- 15 Aralık 2008
- 6.673
- 748
- 1.878
Nasıl ki 90'lı yıllarda sol bek denince Hakan Ünsal ve Ergün Penbe akla geliyorsa, 2000'li yıllarda onlar kadar olamasa da İbrahim Üzülmez ve her ne kadar devşirme olsa da Ümit Özat akla geliyor sol bek olarak. İkisinin de futbol yetenekleri tartışılırdı ve bazen kendi taraftarlarınca bile komedi unsuru olarak kullanılırdı bu ikili.
Uzun yıllar milli takımın sol bekinde dönüşümlü görev alan bu ikili 2016 yılı itibariyle Spor Toto Süper Lig'de kümede kalma savaşı veren Gençlerbirliği ve Mersin İdman Yurdu teknik direktörlük görevine getirildi. Kağıt üstünde absürt 2 tercih gibi gözükse de bu 2 yeteneksiz, karizmasız futbolcu eskisi toy teknik direktörler ellerindeki zayıf kadroya rağmen takımlarına ivme kazandırmış durumda. 4 maçta 4 galibiyet alan İbrahimli Gençlerbirliği orta sıralara yaklaştı bile. İlk 3 maçından 7 puan çıkartan Ümitli Mersin ise son maçında ligin en iyi hücum eden takımı Beşiktaş'a doğru dürüst pozisyon imkanı vermeden frikik golüyle teslim oldu. Yani hoca değişiminden sonra onlar da ümitli kümede kalma konusunda.
Hoca değişiminden sonra özellikle ligimizde en berbat takımlarda bile bir toparlanma, bir özgüven kazanımı, bir hırs gözükür ve çoğu zaman olumlu sonuçlara dönüşür belli bir süreliğine bile olsa. Bununla ilgili defalarca örnek verilebilir. Yılmaz Vural, Samet Aybaba, Hikmet Karaman, Mesut Bakkal gibi eskimiş hocalarda da görülür, Sergen Yalçın, Okan Buruk, Mehmet Özdilek, Tolunay Kafkas gibi yeni jenerasyon hocalarda da. Yurt dışında da örneklerine sık rastlanır bu durumun. Kötü giden bir takım hoca değiştirmişse yeni hocasıyla en az 4-5 hafta çıkış yaşar.
İşte bu ivmeyi yılların tecrübesi diye bildiğimiz, 3 büyüklerin hepsiyle şampiyon olmuş, milli takımla başarılar yaşamış Mustafa Denizli yakalatamadı Galatasaray'a. Bırakın ivme yakalatmayı, mevcut gidişatı bile geriye götürdü geldiği günden beri. Röportajlarında laf üretmek dışında ne bir üretkenlik, ne bir futbol estetiği, ne bir takım uyumu, ne taktiksel zenginlik ne de bir hırs var takımda.
Dursun Özbek önderliğinde, Mustafa Denizli desteğinde, kurtulamadığı Umut Bulut'u, Sabri'si, Selçuk'uyla sıradanlaşıyor koca çınar..
Uzun yıllar milli takımın sol bekinde dönüşümlü görev alan bu ikili 2016 yılı itibariyle Spor Toto Süper Lig'de kümede kalma savaşı veren Gençlerbirliği ve Mersin İdman Yurdu teknik direktörlük görevine getirildi. Kağıt üstünde absürt 2 tercih gibi gözükse de bu 2 yeteneksiz, karizmasız futbolcu eskisi toy teknik direktörler ellerindeki zayıf kadroya rağmen takımlarına ivme kazandırmış durumda. 4 maçta 4 galibiyet alan İbrahimli Gençlerbirliği orta sıralara yaklaştı bile. İlk 3 maçından 7 puan çıkartan Ümitli Mersin ise son maçında ligin en iyi hücum eden takımı Beşiktaş'a doğru dürüst pozisyon imkanı vermeden frikik golüyle teslim oldu. Yani hoca değişiminden sonra onlar da ümitli kümede kalma konusunda.
Hoca değişiminden sonra özellikle ligimizde en berbat takımlarda bile bir toparlanma, bir özgüven kazanımı, bir hırs gözükür ve çoğu zaman olumlu sonuçlara dönüşür belli bir süreliğine bile olsa. Bununla ilgili defalarca örnek verilebilir. Yılmaz Vural, Samet Aybaba, Hikmet Karaman, Mesut Bakkal gibi eskimiş hocalarda da görülür, Sergen Yalçın, Okan Buruk, Mehmet Özdilek, Tolunay Kafkas gibi yeni jenerasyon hocalarda da. Yurt dışında da örneklerine sık rastlanır bu durumun. Kötü giden bir takım hoca değiştirmişse yeni hocasıyla en az 4-5 hafta çıkış yaşar.
İşte bu ivmeyi yılların tecrübesi diye bildiğimiz, 3 büyüklerin hepsiyle şampiyon olmuş, milli takımla başarılar yaşamış Mustafa Denizli yakalatamadı Galatasaray'a. Bırakın ivme yakalatmayı, mevcut gidişatı bile geriye götürdü geldiği günden beri. Röportajlarında laf üretmek dışında ne bir üretkenlik, ne bir futbol estetiği, ne bir takım uyumu, ne taktiksel zenginlik ne de bir hırs var takımda.
Dursun Özbek önderliğinde, Mustafa Denizli desteğinde, kurtulamadığı Umut Bulut'u, Sabri'si, Selçuk'uyla sıradanlaşıyor koca çınar..