Galatasaray'ın Transferleri ve Sistemi

Keramettin TANRIVERDİ

"Bizi sevenleri üzmeyelim baba"
Yönetici
Administrator
Katılım
18 Temmuz 2009
Mesajlar
82.157
Tepkime puanı
240.165
Puan
5.263
Galatasaray’la yaşayan bir ağabeyimden öğrendiğime göre Prandelli geçen seneki Ersun Yanal gibi takıma ağır bir yükleme yapıyormuş. Hala fiziksel çalışmalar ağırlıktaymış ve takım çift idmana devam ediyormuş.

Galatasaray bu sezon da aşağı yukarı 50 maç oynayacak. +1 Süper Kupa finaliyle birlikte lig zaten 35 maç. 6 Şampiyonlar Ligi. Büyük ihtimalle Avrupa Ligi’ne gidileceği için en az 4’te orada eleme oynasanız 10 Avrupa maçı yapar. En az 5 de Türkiye Kupası oynansa 50 eder. Daha çok olma, 60’lara dayanma ihtimali var. Galatasaray’ın futbolcularının çoğunun milli olması yüzünden bu sayıların bireysel olarak daha da yüksek olması ihtimali var.

Bugün herkes Selçuk’u eleştiriyor. Selçuk 5 sezondur senede yaklaşık 50 tane maç oynuyor. Sakatlanmıyor, cezalı duruma düşmüyor. Yedek soyunmuyor ya da oyundan çıkmıyor. Her maç 90 dakika. İnanılmaz bir istikrar. Adam geldi 29 yaşına hala takımın en çok koşan oyuncularından biri olmak durumunda kalıyor. Herkes kötü performansı eleştiriyor ama kimse bunları sorgulamıyor. Bu Selçuk hiç mi dinlendirilmez, bu adam nasıl bir profesyoneldir ki hiç sakatlanmaz, hiç cezalı olmaz ve takımın en çok koşan oyuncularından biri olur. Bir takımın oyun kurucusu, aynı zamanda takımın en çok koşan oyuncusu olur mu? Bunları sorgulayan yok. Sistemin Selçuk’u oyun kuruculuktan alıkoyup, genç ısıran ortasahalar gibi adam kovalamak zorunda bıraktığını gören yok. Yine keza Burak eleştirileri de çok acımasız. Herkes diyor ki Galatasaray ilerde top tutmalı. Bu şart değil. Arsenal ilerde top tutmuyor. Herkes ilerde top tutma sistemiyle başarılı olacak diye bir kaide yok. Galatasaray ortasahası Burak temposunda futbol oynayamadığı için, takımın ağırlık merkezi ortasahanın ilerisine çıkamadığı için Burak sürekli geri gelip top almak, sağa sola açmak zorunda kalıyor, bunu deniyor ama beceremiyor. Burak'ın ciddi yetersiz olduğu konular var, bunlar top kontrol, teknik gibi yetenekle ilgili sıkıntılar, bunları geliştirmek de çok zor ancak Burak'ın çok üstün olduğu konular da var. Takım arkadaşları kendisine tempo konusunda ayak uyduramıyor diye adama "neden top tutamıyorsun?" demek acımasızca. Wenger gitti Welbeck'i aldı. Welbeck top mu tutuyor ilerde? Şimdi diyeceksiniz ki Burak dediğin kadar değerli bir oyuncu ise neden kimse almadı? Almaz tabi, zira Türk futbolcularının iş ahlakı ve karakteri konusundaki izlenimi yurt dışında berbat. O yüzden Türk oyuncuya para verirken 10 kere düşünüyorlar. Bu çok da normal. Bir de Türk oyuncular kendi liglerinde zaten çok kazanıyor. Sen de bu paraları vermek riskine girersen bir dönüp geçmişe bakıyorsun. Arda, Nihat ve Tugay dışında Türk futbolunu Avrupa'da istikrarlı bir şekilde en son kim temsil etmiş? Can Bartu mu? Lefter mi? Adamlar çok paraya alınıp verim veren tek oyuncu olarak Arda'yı görüyor ve o da belki Simeone'den. Zira Simeone'nin elinde başarısız olan adam olmadı son yıllarda ki... Dediğim gibi hangi Türk futbol yıldızı Avrupa'da başarılı olmuş da adamlar Burak'a 20 milyon artı en az 3,5 milyon sözleşme falan verebilsin? Bir Simeone sayesinde Arda var. Tugay'ı da pek sayamayız çünkü o bir görev oyuncusu. Bir golcü alman gibi değil durum.

Esasında Galatasaray'ın ana sorunlarından biri kim ne dersin Melo'nun doğru yerde oynamıyor olması. Melo az koştuğu ve çok dinlendiği için Selçuk oradan oraya adam kovalamak zorunda kalıyor ve yine Melo dinlenmek için çok geride kaldığından takımın ağırlık merkezi geri çekiliyor ve Burak'ın geriye gelip top almaya çalıştığı ama beceremediği pozisyonları izliyoruz. Melo büyük bir yetenek ve fakat bence artık ya ön libero ya da stoper olma zamanı geldi.

Bugün Prandelli’nin Hürriyet’te bir röportajı vardı. Çok güzel ayrıntılar yakaladım. “Melo bizimle Fiorentina'da yaptığı gelişim sayesinde dünyanın büyük futbolcularından biri oldu. O dönemde bunun için ne kadar çalıştığını unutmamalı” diyor. “Dzemaili, Melo’nun alternatifi falan değil, Melo ile birlikte oynayacaklar” diyor. Yani adam Melo'ya yardımcı alıyor. Zira Melo'nun çok geride kaldığını görüyor. Bursaspor maçında Yekta derinde Melo ve Selçuk göbekteydi, maç içinde Melo'yu sürekli Yekta'dan geride gördük, çünkü ileri çıkamıyor eski kondisyonu yok. Yekta'dan da Selçuk'tan da az koşuyor. Bence Melo bu top kullanma yeteneği ve yere sağlam basmasıyla defansif oyun kurucu olarak kullanılmalı artık. Stoperler topu ona atsın ve o da onların önünde oyun kuran adam olsun. Bir de böyle denenmeli, eğer yine kondisyonu yetersiz kalırsa belki de stoper olmalı. (Not: Melo'nun kalitesini tartışmıyorum, mükemmel meziyetleri olan bir oyuncu)

Şimdi bizim eline kâğıt kalem alıp çocuk gibi ilk 11 çıkaran yorumculara bu Prandelli'nin söyledikleri bir veri. Bizde alışkanlık oldu. Yabancı kuralını, sakatlıkları, cezalıları, form düşüklüklerini, rakip takımların sistemlerini, güçlü ve eksik yönlerini hesap etmeden kendilerince herkes bir 11 çıkarıyor ama bu çok büyük bir saçmalık. Hiçbir geçerliliği yok.

Dün ile bugün arasında bile bir sürü fark varken, bu kadar değişkenin olduğu yerde sabit bir 11’den bahsetmek saçmalık. Prandelli laf arasında sıkıştırmış. “Taraftarlar rotasyon fikrine alışmalı” demiş. Yeni futbol bu! Ezberlenen 11’le koca sezonu yürümek ancak tek kulvarda ilerlerseniz olur. Senede en az 50 maça çıkarsanız olmaz!

Herkes Pandev’in ismi daha tanıdık diye onu 11’e, Dzemaili’yi yedeğe yazmış. Komedi bu. Pandev Galatasaray’ın hangi sorununu çözecek? Pandev bir rotasyon zenginliği transferi. Galatasaray’ın en büyük sorunu göbekte, oyun kurucusuna adam kovalatmakta, o yüzden sorun çözen transfer Dzemaili. Sürekli oynayacak transfer o.

Zaten sözleşmelere baksanız kimin rotasyona kimin 11’e alındığını görebilirsiniz. Pandev düşüşte olduğu söylenen bir oyuncu, kontratında ‘27 resmi maçta en az 30 dakika forma giyerse sözleşmesi bir yıl daha uzar’ yazıyor. Buradan bile onun kilit açıcı, yedek kulübesinde bekleyen bir ekstra güç olduğunu görebiliyoruz. Galatasaray birçok maçta onu, 2. yarıda skoru lehine çevirmek isterken sokacaktır. Tabi Burak sakatlanır, cezalı duruma düşer veya formsuz olursa ilk 11 de oynayacaktır ama esas yeri rotasyon. Burak'la birlikte oynadığında da tekniği sayesinde topu alıp Burak'ın koşularına servis yapabilecek bir oyuncu olacaktır. Ben bir hafta öncesine kadar bu rotasyon transferinin fizikli, dağıtan, bozan bir pivot olması gerektiğini düşünüyordum fakat futbol fikirlerine çok saygı duyduğum bir ağabeyim bu düşüncemi değiştirdi. "Fizikli adam fizikle topu tutsa bile, Burak'ın önüne pası nasıl bırakacak" dedi. Ya da Sneijder'le verkaçı nasıl yapacak, Sneijder, Olcan, Dzemaili'nin önüne şut paslarını nasıl açacak? Gayet mantıklı bir düşünceydi bu bence. Tabi Galatasaray'ın hem teknik, hem fizikli santrfor bulması da çok mümkün değil. Hem fizikli, hem teknik olunca çok pahalı oluyorlar zaten. O yüzden teknik bir forvetin Burak'a tamamlayacılık konusunda da çok iyi olacağına kanaat getirdim.

Kendisinin oyun tarzı Necati’ye benziyor. Galatasaray skoru alamayıp son yarım saat kırk dakika yüklendiğinde yüksek tekniği ve oyun zekâsıyla kilit açacak bir oyuncu olacaktır. Ayriyeten Pandev, Dzemaili de Sneijder ve Olcan gibi topa iyi vuran oyuncular... Bu sayede bazı maçlarda uzaktan şutlarla da Galatasaray rakibi açabilir.

Pandev’in şuan fiziksel durumu nedir bilmiyorum. Dünyanın en sıkıcı liglerinden biri olan İtalya Ligi’ni izlemiyorum. Dzemaili sert şutlar atan, topu iyi kullanan bir oyuncu diye biliyorum başka da pek bilgim yok.
Dzemaili yine kovalayan, basan bir ortasaha değil gibi. O halde Galatasaray topa her alanda çok yüksek yüzdeyle sahip olmak istiyor. Yani bu sistem lig boyunca, Fenerbahçe ve Bursaspor maçlarında gördüğümüz Galatasaray’ın tam aksi olacaktır. Takımın ağırlık merkezi çok daha önde olmalı ve topa sürekli hükmetmeli Galatasaray. Aksi halde çok yumuşak kalır. Bence Prandelli fikstüre baktı ve ilk iki maçı fiziksel yüklemeye feda etti. Geçen sene Galatasaray ligi Temmuz başında açtı ama ilerleyen aylarda fiziksel olarak çok düştü. Prandelli şunu düşünmüş olabilir. “25 Ağustos’da Fenerbahçe, 30 Ağustos’ta Bursaspor maçı var ama bir sonraki maç 13-14 Eylül, milli ara giriyor. 25 Ağustos’a kadar yükleme yapacağıma 14 Eylül’e kadar yapayım çünkü lig çok uzun maraton”

Gelelim Tarık’a… Çok pahalı. Menajeri çok akıllı olduğu için çok pahalı. Geçtiğimiz sene sonu sözleşmesi bitiyordu ve Eskişehirspor Tarık’tan hiç para kazanamayacağı için onu kadro dışı bırakacaktı. Tarık da gelişim döneminde bir oyuncu olduğu için oynaması gerektiğini biliyor. O halde bir anlaşma yaptılar. İyi bir maaş (800 bin Euro Eskişehirspor için çok iyi) ve bonservisinin %25’i Tarık’ta olmak üzere sözleşme uzattılar.
Tarık iyi oyununu sürdürür ve bir büyük takım tarafından transfer edilirse kazanan hem o, hem de Eskişehirspor olacaktı. Öyle de oldu.

4,750 milyon Euro bonservisin %25’ini Tarık aldı. Bir de Galatasaray’dan 1,1 milyon Euro yıllık maaşını alınca adamın eline Arsenal’den gelen Eboue’den çok para geçti. Eskişehirspor’dan gelen asisti olmayan Tarık, Arsenal’den gelen Eboue’den çok kazandı. İşte buna menajerlik başarısı denir.

Bu arada hatırlarsanız geçen haftalarda Eskişehirspor başkanı kanal kanal gezip "Erkan ve Tarık 6.5 milyon Euro" diye bağırmıştı. Tarık’ın yanına Erkan’ı ekleme nedeni ne? İkisine 6.5 milyon gelince 6.5 milyonun 6.49 milyonu Erkan’a, 0,01 milyonu Tarık’a diye gösterecekler ve 6.5 milyonun tamamı kulübe kalacaktı. Tarık'a bonservisinden %25 verilmeyecekti. Fakat Galatasaray bunu da yapmadı Yasin’e 2,5 milyon Euro’yu verip 4,750 de Tarık’a verdi. Oyuncusunun para kazanmasını sağladı.

Galatasaray oyuncularının hepsine sağlam maaşlar veriyor. Genç, yerli, yabancı diye ayırmıyor. Kimsenin artık ağlama sızlama lüksü yok. Aldığı parayı herkes hak etmek zorunda… O yüzden Prandelli de çift idmanı yaptırabiliyor gönül rahatlığıyla.
Şimdi Tarık’a da değineyim. Normal şartlar altında asisti olmayan bir oyuncu için bu paralar çok diyoruz ama Eskişehirspor zaten ligin statik takımı. Ana işleri çok koşmak, mücadele etmek, alan daraltmak, katı ve yaratıcılıktan uzak bir futbol oynamak. Bakın geçen sene ligin sonuncusu Kayserispor 30 gol atmış. Ondan sonra en az gol atan takımlar 12. Eskişehirspor ve 7. Karabükspor. Attıkları gol 33. Bu iki takımın da savunma tarzı belli. Çok koş, mücadele et, pozisyonunu kaybetme, alan daralt. Sonra Karabük topu eveleyip gevelemeden ileri oynadı, Eskişehirspor ise topa sahip olup sürekli yana ve geriye oynayarak tempoyu inanılmaz derecede düşürdü. Karabükspor topu kazandı ve ileri oynadı. Bu sistemin tamamlayıcısı da bir pivot santrfor. Geçen sene ilk devre Akpala, ikinci devre Eneramo ile Karabükspor bu ihtiyacını karşıladı ve 7. oldu. Eskişehirspor ise ilerde top tutacak bir pivota sahip olamadığı için sürekli sağa sola pas yaptı durdu. Santrforunda Bienvenu ve bitik iki adamı zor atan Necati vardı... Golde atamadılar, ilerde de çoğalamadılar. Bu tarz statik takımlarda beklerin oyuna katılımı maalesef imkansız gibi. Eskişehirspor’da golleri yetenekli ofansif ortasaha oyuncuları Jorquera ve Erkan gibi oyuncular bireysel meziyetleriyle attılar ve attırdılar zaten. O yüzden böyle bir düzende Eskişehirspor’un beki neden istatistik yapamadı diye eleştirmek çok yüzeysel bir bakış açısı olur.

Tarık’ın ofansif melekelerini bu sezon göreceğiz esas.

Bir de yine yukarda değindiğim gibi dünkü kadro fikrin, bugün değişebilir. Yeni futbol bu… Telles düne kadar herkesin gözü kapalı 11 yazdığı adam değil miydi? Fakat Brezilyalı işte... Hırs konusunda eksik oluyorlar. Adama yedek almadın, formayı garanti gördü ve koca yaz çalışmadı, tatil yaptı. Fenerbahçe maçında yerlerde sürünüyordu. Şimdi bakıyorum herkes yedeklere yazıyor. Anlıyor musunuz? Belki adam Tarık geldi diye kafasına dank edecek, çalışacak ve zaten yüksek potansiyeli sayesinde çok verimli olacak. O zaman ne yapacaksınız? O zaman belki de hazırlık kampının en iyi oyuncusu Veysel’i veya Chedjou’yu kesmek zorunda kalacaksınız. Mühim olan bu rotasyon zenginliğini yaratabilmektir. Dizilişler değişir, sistem ise oturursa devam eder. İnsanlar dizilişle – sistemi bile ayırt edemiyor.

Geçen sene Fenerbahçe de, Gençlerbirliği de, Galatasaray da 4-3-3 oynadı. Üçü de birbirinden farklı sistemlerle 4-3-3 oynadı. Biri savunmada bekleyip, hızlı ataklarla çıktı. Biri hücumda rakibi fiziksel olarak boğup, beklerini de hücuma katarak, rakibini fiziksel olarak ezerek oynadı. Diğeri ise topa sahip olmak ve yaratıcı oyuncuları sayesinde sonuca gitmek istedi. Üç sistem de birbirinden alakasız olmasına karşın üçü de aynı dizilişle oynandı. O yüzden dizilişlerin çok bir önemi yok. Sistem önemli olan. Ve Prandelli bu konuca Mancini’nin attığı temeli sürdürmek istiyor. Röportajında “İkimizin de benzer yanı, taktik olarak üstün olmamız bence” demiş. Ben olsam lige de daha çok uyacağını bildiğim için Kuyt gibi bir kanat forvet ve Veli gibi bir ortasaha aldırırdım mesela. Onlar ise topu kullanamayan ortasahaların yüzüne bile bakmıyor. Baksanıza Yekta, Melo, Selçuk, Dzemaili, Umut Gündoğan, Emre Çolak vs. Hepsinin benzer özelliği ne? Topu kullanmayı sevmeleri… O yüzden Prandelli de Mancini gibi topa sahip olan bir Galatasaray’ı yaratmaya çalışacak. Transferler rotasyonda elini çok güçlendirecek.
Bundan sonra iş Prandelli’nin taktisyenliğinde, bakalım ondan neler öğreneceğim, merakla bekliyorum.

Sinan Yılmaz (extensor)
 
Extensor yazdiysa okunur diyerek okudum. Genelde umut veriyor bu adamin yazilari. Erkan+Tarik olayinda niye ikisini de almadik diye dsunmustum ama bu aklima gelmemisti.

SM-P602 cihazımdan gönderildi
 
Bazı yaklaşımları bana göre çok yanlış olsa da farklı pencereden bakabilmek adına bence güzel bir yazı olmuş. Bizim için Selçuk'u eleştirmek çok kolay, 2 yıldır top oynamıyor diyoruz ama onun top oynayabileceği ortamın sağlanıp sağlanamadığından da çok haberimiz yok açıkçası. İlk sezonki efsane oyununun kesinlikle takım bütünlüğü ile alakası vardı.

Burak konusuna ise klasik olarak katılmıyorum, Burak'ın eksiklerinin gözükmemesi için Dortmund gibi oynamamız lazım yani bu da Bursa maçındaki oyunumuzu hızlandırmamızla gerçekleşecektir, yani topu tutmaktan ziyade topu rakibe verip şok pres uygulayıp hızlı hücuma çıkan bir takım olabilirsek Burak'tan maksimum verimi alırız.
 
Farkli pencereden bakmak pozitif birsey ama hepsine katiliyorum diyemem, Selcuk konusu mesela, fazla detaya girmeden, elin adami da Avrupa da 50-60 oynuyor ama 2 sene formsuz olmuyor, bunlara da bakmak lazim. Bu bir mazeret olamaz.
 
Okumadım durumumuz yoktu.
 
Extensor'un yazılarını takip ederim, forumda genelde Terim ile ilgili aleyhte yazdığında ilgi görüyor maalesef ama.

Bu yazısını da okudum.

Selçuk ile söyledikleri en azından rakamsal olarak doğru.

Çünkü 2011-2012 de Selçuk ortalama 9 km koşarken, şu an 10.5-11 km arası bu rakam. Melo'da ise yaklaşık bu kadarlık bir düşüş mevcut. 10 km'nin üzerine çok az maçta çıkıyor.

Ama yanıldığı bir nokta da var burada.

Melo o sezon sürekli dikine risk alan bir anlayışla oynuyordu. Çünkü topu ileride kaybetse bile yanlarında ve arkasına Emre Çolak, Engin vardı. Onlar hemen presle yine topu kazanmamıza katkı sağlıyordu Elmander ile birlikte.

Melo'yu stoper veya geride oynatıp temposunu daha da düşürmek Selçuk ve diğerlerine binecek yükü arttırmaktan başka bir şey olmaz bu sebeple.

Aksine bizim şu an en büyük eksiklerimiz:

1. Süpürücü Lider stoper (Ujfa Eboue'nin, Semih'in orta sahaya kadar geldiği anlarda süpürücü görev görüyordu ama Chedjou bu tarz bir süpürücü değil aksine SEMİH GİBİ HAMLE OYUNCUSU)

2. 4-4-2 bozması orta saha tipli kanat, Olcan bir nebze bu açığı kapatır ama BRUMA ile bunu oynayamazsın. Emre Çolak yerinde saymasa ve hatta geriye gitmese onunla olabilirdi.

3. Sneijder ve Burak'tan biri fazla. Diğeri koşan yıpratan bir isim olmalıydı. (TEKNİK ÖZELLİKLERE BAKARSAK TABİ Kİ VAZGEÇİLMESİ GEREKEN BURADA BURAK OLUR, AMA ONUN YERİNE KOYACAK FORVET YERLİ OLMAK ZORUNDA VE DE YOK)

SONUÇ:

Sınır bizi bu hali ile baltalıyor. VE 2 SENE ÖNCENİN TAKIM KİMYASINI ARAMAK YERİNE ÇÖZÜMÜ BAŞKA YERDE ARAMAK DAHA AKILLICA OLUR.
 
Şu Burak ve Selçuk'u devamlı savunmaya çalışmak neyin nesidir? Sürekli aynı tip söylemler; yok işte haksızlık yapılıyormuş, yok onların gözünden bakılmalıymış. Allahın 2 tane yetersizini savunacam diye kırk takla atanların şaklabanlıklarını izlemekten gına geldi yani. Bide Selçuk'u savunurken resmen suçu Melo'ya yüklemiş, hakikaten ne içiyorlar bunlar anlamak mümkün değil. Selçuk müthiş futbolcu ama Sneijder ve Melo hep bitiriyorlar bu Selçuk'u!

Hatta Melo Burak'ı da bitirmiş bu arkadaşa göre. Burak hep kanatlara ve geriye top almaya falan gidiyormuş, kafaya gel. Galatasaray diye başka bir takımı izliyor herhalde bu. İleride çadır kurmaktan başka meziyeti olmayan adam için ettiği laflara bak.

Her neyse, yazının tamamına gelecek olursak neredeyse tamamına katılmadığım böylesine berbat bir yazı okumamıştım uzun zamandır.
 
Pandev'le ilgili yazdıkları komik olmuş. Pandev hangi sorunu çözecek demiş. Yoruma bile gerek yok.

Pandev şu anda şu takımda ilk 11'e yazılacak ilk oyunculardan olur. Oynamadığı maçlarda 0-0'lara 1-1'lere devam ederiz.
 
Bugün herkes Selçuk’u eleştiriyor. Selçuk 5 sezondur senede yaklaşık 50 tane maç oynuyor. Sakatlanmıyor, cezalı duruma
düşmüyor.
Haklı galiba...
 
Pandev yedekmi olacak harbiden saçma çünkü Pandev Brumadanda Olcandanda bitirici ve tecrübeli yani elimizdeki en becerili kanat diyebiliriz.Bence Dzemaili ve Pandev ikisi birden 11e giremez çünkü bir Chedjou gerçeği var 10 numara futbolcu savunmanın en iyisi.Muslera-Chedjou-Melo-Sneijderin kesilmemesi gerek bu iki transferdende Pandev daha etkili ve ihtiyacımız olan oyuncu nedenmi.Galatasaray baskı futbolu oynamalı,Bu ne demek Bruma ile bu futbol oynanmaz Bruma sadece Kontraatak oyuncusu ama Pandev kapalı defanslarıda zorlar ve aşar.Ben Gsnin 4-2-3-1 sistemi ile Muslera-Tarık-Chedjou-Semih-Hakan-Melo-Selçuk-Sneijder-Pandev-Olcan-Burak şeklinde olacağını düşünüyorum defansta kalacağımız maçlarda veya kontra atak oynamamız gereken maçlarda Bruma olabilir.
 
Şu Burak ve Selçuk'u devamlı savunmaya çalışmak neyin nesidir? Sürekli aynı tip söylemler; yok işte haksızlık yapılıyormuş, yok onların gözünden bakılmalıymış. Allahın 2 tane yetersizini savunacam diye kırk takla atanların şaklabanlıklarını izlemekten gına geldi yani. Bide Selçuk'u savunurken resmen suçu Melo'ya yüklemiş, hakikaten ne içiyorlar bunlar anlamak mümkün değil. Selçuk müthiş futbolcu ama Sneijder ve Melo hep bitiriyorlar bu Selçuk'u!

Hatta Melo Burak'ı da bitirmiş bu arkadaşa göre. Burak hep kanatlara ve geriye top almaya falan gidiyormuş, kafaya gel. Galatasaray diye başka bir takımı izliyor herhalde bu. İleride çadır kurmaktan başka meziyeti olmayan adam için ettiği laflara bak.

Her neyse, yazının tamamına gelecek olursak neredeyse tamamına katılmadığım böylesine berbat bir yazı okumamıştım uzun zamandır.
Like.

I am the one who knocks!
 
selçuk burak kısmına katılmıyorum özellikle selçuk kısmına hiç katılmıyorum ki değinecem.

Taraftar burak'a neden kızıyo eleştiriyo az maç oynuyo sakatlanıyor diye mi kızıyo ki? hayır
-5 pozisyona girip 4ünü harcamasına
-maçta ofsayt rekorları kırmasına
-saçma sapan hücum fauller yapmasına kızıyo
(bunlara değinilmemiş)

Taraftar selçuk'a neden kızıyo az maç oynuyo çok kart görüyo sakatlanıyo diye mi? hayır
selçuk top oynamayı unutmuş
nerede ilk sezon ayağına hakim olan selçuk nerede şimdiki, mustafa sarpla karşılaştırılıyor haksızlık mı hayır
-duran topları etkili kullanamıyo (eskiden iyi kullanıyodu)
-penaltı atamıyo (çok iyi atıyodu)
-buraktan başka kimseye pas atmayı düşünmüyo
-top arkadaşındayken boşa çıkmak yerine rakip futbolcunun arkasına saklanıyo
YANİ selçuk'u Galatasaraya getiren hiçbir özelliği yok şuan.

50 değil 500 maç oynasa eleştirilir çünkü gerçekler bunlar
 
Yazıda eleştirilen ve katılacak noktalar bolca var.

Ama şu dünyada en azından bir Allah'In kulu da Melo'nun en az Selçuk kadar kötü olduğunu görmüş ve yabancı hayranlığı yapmayıp uyanık oyununu vurgulamış.

O sebeple ble takdire şayan bir yazı.
 
Melo 2 maçtır, Selçuk 2 yıldır kötü. Selçuk a gelen elestririleri yabancı hayranligi gibi hayali bir kavrama bağlamak çok yanlış.

-Tapatalk-
 
Yazıda eleştirilen ve katılacak noktalar bolca var.

Ama şu dünyada en azından bir Allah'In kulu da Melo'nun en az Selçuk kadar kötü olduğunu görmüş ve yabancı hayranlığı yapmayıp uyanık oyununu vurgulamış.

O sebeple ble takdire şayan bir yazı.

meloya bu sezonki maçlardan sonra çok aşırı fanatikleri hariç iyi diyen olmuyo
hatta dünya kupasına alınmaması olayıyla ilgili çok kişiyle tartıştım melo çok koşmuyo alınmaması normal dungada almaz diye

ancak meloyu afedersin itin bi tarafına sokup selçukla burakı övmek çok saçma
selçuku savunduğu şeye bakarmısın 50 maç yapıyomuş
melo 50 maç yapmıyomu ondan daha az mı oynuyo.

burda bile kendisiyle çelişiyor
 
Sinan Yılmaz'da anlamsız bir Selçuk-Burak sevgisi var.Diğer konularda olabildiği kadar objektif oluyor ama bu 2 kankaya gelince onun için akan sular duruluyor...


Selçuk efendi 2 metre öteye pas atamaz hale gelmiş neymiş senede 50 maç yapıyormuş...Oynayacak tabi bu ne biçim savunma.Hadi sezon sonlarında olsa yorgunluk deriz adam 2 ay tatil yapmış kamp sonrası ayakta duracak hali yok...


Buraq kısmına hiç girmiyorum insan olan utanır bunu savunmaya...
 
Selçuk son 2 senede tam 100 maç oynamış.Toplasan 30'unda iyi oynamıştır.Bu sayı 50-60 civarına çıksa kimse bir şey demezdi.
 
Dzemaili oynarsa ve Selçuk çıkarsa kadro kurulması çok zor oluyor.Muslera-Chedjou-Melo-Sneijder zaten forma için çok büyük adaylar.Dzemaili ve Pandevden biri için yer oluyor gibi.
--------------------Muslera------------------
Veysel----Semih------Hakan-----Tarık
----------------Melo------Dzemaili---------
Pandev---------Sneijder----------Olcan
--------------------Burak---------------------
şu şekil olabilir ama bundada defans çok zayıf gibi görünüyor.Gerçekten bu sınırlama içinden çıkılmaz bir durum.Tarığın sol bek oynamasıda biraz zor çünkü ters ayakla savunmada sıkça aksayabiliyor.ama bu kadronun hucum gücünün ligin çok üstünde olduğuda aşikar.ama eğer Selçuk formunu arttırırsa bu kadro daha iyi olur.
---------------------Muslera----------------.
Tarık------Chedjou------Semih---Hakan
--------------Melo--------Selçuk------------
Pandev----------Sneijder------------Olcan
---------------------Burak----------------------
 
Geri
Üst Alt