Ya basketbolda gişe geliri öyle inanılmaz boyutlarda değil. Salon yaparak sadece bilet ile 3 milyon dolar ek bütçe yaratamazsın. Zaten 15 lig maçın+3 play off, 7-8 Avrupa kupası desen 25 maç falan yapıyor. Basket maçı biletini satsan satsan max 100 liraya satarsın. Merkezefendi, Aliağa maçlarına zaten 5.000 kişi zor gidiyor, yarısı beleşçidir. Satacağın kombine zaten fix, Ayhan Şahenk’te de oynasan Sinan Erdem’de de oynasan, kendi salonunu da yapsan heyecan verici bütçeyi ayırmazsan, o kadroyu kurmazsan yapacağın salonda örümcekler ağ yapar. Bizim salon konusunu konuştuğumuz zamanlar Euroleague’de oynadığımız zamanlardı, eğer o organizasyonun devamını sağlasak düşünülebilirdi. Dolduracağın maçlar zaten belli: Efes, fener maçları.
Hee tabi kulübün zenginlerinden birisi kulübe 1 kuruş harcatmadan, ulaşımı kolay bir yerde güzel bir salon yapacaksa buyursun yapsın.
Ama sen 4 milyon dolarlık takımı zor kurarken, zaman zaman oyuncuların maaşını 2-3 taksit geriden yatırırken gider 8-10 milyon euroya salon yaparsan saçma olur, mantıksız olur.
Açık konuşayım salon parasını dolar bazında 4e bölüp 4 yıl boyunca takım için düşünülen, ayrılan bütçeye ek yapsınlar 4 yıl daha heyecan verici, yarışmacı takım izleyeyim benim için daha kabul edilebilir bir şey olur.
Kısacası salon yapılacaksa da kurulacak takım, yarışma kültürümüz kulübü salon yapmaya itecek, itmeli; salonu yapalım gelsin Arroyolar dersek o iş yaş. Göksenin, Mahir izlemek için salon yapmak; kasisten, çukurdan geçilmeyen mahalle arası yollarda kullanmak için Massarati almak gibi bir şey.