"Hayatımda yaptığım en büyük çılgınlık, delilik buydu" dediğiniz ne yapmıştınız?

Hoca'm neden R.Hatemo ? Sıkıntısı nedir o arkadaşla ?

Senesini hatırlamıyorum da bir röportajında müslüman olmadığını , şuan ki islamın doğru yaşanmadığıyla ilgili birşeyler okumuş gazeteden. Buda taksici ya müşteri aldığı bara şarkı söylemeye çıkıyormuş o zamanlar kafaya takmış çarşafı falan almış silahı ayarlamış aynı gece vurmaya gidecek. Kokaini taşı da çekmiş uçuşta yani onu o an biri tutmasa gidip vuracak.

Bunun dışında adam çeçenistana allah aşkı için gönüllü savaşmaya gitti. Tabi ekrem abi çelimsiz 170 boy 55 kg bunu önce mutfağa almışlar çeçenistanda. aylar ayları kovalamış patates soğan doğrayıp yemek yapma eziyeti bitmeyince çeçen komutana ''biz buraya savaşmaya geldik sen bizi kadın yaptın'' demiş. Çeçen komutanda bunu aynı gün paketleyip türkiyeye yolluyor.

Bi arada iran şialarına kafayı takmıştı. Bu adamlarla benim iyi kötü 4-5 senem geçti. Bunlar yanındayken istemesen de aksiyon seni buluyor.

Bu çeçenistan olayının farklı versiyonlarını belki başkalarından duymuş dinlemişsinizdir ama , Ekrem abinin ki gerçek oradan kalma 1-2 fotoğrafını falan göstermişti.
 
Son düzenleme:
ekrem abinin durağının önünden geçerken bu müziği son ses verecek babayiğit aranıyor. vereceği tepkiye göre durumun gerçekliği anlasılır zaten

 
Ekrem abi dediğim insan hergün 10 şişe bira yanında mezelik esrarı kokaini takılan , hergün alkole ve iddaya tövbe eden. Babadan taksi plakası ve taksisi olan günlük yaşayan birisi. Müşteri alır arabaya müşteri varken bi sn diyip taksimetreyi durdurup torbacı mahallesine dalan uyuşturucusunu alıp yoluna devam eden. Özünde iyi sözünde kötü birisidir. Tahmini bir 3 senedir görüşmeyiz ama haberini alırım. Hacca ve menzile de gitti bu arada değişen birşey olmadı :asd:
 
biraz daha anlatırsan ekrem abiyi duraktan alacak narkotik. :D
 
O seneler de Balatta ofisimiz var mimari danışmanlık ve restorasyon işleri yapıyoruz. Bu da her akşam mesai bitimi gelir benim ofis katında halice karşı birasını yudumlar efendi gibi gider.

Adama bir gün torbacılar esrar vermiyor. Çünkü 20 liralık şeye 5 lira veriyor. Millet bıkmış bundan torbacılar mahalleye Ekrem girmesin diye dua ediyor. Ekrem mahalleye girince torbacılar kapıları camları kapatıyor.

Bir gün yine ofise birisiyle geldi. Bak atakan dedi bu kalbinden bıçakladığım arkadaşım xx '' diye birisini tanıştırdı.

Önce şaşırdım ''kalbinden bıçakladığım arkadaşım '' falan mı dedi diye.

Meğer gerçekten kafası güzelken en yakın arkadaşıyla ağız dalaşına girip kalbinden bıçaklamış. Çocuk ölmemiş ama bir sıkıntı var belli kalple ilgili. Böyle de bir adam işte.

Bir kere kafa çok güzelken lakap muhabbeti açıldı. Ortamda 8-9 kişiyiz. Onun lakabı şu şurdan geliyor anlamıda şu falan konuşuyoruz. Sıra ekrem abiye geldi. Kafam çok güzel ağzımdan senin lakabın ''ekoş'' olabilir mi abi dedim. Anında bıçağı çıkartıp takıyordu yanındakiler tuttu :asd:


Bu adamla 4-5 sene beraberdik mesela bu adam yanındayken aksiyondan eksik kalmıyorsun. Çünkü ya seni aksiyon buluyor yada Ekrem zahmet etme diyip aksiyonu ayağına kadar getiriyor.

Evliyim ve çocuğum var. Bunlar baba parası yediğimiz 20 li yaşların başlarından kalma anılar. Yazarken bile gülüyorum çoğunu unutmuşum bile.
 
biraz daha anlatırsan ekrem abiyi duraktan alacak narkotik. :D

2 kere aldılar gözümün önünde akşam yine masadaydı Ekrem abi :asd:

Onun tek zararı kendine ne uyuşturucu satar ne aracı olur. Cebinde parası varsa gider alır. O yüzden çoğu polis tanır Ekremi. Tek sıkıntısı taksicilik yaparken de kafasının güzel olması.


Şişli'den Kadıköye paşabahçe üstünden giden bir taksicidir kendisi :asd:

İsmini editlerim bi ara :asd: Ben anlattım ama kulağına giderse hoş olmaz :asd:
 
6 yasindayken lavaboya su doldurup oyuncaklarla birlikte sac kurutma makinesini de yikamistim. alet o an prize de takiliydi:sneaky:
 
2 kere aldılar gözümün önünde akşam yine masadaydı Ekrem abi :asd:

Onun tek zararı kendine ne uyuşturucu satar ne aracı olur. Cebinde parası varsa gider alır. O yüzden çoğu polis tanır Ekremi. Tek sıkıntısı taksicilik yaparken de kafasının güzel olması.


Şişli'den Kadıköye paşabahçe üstünden giden bir taksicidir kendisi :asd:

İsmini editlerim bi ara :asd: Ben anlattım ama kulağına giderse hoş olmaz :asd:

Hoca'm baya bi UBER reklamı yaptınız bugün.

Sarı taksiye hayır!
 
Yıl 2015, yağmurlu bir Temmuz akşamı.. Arkadaştan almışım 98 model beyaz Doğan SLX'i, 20'lik üni'li hatunu da atmışım yanıma, gece 11-12 sularında son ses 'Gülşen'den Bangır Bangır' dinleyerek birinci viteste dolaşıyoruz sokaklarda. Sırasıyla da kuytu yerlere gidiyoruz. 5 dk orada, 10 dk burada falan. Sonra bizim burada aşırı derecede sakin, ışıklandırması olmayan, nehir kenarında ormanlık bir alan var. Kuş ötmez kervan geçmez. Hani ölsen 1-2 aya anca bulurlar seni. Yol desen yol da yok, taşla karışık toprak bir yol. Hiç sevmem böyle yerleri. Ama gittik işte. B*k vardı sanki.

Neyse mazotu alıyorum hafiften, 'dünyada gördüğüm en güzel gözler şuan bana bakan bir çift göz' tarzı yarı şarhoş kıza yavşama durumları falan. O gece de dolunay tarzı bir durum var.(Hiç anlamam bu tarz şeylerden) Ay kocaman, kabak gibi parlıyor. Dedim 'gel şu dolunaya biraz daha yakından bakalım.' Kabul etti. Zaten kıvamda. Neyse iyice derinliklerine gittik biz bu ormanlık alanın. Toptak yol yağmurdan iyice çamurlaşmış, berbat bir hal almıştı. Yan tarafımızda da 2-3 metrelik uçurum benzeri bir yükselti var ve o yükseltinin temelinde akar durumda olan bir nehir var. Tabi o zaman hem alkolden, hem de s2mizin dikine gittiğimizden kafa çakozlayamıyor durumu. Ay'ın güzel göründüğü bir noktaya sürdüm arabayı. Hatun tam göremediğini söyledi. biraz yaklaştım, ama bu sefer de ağaç dalları engel oldu. Bir'an sinirlendim. Artistiz ya, kafa da güzel. Başlarım böyle işe diyerekten taktım vitesi geriye, kökledim gazı, araba hızla arkaya giderken küt! Araba uçurumun kenarına devrildi. 45-60 derecelik bir açı vardı diyebilirim. Çalılıklar tuttu bizi. Yoksa arabayı tutacak hiç bir şey yok. Neyse, arabanın sol tarafı uçurama gelecek şekilde, yolcu tarafı havada kaldı. Kızı bir şekilde attım arabadan dışarıya. Sonra ben zor da olsa çıktım dışarıya. 1-2 metre çamurda sürünerek attım kendimi yola. 5-10 dk bekledik hatunla. Sonra piizden gelen bir grupa arabalarına bindik ve bizi anayola attılar. İtfaiyeci bir arkadaşımı aradım, geldi sağolsun. Sonra sırasıyla 110-112-155-154'ü aradım. Ama muhattap bulamadım maalesef. Araba yan şekilde kaldı öyle. Daha sonra çekici falan derken arkadaşımla bir şekilde kazasız belasız kurtulduk. Verilmiş sadakamız varmış.

Sonuç olarak, Ay'a yakından bakmaya çalışmayın.
 
Yıl 2015, yağmurlu bir Temmuz akşamı.. Arkadaştan almışım 98 model beyaz Doğan SLX'i, 20'lik üni'li hatunu da atmışım yanıma, gece 11-12 sularında son ses 'Gülşen'den Bangır Bangır' dinleyerek birinci viteste dolaşıyoruz sokaklarda. Sırasıyla da kuytu yerlere gidiyoruz. 5 dk orada, 10 dk burada falan. Sonra bizim burada aşırı derecede sakin, ışıklandırması olmayan, nehir kenarında ormanlık bir alan var. Kuş ötmez kervan geçmez. Hani ölsen 1-2 aya anca bulurlar seni. Yol desen yol da yok, taşla karışık toprak bir yol. Hiç sevmem böyle yerleri. Ama gittik işte. B*k vardı sanki.

Neyse mazotu alıyorum hafiften, 'dünyada gördüğüm en güzel gözler şuan bana bakan bir çift göz' tarzı yarı şarhoş kıza yavşama durumları falan. O gece de dolunay tarzı bir durum var.(Hiç anlamam bu tarz şeylerden) Ay kocaman, kabak gibi parlıyor. Dedim 'gel şu dolunaya biraz daha yakından bakalım.' Kabul etti. Zaten kıvamda. Neyse iyice derinliklerine gittik biz bu ormanlık alanın. Toptak yol yağmurdan iyice çamurlaşmış, berbat bir hal almıştı. Yan tarafımızda da 2-3 metrelik uçurum benzeri bir yükselti var ve o yükseltinin temelinde akar durumda olan bir nehir var. Tabi o zaman hem alkolden, hem de s2mizin dikine gittiğimizden kafa çakozlayamıyor durumu. Ay'ın güzel göründüğü bir noktaya sürdüm arabayı. Hatun tam göremediğini söyledi. biraz yaklaştım, ama bu sefer de ağaç dalları engel oldu. Bir'an sinirlendim. Artistiz ya, kafa da güzel. Başlarım böyle işe diyerekten taktım vitesi geriye, kökledim gazı, araba hızla arkaya giderken küt! Araba uçurumun kenarına devrildi. 45-60 derecelik bir açı vardı diyebilirim. Çalılıklar tuttu bizi. Yoksa arabayı tutacak hiç bir şey yok. Neyse, arabanın sol tarafı uçurama gelecek şekilde, yolcu tarafı havada kaldı. Kızı bir şekilde attım arabadan dışarıya. Sonra ben zor da olsa çıktım dışarıya. 1-2 metre çamurda sürünerek attım kendimi yola. 5-10 dk bekledik hatunla. Sonra piizden gelen bir grupa arabalarına bindik ve bizi anayola attılar. İtfaiyeci bir arkadaşımı aradım, geldi sağolsun. Sonra sırasıyla 110-112-155-154'ü aradım. Ama muhattap bulamadım maalesef. Araba yan şekilde kaldı öyle. Daha sonra çekici falan derken arkadaşımla bir şekilde kazasız belasız kurtulduk. Verilmiş sadakamız varmış.

5-10 dk beklediniz ve hemen arabamı geldi hikayede boşluklar var :unsure:
 
Yıl 2015, yağmurlu bir Temmuz akşamı.. Arkadaştan almışım 98 model beyaz Doğan SLX'i, 20'lik üni'li hatunu da atmışım yanıma, gece 11-12 sularında son ses 'Gülşen'den Bangır Bangır' dinleyerek birinci viteste dolaşıyoruz sokaklarda. Sırasıyla da kuytu yerlere gidiyoruz. 5 dk orada, 10 dk burada falan. Sonra bizim burada aşırı derecede sakin, ışıklandırması olmayan, nehir kenarında ormanlık bir alan var. Kuş ötmez kervan geçmez. Hani ölsen 1-2 aya anca bulurlar seni. Yol desen yol da yok, taşla karışık toprak bir yol. Hiç sevmem böyle yerleri. Ama gittik işte. B*k vardı sanki.

Neyse mazotu alıyorum hafiften, 'dünyada gördüğüm en güzel gözler şuan bana bakan bir çift göz' tarzı yarı şarhoş kıza yavşama durumları falan. O gece de dolunay tarzı bir durum var.(Hiç anlamam bu tarz şeylerden) Ay kocaman, kabak gibi parlıyor. Dedim 'gel şu dolunaya biraz daha yakından bakalım.' Kabul etti. Zaten kıvamda. Neyse iyice derinliklerine gittik biz bu ormanlık alanın. Toptak yol yağmurdan iyice çamurlaşmış, berbat bir hal almıştı. Yan tarafımızda da 2-3 metrelik uçurum benzeri bir yükselti var ve o yükseltinin temelinde akar durumda olan bir nehir var. Tabi o zaman hem alkolden, hem de s2mizin dikine gittiğimizden kafa çakozlayamıyor durumu. Ay'ın güzel göründüğü bir noktaya sürdüm arabayı. Hatun tam göremediğini söyledi. biraz yaklaştım, ama bu sefer de ağaç dalları engel oldu. Bir'an sinirlendim. Artistiz ya, kafa da güzel. Başlarım böyle işe diyerekten taktım vitesi geriye, kökledim gazı, araba hızla arkaya giderken küt! Araba uçurumun kenarına devrildi. 45-60 derecelik bir açı vardı diyebilirim. Çalılıklar tuttu bizi. Yoksa arabayı tutacak hiç bir şey yok. Neyse, arabanın sol tarafı uçurama gelecek şekilde, yolcu tarafı havada kaldı. Kızı bir şekilde attım arabadan dışarıya. Sonra ben zor da olsa çıktım dışarıya. 1-2 metre çamurda sürünerek attım kendimi yola. 5-10 dk bekledik hatunla. Sonra piizden gelen bir grupa arabalarına bindik ve bizi anayola attılar. İtfaiyeci bir arkadaşımı aradım, geldi sağolsun. Sonra sırasıyla 110-112-155-154'ü aradım. Ama muhattap bulamadım maalesef. Araba yan şekilde kaldı öyle. Daha sonra çekici falan derken arkadaşımla bir şekilde kazasız belasız kurtulduk. Verilmiş sadakamız varmış.

Sonuç olarak, Ay'a yakından bakmaya çalışmayın.

Olayın bu şekilde bitmesi bu forumun %98'inde hayalkırıklığı olmuştur.

Geçmiş olsun renktaş.
 
Beyin ne entresan bak anlattıkça aklına diğer anıları geliyor. Çoğunu unutmuşum bile konusu daha geçmediği için.

Şunu da anlatayım ben yok olucam mesai bitti eve geçiyorum :D

Ekrem taksisini sıfırlamış.Borç harç sıfır hyundai accent blue mu ne almış. Şileye müşteri götürüyor mutlu tabi uzun mesafe müşteri aldım ayağına bizde ekrem abiyi bekliyoruz gelip günlük olaylarını anlatacak falan. Normalde 1 bucuk saatte gelmesi lazım ama gelmedi. 3 saat geçtikten sonra merak ettik aradık ekrem abi dönüş yolunda kafası güzel kaza yapmış. Şaşırmadık tabi yola koyulduk Ekrem abiyi almaya.

Araba daha 1 haftalık ve 48 ay falan kredi borcu var arabanın. Neyse ekrem gece karanlığında yol aydınlatmalarıda yok kafası güzelken kedi gördüğünü varsayıyor ve arabayı yol dışına çıkarıyor. Arabanın sağ taraf komple yok.

Polis gelmiş ekremin kafa açılmış polis gelene kadar düzgün ifade veriyor ama kanında hala alkol var polisler ekreme alkol testi falan yapmaya çalışıyor ekrem de işi bildiği için uzatıyor kendini falan yerlere atıyor arabam arabam diye 1-2 saat daha ordan yiyor.

Önce polislerle hastaneye gidiyoruz kanında alkol çıkıyor tutanağı ona göre düzenliyorlar ve arabayı polisler bağlıyor bizde bizim arabayla geri dönüyoruz.

Cezaları falan yatırıyor arabayı alıp yaptırması lazım. Cezayı yatırıyor borç harç arabayı yaptırmaya para kalmıyor. Kahveden birisi ekremle makara geçiyor ama ekrem ciddiye alıyor. Git bitane kedi al kasko şirketinin kapısına dayan bunun yüzünden kaza yaptım kaskodan işlemleri halledin diye üstele yaparlar diye kandırıyor.

Ekrem ciddi ciddi bir tane sarman kedi buluyor. Alıyor onu Şişli deki maphre sigorta a.ş nin içine giriyor. Elinde kedi sarışın saç sakal karışık celimsiz bi adam ofis katına kadar çıkıyor. Derdini anlatıyor millet başlıyor gülmeye. Ekrem de sinir krizi geçirip 2-3 cam kırıyor. Sigorta şirketi bundan davacı oluyor.

Gerçekten şu adamın hayatını film yapsalar ne recep ivedik ne cem yılmazın saçma karakterleri rating alır. Doğduğu gün annesi ölüyor böyle talihsiz bir adamdır. Ama yüreğine diyecek birşey yok senelerce beraber yiyip içtiğimiz için kötü alışkanlıkları bir yana kalbi kocamandır.


Yazarken aklıma gelen ;

Arda'nın milli maçta kaçırdığı bi penaltı vardı. İdda oynamış o maça tabi. Arda penaltının başına geçince '' aslanım benim , gururumuz hadi oğlum at şunu '' falan bağırıyor. Arda penaltıyı kaçırıyor başlıyor '' senin ben doğuranı , seni topçu yapanı , seni kim atletikoya aldıysa onunda bacısını '' sövmeye :asd:
 
Yanımda ki arkadaşın babası o zamanlar hsyk da görevliydi , he olurda o kafayla yakalandık falan çocuğu net öldürürdü babası. Çocuğun aile full muhafazakar.

:asd::asd:

O tipte bir dostum var. Eminim ki senin arkadaştan daha muhafazarlardır. Düşün ki müzik günah diye babası araba teybini kaldırmış.

O arkadaşımla mütemadiyen içerdik. İlçede oturuyordu. Kaçar yanıma gelirdi. İçirirdim; ertesi gün eve gönderirdim. Bazen arabayla gelirdi. Evin otoparkına park eder, içmeye giderdik. Kabul etmeyeceğini biliyorum ama şaka amaçlı ve onu germek için "sizin arabayla gidelim" derdim. Israr ederdim; panik olur, kabul etmezdi. Gülerdim. "Ne olacak para cezası yeriz en fazla ehliyeti alırlar. Ben sürerim" derdim. O da "öyle bir şey olsa polisin ayağına kapanır 'abi bana uyuşturucudan dolayı işlem yap' diye yalvarırdım" demişti :asd:
 
Hoca'm baya bi UBER reklamı yaptınız bugün.

Sarı taksiye hayır!
Taksicilerin şuan bir kısmı bu şekilde . Geçen hafta bildiğin tali yola paralel parketmiş kimsede çıkamıyor bir taksici gördüm. Kafayı direksiyona gömüp bayılmış. Ben taksiye tahmini 2 senedir binmiyorum.
 
Geri
Üst Alt