GSC Futbol Nöbeti | Hedef #26

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Derbiden beri zaten sinirliyim. Bugün o şerefsize de gereken cevabı verilmezse hepsinin canı cehenneme.

Yönetim istifa!
 
Gecen sezona benzer bisey yasiyoruz...

Orda da Avrupa ligine iyi baslayip sonra sicip batirmistik. Kilpayi ilk 24'e kalmistik.

Burda ilk 24'e kalmak da olmayacak gibi.
 
Son Monaco yenilgisi sonrası yine klasik refleks başladı:
“İstifa etsin, kadro planlaması facia, Avrupa’da yine hüsran” vs…

Eleştirinin bir kısmı haklı, bunu inkâr edecek değiliz. Ama iş “hemen istifa” noktasına gelince, biraz durup verilerle ve akılla düşünmek gerekiyor.

Elimizdeki mevcut problemlere şöyle bir bakalım:
-Savunma hattındaki alternatif yetersizliği
- Yedek kulübesinden oyuna girip fark yaratacak oyuncu sayısının azlığı
- Final pası ve bitiricilik sorunu
- Avrupa seviyesinde fizik kalitesinin yetersiz kaldığı anlar

Bunlar neyin sonucu? Sezon başı kadro planlamasının yetersizliği. Ama bu planlama sadece hocanın değil: Yönetim, transfer komitesi, bütçe, FFP dengesi… Hepsi bu tablonun parçası. Burada faturayı tek kişiye kesmek açıkçası kolaycılık. Ancak aslan payı tabii ki Okan hoca.

Taraftar bugünü hisseder, sonuca bakar ve o anki sinirle konuşur; buna kimse kızamaz. Ama kulüp yönetmek taraftar refleksiyle olmaz. Yönetimin görevi 1 ayı değil, 3 yılı planlamaktır. Her kötü sonuçta “Hoca gitsin”, “Takım dağılsın”, “Her şey sil baştan” mantığıyla hareket edersen, hiçbir zaman sürdürülebilir bir başarı düzeni kuramazsın. Başarı dediğin şey sabır, istikrar ve doğru planlamayla gelir; panikle değil.

Sezon ortasında yapılan teknik direktör değişiklikleri kısa vadede bir “şok etkisi” yaratıp birkaç maçlık performans artışı sağlayabiliyor; ancak bu etki kalıcı olmuyor. Bu konuda 2010 ve 2020'lerin başında Scientific Reports'ta yayımlanan önemli iki çalışma mevcut. Sezon içi hoca değişikliği sonrası fiziksel ve skor performansındaki artış ortalama 5 maç sonra kayboluyor. Yeni gelen hocanın uzun vadede eski hocanın performans seviyesini aşamadığı ortaya konmuş durumda. Yani bilimsel veriler de şunu söylüyor: Panikle yapılan hoca değişikliği uzun vadeli başarı getirmiyor. Sezonun bu noktasında da yapacağın değişim sadece "panik değişim"dir.

Bana göre çözüm çok net: Sezon sonuna kadar istikrar korunmalı. Avrupa için fizik gücü yüksek, yedek kulübesi derin, gerçekten alternatifli bir kadro planlaması yapılmalı. Transfer stratejisi baştan aşağı yeniden ele alınmalı ve “hocayı değil, sistemi düzeltme” yaklaşımı esas alınmalı. Monaco yenilgisi ciddi bir uyarıdır, evet; mevcut kadro planlaması da eleştirilmeyi hak ediyor, buna da itiraz yok. Ama şu an Okan Buruk’un istifa etmesi takımı kurtarmaz, aksine daha büyük bir belirsizliğin içine sürükler.


Doğru yol şudur: Sezonu tamamla, yapısal hataları net şekilde tespit et, bu hataların bir daha olmamasını sağla ve yoluna devam et.
 
Gillose ve monaco maclarinda 0 cekmek ayıp ya. O kadar para harcamasan da aynı sonuçları alırdık 😆
 
karagümrüğe karşı bile torreira leminasız çıkamayan bir rotasyona sahibiz, senin geniş kadron nerede okan

senin kadro mühendisliğine plansızlığına başlayayım

berkan kaan yusuf ahmed gibi isimler ligin en kötü takımlarına karşı bile sırıtıyorsa ne diye kadroda duruyorlar allah seni bildiği gibi yapsın

yedek kadromuz hiçbir anadolu kulübüne karşı dominant olamayacak kadar rezil
 
karagümrüğe karşı bile torreira leminasız çıkamayan bir rotasyona sahibiz, senin geniş kadron nerede okan

senin kadro mühendisliğine plansızlığına başlayayım

berkan kaan yusuf ahmed gibi isimler ligin en kötü takımlarına karşı bile sırıtıyorsa ne diye kadroda duruyorlar allah seni bildiği gibi yapsın

yedek kadromuz hiçbir anadolu kulübüne karşı dominant olamayacak kadar rezil

Aynısı geçen sezon yaşanmıştı. Mertens gibi bir adamı kupada 3. lig takımına karşı oynatmıştık.
 
Son Monaco yenilgisi sonrası yine klasik refleks başladı:
“İstifa etsin, kadro planlaması facia, Avrupa’da yine hüsran” vs…

Eleştirinin bir kısmı haklı, bunu inkâr edecek değiliz. Ama iş “hemen istifa” noktasına gelince, biraz durup verilerle ve akılla düşünmek gerekiyor.

Elimizdeki mevcut problemlere şöyle bir bakalım:
-Savunma hattındaki alternatif yetersizliği
- Yedek kulübesinden oyuna girip fark yaratacak oyuncu sayısının azlığı
- Final pası ve bitiricilik sorunu
- Avrupa seviyesinde fizik kalitesinin yetersiz kaldığı anlar

Bunlar neyin sonucu? Sezon başı kadro planlamasının yetersizliği. Ama bu planlama sadece hocanın değil: Yönetim, transfer komitesi, bütçe, FFP dengesi… Hepsi bu tablonun parçası. Burada faturayı tek kişiye kesmek açıkçası kolaycılık. Ancak aslan payı tabii ki Okan hoca.

Taraftar bugünü hisseder, sonuca bakar ve o anki sinirle konuşur; buna kimse kızamaz. Ama kulüp yönetmek taraftar refleksiyle olmaz. Yönetimin görevi 1 ayı değil, 3 yılı planlamaktır. Her kötü sonuçta “Hoca gitsin”, “Takım dağılsın”, “Her şey sil baştan” mantığıyla hareket edersen, hiçbir zaman sürdürülebilir bir başarı düzeni kuramazsın. Başarı dediğin şey sabır, istikrar ve doğru planlamayla gelir; panikle değil.

Sezon ortasında yapılan teknik direktör değişiklikleri kısa vadede bir “şok etkisi” yaratıp birkaç maçlık performans artışı sağlayabiliyor; ancak bu etki kalıcı olmuyor. Bu konuda 2010 ve 2020'lerin başında Scientific Reports'ta yayımlanan önemli iki çalışma mevcut. Sezon içi hoca değişikliği sonrası fiziksel ve skor performansındaki artış ortalama 5 maç sonra kayboluyor. Yeni gelen hocanın uzun vadede eski hocanın performans seviyesini aşamadığı ortaya konmuş durumda. Yani bilimsel veriler de şunu söylüyor: Panikle yapılan hoca değişikliği uzun vadeli başarı getirmiyor. Sezonun bu noktasında da yapacağın değişim sadece "panik değişim"dir.

Bana göre çözüm çok net: Sezon sonuna kadar istikrar korunmalı. Avrupa için fizik gücü yüksek, yedek kulübesi derin, gerçekten alternatifli bir kadro planlaması yapılmalı. Transfer stratejisi baştan aşağı yeniden ele alınmalı ve “hocayı değil, sistemi düzeltme” yaklaşımı esas alınmalı. Monaco yenilgisi ciddi bir uyarıdır, evet; mevcut kadro planlaması da eleştirilmeyi hak ediyor, buna da itiraz yok. Ama şu an Okan Buruk’un istifa etmesi takımı kurtarmaz, aksine daha büyük bir belirsizliğin içine sürükler.


Doğru yol şudur: Sezonu tamamla, yapısal hataları net şekilde tespit et, bu hataların bir daha olmamasını sağla ve yoluna devam et.

ben sadece kadro planlaması sorunu olduğunu düşünmüyorum son 2-3 maçtır olanlara

evet galatasarayın yaşadığı sakatlık sorunları çok büyük ve her takım bu durumda büyük kriz yaşar doğru

ama hocanın buna göre esneklik gösterememesi özellikle iki avrupa maçında çok can sıkıcı

tüm şartlar aynı olsa lucescu mesela gillois ve monaco maçlarından en az 1 puanı çıkarırdı

yani herşey aynen kopya gibi yaşanırken birşeylerin değişmemesi sadece kadro planlaması ile açıklanmaz gibi geliyor bana

1 tane genç sadece koşup faul yapıp oyun durduracak bir tane genç bile atamıyoruz gençler maçında samsun maçında hadi avrupayı geçtim

bu bir skandal yav

ya altyapı skandalı ya hoca skandalı
 
oOoOO burası transfer nöbetine dönmüş,
Madem öyle önümüzdeki sezon için planlarınızı Osimhensiz yapın,
Kendinizi Osimhenin yerine koyun , siz bile bir dk durmazsınız artık sezon bitince
 
Bu arada rotasyonun önemi zaten yadsınamaz. A'dan Z'ye rotasyon diye bağırıyor veya yazıyor burada herkes ama Kasım Aralık performans düşüklüğü sadece rotasyon meselesi de değil. Oyuncu yorgun anladık. E yorgun olmayan oyuncuda da düşüş başlıyor.

Kasım ve Aralık ayları, lig ve Avrupa maçlarının üst üste bindiği sezonun en yoğun dönemidir. Ağustos, Eylül ve Ekim boyunca futbolcuların katettiği toplam koşu mesafesi ve yüksek şiddetli sprint yükü bu dönemde ciddi birikim oluşturur. Kümülatif Yorgunluk Hipotezi mi ne denir buna, öyle bir ismi vardı. Sezon ilerledikçe kaslardaki glikojen depolarının tam ve hızlı yenilenmesi zorlaşır.

Bu yüzden de maçta özellikle final kararlarında saçmalamalar başlar. Maçın özellikle son bölümlerinde reaksiyon süresi uzar, karar verme hızı düşer. 20 metrelik deparlarda belirgin hız kaybı oluşur. Non-kontakt yani "bu niye sakatlandı lan" dediğimiz sakatlıklar, özellikle hamstring bölgesi, sezonun ikinci çeyreğinde istatistiksel olarak artış gösterir. Buradan kaç tane sakat verdik zaten. İkili mücadelelerde geç kalma, geçiş savunmasında kopmalar ve ikinci topları kaybetme oranı yükselir.

Biz tırnak içerisinde direkt ve geçiş futbolu oynamaya, önde baskı yapmaya çalışan bir takım olarak tüm bu yazdıklarım bize direkt negatif etki yapıyor, oyun gücümüzü ciddi düşürüyor. 1.5-2 aylık arayla Live-Bodo vs derken gelinen noktada Monaco sonucunun sebebi tam olarak bu.

Aynı zamanda yoğun fikstür sadece fiziksel değil, taktiksel bir tıkanma da yaratır. Kasım Aralık döneminde artan maç sayısı nedeniyle antrenmanlar genellikle sadece toparlanma ve maç öncesi üzerine kuruluyor mecburen. Bu da yeni taktik varyasyon üretimini ciddi şekilde sınırlıyor. Zaten bizim oyun tarzımız dibine kadar belli, e senin rakiplerinin eli armut toplamıyor di mi? Duran top organizasyonlarının etkinliği düşer çünkü varyasyonlar ezberlenir. Hücumda tekrar eden pas istasyonları ve kanat yönelimleri daha kolay kilitlenir. Topla oynama oranı yüksek kalmasına rağmen şut isabeti ve xG değerleri geriler. Monaco da olsa Pafos da olsa sana önlem alır, seni okuyordur. Üstüne senin okunan oyunun da zayıfladığı için skor üretemez hale gelirsin.

Edit: Bir ekleme yapmak istedim. Benim bu mesajda yazdıklarımı bilmek için alim olmaya gerek yok. Bu işin birazcık ilmine merak duyan herkesin 10-15 dakikada ulaşıp öğrenebileceği şeyler. Yani bir kadro planlaması yapılırken nelere dikkat edilmeli, neler hesap edilmeli, bilimsel veriler ne diyor vs artık her şeyi rahatça öğrenebiliyorsunuz. Sorun şu; bu iş için para kazananların bunları bilmeme ihtimali yoktur. Buna rağmen bu hataların yapılması üzücü.
 
Son düzenleme:
ben sadece kadro planlaması sorunu olduğunu düşünmüyorum son 2-3 maçtır olanlara

evet galatasarayın yaşadığı sakatlık sorunları çok büyük ve her takım bu durumda büyük kriz yaşar doğru

ama hocanın buna göre esneklik gösterememesi özellikle iki avrupa maçında çok can sıkıcı

tüm şartlar aynı olsa lucescu mesela gillois ve monaco maçlarından en az 1 puanı çıkarırdı

yani herşey aynen kopya gibi yaşanırken birşeylerin değişmemesi sadece kadro planlaması ile açıklanmaz gibi geliyor bana

1 tane genç sadece koşup faul yapıp oyun durduracak bir tane genç bile atamıyoruz gençler maçında samsun maçında hadi avrupayı geçtim

bu bir skandal yav

ya altyapı skandalı ya hoca skandalı
Monaco maçında orta saha düştü yedekte berkan var atamıyor sahaya o zaman neden yedek külübesini işgal ediyor aynı şekilde yusuf demir, ahmed kutucu bunlar niye kadro işgali yapıyor mesela sahaya bile giremeyecek durumdaysa neden yerlerine oyuncu almadın. En büyük sıkıntı bu samsun maçında oynatamayacak durumdaysa sakat oyuncularla sürekli risk alacaksak niye adam aldırmadın.
 
Berkanla Kaan var kadromuz yeterli diyip sahaya atamiyor. Bu adamın kafasını toparlaması lazim. Sürekli bir yerinden bahaneler uyduruyor ama icraat sıfır.
 
Monaco üzüntüsünü üstümden attım. Yine ilk 24'e gireceğiz %90 sorun yok. Gelelim esas meseleye.

TFF başkanı aleni şekilde Galatasaray'a savaş açmıştır. Adeta 4 yıl üst üste şampiyonluk gelmesin diye yapmayacakları tek bir şey bile yok. Gerekirse kural bile çıkartırlar, GS'nin yaptığı her faul penaltı olacak falan diye.

Okan hoca ve oyunculara yönelik yapılan eleştirilerin bu nedenle parçalayıcı, yok edici olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sezon sonu bunları yine güzelce bi üst üste koyalım, kendi hesabımızı sezon sonu yaparız.
 
Ortalama bir yönetimimiz olsa idi belki Liverpool'u yenemezdik ama USG ve Monaco maçlarından 6 puan alırdık. Yani en azından 3 puan daha almış olurduk.
 
Monaco üzüntüsünü üstümden attım. Yine ilk 24'e gireceğiz %90 sorun yok. Gelelim esas meseleye.

TFF başkanı aleni şekilde Galatasaray'a savaş açmıştır. Adeta 4 yıl üst üste şampiyonluk gelmesin diye yapmayacakları tek bir şey bile yok. Gerekirse kural bile çıkartırlar, GS'nin yaptığı her faul penaltı olacak falan diye.

Okan hoca ve oyunculara yönelik yapılan eleştirilerin bu nedenle parçalayıcı, yok edici olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sezon sonu bunları yine güzelce bi üst üste koyalım, kendi hesabımızı sezon sonu yaparız.
Sampiyon olursak kimseye biseyin hesabi sorulmaz.Hep ayni döngü gerisine katiliyorum.Samp olalim tabi de ayni seyleri yasamaktan bana gına geldi
 
Sampiyon olursak kimseye biseyin hesabi sorulmaz.Hep ayni döngü gerisine katiliyorum.Samp olalim tabi de ayni seyleri yasamaktan bana gına geldi

Merak etme renktaş, eğer niye 3 senedir bu duruma düşüyoruz sorusunu unutmazsan / unutmazsak sorulur elbette. Okan hoca kaç defa kendisine dönük eleştirileri cevaplamak zorunda kaldı şampiyonluk geldikten sonra dahi.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt