Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Nightcrawler

nightcrawler-main.jpg


Hırslı bir genç olan Lou Bloom (Jake Gyllenhaal), Los Angeles'ta polis muhabirliği yapmaya başlar. Sürekli kazaları, cinayetleri ve buna benzer felaketleri kovalayan bir kamera ekibinin de katılımıyla, Lou yavaş yavaş suç dünyasına girmeye başlar. Ve zamanla birlikte seyirci olmakla suçları işleyen olmak arasında sınır giderek belirsiz bir hal alır.


Sinemalar.com

herkesin zevkine uymayabilir ama dehşet bi filmdi. o nasıl bir hırs nasıl bir yükselme arzusu nasıl bir gözü karalık. jake gyllenhaal çok sağlam iş çıkartmış. son dönemlerde sürekli buna benzer karakterleri canlandırmaya başladı diye anımsıyorum.
film medyanın nasıl bir temel üzerine kurulu olduğunuda izleyiciye akıcı bir şekilde kafaya vura vura anlatıyor.
 
Son düzenleme:
Repulsion.jpg


Répulsion (1965) - IMDb

zaman zaman sıkıldıgım kısımlar da olsa bütün olarak degerlendirdigimde fena degildi. paranoya temali hafif sürreal bir gerilim filmi kisaca. polanski'nin cikis yaptigi filmiymis ayrica.
6.5/10

Bundan sonra Rosemary's Baby ve Tenant'ı izleyip "Apartman" üçlemesini tamamlıyorsun o halde.
 
GOTG-poster.jpg


imdbdeki notuna göre baya beklenti icine girmistim ama biraz hayal kirikligina ugradim
görsel efektler ve müzikler sahane ama konusu cok siradan
beklentinizi yüksek tutmazsaniz baya eglenirsiniz bircok komik sahne vardi filmde
 
Bundan sonra Rosemary's Baby ve Tenant'ı izleyip "Apartman" üçlemesini tamamlıyorsun o halde.

rosemary'yi izlemistim 2 sene önce falan, ayri bir atmosferi vardi begenmistim onu baya. digerini bilmiyordum ama, not ettim onu simdi. eyvallah agabey.
 
Son düzenleme:
rosemary'yi izlemistim 2 sene önce falan, ayri bir atmosferi vardi begenmistim onu baya. digerini bilmiyordum ama, not ettim onu simdi. eyvallah agabey.
İşte hepsinin ortak noktası apartmandaki sıkışmışlıkta insanların paranoya,şizofren vb. hallere girmeleri.Buna sebep olan mistik unsurlar mı yoksa insan beyninin oyunu mu gibi konulara parmak basıyor Polanski bu üçlemede. Repulsion oldukça sade,orada muallakta olan birşey kalmıyor,delilik çok yalın işleniyor. Diğerleri biraz daha çetrefilli ve süslü.Rosemary's Baby zaten efsanedir.

Tenant'tan bahsetmiştim burda : https://www.gscimbom.com/forum/f65-...z-onerileriniz-97216/index19.html#post7145357
 
Some Like It Hot, Monroe'nin, a Streetcar Named Desire da Marlon Brando'nun neden donemlerinin ekolu olduklarinin net izahlari.
 
Los Olvidados (1950)







Film Hakkında : Dünyanın unutulmuş şehirlerinden Meksika'da geçen film, dönemin Meksika'sını son derece dokunaklı bir şekilde peliküle yansıtıyor. Meksika'nın en yoksul mahallerinden birinde yaşayan bir grup çocuk, doğdukları gün suçla tanışmaktadır. Her biri yaşamak için çalmak ya da çeşitli irili ufaklı suçlara yönelmek zorundadır. Ailelerinin durumları ise çocuklarından farklı değildir. Bu gençlerden biri olan El Jaibo, hapistan kaçar ve dışarıdaki hayata kaldığı yerden devam eder. Jaibo suça başvurmaya devam ederken çevresindekilerin hayatını da onarılması mümkün olamayan hasarlar verecektir.



Usta yönetmen Luis Bunuel'in ülkesinden ayrı kalmak zorunda olduğu dönemlerde yaşadığı Meksika'da çektiği 'Unultulmuşlar' dönemin sosyal yapısı ve ekonomisinin insanlar üzerindeki etkisini oldukça çarpıcı bir şekilde ele alıyor.



Değerlendirmem : Luis Bunuel'in "sürrealist yönetmen" kimliğini yıkan filmi...Hayallere,rüyalara çok önem veren ve olayı biraz da dolaylı yönden anlatmayı seven Bunuel, bu filmde köklerinden biraz olsun ayrılıyor.Nitekim tamamı amatör oyunculardan oluşan,Meksika'nın o iç burkan fakir hayatının kabak gibi,abartısız anlatıldığı bir yapım Los Olvidados. Biraz İtalyan Yeni Gerçekçiliği'nin tadı var. Ondan tek farkı film içindeki rüyanın anlatımı. Ayrıca yönetmen burada da, daha sonra çekeceği Viridiana'da olduğu gibi, yine fakirlik ve eğitimsizliğin,insanın içindeki iyiliği bastırdığını anlatmış ki bu durum filmin sonunda acı biçimde veriliyor.Gerçekten etkileyici bir başyapıttır...8,2 / 10




"Ali Özer" mention yapamadım,olmadı bir türlü; izle bu filmi mutlaka eğer izlemediysen. Viridiana ile benzer noktasını göreceksin,"din" olgusu olmasa da bu filmde.

Tesekkurler Ayberk filmi izledim ve hayata kustum. Cidden moralimin daha yuksek bir seviyede oldugu bir donemde devam etmeyi dusunuyorum Bunuel filmlerini. Bu kadar gerceklik ve trajedi pek bana gore degil su an icin.
 
Son düzenleme:
October Sky

thumb.php


Yeraltına, madenlere inerken uçsuz gökyüzüne bakmak, Sputnik’in geçişini izlemek ve başarmaya inanmak.
Batı Virgina, Coalwood.
Tek geçim kaynağı maden ocakları olan ve bütün erkek çocuklarının madenciliğe yönlendirildiği bir kasaba. Bu kasabadaki tek seçeneğin, gerçeğin ortasında dört lise öğrencisi.

17 yaşındaki Homer Hickam, babası hayatını maden ocaklarına adamış olan, babasının istekleri ve kendi hayali arasına sıkışmış bir lise öğrencisidir.
O sıralarda soğuk savaşın yönünü değiştiren bir haber kasabada hızla yayılır. Sovyetler ”Sputnik” isimli uydusunu uzaya fırlatmıştır. Bu haber, genç Homer’ın hayatını hızla değiştirecek bir karara sebep olur.
Homer’ın hayali madenlere inmek değil, roket fırlatmak olacaktır.
Homer ve arkadaşları bir yandan kasabadaki önyargıları yıkmaya çalışırken öbür yandan kasabalı bir çocuğun kazanmasının imkansız olarak görüldüğü Indianapolis Ulusal bilim yarışmasına katılmak için
mücadele edeceklerdir.
Gerçek bir hikayeden yola çıkan ”October Sky” filmin gerçek kahramanı Homer Hickam’ın ”Rocket Boys” isimli romanından beyazperdeye aktarıldı. (Filmin ismi de Rocket Boys’ın harflerinin yerleri değiştirilerek oluşturulmuş.)

Filmin başrollerinde Jake Gyllenhaal ve baba John Hickam rolünde dikkat çeken Chris Cooper bulunuyor.
October Sky, her ne kadar türevi birçok başarı öyküsü odaklı film gibi sonu tahmin edilebilir bir film olsa da oyunculuklarıyla, ince detaylarıyla kendini sıkmadan izletiyor.

Sineblog.net

10*10
 
Son düzenleme:
Papillon

QgPREA.jpg


Henri Channiere'nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumun yaşadıklarını anlatan etkileyici ve dram yüklü bir macera. Fransız Guyana'sındaki kaçışı olmayan bir adada ki hapishaneye gönderilen kelebek lakaplı Henri "Papillion" Charriere (Steve Mcqueen) sürekli olarak kaçmaya çalışmaktadır ve bu çabaları başarısız olur. Oda bundan asla vazgeçmeyecektir. Burada tanıştığı Louis Depo (Dustin Hoffman)'la oluşan dostluklarıyla birlikte onunda yardımını alan Henri hapishanenin vahşi kurallarına karşı daha büyük bir azimle mücadelesine devam eder.

Sinemalar.com
 
Los Olvidados (1950)

Soyleyeceklerim bitmedi. Sana laflar hazirladim Ayberk Cetin.

Filmi cok begendim ama gercekten benim icin su an biraz fazla gercekci ve trajik. Meksika'nin o gunden bugune gelisi, bizim bugunden ne hale gelecegimizin hikayesi sanki.

Insanlarin burnuna sokmus Bunuel neler dondugunu, olacagini ama rant ve din politikasi orda da oy topluyordu herhalde iyiye gideceklerine daha da kotuye gitmisler. Sokak cocuklarinin problemlerinden nasil bugunku hale gelmis Meksika cok acik ve aci bu filmi izleyenler icin.

Bunuel'in bazi aciklamalarini da okudum. Benim icin yonetmenler icinde yeri cok ozel artik ama gercekten yansittigi gerceklik benim icin cok aci ulkemizi de dusununce. Diger yandan kafa calismayinca burnuna da sokulsa problemler bugunku cikar icin yarinin ulkesinin icine etmeyi tercih ediyoruz maalesef.
 
Son düzenleme:
THE-BEST-OFFER_poster.jpg
Uzun süresine rağmen devamlı merak uyandıran sıkmayan hoş bir film olmuş...
Özellikle kız için Virginin titizliğine benzer bir hastalık seçmeleri ve o noktadan ilerlemeleri hoşuma gitti..Kızın Virgini kendine bağlaması da güzel kurgulanmış hayatı boyunca kadınlardan kaçan bir adamı tutup da bir müzayedede güzelliğinle kandıramazsın...Sonunda Virgin'e de üzüldüm resmen en yakınındaki 3 kişi tarafından dolandırıldı açıkçası saatçi ve kızın olayı az çok belliydi ama ben uzun saçlı kankasından hiç şüphelenmiyordum ta ki tablonun arkasını görene kadar..
 
Soyleyeceklerim bitmedi. Sana laflar hazirladim Ayberk Cetin.

Filmi cok begendim ama gercekten benim icin su an biraz fazla gercekci ve trajik. Meksika'nin o gunden bugune gelisi, bizim bugunden ne hale gelecegimizin hikayesi sanki.

Insanlarin burnuna sokmus Bunuel neler dondugunu, olacagini ama rant ve din politikasi orda da oy topluyordu herhalde iyiye gideceklerine daha da kotuye gitmisler. Sokak cocuklarinin problemlerinden nasil bugunku hale gelmis Meksika cok acik ve aci bu filmi izleyenler icin.

Bunuel'in bazi aciklamalarini da okudum. Benim icin yonetmenler icinde yeri cok ozel artik ama gercekten yansittigi gerceklik benim icin cok aci ulkemizi de dusununce. Diger yandan kafa calismayinca burnuna da sokulsa problemler bugunku cikar icin yarinin ulkesinin icine etmeyi tercih ediyoruz maalesef.
Ali öncelikle rica ederim, hayata küstürdüğüm için de olsa :D Nitekim bir film görüşlerde değil de duygularda negatif etki yarattıysa, o film etkili bir filmdir...Bunuel'ın bu filmi biraz Neo-Realism'e yaklaşmış, ki aslında biraz daha masalsı ve sürrealist anlatımı tercih ediyor genelde ve toplumsal gerçekçilikten haz etmediğini,filmlerinde işlemek istemediğini hep söylemiştir.İşleyince de bu rahatsız edici filmi tokat gibi çarpmıştır sinema dünyasının suratına.

"Sokak çocukları" filmin odak noktasında ve dikkat edersen orada yaşlı bir dilenci var. Bu toplumsal yozlaşma çocukları aşıp onu da içine alıyor. Ben bu gerçekçilik yüzünden bayağı etkilenmiştim.Özellikle sonu "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" minvalinde geldi bana.

Bir tane daha var bu şekilde bir film,ama Rosselini'nin,o da "savaş" paralelinde...Ama söz etsem mi bilemedim bak şimdi,hazır yeni bir yıla girerken tadımız kaçsın istemem :D
 
Camino (2008)



Film Hakkında : Camino on bir yaşında olağanüstü bir duygusallığa sahiptir. Hayatında tamamem yeni olan “aşık olmak ve ölmek” durumları ile aynı anda yüzleşmektedir. Her şeyden önce, Camino’nun yolunda her karamsar engel parlak bir ışıktır. Derin mutluluk hissetmek, aşık olmak ve yaşama arzusu için de yapılan her teşebüssüde kefenleyip karanlığa gömmektedir. Gerçek bir olaydan esinlenen “Camino”, koyu Katolik annesinin ve Kilise’nin baskısı sonucu ölüme giden genç bir kızın yaşamını konu alıyor.

Değerlendirmem : 1985 yılında 14 yaşındayken kanserden ölen Alexia González-Barros’un gerçek yaşam hikayesinden esinlenerek uyarlanmış olmasını müteakip 2 saati geçkin süresinde masalsı bir anlatımı da beraberinde getirerek son derece izlenesi bir yapıttır...Özellikle "Külkedisi" sahnesi oldukça güzel,fakat bazen abartıya da kaçılmış. İspanyol sinemasının sürrealist felsefesi kendini hissettiriyor bu manada. "Din" konusunun "Kilise" bazında sağlam bir eleştirisini yaparken içerdiği duygusallık ve gel-git'lerler iç de burkuyor."Anne" ve "Baba" figürü arasındaki keskin çizgi ile genç kızın "düş" ile "inanç" arasındaki gidiş gelişleri izleyiciyi sorgulatıcı bir yapıya büründürüyor.Goya Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Aktris ödüllerini aldığını da hatırlatalım...8 / 10
 
Papillon

QgPREA.jpg


Henri Channiere'nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumun yaşadıklarını anlatan etkileyici ve dram yüklü bir macera. Fransız Guyana'sındaki kaçışı olmayan bir adada ki hapishaneye gönderilen kelebek lakaplı Henri "Papillion" Charriere (Steve Mcqueen) sürekli olarak kaçmaya çalışmaktadır ve bu çabaları başarısız olur. Oda bundan asla vazgeçmeyecektir. Burada tanıştığı Louis Depo (Dustin Hoffman)'la oluşan dostluklarıyla birlikte onunda yardımını alan Henri hapishanenin vahşi kurallarına karşı daha büyük bir azimle mücadelesine devam eder.

Sinemalar.com

kesinlikle filmi izlemeyin Roman' ı okuyun film yıl itibariyle çok durağın çekilmiştir bence
 
The Water Diviner
Valla filme fazla bi beklentiyle gitmeyin derim.. adam (russel) bildigin cinci hocalar gibi hissede hissede ilerledi butun filmde.. klasik, bilindik sahneler boldu. ayrica sacma yerlerin yaninda havada kalan, hizla gecilen yerler de vardi.. savas, catisma, duygusal sahneler guzeldi
Bir de fragmanda en sonda yilmaz erdoganin sordugu "oglunu buldugunda ona ilk ne diycen?" sahnesi yoktu..
6,5/10
 
Son düzenleme:
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt