GSC Aşk Doktoru

Cevap: Re: GSC Aşk Doktoru



Devlet bu konuda noktayı koymuş,



5237 Sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasının b bendine göre çocuksun.



b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,



https://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/mevzuat/5237.htm

Buradan bakabilirsin.



Zaten böyle cins bi yorum senden beklenirdi tebr



Ayrıca sen nerden biliyon benim 18 olmadığımı,lan ne 18 i 20 olmadığımı,büyüğüm lan ben senden bundan sonra abi çek veya bey de



hadi şimdi konuyu sabote etmeden yavaş yavaş twitter a melih abinin yanına
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



İlk görüş ve ya 10. görüş farkeder mi ? Zaten bir kızı tanımak için duruşuna bakmak yeterlidir.







Konyalıyım ama Burdur da okuyorum. Konya'ya vize sonrası kafa dağıtmak için geldim. Gelirsen görüşürüz.

İlk görüş 10. görüş işin espirisi.Ben sadece aşkın süreç isteyen bir şey olduğunu düşünüyorum ana fikir buydu yanlış yakalamışsın demek istediğimi.
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Aga bu yorum oldu mu sence la ?



Bir kız gelir kızı beğenirsin ufak bi için cız eder bu hoşlanmadır veya etkilenmedir aga aşk değil.İlk görüşte aşka inanmak sadece aşkı hafife almaktır.



Yorum 10 numara oldu ama bana göre durum farklı.Ben bi kıza ilk önce aşık olurum sonra sevgi.Sen etkilenirsin,hoşlanırsın,aşık olursun,seversin buda senin tarzın.Ama bunu bana açıklayın ilk görüşte aşkı falan dersen bende kendime göre yorumladım zaten.:yenieek:
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



İlk görüş 10. görüş işin espirisi.Ben sadece aşkın süreç isteyen bir şey olduğunu düşünüyorum ana fikir buydu yanlış yakalamışsın demek istediğimi.



Seni anladım, huyu suyu kızı tanıdıktan sonra diyorsun. Kızı ilk görüşte tanıdım işte la. :asd:
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Sen mesela bi yerdesin ve karşıdan güzel bi kız geliyo senin hayallerindeki gibi naparsın o kıza karşı bi heyecan duyarsın,hoşlanırsın yani aşık olursun.Zamanla tanırsın ve sevgiye dönüşür o aşk.

Aynen öyle, ama bir konuda katılmıyorum. İlle de tanışmana gerek yok, kızı göre göre araştıra araştıra sevgin artmaya başlayabilir. İlle de tanışmaya gerek yok bence.:cool:
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Çocuk



Vikipedi, özgür ansiklopedi





[TABLE="class: metadata plainlinks ambox ambox-style ambox-Wikify, width: 1"]

[TR]

[TD="class: mbox-image, align: center"]
40px-Ambox_wikify.svg.png
[/TD]

[TD="class: mbox-text"]Bu madde Vikipedi standartlarına uygun değildir. Sayfayı Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. Gerekli düzenleme yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır. (Haziran 2011)[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE="class: metadata plainlinks ambox ambox-content ambox-Unreferenced, width: 1"]

[TR]

[TD="class: mbox-image, align: center"][/TD]

[TD="class: mbox-text"]Bu maddedeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz. Maddeye uygun biçimde kaynaklar ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Başlığın diğer anlamları için Çocuk (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.

Çocuk, bebeklik ve ergenlik çağları arasındaki insan. Genellikle konuşma ve yürüme kabiliyetleri kazanıldıktan sonra çocukluğun başladığı; cinsel gelişimin başladığı ergenlik dönemi ile birlikte çocukluk döneminin bittiği kabul edilir. Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur. Birleşmiş Milletlerin raporlarında 0-18 yaş arasındaki insanlar çocuk kabul edilirler. Bunun haricinde çocuk kelimesi sıklıkla evlat anlamında da kullanılır.

[TABLE="class: toc"]

[TR]

[TD]
Konu başlıkları



[gizle]​




[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Çocukluğun keşfi [değiştir]





1620 tarihli bir tablo​




Tarihçi Philippe Aries'in çalışmaları, Orta Çağ boyunca, çocukluğun kendine özgü doğasının bilinmediğini ortaya koymuştur. Orta Çağ sanat tarihi, modern anlamıyla "çocuk" teriminin o dönem dünyası içinde hiçbir yeri olmadığını kanıtlamaktadır. Dönem resimlerindeki çocuklar, sıradan çocuk özellikleri göstermekten uzaktır. Yüzleri ve kas yapılarıyla, yalnızca küçük ölçekle çizilmiş yetişkin birer insandırlar. insanları Toplumsal yaşam açısından ise, bu dönem boyunca ve 16. yüzyıla kadar çocuk, ailesinin yanı sıra ilişki kurduğu diğer yetişkinlerin uygun hareket ve davranışlarını gözlemleyerek toplumsallaşan küçük ve zayıf bir varlık, küçük bir insan olarak algılanmaktaydı. Çocuk, yalnızca bedeni ve gücüyle yetişkinlerden ayrılıyordu. Aries'in yüzeyselliğini vurguladığı tek çocukluk duygusu olan nazlanma, çocukluğun ilk yıllarına ilişkindi. Küçük insanı ailenin evcil hayvanlarıyla bir tutan bu duyguydu. Bu dönemde çocuklarla 'edepsiz küçük maymunlar'mış gibi eğleniliyor, içlerinden biri öldüğünde çok fazla üzerinde durulmuyordu. "Ölen çocuğun yerini bir başkası alır" mantığı hakimdi.

17. yüzyıldan itibaren, bu zihniyeti altüst edecek iki gelişme yaşandı. Çıraklığı bir eğitim yöntemi olarak ele alan özel bir kurumun -okulun oluşturulması, çocuğu yavaş yavaş yetişkinlerden ayırdı. Artık çocuk, hayatı yetişkinlerle doğrudan ilişki yoluyla öğrenmeyecek; çocuğun yetişkinlerin dünyasına girmesi ancak gitgide uzayan göreli tecrit döneminin -okul dönemi- sonunda gerçekleşecekti. Öte yandan aile, bir duygulanım ve kaygı nesnesi halini alan çocuk çevresinde örgütlenmeye başladı. Ebeveynler, çocuğun eğitimi konusunda endişeleniyor; geleceği için planlar yapıyorlardı ve çocuğun evden ayrılışı acıyla yaşanıyordu. Bu gelişmelerle birlikte çocuk yetişkinlerden farklı ve kendine özgü bir varlık olarak kabul edilmeye başladı.

Bu iki gelişme -okul ve ailenin evrimi- bir üçüncüden ayrı düşünülemez: çocuk içinde tutulduğu isimsiz durumdan çıkarılıp özen gösterilen bir nesne halini alırken, ona daha yoğun ilgi gösterilmesini sağlayacak bir şekilde çocuk sayısında azalma görüldü. Böylece 17. yüzyıldan itibaren toplumsal yaşamda aile, iş, çocuğa tahsil edilen mekân, çocuğa ve sorunlarına ayrılan zaman ve gebeliği önleyici uygulamalar ekseninde bir kutuplaşma görüldü, diyoruz

Çağdaş toplumda çocukluk [değiştir]





Bir erkek çocuk.​




Çocukluğun önemsiz bir geçiş dönemi olarak görüldüğü ve söz konusu dönemde takılıp kalınması için bir neden bulunmadığının düşünüldüğü 17. yüzyılda yeni bir adet ortaya çıktı. Modern dönemde her aile, evlerinde çocuklarının portresini bulunduruyordu. Daha sonraları da devam edecek ve fotoğrafın çıkışıyla birlikte halka mal olacak bu alışkanlık, başlamakta olan ve puero-centrisme (çocuk merkezciliği) varan dönüşümün belirtisidir.

Bu dönüşünüm en önemli alanlarından biri de eğitimdi: Toplum, kendini geçmişe ve geleneklere olan saygıya göre değil, bir şeyler bekleyebileceği geleceğe göre belirlemeye başladıkça gelişim süreci daha çok önem kazandı ve sürüp gitme mantığına boyun eğmekle yetinmediklerinden dolayı, bu süreci nitel olarak farklı düşündüler. Sürüp gitme mantığı denetim altına alındıktan sonra, bireyin hayal edebileceği ama asıl kesin olarak tanıyamayacağı bir geleceğin, en iyi başarı şansıyla karşılayacak şekilde donatılması amaç halini aldı. Böylece çocuk yetişkinler toplumunun umutlarını, düşlerini, aynı zamanda yoksunluklarıyla kaygılarını beslemeye başladı.Oluşum halindeki yeni çocuğun imajı, kendi oluşum amaçlarının ve araçlarının sorunsallaşmasıyla gelişti: eğitim modern toplumların -sonsuz- görevi olarak ortaya çıktı. Modern çocuk tasarımının oluşumu, birey kategorisinin doğuşundan ayrılamaz. Eğitimpratiği içinde bu, kollektif güçlüklerin yaşandığı yer olan öğrenim kurumu ile hedeflenen bireysel özerklik arasında bir gerilim yaratacaktı. Modern pedogojik düşüncenin özelliği olan bu gerilim; ihtiyaçları, yetenekleri, çocuk bireylerin -oluşum halindeki tekil öznelerin- kendilerini ifade etme ve açılmalarını eğitim sürecinin merkezine yerleştiren 'Kopernikçi yön değişimi' içinde açıklanır. Bu yön değişimi, her öğretim oluşumunda bulunması gereken kolektif güçlükleri kapsama eğilimindedir.

Çağdaş çocuk tasarımı anlam belirsizliği içerir ve güçlük çıkarır. Bir yandan çocuk olmak, eksiksiz bir birey olmamaya eşdeğerdir; bu çocuğun dışa açılması ve eğitim alması gerekliliğinin temelini oluşturur. Öte yandan bu yeni anlaşılmadık imaj açısından ele alındığında, eğitimin temsil etmek zorunda olduğu öz şu sorunsala dayanmaktadır: yüzünü geleceğe çevirmiş bir dünya içinde kendinin öğrenim alma açısından yeterli olmayacağına göre çocuk yetişkinliğe geçmeyi en kısa zamanda öğrenmek ve uygulamaya başlamak zorundadır. Düzenlerini insan ilişkilerinin bir sonucu olarak gören çağdaş toplumlarda çocuk ve çocuk eğitimi, sorumluluğunu kamunun üstlendiği sivil kazanımlar haline almıştır ve toplumun geleceği bu sivil kazanımların gerektiği gibi yerine getirilmesine bağlıdır: şunu da eklemek gerekir ki kendini yeniliğe adamış toplum tipinde, eğitim için, bütünüyle biçimsel olmayan herhangi bir amaç saptamak neredeyse olanaksız bir hale gelmiştir. Hem insanın kendisi hem de her türlü eğitim girişiminin üstlenmesi gereken amacı tanımlayan (değişik ve önceden kestirilemeyen olaylar) bireyin yapıcı yetisi üzerinde kendini gösteren, geçmişteki örnekleriyle belirsiz bir gelecekte olabileceğinden çok daha serbest ve bağıntısız olan özerklik kavramı ne ifade etmektedir?





Çeşitli Yönlerde Çocuk [değiştir]



1-Bilimsel Yönden çocuk konulara göre değişir.Bilim adamları çocuğun büyümesinin ve gelişmesinin çok büyük bir bölümünün 18 yaşına kadar tamamlandığını söylemiştir.Bu bağlamda Birleşmiş Milletler 0-18 yaşlarında ki insanları çocuk kabul eder.İnsan dönemleri konusunda ise çocukluk dönemi ergenlik döneminin başlamasıyla biter.

2-Askeri Yönden Cenevre sözleşmeleri birinci protokolüne göre, on beş yaşını geçen çocuklar gözcü, haberci veya gözlemci olarak gönüllü hizmette bulunabilirler.Ancak doğrudan savaşa katılamazlar.

3-Ekonomik Yönden devletlerin yasalarına göre değişir.Bazı ülkelerde 16 yaşından önce çocuk çalıştırmak suçtur.Ekonomik yönden çocuk çalıştırmak Devletlere göre farklılık gösterebilir.

4-Ceza Hukuk Sistemi Yönünden Çoğu ülkelerde 18 yaşından küçükler çocuk mahkemelerinde yargılanır.Yetişkin insanlara göre çocuk cezaları süre bakımından farklılık gösterir.Çoğu ülkelere karşın bazı ülkelerde çocuk cezaları olmayabilir.Yaş sistemi farklı olabilir vb.

5-Toplumsal Yönden kesin bir sınırı yoktur.Çeşitli bölgelere,milletlere insan ırklarının kültürlerine bağlı olarak değişir..Toplumsal olarak genellikle görsellik ağır basar.Çocuğun boyu, yüzü,yaşı,davranış biçimi vb. özelliklerine bağlı olarak da değişebilir.Bu bakımdan toplumsal yönden çocuk anlayışı toplumdan topluma kültür bakımından farklılık gösterdiği için kesin bir sınırlama koyulamaz.

6-Dini Yönden Dünyada bir çok din olup dinden dine farklılık gösterebilir.İslamiyet dinininde ergenlik dönemine girildiğinde çocukluktan çıkıldığı kabul edilir ve İslamiyetin bazı şartları farz olur.

Ayrıca bakınız [değiştir]








 
Cevap: Re: GSC Aşk Doktoru



Zaten böyle cins bi yorum senden beklenirdi tebr



Ayrıca sen nerden biliyon benim 18 olmadığımı,lan ne 18 i 20 olmadığımı,büyüğüm lan ben senden bundan sonra abi çek veya bey de



hadi şimdi konuyu sabote etmeden yavaş yavaş twitter a melih abinin yanına



[h=1]Gol[/h]Vikipedi, özgür ansiklopedi







Bir futbol maçında gol​




Gol, Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi gibi spor müsabakalarında, topun kale çizgisini geçmesi ile kazanılan sayının isimdir. Birçok futbol terimi gibi bu sözcük de Türkçe'ye İngilizce'den girmiştir. İngilizce Goal kelimesi amaç, hedef, ideal gibi anlamlar da taşır.

[TABLE="class: metadata plainlinks stub"]

[TR]

[TD][/TD]

[TD]Spor ile ilgili bu madde bir taslaktır. Madde içeriğini genişleterek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.[/TD]

[/TR]

[/TABLE]



Kategoriler:






 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Yorum 10 numara oldu ama bana göre durum farklı.Ben bi kıza ilk önce aşık olurum sonra sevgi.Sen etkilenirsin,hoşlanırsın,aşık olursun,seversin buda senin tarzın.Ama bunu bana açıklayın ilk görüşte aşkı falan dersen bende kendime göre yorumladım zaten.:yenieek:

Yok ben kendime göre aşkın tanımını yaptım sadece.



Sadece biriyle adam gibi vakit geçirmeden aşık olmak bana saçma geliyor.Açıklayın da bilelim dedim sadece nasıl oluyor.
 
Cevap: Re: GSC Aşk Doktoru



Zaten böyle cins bi yorum senden beklenirdi tebr



Ayrıca sen nerden biliyon benim 18 olmadığımı,lan ne 18 i 20 olmadığımı,büyüğüm lan ben senden bundan sonra abi çek veya bey de



hadi şimdi konuyu sabote etmeden yavaş yavaş twitter a melih abinin yanına



Ya on sekizin altındasın ya da yalancısın. Çünkü bana endüstri yada ticaret meslekte okuduğunu söylemiştin.
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



KONYA

kentlerindendir.Anadolu Kaplanları'ndandır.Şehrin futbol takımı Konyaspordur.Konya’nın simgeleri arasında Mevlana Müzesi (Kubbe-i Hadrâ), çift başlı kartal, etliekmek sayılabilir.







[TABLE="class: toc"]

[TR]

[TD]

Konu başlıkları



[gizle]




[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Tarihçe [değiştir]





İvriz'deki kaya kabartmaları





Tarih öncesi dönem [değiştir]



Konya, Türkiye'deki en eski yerleşim birimlerinden biridir. Konya'da yerleşimin Prehistorik (Tarih öncesi) çağdan başladığı görülmektedir. Konya'nın merkezinde yer alan ve aynı zamanda bir höyük olan, Anadolu Selçuklu sultanı II. Alaeddin Keykubad'a nispetle Alâeddin Tepesi adı verilen suni tepe ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucu, Prehistorik çağ içinde gerek Neolitik (Cilalı Taş Devri) ve Kalkolitik ve gerekse Erken Bronz Çağlarına ait kültürel bulgulara rastlanmıştır.

Yine Prehistorik çağa ait höyüklerden, merkeze 15 km mesafede yer alan ve Konya'nın bugünkü merkez Harmancık mahallesinde yer alan Karahöyük ve Konya Ovası üzerinde, bulunmuş en eski ve en gelişmiş Neolitik devir yerleşim merkezi olan Çatalhöyük bulunmaktadır.

Roma dönemi [değiştir]



Anadolu ve Suriye topraklarında büyük bir imparatorluk kuran Hititler Konya'ya da hakim olmuşlardır. Hititler'den sonra Friglerin egemenliğine giren Konya (Kavania) daha sonra Lidyalılar, Persler ve Büyük İskender'in istilalarına uğramıştır. Sonraları Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İconium olarak varlığını korumuştur.

Önemini Roma ve Bizans dönemleri boyunca korumuş olan şehir, Hıristiyanlığın ilk yıllarında dini bir merkez hüviyeti de kazanmıştır. Aziz Paul Anadoludaki dinî seyahatleri sırasında Konya'ya da uğramıştır.

Selçuklu dönemi [değiştir]



İslamiyetin doğuşuyla beraber Doğu Roma İmparatorluğu aleyhine büyüyen İslam Devleti, İstanbul'u hedef alan harekatları sırasında Konya üzerine de akınlar düzenlemişlerdir. Anadolu'da ve Konya çevresinde ilk İslami oluşumlar bu devirde ortaya çıkmıştır.

1071 senesinde Malazgirt Ovası'nda yapılan Malazgirt Savaşı'ndan önce Anadolu üzerine keşif harekatları düzenleyen Türkler ve Anadolu'yu tanıyan Büyük Selçuklular, bu savaş sonucu Anadolu'nun büyük bir kısmı ile beraber Konya'yı da, ele geçirmişler ve bölgedeki uzun Bizans hakimiyetine son vermişlerdir.

Süleyman Şah 1076 tarihinde Konya'yı Anadolu Selçukluları'nın başkenti yapmış, bilahare başkent 1080 tarihinde İznik'e nakledilmiştir. İlk haçlı seferi sırasında İznik şehri tekrar Bizans'ın eline geçmiş, sultan I. Kılıçarslan da 1097 tarihinde başşehri tekrar Konya'ya taşımıştır. Bu tarihten 1277 tarihine kadar Konya aralıksız Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti olmuştur.



Tarihi Katalan Atlası'na göre Karamanoğulları Beyliği'nin bayrağı.





Karamanoğulları dönemi [değiştir]



Karamanoğullarının kökeni Azerbaycan'dan Sivas'a göç eden Hoca Saadettin'in oğlu Nur-i Sufi'ye dayanmaktadır. Buradan Torosların eteğinde olan Larende kasabasına gelip yerleşmişlerdir.Karamanoğulları Oğuzların Avşar boyundandırlar. Nur-i Sufi'nin oğlu Kerimeddin Karaman Bey 13. yüzyılda buradan başlamak üzere Kilikya bölgesinin büyük bir kısmında güç sahibi olmuş. Bunun üzerine Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından bölgenin beyi olarak atanmıştır.Karamanoğlu Mehmet Bey Konya'yı 1277 yılında beyliğine katmış ve Anadolu Selçuklu Devleti'ne son vermiştir. Konya şehrini Karamanoğulları topraklarına katmış ve beyliğinin başkenti yapmıştır. Tam 16 kez Osmanoğulları ve Karamanoğluları arasında el değiştirmiştir.

Osmanlı dönemi [değiştir]



Şehir 1442 tarihinde Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Sultan II. Murad Konya'yı zaptederek Karamanoğlu hakimiyetine son vermiştir.

Kurtuluş Savaşı Dönemi [değiştir]



Milli mücadelenin başlamasıyla Konya bu kutsal mücadelenin içinde yer almış, ancak istenmeyen ve Konya halkınca pek tasvip görmeyen bazı olayların gelişmesi, bir takım yanlış anlamalara, gerçekle pek alakası olmayan yorumlara yol açmıştır.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Vali’nin Artin Cemal’in yanı sıra Konya’daki Amerikalı Miss Kouchman, İngiliz Rahip Rew Frew, Dr. İpokrat, Kirkor Şişmanyan, Rodoslu Nikola Samarcidis ve Kıbrıslı Kemal Subhuezel gibi ajanların, azınlık temsilcilerinin tabi Damat Ferit ve Zeynel Abidin’in her türlü engelleme, çabalarına rağmen kurulmuştur. Tabi en önemlisi Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kadınlar Şubesinin kurulması da önemlidir.

Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Sivaslı Ali Kemal’in çalışmaları, çabaları Büyük Kurtarıcı tarafından takdir edilmiştir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bu çalışmalar içinde önemsediğim İşgale ve işgalcilerin uygulamalarına karşı düzenlenen protesto mitingleridir. Bu mitinglerle Konya halkının tepkisi dile getirilmiş, hem de halkın birlik beraberliğinin oluşması sağlanmıştır. Hele o günlerde ilk kadın mitingi Konya’da yapılmış, işgale karşı Konyalı kadınlarımızın tepkisi bu mitingle ifade edilmiştir.

Konya, işgal görmeyen Ankara, Kayseri, Yozgat, Çorum, Çankırı gibi iç Anadolu şehirleriyle birlikte kurtuluş savaşında ordunun ihtiyaçlarının karşılandığı lojistik merkezi olmuştur. Cephede savaşan ordunun ihtiyaçları Konya’da toplanmış ve cepheye buradan gönderilmiştir. Konya, cepheden gelen yaralı ve hastaların tedavi gördüğü merkez olmuştur.[SUP][1][/SUP]

Atatürk ve Konya [değiştir]





Konya'da Mevlevi Dergahı Postnişini Abdulhalim Çelebi ve Mevlevilerle





Milli Mücadelenin başlaması ile Mustafa Kemal Paşa çeşitli Zamanlarda Ankara’dan, bezende cepheden Konya’ya gelmiş kalabalık halk tarafından coşkuyla karşılanmıştır. Bazı gelişlerinde yerli ve yabancı konukları olmuş onarlara Konya’yı gezdirmiş, konuklarına Konya’yı, Mevlana’yı tanıtmıştır. Büyük kurtarıcının Konya ve Mevlana ile ilgili güzel sözleri de vardır. Bir Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler



[TABLE="class: cquote"]

[TR]

[TD="align: left"]“

[/TD]

[TD]Hz. Mevlana’ya gösterdiği sevgi ve saygının delili gibidir: “-Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz. Mevlana düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, çağları aşan bir yenilikçi...”demiştir.

[/TD]

[TD="align: right"]”

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD="colspan: 3"][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmalarından önemsediğim 4 Ağustos günü öğle sonu Hükümet alanında yaptığı konuşmadır. Mustafa Kemal Paşa, iç ve dış düşmanların açık ve gizli düşünceleri hakkında geniş bilgi verdiği konuşmasında, “Milli amaçlara ihanet eden bedbahtlar, yine milletin iradesi ile cezalarını bulacak, hatalarını anlayacaklardır.” demiş, millet Kuva-yı Milliye ile hemfikirdir diyerek Konya halkına ve Türk Milletine olan güvenini dile getirmiştir. Zaman bu konuşmanın haklılığını göstermiştir.

Mustafa Kemal Paşa beraberindekilerle birlikte 5 Ağustos günü Konya’dan Akşehir’e ayrılır, Akşehirliler paşaya ve beraberindekilere büyük sevgi gösterisinde bulundular. Büyük kurtarıcı Akşehirlilerin bu coşkulu karşılamasına memnuniyetini ifade etmiştir. Mustafa Kemal Paşa 6 Ağustos günü Akşehir’den Konya halkına bir teşekkür telgrafı göndermiştir. Telgraf metni şöyledir;



[TABLE="class: cquote"]

[TR]

[TD="align: left"]“

[/TD]

[TD]“ Konya’nın muhterem memurları ve ahalisinin hakkımızda ibraz ettikleri Mihman-ı Muvazi (misafirperverlik) bizi pek ziyade mütehassıs etmiştir. Vilayetin hududunda pek tatlı hissiyat ile veda ederken teşekküratımızı takdim eder, bütün umuma iblağını rica ederiz”

[/TD]

[TD="align: right"]”

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD="colspan: 3"][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Büyük Atatürk yukarıdaki telgraf metninde olduğu gibi Konya’ya ve Konya halkına karşı her zaman sevgi ve muhabbet duyguları beslemiştir. Konya’ya sık sık ziyaretler yapmak sureti ile bu duygularını göstermiştir. Hemen şunu belirtmekte fayda var Konya Büyük Atatürk’ün İstanbul ve İzmir’den sonra en çok geldiği ve şehirlerden biridir. Atatürk Milli Mücadele’nin başlangıcından ölümüne kadar geçen süreçte Konya’ya 13 kez gelmiş, bu gelişlerinde toplam 33 gününü Konya’da geçirmiştir.[SUP][2][/SUP]

Coğrafi özellikleri [değiştir]







Konya​





Konya'nın Türkiye'deki konumu



39.000 km[SUP]2[/SUP]'lik yüzölçümü ile Türkiye'nin en geniş ili olan ve Orta Anadolu yaylası üzerinde Ankara, Aksaray, Niğde, [Mersin]], Karaman, Antalya, Isparta, Afyon ve Eskişehir illeri ile komşu olan Konya, 36° 22' ve 39° 08' kuzey paralelleri ile 31° 14' ve 34° 05' doğu meridyenleri arasında yer alır. Başta büyük ilçeleri Ereğli, Beyşehir, Akşehir'dir. Toplam 31 ilçesi vardır. Konya büyükşehir nüfusu 2011 sonu itibariyle 1.085.000 olup Türkiye genelinde 7. sıradadır. İl genelinde ise 2.100.000 olan nüfusuyla Konya ili Türkiye'nin en kalabalık 6. ilidir.

İklimi [değiştir]



[TABLE="class: wikitable, width: 100%"]

[TR]

[TH="colspan: 14, align: center"]Ortalama Veriler

[/TH]

[/TR]

[TR]

[TH]Aylar

[/TH]

[TH]Oca

[/TH]

[TH]Şub

[/TH]

[TH]Mar

[/TH]

[TH]Nis

[/TH]

[TH]May

[/TH]

[TH]Haz

[/TH]

[TH]Tem

[/TH]

[TH]Ağu

[/TH]

[TH]Eyl

[/TH]

[TH]Eki

[/TH]

[TH]Kas

[/TH]

[TH]Ara

[/TH]

[/TR]

[TR]

[TH]Ortalama Değerler °C

[/TH]

[TD]-0,3

[/TD]

[TD]1,0

[/TD]

[TD]5,4

[/TD]

[TD]10,9

[/TD]

[TD]15,6

[/TD]

[TD]20,1

[/TD]

[TD]23,5

[/TD]

[TD]22,9

[/TD]

[TD]18,6

[/TD]

[TD]12,4

[/TD]

[TD]5,7

[/TD]

[TD]1,4

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TH]Ort. En Yüksek °C

[/TH]

[TD]4,6

[/TD]

[TD]6,6

[/TD]

[TD]11,8

[/TD]

[TD]17,5

[/TD]

[TD]22,2

[/TD]

[TD]26,7

[/TD]

[TD]30,2

[/TD]

[TD]30,0

[/TD]

[TD]26,3

[/TD]

[TD]20,0

[/TD]

[TD]12,4

[/TD]

[TD]6,0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TH]Ort. En Düşük °C

[/TH]

[TD]-4,2

[/TD]

[TD]-3,6

[/TD]

[TD]-0,3

[/TD]

[TD]4,4

[/TD]

[TD]8,5

[/TD]

[TD]12,8

[/TD]

[TD]16,1

[/TD]

[TD]15,5

[/TD]

[TD]11,2

[/TD]

[TD]6,0

[/TD]

[TD]0,5

[/TD]

[TD]-2,5

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TH]Ort. Güneşlenme Süresi(saat)

[/TH]

[TD]3,2

[/TD]

[TD]4,6

[/TD]

[TD]6,1

[/TD]

[TD]7

[/TD]

[TD]8,6

[/TD]

[TD]10,4

[/TD]

[TD]11,3

[/TD]

[TD]11,0

[/TD]

[TD]9,6

[/TD]

[TD]7,2

[/TD]

[TD]5,0

[/TD]

[TD]3,0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TH]Yağışlı Gün Sayısı

[/TH]

[TD]9,5

[/TD]

[TD]9,0

[/TD]

[TD]8,6

[/TD]

[TD]10,6

[/TD]

[TD]10,9

[/TD]

[TD]6,2

[/TD]

[TD]3,2

[/TD]

[TD]2,4

[/TD]

[TD]3,4

[/TD]

[TD]6,6

[/TD]

[TD]7,3

[/TD]

[TD]9,5

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD="colspan: 14, align: center"]kaynak: www.meteor.gov.tr

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]



Yüksekten Konya





Konya'da karasal iklim hüküm sürer. Yazları kuru ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Gece - gündüz arası sıcaklık farkı yazın 16-22 derece arasındadır. Baharları ve kışları nemden dolayı bu fark 9-12 °C'ye kadar düşer. Kar ortalama 3 ay yerde kalır. Çevresindeki sıcak - soğuk hava merkezlerinden çok etkilenir. İç Anadolu'nun en güney bölgesinde yer almasına rağmen diğer İç Anadolu şehirlerinden daha soğuk olur. Bunun nedeni orta torosların deniz etkisini tamamen önlemesidir. Konya, 1. jeolojik zamanda Anadolu'daki Tetis denizinin yükselerek yok olması nedeniyle tam bir deniz tabanı ovasına dönüşmüştür. Düzlüğün asıl nedeni budur. İlkbaharda konveksiyonel yağışlar (kırkikindi) sıklıkla görülür. En yağışlı ay nisan ve mayıstır. Konya ikliminin diğer bir özelliği ise yazların çok geç başlaması, kışların da çok geç bitmesidir. Step ikliminin özelliği olan yaz kuraklığı Türkiye'deki en kaliteli buğdayların yetişmesine neden olmuştur. Baharda nem ve yağmurla yeşeren otlar yazın yerini kuruluk ve sıcaktan dolayı sarıya bırakır. Türkiye'de sis yoğunluğu ve sisli gün sayısı en fazla olan il Konya'dır. Nedeni ise Konya ovasının bir çanak şeklinde bulunmasıdır. Uzun zamanlarda ölçülen en düşük sıcaklık -29 °C, en yüksek sıcaklık ise 41 °C'dir. En çok kar yağan ay şubat, en soğuk ay ocaktır. En sıcak aylar temmuz ve ağustosdur. Diğer bir özellik ise yaz akşamları çevresinde bulunan dağlardaki yüksek basınç alanlarından, ovada bulunan alçak basın alanlarına esen rüzgardır. Günlük sıcaklık farkının en belirgin özelliği de budur. Ocak ayı sıcaklık ortalaması -0.5 °C, temmuz ayı sıcaklık ortalaması ise 23 °C'dir. Türkiye'nin en az yağış alan ili Konya'dır.

Ekonomi ve Sanayi [değiştir]



Konya sanayisi günümüzde birçok sektörde üretim yaparak, tarihsel olarak kullanılan tahıl ambarı kimliğinin yanına sanayi şehri kimliğini de eklemiştir.[SUP][kaynak belirtilmeli][/SUP] Konya, 130 ülkeye ihracat yapmaktadır.[SUP][kaynak belirtilmeli][/SUP]

Ulaşım [değiştir]



Karayolu [değiştir]



Karayoluyla, Ankara'ya 3, Antalya'ya 4, Eskişehir'e 5, İstanbul'a 9, Adana'ya 5 saat uzaklıktadır.



Ankara-Konya Hızlı Tren







Konya Tramvayı





Demiryolu [değiştir]



Ankara-Konya hızlı tren hattının tamamlanması ile Konya-Ankara arası Tren garlarından ulaşım sağlanabilir. Hızlı Tren şu an Konya-Ankara arasını 1 saat 45 dakikaya indirmiştir. Bu süre yeni trenlerin alımıyla 1 saat 30 dakikaya inecektir. Günlük iki yönlü 16 sefer ile şu an hizmettedir.[SUP][3][/SUP] İstanbul'dan başlayan tarihi Hicaz Demiryolu hattı, şehir merkezinden geçmektedir. Günümüzde demiryolu ulaşımı bu hattan sağlanmaktadır.

Havayolu [değiştir]



İstanbul-Konya uçak seferleri Konya Havaalanından sağlanmaktadır.

Raylı Sistem [değiştir]



Alaaddin Tepesi ile Selçuk Üniversitesi Kampüsü arasındaki takriben 20 km.lik hatta, 60 tramvay vagonu ile 24 saat boyunca yolcu taşımacılığı yapılır.[SUP][4][/SUP]

Turizm [değiştir]



2009 yılında Konya'yı 1 milyon 717 bin 942 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Bu rakamın 1 milyon 338 bin 113'ünü yerli, 353 bin 233'ünü ise yabancı ziyaretçiler oluşturdu.[SUP][5][/SUP]

Alâeddin Camii [değiştir]



Alâeddin Camii, 1220 yılında Konya'da Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından aynı adı taşıyan tepe üzerinde (Alâeddin Tepesi) inşa ettirilmiş cami.

Sekiz Anadolu Selçuklu Sultanı burada gömülüdür.










Alâeddin Tepesi'nin 1849'da çizilen gravürü.







II. Kılıçarslan Köşkü







Şehitler Anıtı









Alâeddin Tepesi [değiştir]



Alâeddin Tepesi, Türkiye'nin Konya ilinin merkezine bağlı Karatay ilçesinde yer alan tepe. 450 x 350 metre boyunda olup, 20 metre yüksekliğinde olan tepe, höyük olarak adlandırılan protohistorik yerleşim yerlerinden biriydi.

Mevlana Müzesi [değiştir]





Mevlana Müzesi





Mevlana Müzesi, Konya'da bulunan, eskiden Mevlâna'nın dergâhı olan yapı kompleksinde, 1926 yılından beri faaliyet gösteren müzedir. "Mevlana Türbesi" olarak da anılır.

(Yeşil Kubbe) denilen Mevlana'nın türbesi dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine yapılmıştır. O günden sonra yapı faaliyetler hiç bitmemiş, 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir. Osmanlı sultanlarının bir kısmının Mevlevi tarikatından olması Türbe'ye özel bir önem verilmesini ve iyi korunmasını sağlamıştır.

Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır.

Bağlı bulunduğu Kültür Bakanlığı'na en çok gelir getiren ikinci müzedir. (Birinci Topkapı Sarayı müzesi.)

Mevlana hakkında menkıbelerin anlatıldığı Ahmed Eflaki'nin kitabı "Arifler'in Menkıbeleri"nde[SUP][1][/SUP] Mevlana'nın babası için türbe yaptırmak isteyen devrin sultanına "gök kubbeden daha görkemlisini yapamayacağınıza göre zahmet etmeyin" dediği rivayeti yer alır. Türbe, Mevlana'nın ölümünden sonra inşa edilmiştir.





Çatalhöyük [değiştir]





Çatalhöyük'de kazı alanı







Çatalhöyük günümüz Konya Şehri'nin güneydoğusunda, Hasandağı'nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Konya Ovası'na hakim buğdaylık arazide bulunmaktadır. Doğu yerleşimini, en son Cilalı Taş Devri sırasında ovadan 20 metre yüksekliğe kadar ulaşan bir yerleşim birimi oluşturmaktadır. Ayrıca, batıya doğru da ufak bir yerleşim birimi ve birkaç yüz metre doğuya doğru da bir Bizans yerleşimi bulunmaktadır.









Kültür [değiştir]





İnce Minareli Medrese









Müzeler [değiştir]



Şehirde çeşitli müzeler de bulunmaktadır.



  1. Mevlana Müzesi
  2. Konya Arkeoloji Müzesi
  3. Konya Atatürk Evi Müzesi
  4. Karatay Medresesi (Çini Eserler Müzesi)
  5. Sırçalı Medrese (Mezar Anıtları Müzesi)
  6. İnce Minare (Taş-Ahşap Eserleri Müzesi)
  7. Konya Etnoğrafya Müzesi
  8. Konya İzzet Koyunoğlu Şehir Müzesi

Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri (Şeb-i Arûs Törenleri) [değiştir]



Şeb-i Arûs lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönünlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve "Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri" olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Şenlikleri olarak da anılmaktadır.

Yemek kültürü [değiştir]



Konya, etliekmeği ile ünlüdür. Fırın kebabı, Bamya çorbası, Arabaşı Çorbası da meşhurdur. Sac Arası denilen bir tür hamur işi yiyecek ve Düğün Pilavı da yeme içme kültüründe özel bir yer tutar. Genel itibarla Konya mutfağı et yemekleri ve hamur işleri ile meşhurdur.

Alışveriş Merkezleri [değiştir]





  • Kentplaza Avm
  • Kule Site Avm
  • M1 Merkez Avm
  • Kipa Avm

Tiyatro [değiştir]



Konya Devlet Tiyatrosu, 1997 aralık ayından bu yana, başta Konya olmak üzere, çevre il ve ilçelere çalışmalarını kesintisiz olarak sürdüren, bölge tiyatrosudur.[SUP][6][/SUP]

Eğitim imkânları [değiştir]



Konya; Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir ve Mersin gibi birden fazla üniversiteye sahip olan illerdendir. Konya'da 2 adet devlet üniversitesi ve 2 adet vakıf üniversitesi bulunur.

İldeki üniversiteler:

Devlet Üniversiteleri [değiştir]






Vakıf Üniversiteleri [değiştir]






Sportif faaliyetler [değiştir]



Şehirde 2 adet profesyonel futbol kulübü bulunmaktadır.Konyaspor ve Anadolu Selçukluspor.Bank Asya 1. Ligde mücadele eden Konyaspor, Konya şehrini temsil etmektedir. Ayrıca Selçuk Üniversitesi'nin basketbol takımı da Türkiye Basketbol 1.liginde Konya'yı temsil etmektedir.

Havacılığı sevdirmek amacıyla kurulan Mevlana Sportif Havacılık Kulübü'nün merkezi Meram'dadır. Yamaç paraşütü ve model uçak alanlarında hizmet vermektedir. Kulüp üyeleri özellikle yaz ve bahar aylarında hafta sonları toplanarak etkinlikler düzenlemekte, model uçak gösterileri yapmaktadır. Octocopter adı verilen hava aracı ile firmaların havadan fotoğraf çekimi ihtiyacına cevap verilmektedir.

Kardeş Kentler [değiştir]






[değiştir] Resim galerisi













Kaynakça [değiştir]








Dış bağlantılar [değiştir]



Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :







VikiKaynak'ta Konya ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.









Vikisöz'de Konya ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.






 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Aynen öyle, ama bir konuda katılmıyorum. İlle de tanışmana gerek yok, kızı göre göre araştıra araştıra sevgin artmaya başlayabilir. İlle de tanışmaya gerek yok bence.:cool:



Yok örnek olarak verdim zaten.Tanımaya tabiki gerek yok.Bi kızı tanımadan da onla konuşmadan da sevebilirsin.
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



ya arkdaslar bu BELLI KISILER konuyu bozuyor admin yokmu
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



burda ne guzel muhabbet ediyoruz yav namco bey
 
Cevap: GSC Aşk Doktoru



Arkadaşlar ister 18 olun, ister 18 üstü, ister 18 altı. AŞKIN YAŞI YOKTUR. KAVGA ETMEYE DEĞMEZ BİR KIZ UĞRUNA.
 
Geri
Üst Alt