Cevap: Game of Thrones



[GG]Yalnız o evlendirdikleri kız, ilk başta sıraya dizdiği kızlar arasında var mıydı ya? Sanki yoktu gibi geldi bana çünkü neredeyse hiçbiri güzel değildi o kızların..Ya da vardı da ben farkedemedim :D[/GG]

Yoktu onu saklamış lord frey
 
Cevap: Game of Thrones



George Martin tam bir şerefsizmiş.



#occupynorth #direnwinterfell



Ha bu arada kitabı okuyan hıyarlar da hemen gelecek sezonun spoilerini yapıştırmış.



Spoiler kodu falan da dizinin bölümüne yorum yapılıyor burada.
 
Cevap: Game of Thrones



[GG]Yalnız o evlendirdikleri kız, ilk başta sıraya dizdiği kızlar arasında var mıydı ya? Sanki yoktu gibi geldi bana çünkü neredeyse hiçbiri güzel değildi o kızların..Ya da vardı da ben farkedemedim :D[/GG]



[GG]hayir yoktu... zaten damat kendisi de sasirdi kizin güzelligine. sanirim o da bi haber... ama onun amcasi mi dayisi mi nedir.. onun parmagi olabilir bu isin icinde ;) [/GG]
 
Cevap: Game of Thrones



Kitabı okuyanlar için ;

Kitap serisi bittimi yoksa onda da yeni kitap gelecek mi ? Başlamayı düşünüyorum ama başdan başlamam gerekecek anlamazsın diyorlar yoksa açıkcası da üşeniyorum ben direk Red Wedding olayından başlasın istiyorum :lol:

15-20 güne 5. kitap çikacak türkiyede sonra G.R.R MARTİN reisin yeni kitap yazmasını ve o kitabın türkiyede çikmasını bekleyeceğiz :D
 
Cevap: Game of Thrones



ufff bilsemde feci etkiledi . sonda sessiz siyah ekran vs..



ama sakin olmak var.



cathelyn ölmedi kalbmzde yaşıyor;)



intikam için beklicez o kötü :(
 
Cevap: Game of Thrones



robb un ölmesi iyi oldu aslında dizide en sıkıldıgım zamanlar robb un oldugu zamanlar btw
 
Cevap: Game of Thrones



Then out of nowhere, boom! Catelyn Stark’s neck is sliced open with her firstborn son dead at her feet. And I suddenly remembered, “Oh, yeah! I did that.”



İyi halt ettin kardeşim :005:
 
Cevap: Game of Thrones



Kitabı okuyanlar için ;

Kitap serisi bittimi yoksa onda da yeni kitap gelecek mi ? Başlamayı düşünüyorum ama başdan başlamam gerekecek anlamazsın diyorlar yoksa açıkcası da üşeniyorum ben direk Red Wedding olayından başlasın istiyorum :lol:



Merak edenler için red wedding kısmı:



[GG]Davul gümlüyordu, gümlüyordu, gümlüyordu, catelyn'in başı da onlarla birlikte. salonun ayak tarafındaki müzisyen galerisinde borular inliyor ve flütler titriyordu; kemanlar tiz çığlıklar atıyor, borazanlar ötüyor ve gaydalar canlı bir melodi haykırıyordu ama davullar hepsini bastırıyordu. salondaki konular yer, içer ve birbirlerine bağırırken sesler kirişlerde yankılanıyordu. `walder frey'in bu gürültüye müzik diyebilmesi için bir` taş kadar sağır olması gerekir. catelyn şarabını yudumladı ve "alysanne"nin müziğiyle dans eden çıngırak'ı izledi. en azından bu şarkının "alysanne" olmak için çalındığını düşünüyordu. bu müzisyenlerle hiç zorlanmadan "ayı ve güzel bakire" de olabilirdi.



dışarıda hala yağmur yağıyordu ama ikizler'in içindeki hava ağır ve sıcaktı. şöminede bir ateş gürlüyor ve duvarlardaki demir apliklerde sıra sıra meşaleler yanıyordu. fakat ısının çoğu, sıralarda sıkışık halde oturan konukların bedenlerinden geliyordu. sıralar öyle kalabalıktı ki, kadehini kaldırmaya çalışan her adam komşusunun kaburgalarını dirsekliyordu.



yüksek platformdakiler bile catelyn'in arzu ettiğinden daha yakındı. kendisi sör ryman frey ile roose bolton'ın arasına oturtulmuştu ve her iki adamdan da keskin kokular yükseliyordu. sör ryman, batıdiyar'da şarap kıtlığı başlamak üzereymiş gibi içiyordu. adam limon suyunda yıkanmış, diye karar verdi catelyn, ama hiçbir limon bu kadar çok teri maskeleyemezdi. roose bolton'ın daha şekerli bir kokusu vardı ama daha hoş değildi. bolton sek şarap ya da bal likörü yerine baharatlı şarap içiyordu ve çok az yemek yiyordu.



catelyn adamı iştahsız olduğu için suçlayamazdı. düğün ziyafeti fazla duru bir pırasa çorbasıyla başlamıştı. çorbanın ardından yeşil fasulyeli, soğanlı ve pancarlı salata, badem sütünde pişirilmiş nehir turnası, daha masaya varamadan soğumuş şalgam püresi, jöleli buzağı beyni ve sinirli sığıt eti gelmişti. bir krala sunulmayacak kadar fakir bir ikramdı ve buzağı beyni catelyn'in midesini kaldırmıştı. buna rağmen robb, yemekleri şikayet etmeden yiyordu, edmure ise eşiyle ilgilenmekten yemeklere dikkat etmeye fırsat bulamıyordu.



(bundan sonra catelyn'in iç konuşmalarını / / arasına alacağım, sözlükte italik yazma aparatı olmadığı için)



/edmure'un nehirova'dan ikizler'e kadar bütün yol boyunca roslin'den şikayet ettiğin iasla tahmin edemezsin./ karı ve koca aynı tabaktan yiyor, aynı kadehten içiyor ve yudumlar arasında birbirlerine masum öpücükler veriyorlardı. edmure yemeklerin çoğunu geri gönderiyordu. catelyn onu suçlayamazdı. kendi düğün ziyafetinde ikram edilen yemeklerin çok azını hatırlıyordu. /yemeklerin tadına baktım mı? yoksa bütün geceyi ned'in yüzünü seyrederek mi geçirdim, kim olduğunu merak ederek?/



zavallı roslin'in gülümsemesinde sabit bir keyfiyyet vardı, biri o gülümsemeyi kızın yüzüne dikmişti sanki. /pekala, o evli bir kız ama sırada yatak var, bir zamanlar benim olduğum kadar tedirgin olduğuna şüphe yok./ robb, alyx frey'le güzel walda'nın arasında oturuyordu; gelinlik çağına gelmiş frey kızlarından ikisi. "düğün festivalinde kızlarımla dans etmeyi reddetmezsiniz umarım" demişti walder frey. "yaşlı bir adamın kalbini sevinçle doldurmuş olursunuz." lordun kalbi sevinçle dolup taşmış olmalıydı; robb vazifesini bir kral gibi yerine getirmişti. kızların her ikisiyle, edmure'un karısıyla, sekizinci leydi frey'le, dul ami'yle, roose bolton'ın karısı şişko walda'yla, sivilceli ikizler serra ve sarra'yla hatta lord walder'ın küçük kızı shirei'yle bile dans etmişti, kız en fazla altı yaşında olmalıydı. catelyn, geçit lordu'nun tatmin olup olmadığını merak etti. yoksa yaşlı adam, kralla dans etmemiş diğer bütün kızlarını ve kız torunlarını bahane ederek sızlanacak mıydı? "kardeşleriniz çok iyi dans ediyor," dedi catelyn, sör ryman frey'e, cana yakın davranmaya çalışıyordu.



"onlar halalarım ve kuzenlerim." sör ryman büyük bir yudum şarap içti, yanaklarından süzülen ter sakallarına akıyordu.



/aksi ve sarhoş bir adam,/ diye düşündü catelyn. merhum lord frey, iş konuklarını doyurmaya gelince pinti olabilirdi ama içki konusunda cömertti. bira, şarap ve bal likörü dışarıdaki nehir kadar hızlı akıyordu. iri jon şimdiden sarhoş naralar atıyordu. lord walder'ın oğlu merret kadeh kadeh onu takip ediyordu ama sör whalen frey onlara ayak uydurmaya çalışırken sızmıştı. catelyn, lord umber'in ayık kalmasını tercih ederdi lakin iri jon'a içmemesini söylemek, nefesini birkaç saat tutmasını söylemekle aynıydı.



küçük jon umber ve robin flint, robb'un yakınında, güzel walda ve alyx'in iki yanında saygılı bir şekilde oturuyorlardı. ikisi de içki içmiyordu; bu gece patrek mallister ve dacey mormont'la birlikte robb'un muhafızları onlardı. bir düğün ziyafeti, bir mücadele alanı değildi ama sarhoş adamların olduğu yerde tehlike de daima olurdu ve bir kral asla korumasız bırakılmamalıydı. catelyn muhafızların varlığından memnundu ve duvarlardaki kancalara asılmış kılıç kemerleri onu daha da memnun ediyordu. /hiçbir adam jöleli buzağı beyniyle uğraşmak için bir uzunkılıca ihtiyaç duymaz/



leydi walda bolton, sesinin müziğin üstünden duyulması için bağırarak "herkes lordumun güzel walda'yı seçeceğini düşünüyordu", dedi sör wandel'e. şişko walda yuvarlak, pembe, yağ tulumu gibi bir kızdı. sulu mavi gözleri, cansız sarı saçları ve son derece geniş bir göğsü vardı, buna rağmen sesi titrek ve tizdi. onu pembe dantellerinin ve sincap kürkü pelerininin içinde dehşet kalesi'nde hayal etmek zordu. "ama lord büyük babam, roose'a seçeceği kızın ağırlığınca gümüş önerdi, çeyiz olarak. lordum bolton da beni seçti." güldüğünde kızın gıdısı sallandı. "ben güzel walda'dan otuz sekiz kilo daha ağırım ama ilk kez o zaman buna memnun oldum. ben artık leydi bolton'ım, kuzenimse hala bakire, üstelik çok yakında on dokuz yaşında olacak zavallı şey."



dehşet kalesi lordu bu lafıgüzafla hiç ilgilenmiyordu. ara sıra bir çatal şundan, bir kaşık bundan tadıyor, uzun ve güçlü parmaklarıyla bir parça ekmek koparıyordu ama yemek bolton'ın aklını dağıtamazdı. bolton, düğün ziyafeti başladığında lord walder'ın torunları için kadeh kaldırmış ve walder ile walder'ın, ramsey himayesinde olduğundan özellikle bahsetmişti. catelyn, lord walder'ın gözlerini kısarak bolton'a bakışından, yaşlı adamın gizli tehdidi duyduğunu anlamıştı.



/tarihte bundan daha neşesiz bir düğün var mıdır?/ diye merak etti, sonra zavallı sansa'yı ve onun iblis'le yaptığı evliliği hatırladı. /anne ona merhamet et. onun narin bir ruhu var./ sıcak ve duman catelyn'i hasta ediyordu. galerideki müzisyenler kalabalık ve gürültülüydü ama yetenekli oldukları söylenemezdi. catelyn bir yudum şarap daha içti ve bir uşağın kadehi tekrar doldurmasına izin verdi. /birkaç saat daha, sonra en kötüsü bitmiş olacak./ yarın bu saatlerde, robb başka bir mücadeleye gitmek üzere yolda olacaktı, bu sefer moat cailin'deki demiradamlarla çarpışacaktı. bu düşüncenin neredeyse rahatlatıcı olması tuhaftı. /mücadeleyi kazanacak. o bütün mücadeleleri kazanır, üstelik demiradamların bir kralı yok. hepsinden önemlisi ,ned onu iyi eğitti./ davullar gümlüyordu. çıngırak zıplayarak bir kez daha catelyn'in önünden geçti ama müzik öyle yüksekti ki catelyn soytarının çanlarını zar zor duydu.



bir et parçası için kavga eden iki köpeğin ani havlamaları gürültüyü bastırdı. köpekler birbirlerini ısırarak yerde yuvarlanırken salondan neşe dolu bağrışmalar yükseldi. konuklardan biri köpeklerin üstüne bir fıçı bira boşalttı ve hayvanlar ayrıldı, bir tanesi topallayarak yüksek platforma doğru yürüdü. ıslak köpek silkindi, lord walder'ın torunlarından üçünün üstünü bira ve tüy içinde bıraktı, lord walder'ın dişsiz ağzı havlamaya benzer bir kahkahayla açıldı.



köpekleri görmek catelyn'in bir kez daha boz rüzgar'ı özlemesine sebep oldu ama robb'un ulu kurdu ortalıkta değildi. lord walder, hayvanın salona girmesine izin vermemişti. "duyduğuma göre senin vahşi canavarın insan eti seviyormuş, hah," demişti yaşlı adam. "boğaz parçalıyormuş, evet. roslin'imin ziyafetinde böyle bir yaratığın yeri yok; kadınların, küçüklerin ve benim bütün tatlı masumlarımın arasında."



"boz rüzgar onlara zarar vermez lordum", diye itiraz etmişti robb. "ben yanında olduğum sürece bir şey yapmaz."



"sen benim kapılarımdaydın değil mi? o kurt seni karşılamaya gelen torunlarıma saldırdığında? her şeyi duydum, duymadığımı sanma, hah."



"bir zarar vermedi..."



"vermedi, diyor kral. vermedi? petyr atından düştü, düştü. bir karımı böyle kaybetmiştim, düşmüştü." lord walder'ın ağzı içeri ve dışarı hareket etti." yoksa hafifmeşrep kadının biri miydi? piç walder'ın annesi, evet, şimdi hatırladım. attan düştü ve kafasını kırdı. petyr'ın boynu kırılsaydı majesteleri kral ne yapacaktı, hah? bana bir torunun yerine bir özür daha mı verecekti? hayır, hayır, hayır. kral olabilirsiniz, olmadığınızı söylemeyeceğim ,kuzey kralı, hah, lakin benim çatımın altında benim kuralım geçer. ya kurdunuzu seçin ya da düğünü efendimiz. ikisini birden alamazsınız."



catelyn oğlunun öfkelendiğini anlamıştı ama robb toparlayabildiği bütün nezaketle teslim olmuştu. lord walder bana kurtçuklarla pişirilmiş karga yahnisi ikram etmekten memnun olacaksa, demişti, robb, catelyn'e, yahniyi yerim ve bir kase daha isterim. ve öyle de yapmıştı.



iri jon, lord walder'ın yavrularından birini daha masaya devirdi, bu sefer sivilceli petyr'ı./delikanlının midesi iri jon'unjinin üçte biir kadar, ne bekliyordu ki?/ lord umber ağzını sildi ve şarkı söylemeye başladı. "bir ayı vardı, bir ayı, bir ayı! baştan ayağa karaydı ve kıllarla kaplıydı!" umber'in sesi hiç fena değildi ama içki yüzünden kalınlaşmıştı. ne yazık ki, yukarıdaki kemancılar ve davulcular "bahar çiçekleri"ni çalıyordu ve bu şarkının melodisi "ayı ve güzel bakire"nin sözlerine, salyangozların bir kase yulaf lapasına uyduğu kadar uyuyordu. zavallı çıngırak bile ortaya çıkan kakafoni yüzünden elleriyle kulaklarını kapadı.



roose bolton, duyulması mümkün olmayan bir fısıltıyla bir şeyler söyledi ve bir tuvalet aramaya gitti. kalabalık salon, konukların ve sürekli hareket eden hizmetkarların biteviye gürültüsüyle doluydu. catelyn, diğer kalede, şövalyeler ve önemsiz lordlar için ikinci bir ziyafet verildiğini biliyordu. lord walder gayrimeşru çocuklarını ve onların zürriyetlerini nehrin o kıyısına sürmüştü, bu yüzden robb'un kuzeyli adamları karşıdaki davete "piç ziyafeti" diyordu. bazı konukların, piçlerin onlardan daha iyi vakit geçirip geçirmediğini görmek için sıvıştığına şüphe yoktu. bazıları kampları keşfediyor bile olabilirdi. freyler, sıradan askerler nehirova'yla ikizler'in evliliğine kadeh kaldırabilsin diye, arabalar dolusu şarap, bira ve bal likörü temin etmişti.



robb, roose bolton'ın boş sandalyesine oturdu. "birkaç saat sonra bu fars oyunu bitmiş olacak," dedi fısıltıyla. iri jon, saçlarında bal olan bakirenin şarkısını söylüyordu. "kara walder ilk kez bir kuzu kadar mülayim. edmure dayım da karısıyla mutluymuş gibi görünüyor." robb, catelyn'in üstünden öne eğildi. "sör ryman?"



sör ryman gözlerini kırptı. "efendimiz. buyrun?"



"olyvar'dan yaverim olmasını isteyecektim, kuzey için yola çıktığımızda," dedi robb, "ama onu burada göremedim. diğer ziyafette mi olacaktı?"



"olyvar?" sör ryman başını sağa sola salladı." hayır. olyvar olmaz. o gitti. kalelerden ayrıldı. görev."



"anlıyorum." robb'un ses tonu tam tersini söylüyordu. sör ryman başka bir şey önermeyince kral tekrar ayağa kalktı." benimle dans eder misin anne?"



"teşekkür ederim ama hayır." kafası böyle zonklarken catelyn'in ihtiyaç duyduğu son şey dans etmekti." lord walder'ın kızlarından biri sana memnuniyetle eşlik eder şüphesiz."



"ah, şüphesiz." robb'un gülümsemesi bezgindi.



müzisyenler o sırada "demir mızraklar"ı çalıyordu ve iri jon "şehvetli genç"i söylüyordu. /biri onları birbirleriyle tanıştırmalı, bu sayede armonileri gelişebilir./ cateşynn tekrar sör ryman'a döndü. "kuzenlerinizden birinin şarkıcı olduğunu duymuştum."



"alesander. symond'ın oğlu. alyx onun kardeşi." adam kadehini kaldırdı ve robin flint'le dans eden kızı gösterdi.



"alesander bu gece bizim için çalacak mı?"



sör syman gözlerini kısarak catelyn'e baktı. "o olmaz. uzakta." alnındaki teri silip ayağa kalktı. "izninizle leydim. izninizle." catelyn, adamın kapıya doğru yürüyüşünü seyretti.



edmure, roslin'i öpüyor ve kızın elini tutuyordu. salonun başka bir yerinde, sör marq piper ve sör danwell frey içki içme oyunu oynuyordu. aksak lothar, sör hosteen'e komik bir şeyler anlatıyordu. daha genç freyler'den biri, birkaç kıkırdayan kız için üç hançerle hokkabazlık yapıyordu. çıngırak yere oturmuş, parmaklarındaki şarabı yalıyordu. hizmetkarlar, sulu kuzu etiyle dolu büyük tepsileri salona getiriyordu, konukların bütün gece boyunca gördüğü en leziz ikramdı bu. ve robb, dacey mormont'la dans ediyordu.



leydi maege'nin kızı, zırh yerine bir elbise giydiğinde epey güzeldi; uzun ve zarifti, utangaç gülümsemesi uzun yüzünü aydınlatıyordu. onun, dans pistinde de talim alanındaki kadar zarif olduğunu görmek hoştu. catelyn, leydi maege'nin boğaz'a varıp varmadığını merak etti. leydi diğer kızlarını beraberinden götürmüştü ama dacey, robb'un savaş arkadaşlarından biri olarak onun yanında kalmayı tercih etmişti. /ned'in sadakat uyandıran tabiatını almış./ olyvar frey de robb'a böyle bağlıydı. robb, jeyne'le evlendikten sonra bile olyvar onunla kalmak istememiş miydi?



meşe kulelerinin arasında oturan geçit lordu lekeli ellerini birbirine vurdu. ellerinin çıkardığı ses öyle zayıftı ki yüksek platformda oturanlar tarafından bile zar zor duyuldu ama sör aenys'le sör hosteen lordun hareketini gördüler ve bira kupalarını masaya vurmaya başladılar. aksak lothar onlara katıldı, sonra da marq piper, sör danwell ve sör rymund. çok geçmeden konukların yarısı kadehlerini asalara vuruyordu. sonunda galerideki müzisyen çetesi bile gürültüyü fark etti. flütler, davullar ve kemanlar sustu.



"majesteleri" diye seslendi lrod walder, robb'a. "rahip dualarını okudu, bazı sözler söylendi ve lord edmure benim tatlı kızıma balıklı pelerini giydirdi, lakin henüz karı koca olmadılar. bir kılıcın bir kına ihtiyacı vardır, hah, bir düğünün de yatağa. efendimiz ne derler? onları yatağa götürmek uygun mudur?"



lord walder'ın bazı oğulları ve torunları tekrar kupalarını vurmaya ve bağırmaya başladılar. "yatağa! yatağa! onlarla birlikte yatağa!" roslin bembeyaz kesildi. kızın, bekaretini kaybetmekten mi yoksa yatağa girme töreninden mi korktuğunu merak etti catelyn. roslin'in sayısız kardeşi vardı, bu törene aşina olmalıydı, fakat yatak töreni senin için yapıldığında işler değişiyordu. catelyn'in kendi düğün gecesinde, onu bir an önce soymak isteyen jorry cassel o aceleyle catelyn'in elbisesini yırtmıştı. sarhoş desmond grell müstehcen esprileri için özür dileyip durmuştu ama her özrün ardından yeni bir espri yapmıştı. lord dustin, catelyn'i çıplak gördüünde ned'e dönmüş ve catelyn'in göğüslerinin ona tekrar süt emme arzusu verdiğini söylemişti. /zavallı adam/ diye düşüdü catelyn. lord dustin, ned'le beraber güneye gitmiş ve geir dönmemişti. bu gece burada olan adamlardan kaçının yıl bitmeden ölmüş olacağını merak etti. /korkarım pek çoğu/



robb elini kaldırdı. "eğer siz vaktin uygun olduğunu düşünüyorsanız lord walder, onları yatağa götürelim."



robb'un duyurusu onay dolu bir gürültüyle karşılandı. galerideki müzisyenler flütlerini, borularını ve kemanlarını tekrar ellerine aldılar ve "kraliçe terliğini çıkardı, kral tacını" isimli şarkıyı çalmaya başladılar. çıngırak bir ayağından diğerine zıplayarak kendi tacının çanlarını çınlattı. "duyduğuma göre tully erkeklerinin bacaklarının arasında kamış yerine alabalık varmış." diye bağırdı alyx frey arsızca, "onu kaldırmak için bir solucan mı gerek?" sör marq piper kıza cevap verdi, "benim duyduğuma göre frey kadınlarının bir yerine iki kapısı varmış!" alyx altta kalmadı "evet ama senin gibi küçük şeyler için ikisi de kapalı ve sürgülü!" salonda bir kahkaha fırtınası koptu. patrek mallister bir masaya çıktı ve edmure'un tek gözlü balığına kadeh kaldırdı. "ve o nasıl da kudretli bir tunadır!" diye bağırdı. şişko walda cevap verdi, "hayır, bahse girerim ki altı üstü küçük bir golyandır." sonra yine aynı gürültü yükseldi "yatağa! yatağa!"



konuklar yüksek platforma akın etti, en sarhoşlar her zamanki gibi en öndeydi. roslin'in etrafını saran yetişkin erkekler ve genç delikanlılar kızı havaya kaldırdılar. anneler ve kızlar, edmure'u ayağa kaldırdılar ve onun kıyafetlerini çekiştirmeye başladılar. edmure gülüyor ve edepsiz şakalar yapıyordu fakat müziğin sesi çok yüksekti, catelyn kardeşinin ne dediğini duyamıyordu. ama iri jon'u duydu. "bu küçük kuşu bana verin," diye kükredi umber, diğer adamların arasından geçerek roslin'i yakaladı ve kızı omzuna attı. "şu küçük şeye bakın. üstüne bir dirhem et yok!"



catelyn kız için üzülüyordu. gelinlerin çoğu bu şakalara karşışlık verir, en azından eğleniyormuş gibi yapardı ama roslin dehşetle kaskatı kesilmişti. adamın onu yere düşüreceğinden korkuyormuş gibi iri jon'a sımsıkı tutunmuştu. /üstelik ağlıyor/ diye fark etti catelyn. sör marq piper kızın ayakkabılarından birini çıkardı. /umarım edmure bu zavallı çocuğa nazik davranır./ galeriden hala o neşeli ve edepsiz şarkı dökülüyordu; kraliçe fistanını çıkarıyordu şimdi, kral da gömleğini.



catelyn, kardeşinin etrafını saran kadınlara katılması gerektiğini biliyordu ama onlara katılırsa sadece eğlencelerini mahvederdi. müstehcenlik şu anda hissettiği son şey bile değildi. edmure onun yokluğunu affederdi, catelyn bundan emindi; bir grup şehvetli ve neşeli frey tarafından soyulup yatağa götürülmek, asık suratlı ve kederli bir abla tarafından götürülmekten çok daha keyifliydi.



/* önemli kısma gelmek için part 1 */



kadın ve erkek, arkalarında bir insan nehriyle birlikte salondan çıkarılırken catelyn, robb'un da gitmediğini gördü. walder frey, bunu kızına yapılmış bir hakaret olarak görebilecek kadar huysuz bir adamdı. /robb, roslin'in yatak törenine katılmalı ama bunu söylemek bana düşer mi?/ catelyn, diğerlerinin de salonda kaldığını fark edene dek çok gergindi. sivilceli petyr ve sör whalen hala uyuyordu, kafaları masadaydı. merrett frey kendine bir kadeh şarap dolduruyordu. çıngırak, salondan ayrılanların tabaklarındaki artıkları aşırıyordu. sör wendel manderly şehvetli bir şekilde bir koyun buduna saldırıyordu. ve elbette lord walder, birinden yardım almadan yerinden kalkamayacak kadar zayıfı. /robb'un törene gitmesini bekleyecek./ catelyn, yaşlı adamın, majesteleri'nin neden onun kızını çıplak görmek istemediğini sorduğunu duyar gibi oluyordu. davullar tekrar gümlüyordu, gümlüyordu, gümlüyordu.



/* önemli kısma geliyoruz part 2 */

catelyn'in yanı sıra salonda kalan tek kadınmış gibi görünen dacey mormont, edwyn frey'in yanına gitti ve adamın koluna hafifçe dokunup kulağına bir şeyler söyledi. edwyn, yakışıksız bir sertlikle kızdan uzaklaştı. "hayır" dedi ziyadesiyle yüksek bir sesle. "yeterince dans ettim." yüzü solan dacey arkasını döndü. catelyn ağır ağır ayağa kalktı. /orada ne oldu öyle?/ bir an önce sadece bezginlikle dolu olan kalbi şimdi şüphe tarafından ele geçirilmişti. /önemli bir şey değildir,/ demeye çalıştı kendine, /odun yığınının içinde canavarlar görüyorsun, keder ve korkunun hasta ettiği yaşlı ve aptal bir kadına dönüştün./ catelyn'in duyguları yüzünden okunuyor olmalıydı. sör wendel manderly bile fark etmişti. "bir sorun mu var?" diye sordu adam, kuzu budu hala elindeydi.



/* ve başladı part 3 */



catelyn cevap vermek yerine edwyn frey'in peşinden gitti. galerideki müzisyenler, kral ve kraliçeyi isim günü giysilerine kadar soymuştu nihayet. çok kısa bir aradan sonra bambaşka bir şarkı çalmaya başladılar. kimse sözleri söylemiyordu ama catelyn bu şarkıyı biliyordu: "catemere yağmurları edwyn kapıya doğru koşuyordu. catelyn şarkıyla müteharrik daha hızlı koştu. altı büyük adımdan sonra adama yetişti. 've sen kimsin, dedi gururlu lordniye başımı öne eğmeliyim? edwyn'i kolundan yakaladı. ve ipeğin altındaki demir halkaları hissettiğinde, catelyn tepeden tırnağa buz kesti.



catelyn, edwyn'in yüzüne öyle sert bir tokat indirdi ki adamın dudağı açıldı. olyvar, diye düşündü catelyn, perwyn, alesander, hiçbiri yok. ve roslin ağlıyordu...



edwyn frey, catelyn'i kenara itti. diğer bütün sesleri boğan müzik, bizzat taşlar tarafından icra ediliyormuş gibi duvarlarda yankılanıyordu. robb, edwyn'e öfkeli bir bakış attı, adamın yolunu kesmek için hareketlendi... ve yan tarafında omzunun hemen altına saplanan ok yüzünden sendeledi. çığlık attıysa bile flütler, borular ve kemanlar robb'un sesini boğmuştu. catelyn ikinci bir okun robb'un bacağını deldiğini gördü. robb düştü. galerideki müzisyenlerin yarısının elinde, udlar ve davullar yerine arbaletler vardı. catelyn oğluna doğru koştu, sonra bir şey catelyn'in belini yumrukları ve taş zemin yüzüne çarptı. "robb", diye bağırdı catelyn. bir masanın üst kısmını ayaklarından koparmaya çalışan küçük jon umber'i gördü. küçük jon masa üstünü kralına doğru fırlatırken bir, iki, üç ok masanın ahşap yüzeyine saplandı. freyler, robin flin'in etrafını sarmıştı, hançerleri inip kalkıyordu. sör wendel manderly ağır ağır ayağa kalktı, kuzu budu elindeydi. adamın açık ağzından içeri giren ok, boynundan dışarı çıktı. sör wendel öne doğru devrildi, masanın ayakları kırıldı; kupalar, sürahiler, tepsiler, tabaklar, şalgamlar, pancarlar ve şarap yere saçıldı.



catelyn'in sırtı alev alev yanıyordu. /ona ulaşmak zorundayım./ küçük jon, bir koyun buduyla sör raymund frey'in yüzüne vuruyordu ama kılıç kemerine uzandığı anda bir arbalet oku tarafından dizlerinin üstüne düşürüldü. 'pelerini ister altın olsun ister kırmızı, her aslan pençelidir'. catelyn, sör lucas blackwood'un sör hosteen frey tarafından öldürüldüğünü gördü. vanceler'den biri sör haris haigh'le boğuşurken, dizlerinin arkasına aldığı kılıç darbesiyle kara walder tarafından sakat bırakıldı. 'benim pençelerim de uzun ve keskindir lordum, seninkiler kadar uzun ve keskindir.' arbaletler donnel locke'ı, owen norrey'i ve yarım düzine adamı daha yere indirdi. genç sör benfrey, dacey mormont'u kolundan yakaladı ama dacey diğer eliyle aldığı şarap sürahisini şövalyenin yüzüne indirip kapıya doğru koştu. dacey varamadan, kapı ardına kadar açıldı. tepeden tırnağa çeliklere bürünmüş olan sör ryman frey salona girdi. adamın arkasında bir düzine frey askeri vardı. askerler ağır savaş baltalarıyla silahlanmıştı.



"merhamet!" diye feryat etti catelyn ama borular, davullar ve çelik çıngırtıları yakarışını boğdu.



sör ryman savaş baltasının başını dacey'in midesine gömdü. o sırada diğer kapılardan da adamlar akmaya başlamıştı; ellerinde çelikler taşıyan, örgü zırhlı kürk pelerinli adamlar. /kuzeyli adamlar!!/ catelyn, yarım kalp atışı boyunca onların kurtarıcı olduğunu düşündü ama sonra, adamlardan biri küçük jon'un kafasını iki balta darbesiyle uçurdu. umut, fırtınadaki mum misali söndü.



geçir lordu, katliamın tam ortasında, oymalı meşe tahtında oturuyor ve olan biteni aç gözlerle seyrediyordu.



yerde catelyn'in birkaç adım uzağında bir hançer vardı. küçük jon masayı devirdiğinde oraya sekmişti belki, belki de ölen adamlardan birinin elinden düşmüştü. catelyn hançere doğru emekledi. kolları ve bacakları kurşun gibi ağırdı ve ağzında kan tadı vardı. bir masanın altında saklanan çıngırak haçere daha yakındı ama catelyn silahı kaptığında soyatı irkilerek geri çekildi. /yaşlı adamı öldüreceğim, en azından bunu yapabilirim/



küçük jon'un, robb'un üstüne fırlattığı masa üstü yer değiştirdi. robb güçlükle dizlerinin üstüne kalktı. böğründe bir ok vardı, ikincisi bacağındaydı ve üçüncüsü göğsünde. lord walder elini kaldırdı, bir davul dışında bütün m üzik aletleri sustu. catelyn uzaktan gelen mücadele seslerini ve daha yakındaki kurt ulumasını duydu. /boz rüzgar/ diye hatırladı, geç hatırlamıştı. "hah", diye güldü lord walder, robb'a. "kuzey kralı ayağa kalkıyor. görünüşe bakılırsa birkaç adamınızı öldürdük majesteleri. ah, ama sizden özür dileyeceğim, adamlarınız düzelecek, hah."



cateleyn, çıngırak'ın uzun saçlarını yakaladı ve adamı saklandığı yerden dışarı çekti. "lord walder!" diye bağırdı. "lord walder!!" davul, ağır ağır ve derinden vuruyordu, güm güm güm. "yeter," dedi catelyn. "yeter diyorum. ihanete ihanetle karşılık verdiniz, artık durun." hançeri çıngırak'ın boğazına dayadığında, bran'ın hasta odasını ve kendi boğazına dayanan çeliği hatırladı. davul vuruyordu, güm güm güm güm güm güm. "lütfen," dedi catelyn. "o benim oğlum. benim ilk oğlum, benim son oğlum. onu bırakın. onu bırakın, bunu unutacağız yemin ediyorum. burada yaptığınız her şeyi. eski ve yeni tanrıların önünde yemin ediyorum, biz... biz intikam almayacağız..."



lord walder itimatsızlık dolu gözlerle catelyn'e baktı. "bu zırvaya ancak bir aptal inanır. benim bir aptal olduğumu mu sanıyorsunuz leydim?"



"bir baba olduğunuzu biliyorum. beni rehin alın. öldürmediyseni edmure'u da. ama robb'u bırakın."



"hayır." robb'un sesi zor duyulur bir fısıltıydı. "anne hayır..."



"evet. robb, ayağa kalk. ayağa kalk ve dışarı çık, lütfen, lütfen... benim için değilse jyne için yap."



"jeyne?" robb masanın kenarına tutundu ve kendini ayağa kalkmaya zorladı. "anne," dedi "boz rüzgar..."



"ona git. şimdi. robb, çıkar buradan."



lord walder güldü. "ve ben buna niye izin vereyim?"



catelyn, çıngırak'ın boğazına dayadığı hançeri daha derine bastırdı. yarım akıllının gözleri sessiz bir yakarışla kadına bakıyordu. burnu kötü bir kokuyla dolan catelyn bunu davulların biteviye vuruşlarından fazla umursamadı, güm güm güm güm güm güm. sör ryman ve kara walder etrafında dönüyordu; catelyn'in umurunda değildi, ona istediklerini yapabilirlerdi; hapsedebilirlerdi, tecavüz edebilirlerdi, öldürebilirlerdi, hiçbirinin önemi yoktu. catelyn yeterince uzun yaşamıştı ve ned onu bekliyordu. o robb için korkuyordu. "tully onurum üstüne," dedi lord walder'a, "stark onurum üstüne, oğlunuzun hayatını oğlumun hayatıyla takas edeceğim. bir oğula karşılık bir oğul." catelyn elleri öyle kötü titriyordu ki çıngırak'ın kafasındaki çanlar çınlıyordu.



davullar gümlüyordu, güm güm güm. yaşlı adamın dudakları hareket etti. catelyn'in elindeki bıçak titredi, terle kayganlaşmıştı. "bir oğula karşılık bir oğul, hah." diye tekrar etti yaşlı adam. "ama o bir torun... bir işe yaradığı da yok."



koyu renk zırhı ve kan lekeli pembe pelerin giymiş bir adam robb'un yanına gitti. "jaime lannister selamlarını gönderdi." uzunkılıcı robb'un kalbine sapladı ve büktü.



robb yeminini bozmuştu ama catelyn sözünü tuttu. aegon'ın saçlarını sertçe çekti. adamın boğazını, bıçak kemiğe dayanana kadar testereyle keser gibi kesti. parmaklarından sıcak kanlar aktı. yarım akıllının çanları çnılıyordu, çın çın çın, davullar vuruyord, güm güm güm.



sonunda biri hançeri aldı. gözyaşları catelyn'in yanaklarını ateş gibi yakıyordu. onlarca kuzgun, keskin pençeleriyle catelyn'in yüzünü tırmalıyordu, kopan et şeritlerinden geriye, içlerinden kırpkırmızı kan akan derin oluklar kalıyordu. catelyn dudaklarındaki kanın tadını alabiliyordu.



/çok acıtıyor/ diye düşündü. /bütün çocuklarımız, ned, bütün güzel bebeklerimiz. rickon, bran, arya, sansa, robb... rob... lütfen ned, lütfen, durdur şunu, acıyı durdur.../ beyaz gözyaşlarıyla kırmızı gözyaşları birlikte aktı; catelyn'in yüzü, ned'in sevdiği o yüz tamamen yırtılıp parçalanana kadar. catelyn stark ellerini havaya kaldırdı, uzun parmaklarından akıp bileklerine inen ve elbisesinin kolunun içine giren kanı seyretti. /gıdıklıyor./ kollarında ağır ve kırmızı solucanlar dolaşıyordu. "çıldırdı" dedi biri. "aklını kaybetti," dedi bir başkası, "şuna bir son verin." ve bir el catelyn'in saçlarını yakaladı, tıpkı onun çıngırak'ın saçlarını yakaladığı gibi. /hayır/ diye düşündü catelyn, /hayır, saçlarımı kesmeyin, ned saçlarımı çok sever./ sonra çelik, catelyn'in boğazındaydı, ısırığı kırmızı ve soğuktu.
[/GG]
 
Cevap: Game of Thrones



Söyle merak ettim.





[GG]Beric Dondarrion malum yalama oldu ölüp ölüp diriliyor ama bu kez dirilmeyeceğini bile bile kendi hayat enerjisini Cately Stark'a verip ölüyor. Çok delikanlı bir adam esasen bence serinin en başarılı isimlerinden. Her neyse Cately Westeros'a Lady Stoneheart olarak dönüp Freyler ve Boltonlardan intikam almaya çalışıyor. [/GG]
 
Cevap: Game of Thrones



ser beric dondarrion super isim yaa :)
 
Cevap: Game of Thrones



Selam,



Kitap serisi bitmedi ,Ejderhalarla Dans Temmuz da çevirisi tamamlanacakmış,ben tamamını (basılan) okudum ama Kılıçların Fırtınasından sonra Kargaların Ziyafeti pek tat vermeyebilir zaten kitabın sonunda bir açıklama var söylemeyeyim, diğer kitapları almalısınıza getirmiş yazar ,Ejderhalarla Dansa tan sonra 2 kitap daha olacak bildiğim kadarıile basılmayan
Merak edenler için red wedding kısmı:



[GG]Davul gümlüyordu, gümlüyordu, gümlüyordu, catelyn'in başı da onlarla birlikte. salonun ayak tarafındaki müzisyen galerisinde borular inliyor ve flütler titriyordu; kemanlar tiz çığlıklar atıyor, borazanlar ötüyor ve gaydalar canlı bir melodi haykırıyordu ama davullar hepsini bastırıyordu. salondaki konular yer, içer ve birbirlerine bağırırken sesler kirişlerde yankılanıyordu. `walder frey'in bu gürültüye müzik diyebilmesi için bir` taş kadar sağır olması gerekir. catelyn şarabını yudumladı ve "alysanne"nin müziğiyle dans eden çıngırak'ı izledi. en azından bu şarkının "alysanne" olmak için çalındığını düşünüyordu. bu müzisyenlerle hiç zorlanmadan "ayı ve güzel bakire" de olabilirdi.



dışarıda hala yağmur yağıyordu ama ikizler'in içindeki hava ağır ve sıcaktı. şöminede bir ateş gürlüyor ve duvarlardaki demir apliklerde sıra sıra meşaleler yanıyordu. fakat ısının çoğu, sıralarda sıkışık halde oturan konukların bedenlerinden geliyordu. sıralar öyle kalabalıktı ki, kadehini kaldırmaya çalışan her adam komşusunun kaburgalarını dirsekliyordu.



yüksek platformdakiler bile catelyn'in arzu ettiğinden daha yakındı. kendisi sör ryman frey ile roose bolton'ın arasına oturtulmuştu ve her iki adamdan da keskin kokular yükseliyordu. sör ryman, batıdiyar'da şarap kıtlığı başlamak üzereymiş gibi içiyordu. adam limon suyunda yıkanmış, diye karar verdi catelyn, ama hiçbir limon bu kadar çok teri maskeleyemezdi. roose bolton'ın daha şekerli bir kokusu vardı ama daha hoş değildi. bolton sek şarap ya da bal likörü yerine baharatlı şarap içiyordu ve çok az yemek yiyordu.



catelyn adamı iştahsız olduğu için suçlayamazdı. düğün ziyafeti fazla duru bir pırasa çorbasıyla başlamıştı. çorbanın ardından yeşil fasulyeli, soğanlı ve pancarlı salata, badem sütünde pişirilmiş nehir turnası, daha masaya varamadan soğumuş şalgam püresi, jöleli buzağı beyni ve sinirli sığıt eti gelmişti. bir krala sunulmayacak kadar fakir bir ikramdı ve buzağı beyni catelyn'in midesini kaldırmıştı. buna rağmen robb, yemekleri şikayet etmeden yiyordu, edmure ise eşiyle ilgilenmekten yemeklere dikkat etmeye fırsat bulamıyordu.



(bundan sonra catelyn'in iç konuşmalarını / / arasına alacağım, sözlükte italik yazma aparatı olmadığı için)



/edmure'un nehirova'dan ikizler'e kadar bütün yol boyunca roslin'den şikayet ettiğin iasla tahmin edemezsin./ karı ve koca aynı tabaktan yiyor, aynı kadehten içiyor ve yudumlar arasında birbirlerine masum öpücükler veriyorlardı. edmure yemeklerin çoğunu geri gönderiyordu. catelyn onu suçlayamazdı. kendi düğün ziyafetinde ikram edilen yemeklerin çok azını hatırlıyordu. /yemeklerin tadına baktım mı? yoksa bütün geceyi ned'in yüzünü seyrederek mi geçirdim, kim olduğunu merak ederek?/



zavallı roslin'in gülümsemesinde sabit bir keyfiyyet vardı, biri o gülümsemeyi kızın yüzüne dikmişti sanki. /pekala, o evli bir kız ama sırada yatak var, bir zamanlar benim olduğum kadar tedirgin olduğuna şüphe yok./ robb, alyx frey'le güzel walda'nın arasında oturuyordu; gelinlik çağına gelmiş frey kızlarından ikisi. "düğün festivalinde kızlarımla dans etmeyi reddetmezsiniz umarım" demişti walder frey. "yaşlı bir adamın kalbini sevinçle doldurmuş olursunuz." lordun kalbi sevinçle dolup taşmış olmalıydı; robb vazifesini bir kral gibi yerine getirmişti. kızların her ikisiyle, edmure'un karısıyla, sekizinci leydi frey'le, dul ami'yle, roose bolton'ın karısı şişko walda'yla, sivilceli ikizler serra ve sarra'yla hatta lord walder'ın küçük kızı shirei'yle bile dans etmişti, kız en fazla altı yaşında olmalıydı. catelyn, geçit lordu'nun tatmin olup olmadığını merak etti. yoksa yaşlı adam, kralla dans etmemiş diğer bütün kızlarını ve kız torunlarını bahane ederek sızlanacak mıydı? "kardeşleriniz çok iyi dans ediyor," dedi catelyn, sör ryman frey'e, cana yakın davranmaya çalışıyordu.



"onlar halalarım ve kuzenlerim." sör ryman büyük bir yudum şarap içti, yanaklarından süzülen ter sakallarına akıyordu.



/aksi ve sarhoş bir adam,/ diye düşündü catelyn. merhum lord frey, iş konuklarını doyurmaya gelince pinti olabilirdi ama içki konusunda cömertti. bira, şarap ve bal likörü dışarıdaki nehir kadar hızlı akıyordu. iri jon şimdiden sarhoş naralar atıyordu. lord walder'ın oğlu merret kadeh kadeh onu takip ediyordu ama sör whalen frey onlara ayak uydurmaya çalışırken sızmıştı. catelyn, lord umber'in ayık kalmasını tercih ederdi lakin iri jon'a içmemesini söylemek, nefesini birkaç saat tutmasını söylemekle aynıydı.



küçük jon umber ve robin flint, robb'un yakınında, güzel walda ve alyx'in iki yanında saygılı bir şekilde oturuyorlardı. ikisi de içki içmiyordu; bu gece patrek mallister ve dacey mormont'la birlikte robb'un muhafızları onlardı. bir düğün ziyafeti, bir mücadele alanı değildi ama sarhoş adamların olduğu yerde tehlike de daima olurdu ve bir kral asla korumasız bırakılmamalıydı. catelyn muhafızların varlığından memnundu ve duvarlardaki kancalara asılmış kılıç kemerleri onu daha da memnun ediyordu. /hiçbir adam jöleli buzağı beyniyle uğraşmak için bir uzunkılıca ihtiyaç duymaz/



leydi walda bolton, sesinin müziğin üstünden duyulması için bağırarak "herkes lordumun güzel walda'yı seçeceğini düşünüyordu", dedi sör wandel'e. şişko walda yuvarlak, pembe, yağ tulumu gibi bir kızdı. sulu mavi gözleri, cansız sarı saçları ve son derece geniş bir göğsü vardı, buna rağmen sesi titrek ve tizdi. onu pembe dantellerinin ve sincap kürkü pelerininin içinde dehşet kalesi'nde hayal etmek zordu. "ama lord büyük babam, roose'a seçeceği kızın ağırlığınca gümüş önerdi, çeyiz olarak. lordum bolton da beni seçti." güldüğünde kızın gıdısı sallandı. "ben güzel walda'dan otuz sekiz kilo daha ağırım ama ilk kez o zaman buna memnun oldum. ben artık leydi bolton'ım, kuzenimse hala bakire, üstelik çok yakında on dokuz yaşında olacak zavallı şey."



dehşet kalesi lordu bu lafıgüzafla hiç ilgilenmiyordu. ara sıra bir çatal şundan, bir kaşık bundan tadıyor, uzun ve güçlü parmaklarıyla bir parça ekmek koparıyordu ama yemek bolton'ın aklını dağıtamazdı. bolton, düğün ziyafeti başladığında lord walder'ın torunları için kadeh kaldırmış ve walder ile walder'ın, ramsey himayesinde olduğundan özellikle bahsetmişti. catelyn, lord walder'ın gözlerini kısarak bolton'a bakışından, yaşlı adamın gizli tehdidi duyduğunu anlamıştı.



/tarihte bundan daha neşesiz bir düğün var mıdır?/ diye merak etti, sonra zavallı sansa'yı ve onun iblis'le yaptığı evliliği hatırladı. /anne ona merhamet et. onun narin bir ruhu var./ sıcak ve duman catelyn'i hasta ediyordu. galerideki müzisyenler kalabalık ve gürültülüydü ama yetenekli oldukları söylenemezdi. catelyn bir yudum şarap daha içti ve bir uşağın kadehi tekrar doldurmasına izin verdi. /birkaç saat daha, sonra en kötüsü bitmiş olacak./ yarın bu saatlerde, robb başka bir mücadeleye gitmek üzere yolda olacaktı, bu sefer moat cailin'deki demiradamlarla çarpışacaktı. bu düşüncenin neredeyse rahatlatıcı olması tuhaftı. /mücadeleyi kazanacak. o bütün mücadeleleri kazanır, üstelik demiradamların bir kralı yok. hepsinden önemlisi ,ned onu iyi eğitti./ davullar gümlüyordu. çıngırak zıplayarak bir kez daha catelyn'in önünden geçti ama müzik öyle yüksekti ki catelyn soytarının çanlarını zar zor duydu.



bir et parçası için kavga eden iki köpeğin ani havlamaları gürültüyü bastırdı. köpekler birbirlerini ısırarak yerde yuvarlanırken salondan neşe dolu bağrışmalar yükseldi. konuklardan biri köpeklerin üstüne bir fıçı bira boşalttı ve hayvanlar ayrıldı, bir tanesi topallayarak yüksek platforma doğru yürüdü. ıslak köpek silkindi, lord walder'ın torunlarından üçünün üstünü bira ve tüy içinde bıraktı, lord walder'ın dişsiz ağzı havlamaya benzer bir kahkahayla açıldı.



köpekleri görmek catelyn'in bir kez daha boz rüzgar'ı özlemesine sebep oldu ama robb'un ulu kurdu ortalıkta değildi. lord walder, hayvanın salona girmesine izin vermemişti. "duyduğuma göre senin vahşi canavarın insan eti seviyormuş, hah," demişti yaşlı adam. "boğaz parçalıyormuş, evet. roslin'imin ziyafetinde böyle bir yaratığın yeri yok; kadınların, küçüklerin ve benim bütün tatlı masumlarımın arasında."



"boz rüzgar onlara zarar vermez lordum", diye itiraz etmişti robb. "ben yanında olduğum sürece bir şey yapmaz."



"sen benim kapılarımdaydın değil mi? o kurt seni karşılamaya gelen torunlarıma saldırdığında? her şeyi duydum, duymadığımı sanma, hah."



"bir zarar vermedi..."



"vermedi, diyor kral. vermedi? petyr atından düştü, düştü. bir karımı böyle kaybetmiştim, düşmüştü." lord walder'ın ağzı içeri ve dışarı hareket etti." yoksa hafifmeşrep kadının biri miydi? piç walder'ın annesi, evet, şimdi hatırladım. attan düştü ve kafasını kırdı. petyr'ın boynu kırılsaydı majesteleri kral ne yapacaktı, hah? bana bir torunun yerine bir özür daha mı verecekti? hayır, hayır, hayır. kral olabilirsiniz, olmadığınızı söylemeyeceğim ,kuzey kralı, hah, lakin benim çatımın altında benim kuralım geçer. ya kurdunuzu seçin ya da düğünü efendimiz. ikisini birden alamazsınız."



catelyn oğlunun öfkelendiğini anlamıştı ama robb toparlayabildiği bütün nezaketle teslim olmuştu. lord walder bana kurtçuklarla pişirilmiş karga yahnisi ikram etmekten memnun olacaksa, demişti, robb, catelyn'e, yahniyi yerim ve bir kase daha isterim. ve öyle de yapmıştı.



iri jon, lord walder'ın yavrularından birini daha masaya devirdi, bu sefer sivilceli petyr'ı./delikanlının midesi iri jon'unjinin üçte biir kadar, ne bekliyordu ki?/ lord umber ağzını sildi ve şarkı söylemeye başladı. "bir ayı vardı, bir ayı, bir ayı! baştan ayağa karaydı ve kıllarla kaplıydı!" umber'in sesi hiç fena değildi ama içki yüzünden kalınlaşmıştı. ne yazık ki, yukarıdaki kemancılar ve davulcular "bahar çiçekleri"ni çalıyordu ve bu şarkının melodisi "ayı ve güzel bakire"nin sözlerine, salyangozların bir kase yulaf lapasına uyduğu kadar uyuyordu. zavallı çıngırak bile ortaya çıkan kakafoni yüzünden elleriyle kulaklarını kapadı.



roose bolton, duyulması mümkün olmayan bir fısıltıyla bir şeyler söyledi ve bir tuvalet aramaya gitti. kalabalık salon, konukların ve sürekli hareket eden hizmetkarların biteviye gürültüsüyle doluydu. catelyn, diğer kalede, şövalyeler ve önemsiz lordlar için ikinci bir ziyafet verildiğini biliyordu. lord walder gayrimeşru çocuklarını ve onların zürriyetlerini nehrin o kıyısına sürmüştü, bu yüzden robb'un kuzeyli adamları karşıdaki davete "piç ziyafeti" diyordu. bazı konukların, piçlerin onlardan daha iyi vakit geçirip geçirmediğini görmek için sıvıştığına şüphe yoktu. bazıları kampları keşfediyor bile olabilirdi. freyler, sıradan askerler nehirova'yla ikizler'in evliliğine kadeh kaldırabilsin diye, arabalar dolusu şarap, bira ve bal likörü temin etmişti.



robb, roose bolton'ın boş sandalyesine oturdu. "birkaç saat sonra bu fars oyunu bitmiş olacak," dedi fısıltıyla. iri jon, saçlarında bal olan bakirenin şarkısını söylüyordu. "kara walder ilk kez bir kuzu kadar mülayim. edmure dayım da karısıyla mutluymuş gibi görünüyor." robb, catelyn'in üstünden öne eğildi. "sör ryman?"



sör ryman gözlerini kırptı. "efendimiz. buyrun?"



"olyvar'dan yaverim olmasını isteyecektim, kuzey için yola çıktığımızda," dedi robb, "ama onu burada göremedim. diğer ziyafette mi olacaktı?"



"olyvar?" sör ryman başını sağa sola salladı." hayır. olyvar olmaz. o gitti. kalelerden ayrıldı. görev."



"anlıyorum." robb'un ses tonu tam tersini söylüyordu. sör ryman başka bir şey önermeyince kral tekrar ayağa kalktı." benimle dans eder misin anne?"



"teşekkür ederim ama hayır." kafası böyle zonklarken catelyn'in ihtiyaç duyduğu son şey dans etmekti." lord walder'ın kızlarından biri sana memnuniyetle eşlik eder şüphesiz."



"ah, şüphesiz." robb'un gülümsemesi bezgindi.



müzisyenler o sırada "demir mızraklar"ı çalıyordu ve iri jon "şehvetli genç"i söylüyordu. /biri onları birbirleriyle tanıştırmalı, bu sayede armonileri gelişebilir./ cateşynn tekrar sör ryman'a döndü. "kuzenlerinizden birinin şarkıcı olduğunu duymuştum."



"alesander. symond'ın oğlu. alyx onun kardeşi." adam kadehini kaldırdı ve robin flint'le dans eden kızı gösterdi.



"alesander bu gece bizim için çalacak mı?"



sör syman gözlerini kısarak catelyn'e baktı. "o olmaz. uzakta." alnındaki teri silip ayağa kalktı. "izninizle leydim. izninizle." catelyn, adamın kapıya doğru yürüyüşünü seyretti.



edmure, roslin'i öpüyor ve kızın elini tutuyordu. salonun başka bir yerinde, sör marq piper ve sör danwell frey içki içme oyunu oynuyordu. aksak lothar, sör hosteen'e komik bir şeyler anlatıyordu. daha genç freyler'den biri, birkaç kıkırdayan kız için üç hançerle hokkabazlık yapıyordu. çıngırak yere oturmuş, parmaklarındaki şarabı yalıyordu. hizmetkarlar, sulu kuzu etiyle dolu büyük tepsileri salona getiriyordu, konukların bütün gece boyunca gördüğü en leziz ikramdı bu. ve robb, dacey mormont'la dans ediyordu.



leydi maege'nin kızı, zırh yerine bir elbise giydiğinde epey güzeldi; uzun ve zarifti, utangaç gülümsemesi uzun yüzünü aydınlatıyordu. onun, dans pistinde de talim alanındaki kadar zarif olduğunu görmek hoştu. catelyn, leydi maege'nin boğaz'a varıp varmadığını merak etti. leydi diğer kızlarını beraberinden götürmüştü ama dacey, robb'un savaş arkadaşlarından biri olarak onun yanında kalmayı tercih etmişti. /ned'in sadakat uyandıran tabiatını almış./ olyvar frey de robb'a böyle bağlıydı. robb, jeyne'le evlendikten sonra bile olyvar onunla kalmak istememiş miydi?



meşe kulelerinin arasında oturan geçit lordu lekeli ellerini birbirine vurdu. ellerinin çıkardığı ses öyle zayıftı ki yüksek platformda oturanlar tarafından bile zar zor duyuldu ama sör aenys'le sör hosteen lordun hareketini gördüler ve bira kupalarını masaya vurmaya başladılar. aksak lothar onlara katıldı, sonra da marq piper, sör danwell ve sör rymund. çok geçmeden konukların yarısı kadehlerini asalara vuruyordu. sonunda galerideki müzisyen çetesi bile gürültüyü fark etti. flütler, davullar ve kemanlar sustu.



"majesteleri" diye seslendi lrod walder, robb'a. "rahip dualarını okudu, bazı sözler söylendi ve lord edmure benim tatlı kızıma balıklı pelerini giydirdi, lakin henüz karı koca olmadılar. bir kılıcın bir kına ihtiyacı vardır, hah, bir düğünün de yatağa. efendimiz ne derler? onları yatağa götürmek uygun mudur?"



lord walder'ın bazı oğulları ve torunları tekrar kupalarını vurmaya ve bağırmaya başladılar. "yatağa! yatağa! onlarla birlikte yatağa!" roslin bembeyaz kesildi. kızın, bekaretini kaybetmekten mi yoksa yatağa girme töreninden mi korktuğunu merak etti catelyn. roslin'in sayısız kardeşi vardı, bu törene aşina olmalıydı, fakat yatak töreni senin için yapıldığında işler değişiyordu. catelyn'in kendi düğün gecesinde, onu bir an önce soymak isteyen jorry cassel o aceleyle catelyn'in elbisesini yırtmıştı. sarhoş desmond grell müstehcen esprileri için özür dileyip durmuştu ama her özrün ardından yeni bir espri yapmıştı. lord dustin, catelyn'i çıplak gördüünde ned'e dönmüş ve catelyn'in göğüslerinin ona tekrar süt emme arzusu verdiğini söylemişti. /zavallı adam/ diye düşüdü catelyn. lord dustin, ned'le beraber güneye gitmiş ve geir dönmemişti. bu gece burada olan adamlardan kaçının yıl bitmeden ölmüş olacağını merak etti. /korkarım pek çoğu/



robb elini kaldırdı. "eğer siz vaktin uygun olduğunu düşünüyorsanız lord walder, onları yatağa götürelim."



robb'un duyurusu onay dolu bir gürültüyle karşılandı. galerideki müzisyenler flütlerini, borularını ve kemanlarını tekrar ellerine aldılar ve "kraliçe terliğini çıkardı, kral tacını" isimli şarkıyı çalmaya başladılar. çıngırak bir ayağından diğerine zıplayarak kendi tacının çanlarını çınlattı. "duyduğuma göre tully erkeklerinin bacaklarının arasında kamış yerine alabalık varmış." diye bağırdı alyx frey arsızca, "onu kaldırmak için bir solucan mı gerek?" sör marq piper kıza cevap verdi, "benim duyduğuma göre frey kadınlarının bir yerine iki kapısı varmış!" alyx altta kalmadı "evet ama senin gibi küçük şeyler için ikisi de kapalı ve sürgülü!" salonda bir kahkaha fırtınası koptu. patrek mallister bir masaya çıktı ve edmure'un tek gözlü balığına kadeh kaldırdı. "ve o nasıl da kudretli bir tunadır!" diye bağırdı. şişko walda cevap verdi, "hayır, bahse girerim ki altı üstü küçük bir golyandır." sonra yine aynı gürültü yükseldi "yatağa! yatağa!"



konuklar yüksek platforma akın etti, en sarhoşlar her zamanki gibi en öndeydi. roslin'in etrafını saran yetişkin erkekler ve genç delikanlılar kızı havaya kaldırdılar. anneler ve kızlar, edmure'u ayağa kaldırdılar ve onun kıyafetlerini çekiştirmeye başladılar. edmure gülüyor ve edepsiz şakalar yapıyordu fakat müziğin sesi çok yüksekti, catelyn kardeşinin ne dediğini duyamıyordu. ama iri jon'u duydu. "bu küçük kuşu bana verin," diye kükredi umber, diğer adamların arasından geçerek roslin'i yakaladı ve kızı omzuna attı. "şu küçük şeye bakın. üstüne bir dirhem et yok!"



catelyn kız için üzülüyordu. gelinlerin çoğu bu şakalara karşışlık verir, en azından eğleniyormuş gibi yapardı ama roslin dehşetle kaskatı kesilmişti. adamın onu yere düşüreceğinden korkuyormuş gibi iri jon'a sımsıkı tutunmuştu. /üstelik ağlıyor/ diye fark etti catelyn. sör marq piper kızın ayakkabılarından birini çıkardı. /umarım edmure bu zavallı çocuğa nazik davranır./ galeriden hala o neşeli ve edepsiz şarkı dökülüyordu; kraliçe fistanını çıkarıyordu şimdi, kral da gömleğini.



catelyn, kardeşinin etrafını saran kadınlara katılması gerektiğini biliyordu ama onlara katılırsa sadece eğlencelerini mahvederdi. müstehcenlik şu anda hissettiği son şey bile değildi. edmure onun yokluğunu affederdi, catelyn bundan emindi; bir grup şehvetli ve neşeli frey tarafından soyulup yatağa götürülmek, asık suratlı ve kederli bir abla tarafından götürülmekten çok daha keyifliydi.



/* önemli kısma gelmek için part 1 */



kadın ve erkek, arkalarında bir insan nehriyle birlikte salondan çıkarılırken catelyn, robb'un da gitmediğini gördü. walder frey, bunu kızına yapılmış bir hakaret olarak görebilecek kadar huysuz bir adamdı. /robb, roslin'in yatak törenine katılmalı ama bunu söylemek bana düşer mi?/ catelyn, diğerlerinin de salonda kaldığını fark edene dek çok gergindi. sivilceli petyr ve sör whalen hala uyuyordu, kafaları masadaydı. merrett frey kendine bir kadeh şarap dolduruyordu. çıngırak, salondan ayrılanların tabaklarındaki artıkları aşırıyordu. sör wendel manderly şehvetli bir şekilde bir koyun buduna saldırıyordu. ve elbette lord walder, birinden yardım almadan yerinden kalkamayacak kadar zayıfı. /robb'un törene gitmesini bekleyecek./ catelyn, yaşlı adamın, majesteleri'nin neden onun kızını çıplak görmek istemediğini sorduğunu duyar gibi oluyordu. davullar tekrar gümlüyordu, gümlüyordu, gümlüyordu.



/* önemli kısma geliyoruz part 2 */

catelyn'in yanı sıra salonda kalan tek kadınmış gibi görünen dacey mormont, edwyn frey'in yanına gitti ve adamın koluna hafifçe dokunup kulağına bir şeyler söyledi. edwyn, yakışıksız bir sertlikle kızdan uzaklaştı. "hayır" dedi ziyadesiyle yüksek bir sesle. "yeterince dans ettim." yüzü solan dacey arkasını döndü. catelyn ağır ağır ayağa kalktı. /orada ne oldu öyle?/ bir an önce sadece bezginlikle dolu olan kalbi şimdi şüphe tarafından ele geçirilmişti. /önemli bir şey değildir,/ demeye çalıştı kendine, /odun yığınının içinde canavarlar görüyorsun, keder ve korkunun hasta ettiği yaşlı ve aptal bir kadına dönüştün./ catelyn'in duyguları yüzünden okunuyor olmalıydı. sör wendel manderly bile fark etmişti. "bir sorun mu var?" diye sordu adam, kuzu budu hala elindeydi.



/* ve başladı part 3 */



catelyn cevap vermek yerine edwyn frey'in peşinden gitti. galerideki müzisyenler, kral ve kraliçeyi isim günü giysilerine kadar soymuştu nihayet. çok kısa bir aradan sonra bambaşka bir şarkı çalmaya başladılar. kimse sözleri söylemiyordu ama catelyn bu şarkıyı biliyordu: "catemere yağmurları edwyn kapıya doğru koşuyordu. catelyn şarkıyla müteharrik daha hızlı koştu. altı büyük adımdan sonra adama yetişti. 've sen kimsin, dedi gururlu lordniye başımı öne eğmeliyim? edwyn'i kolundan yakaladı. ve ipeğin altındaki demir halkaları hissettiğinde, catelyn tepeden tırnağa buz kesti.



catelyn, edwyn'in yüzüne öyle sert bir tokat indirdi ki adamın dudağı açıldı. olyvar, diye düşündü catelyn, perwyn, alesander, hiçbiri yok. ve roslin ağlıyordu...



edwyn frey, catelyn'i kenara itti. diğer bütün sesleri boğan müzik, bizzat taşlar tarafından icra ediliyormuş gibi duvarlarda yankılanıyordu. robb, edwyn'e öfkeli bir bakış attı, adamın yolunu kesmek için hareketlendi... ve yan tarafında omzunun hemen altına saplanan ok yüzünden sendeledi. çığlık attıysa bile flütler, borular ve kemanlar robb'un sesini boğmuştu. catelyn ikinci bir okun robb'un bacağını deldiğini gördü. robb düştü. galerideki müzisyenlerin yarısının elinde, udlar ve davullar yerine arbaletler vardı. catelyn oğluna doğru koştu, sonra bir şey catelyn'in belini yumrukları ve taş zemin yüzüne çarptı. "robb", diye bağırdı catelyn. bir masanın üst kısmını ayaklarından koparmaya çalışan küçük jon umber'i gördü. küçük jon masa üstünü kralına doğru fırlatırken bir, iki, üç ok masanın ahşap yüzeyine saplandı. freyler, robin flin'in etrafını sarmıştı, hançerleri inip kalkıyordu. sör wendel manderly ağır ağır ayağa kalktı, kuzu budu elindeydi. adamın açık ağzından içeri giren ok, boynundan dışarı çıktı. sör wendel öne doğru devrildi, masanın ayakları kırıldı; kupalar, sürahiler, tepsiler, tabaklar, şalgamlar, pancarlar ve şarap yere saçıldı.



catelyn'in sırtı alev alev yanıyordu. /ona ulaşmak zorundayım./ küçük jon, bir koyun buduyla sör raymund frey'in yüzüne vuruyordu ama kılıç kemerine uzandığı anda bir arbalet oku tarafından dizlerinin üstüne düşürüldü. 'pelerini ister altın olsun ister kırmızı, her aslan pençelidir'. catelyn, sör lucas blackwood'un sör hosteen frey tarafından öldürüldüğünü gördü. vanceler'den biri sör haris haigh'le boğuşurken, dizlerinin arkasına aldığı kılıç darbesiyle kara walder tarafından sakat bırakıldı. 'benim pençelerim de uzun ve keskindir lordum, seninkiler kadar uzun ve keskindir.' arbaletler donnel locke'ı, owen norrey'i ve yarım düzine adamı daha yere indirdi. genç sör benfrey, dacey mormont'u kolundan yakaladı ama dacey diğer eliyle aldığı şarap sürahisini şövalyenin yüzüne indirip kapıya doğru koştu. dacey varamadan, kapı ardına kadar açıldı. tepeden tırnağa çeliklere bürünmüş olan sör ryman frey salona girdi. adamın arkasında bir düzine frey askeri vardı. askerler ağır savaş baltalarıyla silahlanmıştı.



"merhamet!" diye feryat etti catelyn ama borular, davullar ve çelik çıngırtıları yakarışını boğdu.



sör ryman savaş baltasının başını dacey'in midesine gömdü. o sırada diğer kapılardan da adamlar akmaya başlamıştı; ellerinde çelikler taşıyan, örgü zırhlı kürk pelerinli adamlar. /kuzeyli adamlar!!/ catelyn, yarım kalp atışı boyunca onların kurtarıcı olduğunu düşündü ama sonra, adamlardan biri küçük jon'un kafasını iki balta darbesiyle uçurdu. umut, fırtınadaki mum misali söndü.



geçir lordu, katliamın tam ortasında, oymalı meşe tahtında oturuyor ve olan biteni aç gözlerle seyrediyordu.



yerde catelyn'in birkaç adım uzağında bir hançer vardı. küçük jon masayı devirdiğinde oraya sekmişti belki, belki de ölen adamlardan birinin elinden düşmüştü. catelyn hançere doğru emekledi. kolları ve bacakları kurşun gibi ağırdı ve ağzında kan tadı vardı. bir masanın altında saklanan çıngırak haçere daha yakındı ama catelyn silahı kaptığında soyatı irkilerek geri çekildi. /yaşlı adamı öldüreceğim, en azından bunu yapabilirim/



küçük jon'un, robb'un üstüne fırlattığı masa üstü yer değiştirdi. robb güçlükle dizlerinin üstüne kalktı. böğründe bir ok vardı, ikincisi bacağındaydı ve üçüncüsü göğsünde. lord walder elini kaldırdı, bir davul dışında bütün m üzik aletleri sustu. catelyn uzaktan gelen mücadele seslerini ve daha yakındaki kurt ulumasını duydu. /boz rüzgar/ diye hatırladı, geç hatırlamıştı. "hah", diye güldü lord walder, robb'a. "kuzey kralı ayağa kalkıyor. görünüşe bakılırsa birkaç adamınızı öldürdük majesteleri. ah, ama sizden özür dileyeceğim, adamlarınız düzelecek, hah."



cateleyn, çıngırak'ın uzun saçlarını yakaladı ve adamı saklandığı yerden dışarı çekti. "lord walder!" diye bağırdı. "lord walder!!" davul, ağır ağır ve derinden vuruyordu, güm güm güm. "yeter," dedi catelyn. "yeter diyorum. ihanete ihanetle karşılık verdiniz, artık durun." hançeri çıngırak'ın boğazına dayadığında, bran'ın hasta odasını ve kendi boğazına dayanan çeliği hatırladı. davul vuruyordu, güm güm güm güm güm güm. "lütfen," dedi catelyn. "o benim oğlum. benim ilk oğlum, benim son oğlum. onu bırakın. onu bırakın, bunu unutacağız yemin ediyorum. burada yaptığınız her şeyi. eski ve yeni tanrıların önünde yemin ediyorum, biz... biz intikam almayacağız..."



lord walder itimatsızlık dolu gözlerle catelyn'e baktı. "bu zırvaya ancak bir aptal inanır. benim bir aptal olduğumu mu sanıyorsunuz leydim?"



"bir baba olduğunuzu biliyorum. beni rehin alın. öldürmediyseni edmure'u da. ama robb'u bırakın."



"hayır." robb'un sesi zor duyulur bir fısıltıydı. "anne hayır..."



"evet. robb, ayağa kalk. ayağa kalk ve dışarı çık, lütfen, lütfen... benim için değilse jyne için yap."



"jeyne?" robb masanın kenarına tutundu ve kendini ayağa kalkmaya zorladı. "anne," dedi "boz rüzgar..."



"ona git. şimdi. robb, çıkar buradan."



lord walder güldü. "ve ben buna niye izin vereyim?"



catelyn, çıngırak'ın boğazına dayadığı hançeri daha derine bastırdı. yarım akıllının gözleri sessiz bir yakarışla kadına bakıyordu. burnu kötü bir kokuyla dolan catelyn bunu davulların biteviye vuruşlarından fazla umursamadı, güm güm güm güm güm güm. sör ryman ve kara walder etrafında dönüyordu; catelyn'in umurunda değildi, ona istediklerini yapabilirlerdi; hapsedebilirlerdi, tecavüz edebilirlerdi, öldürebilirlerdi, hiçbirinin önemi yoktu. catelyn yeterince uzun yaşamıştı ve ned onu bekliyordu. o robb için korkuyordu. "tully onurum üstüne," dedi lord walder'a, "stark onurum üstüne, oğlunuzun hayatını oğlumun hayatıyla takas edeceğim. bir oğula karşılık bir oğul." catelyn elleri öyle kötü titriyordu ki çıngırak'ın kafasındaki çanlar çınlıyordu.



davullar gümlüyordu, güm güm güm. yaşlı adamın dudakları hareket etti. catelyn'in elindeki bıçak titredi, terle kayganlaşmıştı. "bir oğula karşılık bir oğul, hah." diye tekrar etti yaşlı adam. "ama o bir torun... bir işe yaradığı da yok."



koyu renk zırhı ve kan lekeli pembe pelerin giymiş bir adam robb'un yanına gitti. "jaime lannister selamlarını gönderdi." uzunkılıcı robb'un kalbine sapladı ve büktü.



robb yeminini bozmuştu ama catelyn sözünü tuttu. aegon'ın saçlarını sertçe çekti. adamın boğazını, bıçak kemiğe dayanana kadar testereyle keser gibi kesti. parmaklarından sıcak kanlar aktı. yarım akıllının çanları çnılıyordu, çın çın çın, davullar vuruyord, güm güm güm.



sonunda biri hançeri aldı. gözyaşları catelyn'in yanaklarını ateş gibi yakıyordu. onlarca kuzgun, keskin pençeleriyle catelyn'in yüzünü tırmalıyordu, kopan et şeritlerinden geriye, içlerinden kırpkırmızı kan akan derin oluklar kalıyordu. catelyn dudaklarındaki kanın tadını alabiliyordu.



/çok acıtıyor/ diye düşündü. /bütün çocuklarımız, ned, bütün güzel bebeklerimiz. rickon, bran, arya, sansa, robb... rob... lütfen ned, lütfen, durdur şunu, acıyı durdur.../ beyaz gözyaşlarıyla kırmızı gözyaşları birlikte aktı; catelyn'in yüzü, ned'in sevdiği o yüz tamamen yırtılıp parçalanana kadar. catelyn stark ellerini havaya kaldırdı, uzun parmaklarından akıp bileklerine inen ve elbisesinin kolunun içine giren kanı seyretti. /gıdıklıyor./ kollarında ağır ve kırmızı solucanlar dolaşıyordu. "çıldırdı" dedi biri. "aklını kaybetti," dedi bir başkası, "şuna bir son verin." ve bir el catelyn'in saçlarını yakaladı, tıpkı onun çıngırak'ın saçlarını yakaladığı gibi. /hayır/ diye düşündü catelyn, /hayır, saçlarımı kesmeyin, ned saçlarımı çok sever./ sonra çelik, catelyn'in boğazındaydı, ısırığı kırmızı ve soğuktu.
[/GG]
 
Cevap: Game of Thrones



[GG]Beric Dondarrion malum yalama oldu ölüp ölüp diriliyor ama bu kez dirilmeyeceğini bile bile kendi hayat enerjisini Cately Stark'a verip ölüyor. Çok delikanlı bir adam esasen bence serinin en başarılı isimlerinden. Her neyse Cately Westeros'a Lady Stoneheart olarak dönüp Freyler ve Boltonlardan intikam almaya çalışıyor. [/GG]



Alıyor mu peki vengeance :yenieek:
 
Cevap: Game of Thrones



[gg] catalyn megerse ışıgın tanrısıymış ve geri gelcek bütün frylerin icabına bakıcak. kahalessi tahta oturamıcak. imp hem babasını hem joffreyi öldürücek. crossbow ile babasını. stannis bütün gece yürüyenleri öldürcek.starkların çogu ölcek.vardı daha unttum şimdi [/gg]
 
Geri
Üst Alt