Into the Wild (2007)

Melih Peker

Analiz Süren
Şef Gümüş Kıvrım
Katılım
21 Ocak 2010
Mesajlar
72.768
Tepkime puanı
51.209
Puan
5.003
Ne zamandir izlemek istedigim temposu yavas olur diye surekli erteledigim survivor temali ama aslen cok daha fazlasini sunan , gercek hayat oykusune dayali bir film.

Filmin bu kadar akici ve surukleyici olacagini dusunmemistim acikcasi.Ana karakterin insanlarin hayatina dokunusunu cok derinden hissedebiliyorsunuz.

Filmi izledikten sonra Christopher McCandless'in gercek hayati, ailesi , temas kurdugu kisiler ve daha sonrasinda ondan esinlenen maceraci insanlarin basina gelenleri de arastirma ihtiyaci hissettim ve dramanin filmden sonraki etkilerini gordukce de insan etkilenmeye devam ediyor.

Dogayi ve survivor temali vahsi hayat hikayelerini seven sinemaseverlerin begenecegini dusundugum bir yapim, Christopher McCandless'in gercek hayati uzerine yazili ayni isimli kitaptan esinlenerek yapilmis bir film ve orjinaline oldukca sadik bir yapim.


 
filmi izlemeden yada kitabi okumadan acmayin
chris oldukten epey sonra Ronald Franz - asil ismi Russek Fritz - yoldan iki otostopcu aliyor arabasina, ozlem duydugu ve bir anlamda da ilham vermek icin chris'ten bahsediyor cocuklara ama otostopculardan birisi hemen taniyor chris'i ve malesef alaska'da cesetinin bulundugunu soyluyor Ronald'a.. bu haber ile dunyasi yikilan Ronald uyesi oldugu kiliseden ayrilip ateist oluyor ve alkole geri donuyor , saglik sorunlari haliyle arttigi icin bir sure sonra vefat ediyor
 
filmdeki kavramlar alexin yanılgısını göstermek üzere kuruluyor, bu da sonuçta kendi kimliğini keşfetmek yerine koşulların var ettiği "right name" hayatını yaşasaydı ölmeyecekti, herşey çok güzel olacaktı vs şeklinde ifade ediliyor, ancak bu insanın hangi hayatı yaşarşa yaşasın zaten bi şekilde öleceği gerçeği gizlenerek yapılıyor. alex son ana kadar seçiminden pişman değildi, zehirli tohumları yemek sadece bi kazaydı, yani alex yükseğiyle alçağıyla bu hayatı yaşıyordu... chris olarak yaşasaydı da bi şekilde ölebilirdi dolayısıyla yaptığı seçimin meşru olmadığı / supertramp'in sadece birşeylere tepki/gençlik hezeyanı vs olarak ortaya çıktığı mesajına fazla katılmıyorum. alex kendini soyutlarken zaten doğanın ona bahşettiği özgürlüğü düşünüyordu ve "sadece uzağa gitmeyi göze alanlar ne kadar uzağa gidebileceklerini ögrenirler" ifadesinden de anlaşılacağı üzere ölüm de bu özgürlüğe içrekti. demem o ki filmin son kertede vermek istediği "alex yenildi" ya da "hey sen, özgür ruh, otur aşağı!" mesajı yanlış konumlandırılmış, çünkü öyle bi durum yok...
 
Son düzenleme:
Walden okumayı tercih ederim

Transendentalizm iyi güzel ama teknolojinin konforlarına köle olduğum gerçeğiyle üç sene önce yüzleştim.
 
Bu filmde sonda chris'i bırakan adam gerçekte de hayatta'da son gören adammış. Spoiler olmaz heralde bu bilgi.
 
Harikulade bir film idi.
 
Geri
Üst Alt