senin yazdığın şeyler mutlak doğru değil. benim yazdığım şeyler de saçma sapan değil. en fazla farklı iki görüş diyerek öncelikle bu topu bir göğsümüzde yumuşatalım.
avrupa sadece futbolda değil, genel olarak bir çok konuda, asgari bir disiplinin işlediği, ülkemizden 100 yıl önde bir coğrafya.
sadece almanya, tr'den 150 yıl önde bir ülke muhtemelen.
mevcut zihniyet ile bu seviyelerde düzenli rekabet etmek zor bile değil. imkansız. ancak zaman zaman denk gelirse saman alevi başarılar olur 10-20 yıl arayla. (futbol için konuşuyorum).
ben bu gerçekleri kabul etmiş biri olarak, bu zihniyetin değişmesi gerektiğinin bilincindeyim ama bireysel olarak karalar bağlamayı seçmiyorum. sadece haklılığımı ispat için bireysel olarak sağa sola kurulup, negativite ve nefret saçmayı seçmiyorum. (sosyal medyada kullanılan dil hakkında).
sadece lig için kurulmuş olsa bile, hata üstüne hata yapılarak 500 m euro harcanmış takımım ligde şampiyon olunca, onu geçtim, ziraat kupasında bir tur bile geçince mutlu olma seçeneğini tercih ediyorum.
çünkü ben kulübün profesyonel çalışanı değilim. hataları ben yapmadım. benim dememle de düzelmeyecek. ben sadece herhangi bir branşta olumlu bir sonuç olursa sevinen sıradan bir taraftarım. insan ömrü az. futbolu takip etmeyi de seviyorum. ne yapayım yani, sevinmeyeyim mi?