- 21 Ocak 2010
- 72.846
- 51.266
- 5.003
Başarının son yıllarda transfer ,kadro ve teknik ekip kalitesine odaklandığını ve beklentinin de buna paralel seyrettiğin hep birlikte görüyoruz ancak özellikle yönetimin ıskaladığı bir alan var ki Türkiye'de bence takım kalitesinin de ötesine geçiyor.
Benim görüşüm siyaset , medya ve taraftar ilişkileri Avrupa Kupalarında olmasa da Süper Ligte günümüz Türkiye'sinde belirleyici faktörlerin başında geliyor.
Adaletin artık ayaklar altında olduğu ülkemizde iktidar ile ilişkileriniz soğuksa , medyada arkanızda duran kurum yada kişi sayısı yeterli değilse ne kadar iy bir kadroya sahip olursanız olun bir şekilde çelme itinayla takılıyor.Bunun en güzel örneği herhalde 2013-2014 sezonu başlangıcında yaşanan Hoca değişikliği ve SPDK'nun sermaye artrımına engel teşkil eden hamleleridir , TFF'nun sayısız yaptırımını ve Yabancı Kısıtlamasını saymıyorum bile.
Görüldüğü üzere süperligteki en iyi kadroya sahip olmasına rağmen Galatasaray'ın futbol takımının beklentileri karşılayamamasının altında aslında yukarda bahsettiğim faktörler yatıyor.
Şimdi bazı arkadaşlar konuyu Hoca değişikliğine getirecektir ama tartışacağımız mesele bu değil , zaten eminim çoğunuzun öngördüğü üzere bu sene Fatih Hoca ile devam etseydik bile bu statü ve kısıtlamalar ile benzer bir potada bitirecektik ligi.
Amacım bu seneki performansımızı tartışmak değil o yüzden bu konulara hiç girmeyeceğim.
Asıl mühim olan bu faktörleri ele aldığımızda Yönetimimizin neler yapması gerektiğini somut öneriler altında tartışmaktır sevgili Galatasaraylı kardeşlerim.
Siyaset :
Medya
Taraftar İlişkileri
Bahsettiklerimin bir iki tanesi bile gerçekleştirilse bir Drogba transferi kadar sevineceğim , zira bence siyasi ve medya gücü bizim gibi gelişmemiş ülkelerde herşeyden önce geliyor.
Melih Pekcan
Portal Konusu İçin Tıklayın
Benim görüşüm siyaset , medya ve taraftar ilişkileri Avrupa Kupalarında olmasa da Süper Ligte günümüz Türkiye'sinde belirleyici faktörlerin başında geliyor.
Adaletin artık ayaklar altında olduğu ülkemizde iktidar ile ilişkileriniz soğuksa , medyada arkanızda duran kurum yada kişi sayısı yeterli değilse ne kadar iy bir kadroya sahip olursanız olun bir şekilde çelme itinayla takılıyor.Bunun en güzel örneği herhalde 2013-2014 sezonu başlangıcında yaşanan Hoca değişikliği ve SPDK'nun sermaye artrımına engel teşkil eden hamleleridir , TFF'nun sayısız yaptırımını ve Yabancı Kısıtlamasını saymıyorum bile.
Görüldüğü üzere süperligteki en iyi kadroya sahip olmasına rağmen Galatasaray'ın futbol takımının beklentileri karşılayamamasının altında aslında yukarda bahsettiğim faktörler yatıyor.
Şimdi bazı arkadaşlar konuyu Hoca değişikliğine getirecektir ama tartışacağımız mesele bu değil , zaten eminim çoğunuzun öngördüğü üzere bu sene Fatih Hoca ile devam etseydik bile bu statü ve kısıtlamalar ile benzer bir potada bitirecektik ligi.
Amacım bu seneki performansımızı tartışmak değil o yüzden bu konulara hiç girmeyeceğim.
Asıl mühim olan bu faktörleri ele aldığımızda Yönetimimizin neler yapması gerektiğini somut öneriler altında tartışmaktır sevgili Galatasaraylı kardeşlerim.
Siyaset :
- Ben hiçbir şekilde omurgasız ve iktidarın eteğinden ayrılmayan bir Yönetim istemiyorum , Sayın Başkanımızın duruşunu destekliyorum.Ancak medyanın flaşları önünde olmasa da arka planda siyasi güçlerle iyi ilişkiler kurmamız gerektiği aşikar.
- Bu hususta en önemli görev GSİAD yani işadamlarımıza düşüyor.Para herşeyi yönetir klişe olsa da.Galatasaray camiasının menfaatlarini gözetmek hepimizin görevi ama totosu büyük abilerimize biraz daha fazla görev düşmeli.Bakınız , Fenerbahçeli aktif ve eski yöneticiler birçok ihalede , kamu ve özel sektörde göz önünde yer almaktan kaçınmıyorlar , dolayısıyla Fenerbahçe ekonomik olarak bir yaptırım ile karşılaştığında bazı kapılar açılıp imkanlar yaratılabiliyor.Galatasaray SK stadyumu hakkında yakışıksız söylemlerde bulunulurken , aynı statüde stadlara sahip olan diğer takımlara toz kondurulmuyor.Camiamıza karşı yaptırımlar söz konusu olduğunda ekonomik gücü ile misilleme yapabilecek yada bu kapıları açabilecek anahtar işadamlarının hem yönetimde hem de arkaplanda görev alması oldukça mühim.
- Sayın Başkanımız sağolsun ekonomik gücünü yıllardır klubün borçlarının düzenlenmesinde ve kredi notunun yükselmesinde kullanıyor.Biz kendisinden elini cebine atmasını da beklemiyoruz Beşiktaş'ın yaptığı gibi...Ancak Başkan'ın da diğer işadamlarına örnek olacak şekilde iktidara yakın özel sektörde birtakım yatırımlar yapması elimizi rahatlatacaktır.Sayın Aysal enerji sektöründe sayılı isimlerden biri , ülkemizde bu sektörde yetersizlik olduğu da aşikar ama ben bir işadamı olmadığım için bu konuda kendisini eleştirmem söz konusu olamaz.
- İktidarın tribünlere el attığını üzülerek görüyoruz , bizim en güçlü taraftar grubumuz siyasi söylem ve protestolarda biraz sessiz kalsa da Camianın ve Lise ileri gelenlerinin Sol görüşlü olması iktidarın bize karşı düşmanca tutumunu açıklıyor.Ben açıkçası iktidarın toplumun geneli kucaklayıcı bir siyaset gütmemesi , bencil tutumu sebebiyle muhalif kesimde yer alıyorum.Benim söylemlerimi kimse iplemese de camianın ileri gelenlerinin sözlerine dikkat etmesi gerekmektedir.Bunu hem pozitif hem de negatif manada kastediyorum.Yani büyüklerimiz ne zaman çıkıp yereceğini ne zamansa ılımlı söylemlerde bulunacağını bilmelidir.Oysa bizim yönetimimiz ve divan kurulu üyelerimiz birbirinden oldukça bağımsız hareket etmekte bu kopuklu hem siyasi söylemlerimizin gücünü zayıflatmakta hem de iktidar ile aramızda soğur rüzgarlar esmesine sebep olmaktadır.Sermaye artırımı sırasında yaşadığımız gerilim buna en güzel örnektir.
- Rakip camianın Koç grubu ile UEFA'ya sponsor olmasını , eski TFF yönetimi ile sponsor ilişkilerini , Balyoz davaları öncesi Ordunun ileri gelenleri ile samimiyetlerini hatırlamanızı rica ederim.Başkanımızın Avrupa'daki ilişkileri ve Ulusoy , Şenez Erzik gibi önemli isimlerin benzer şekilde camiamıza desteğini yok saymıyorum elbet ama diğer iri testisli büyüklerimizi de arena da görmek istiyoruz.
- TFF'nin artık özerk olmadığını ve atananlardan oluştuğunu sağır sultan bile biliyor.Kaç senedir başarısız olmamız için elinden geleni ardına koymayan bu kurumun başındakileri indirmek için iktidarın değişmesi gerektiğini de biliyoruz.Öyleyse camianın iktidfar mücadelesinde taraftar gücünü kullanmasının gerekliliğini ifade etmeme gerek yok.Peki sandıktaki gücümüz sizce ne kadar? Ben söyleyeyim size.İktidar tarafından yapılan anketlere göre edindikleri izlenim Fenerbahçe taraftarının ve camiasnın seçimlerde hem sayı olarak hem de seçim rüzgarını yönlendirici güç olarak daha etkili ve ön planda ele alınması gereken bir mesele olarak görüyorlar.Üç büyüklerden BJK taraftar grubu en sert siyaseti yapsa da sandık gücü nispeten sayıca az olduğundan çok önemsemiyorlar.En ilginci ise Galatasaray taraftarının daha ılımlı ve siyasete pek karışmayan görüntüsü , sayıca fazla olmakla birlikte muhalif bir tutumda bulunmaması sebebiyle üzerine gidilmesini çok elzem bulmuyorlar.İşte bu kamuoyu araştırmaları ne kadar pasif olduğumuzun bir göstergesi.Bu konuda yapılması gerekenleri taraftar ilişkilerinde bahsedeceğim..
Medya
- Fenerbahçe'nin bizden fersah fersah önde olduğu bir alan varsa bu medyadır.Her iki camia da köklü bir geçmişe sahip , peki medya gibi mühim bir alanda bu kadar ipleri rakibimize bırakmamızın sebebi nedir? Camianın aristokrat yapısı mı , taraftarın vurdum duymazliği mı , yoksa Galatasaraylı işadamlarının bu sektöre olan ilgisizliği mi? Aslında bunların hepsi sebepler arasında.. Divan kurulu üyelerinin bu konuyu ele alması lazım , zira bu dönem bazında görev alan yönetimi aşan bir husus.
- Şu an baktığınızda Türkiye'deki en kaliteli spor programlarını sunan kanalların sahiplerinden , programlarda yer alan yazar ve yorumculara kadar çoğunluk fenerbahçeli.Galatasaray'lı gözükenler ise sadece camiamıza muhalif tutumları sayesinde bu programlarda yer alabiliyorlar.Yönetimin ve ilerde yönetimde yer alacak kişilerin medyada gücü ele geçirmek için müspet adımlar atması transferden çok daha önemlidir.Bugün en iyi oyuncumuzu göndermek için sayısız yalan haber yapan medya , takımın huzurunu bozmak suretiyle sportif başarıya çomak sokmaktadır.Deplasmandaki başarısızlığımızda takımımızın uzun bir süre kenetlenememesine bağlıyorum ve bu hususta medyanın payını görmezden gelemeyiz.Özellikle bu sene yönetim tarafından yalanlanan haber sayısı rekor düzeye ulaşmış durumda.
- Galatasaray'ın yeni bir kanal kurması söz konusu değil , GSTV ile alakalı taraftarın yoğun eleştirisi de ortada.GSTV'nin bağımsız bir platforma kavuşması için ödenecek bedele razı olmalıyız.Spor medyasında bir anda bir sürü galatasaraylı adam filizlenemeyeceğine göre bağımsız bir kanal olarak GSTV altında genç ve analist spor adamlarını toplayarak taraftarın da bilinçlenmesini sağlayabilirsek , renktaşlarımız yandaş medya kanallarında rakip camianın goygoycularını izlemek zorunda kalmaz , bilinçsiz taraftarların bu kanallarda edindiği olumsuz izlenim ve haberler ile de klubumüz yara almaz.
- Medyada ister rakip camia ister bizden olsun analist yaklaşım güden , istatistik bilim dalına önem veren , Avrupa maçlarını iyi takip eden adam sayısı bir elin parmaklarını geçmez.İster fenerli ister BJK'li olsun bu adamları objektif tutumlarına bakarak GSTV yada destekleyeceğimiz başka bir kanalda toplamak için para harcamamız gerekiyor.Ben Aziz Yıldırım gibi el altından gayri ahlaki yapılan desteklerin aksine profesyonel bir yaklaşımı daha uygun buluyorum , zira bu tarz bir desteği benimseyenler ilerde arkamızdan konuşmaktan geri durmayacaktır.
- Taraftarın bu medya kuruluşlarına ve spor adamlarına karşı gücünü hissetirmesi lazım.Bu geçtiğimiz yıllarda tasvip etmediğim şekilde kanal basmakla değil , ekonomik gücünü hissettirmekle olur.Bilinçli bir taraftar grubu bu kanalları destekleyen muslukları hedef almalıdır.Medyanın en önemli kar payı reklamlar olduğuna göre reklam verenlere sesimizi duyurmadıkça bu bozuk plak sesini duymaya devam ederiz.Bilişim ve sosyal medyanın muazzam gelişmesiyle artık gazete alanların sayısı da azaldı ama bilinçsiz taraftarların halen fotomaç , fanatik yada diğer çapsız yayınlara para verdiğini üzülerek görüyorum.İşte bu çoğunlukta yer alan taraftar kesimini bilinçlendirmek bizim görevimiz.Otobüste bile yanıbaşınızda duran ve Galatasaraylı olduğunu tahmin ettiğiniz bir amcayı dostça uyarmak bile birey olarak yapabileceğimiz küçük bir destektir.
- Sosyal medyada en aktif taraftar grubuna Galatasaray sahip , bu resmi rakamlar ile ortaya konmuş bir gerçek ama yine de çoğunluğumuz sosyal medyayı yeterince efektif kullanmıyor.Twitter'da aktif olan taraftar sayısı oldukça az.GSC forumunda bile çoğu üye Twitterı sadece transfer haberlerini takip etmek için kullanıyor.Oysa Ultraaslan , Tek yürek ve diğer taraftar grupları dışında ben çevremdeki arkadaşlarım olsun burdaki GSC üyeleri olsun twitterdakı etkinliklere pek katılınmadığını görüyorum.GSC twitter adresi bence çok pasif , forumu belki yeterli görüyoruz kendimizce ama binlerce üyesi olan GSC platformunun dışarı açılan penceresi olarak twitter neden kullanılmaz , niçin üyeleri vermek istedikleri mesajları yada eleştirilerini bu platformda da duyurmaz bir anlam veremiyorum.
- Galatasaray'ın sadece Türkiye'de değil Almanya ve diğer gurbetçilerimizin yoğun olarak yaşadığı ülkelerde de medyada aktif ilişkilerinin olması gerekmektedir.Diğer takımlardan en çok ayrılan Avrupa'daki ünümüzü kullanmak için medya gücümüzü global olarak genişletmeliyiz.Almanya'da bir taraftar olan biteni Hürriyet'ten öğrenmemeli bence..
- Ülke sınırlarında olsun Avrupa'da olsun binlerce taraftar derneği var.Her derneğin olmasa da çoğu ilde yerel yayınlar çıkartılabilir.Derneklere yapılacak küçük destekler ile bu yayınların çıkması demek taraftarın bilinçlendirilmesi ve sivil toplum hareketlerine üye olması için öncü bir adım olacaktır.Bu yayınlar yerine Galatasaray Dergisi aklınıza gelse de bizim toplumuzda paralı satılan dergilere para verme yada abone olma kültürü oldukça zayıf olduğundan yerel yayınların kahvehane ve lokallere ulaştırılması çok daha etkili olacaktır.
- Galatasaray'a zarar verme amaçlı ve rakip camia güdümlü yalan haber yapanlara karşı yönetimin son zamanlarda daha sert bir tutum sergilemesi ve hukuk kanallarını çalıştırmasını takdir ediyorum ama bu hususta devamlılık da önemlidir.Elde edilen adli sonuçların taraftar ve medya ile paylaşılması da caydırıcı bir etken olacaktır.
Taraftar İlişkileri
- Aslında taraftar ilişkileri ile alakalı yukarda pekçok konuda bahiste bulundum.Ancak daha somut önerilerde bulunacak olursak Yönetimin taraftarın nabzını yakalayabilmesi için bir takım somut adımlar atması gerekiyor.Sosyal medya çok geniş adeta kaynayan kazan gibi bir dünya.Sosyal medyada görüşerini bildiren taraftardan aslında yönetim oldukça bilgi edinebilir.Herşeyden önce yönetimde medya ilişkileri ve taraftar ilişkilerinde görev alan kişilerin birtakım görev dağılımı ile aktif rol alması lazım.Taraftar bazında medyada olan biteni profesyonel olarak analiz edecek , anketler ile nabız yoklayıp bunu yönetimle paylaşan , bir takım sponsor faaliyetleri ve ödüllerle taraftarı sosyal medyaya daha dafazla çeken bir ekip kurulmalı.Elbette bunu hedefleyen bir ekip vardır camiamızda ama yeterli olmadığını görüyoruz.Örneğin en kapsamlı anketler webaslan.com denilen camiamıza ait olmayan bir platformda yapılmaktadır.
- Sadece sosyal medya değil , lokal dernekler , taraftar forumları ( buna yüzbinlerce üyesi olan ve taraftar alt başlıkları da bulunan teknoloji forumları da dahil)'nda da yönetimini gözü kulağı olacak çalışanları görevlendirmesi lazım.Bu yetkililer üyelik modeliyle direkt temastan ziyade hem forum yönetimleri ile bilgi alışverişinde olmalı hem de çeşitli etkinlikler ile forum üyelerı ile temas kurabilmelidirler.Örnek verecek olursak , mesela pekçok oyun forumunda oyun yapımcıları DEVCHAT adı altında önceden belirlenmiş sorulara cevap vermekte ve bu sohbetler forumlarda resmi başlıklar altında paylaşılmaktadır.Benzer model spor forumlarında da kullanılabilir.Böylece taraftarın en aktif ve en eleştirisel olan forum müdavimlerinin ne düşündüğünü en tepedeki başkan bizzat görüp adımlarını atarken taraftarın desteğini arkasına alacağını bilerek güven içerisinde hareket edecektir.
- Bu etkileşim modeli ve sosyal medya anketleri sadece eleştirileri değil aynı zamanda çıkarılacak bir GSStore ürününe ilgiyi öngörmek yada taraftarın moda çizgisini ve ürünlerden beklentisini analiz etmek için de kullanılabilir.
- Taraftar arasında ürün satışlarını ve kombine satışını bir rekabet ortamına büründürmek için kombine kartları ve GSstore satışlarını takip etmeyi sağlayan ortak bir üyelik numarası oluşturrularak taraftarın harcadığı para ile orantılı kazanacağı puanlar ile hem daha fazla ürün elde etmesi hem de çeşitli özel aktivitelere (imza günü , avrupa deplasman maçları gibi..) katılımı reklam yapılarak elde edilen gelir katlanabilir.Ayrıca bu üye numarası bir nevi kimlik nosu da olacağından sosyal medyada yada aşağıda bahsedeceğim resmi bir forum oluşturularak taraftarın sesini duyurmasına katkıda bulunacaktır.
- Futbol klüplerinde yaygın olarak görmesek de Galatasaray.org resmi sitesi altında bir forum oluşturularak sadece kombine sahipleri ve bahsettiğim bu üyelik sisteminde belirli bir seviyeye sahip olanlar hem yönetimin tayin ettiği kişilerle hem de çeşitli aktiviteler altında futbolcular ve teknik ekiple yazışma ve görüşlerini aktarma şansına sahip olacaktır.Üyelik sistemi bir resmi alışveriş altında oluşturulduğundan gerçek kimliği ile daha resmi ve saygın bir platform tahsis edilecektir.
- Eğer yönetim taraftarın nabzını takım sahaya çıkıp gol yediğinde yada yenildiğinde çıkan yuhlamalardan ve kötü tezahürattan değil de yerel dernekler , sosyal medya ve forumlar üzerinden analiz edebilirse o zaman peçok yanlış adım daha atılmadan ortadan kalkacaktır.
Bahsettiklerimin bir iki tanesi bile gerçekleştirilse bir Drogba transferi kadar sevineceğim , zira bence siyasi ve medya gücü bizim gibi gelişmemiş ülkelerde herşeyden önce geliyor.
Melih Pekcan
Portal Konusu İçin Tıklayın