Colin Kazım Richards yuhalandı
Ve dahası...
Bu mudur taraftarlık?
Futbolcu ayırt edilmesine hiçbir şey demiyorum zaten.
Takıma değil futbolculara bağırmaya devam (!)
Yine diyorum bu isimler o gün o formanın hakkını verememiş olabilir.
Fakat üzerinde Fenerbahçe forması var.
Kendi kendinize küfür ediyorsunuz başka bir şey değil.
O yuhalanan Selçuk şimdi baştacı.
Sivas maçında kaçırdığı golden sonra edilmedik küfür kalmayan Deniz Barış o maçta gol atmasa ne olacaktı acaba?
Şimdi Deniz Barış 50 bin kişinin bağırdığı biri.
Avrupa maçlarından önce Volkan Demirel ile kale arkasında dalga geçen Fenerbahçe taraftarı!
Volkan Demirel bakın bakalım bu sezon kaç maçınızda hayatınızı kurtardı.
Deivid ilk sene geldiğinde futbol hayatını bitiriyordunuz.
Alex de Souza'yı bir medya gazıyla ıslıkladınız.
Türk duygusallığı ile kavurdular sizi.
Semih Şentürk yüzünden Güiza'yı bitirmeye çalıştınız,
Semih sakatlıktan dönerken, sahada Güiza varken ne yaptınız?
Hayrola beyler!
Fazla gazete okuyup Fenerbahçe'nin kutsal renklerini unutuyorsunuz.
Zaten insanların amaçları bu, çubuklu kırılsın, kendinden geçsin.
Yıllardır bu taraftarın beynini yıkamak için uğraşıyorlar.
Neden kukla oluyorsunuz?
Fenerbahçeli olun, siz sarı ve lacivertsiniz.
Yanınızdaki kalın bıyıklı taraftar var ya.
Uğur Boral topu ayağına aldığında kuduz moduna geçiyorsa...
Gerekiyorsa onu siz susturun.
Başka türlü olmayacak.
Bu alışkanlık devam ediyor!
Aman dikkat!
Fenerbahçe taraftarı kutsal renklere aşık.
İnanmak istiyorum yeniden.
Kötü oynayanları baştacı edin demiyor kimse zaten...
Sadece sahadakilerin pskolojisiyle oynamayın.
Topu takip edin, isimleri değil.
Nokta.
***
ALEX-SEMİH Mİ? SEMİH-GÜİZA MI?
Fenerbahçe'de uzun zamandır Alex-Semih oyunları mevcut.
Uğur Boral - Roberto Carlos ikili oynamaya çalışıyor.
Alex ile Semih ise göz göze geldiklerinde topu beyinleriyle paylaşıyor.,
Alex'in bütün futbol hikayesini Semih'e ezberlettiniz.
Peki önümüzdeki dört sezon çok şey bekleyeceğiniz Güiza?
Alex-Semih kadar Semih-Güiza da artık var olmalı.
Skora göre, duruma göre son 15-20 dakikalarda değil.
Demek istediğim Güiza'nın zaten Türkiye'ye alışma süresi malum.
F.Bahçe'de ikili oynayabileceği, direk anlaşabileceği birileri olmalı.
Bunu köşedeki bakkal değil, elbette hoca yapacak.
Futbol ikili isimlerle oynanıyor.
Takımları heyecanlandıran isimlerin başında her zaman ikililer vardır.
70'lerde Kevin Keegan ile John Benjamin Toschak Liverpool'u uçurmuş.
Güiza'nın diğer isimlerle uyumluluğu ne kadar?
Fenerbahçe'de unutulmaz ikililerin çeşitliliği arttığı gün.
Takımdan tribüne gerçek bir heyecan sıçrayacak.
Gerisini siz düşünün.
***
EMRE'DEN RÖVANŞI ALMAK
Olayın üstünden epey geçti, hırlayanlar sustu ama...
Emre'nin 'kesme' hareketi bayağı ses getirdi.
Emre'nin yaptığı hareketin doğru olmadığını herkes kabul ediyor.
Fakat bu kabul edenlerin bir kısmı -linç- olayına sokmaya çalışıyor.
Emre'nin daha önce basın tribününe yaptığı o kol hareketinin acısıyla.
Ben doğruyu/yanlışı değerlendirmeyeceğim.
Futbolun en kirli hırsıyla bir kendini kaybetme durumu, özetle.
Özetleyemediğim kendini demir sananların,
"Bu hareket budur, şudur, asalım" tarzı rövanş mücadelesi.
Savaş çıksa lolipoplarıyla yazmaya konuşmaya devam edecekler...
Emre ortaya bir yanlışını atıyor.
Ağızlar köpürmüş bütün içteki kin kusuluyor.
Emre rövanşı verdi diyelim o zaman ve kapatalım.
Neyse en azından kolu ile yazanların yüzleri ortaya düştü.
ŞAMPİYON FENERBAHÇE
Bilerek sona bıraktım.
Lig malum kimin eli kimin cebinde belli değil.
Uzun uzun futbol ve taktiği ile dolu analizler gereksiz.
Bu ligin seyrinin haritası paramparça olmuş.
Kimsenin de birleştireceği yok galiba.
Fenerbahçe ilk yarı 12 puan geriye düştüğünde de vardım.
Şimdi de varım.
Hacettepe'ye atılan 7 golden sonra, "Anlamsız" dedim, buna da varım.
İki hafta önceki Sivasspor maçında da vardım.
Kocaelispor maçından sonra da varım.
5 puan, 6 puan, 7 puan fark bunlara halen daha kanmayın.
Bu oyunun 3 puanlı bir sistemde oynandığını henüz kavrayamadık.
Şu anki Fenerbahçe'yi haftalar önce kadınlara benzetmiştim.
Dengesiz tavırları yüzünden.
Aragones ile bir geçiş dönemi "başarısı" bir şey getirmeyecek.
2 senelik kupalı bir kayıp dönem diyorum ben buna...
Halen daha da ısrarlıyım.
Fenerbahçe'nin derbi maçları fikstürden çıkarılmadığı sürece.
Bu ligde şampiyon Fenerbahçe'dir.
Bu kadro her şeyin üzerini yapabilecek güçtedir.
Siz inanmamaya devam edin.
Mayıs'ta görüşürüz.