Jazz

images
Müziği sadece ses değil, aynı zamanda bir ruh hali ve estetik tavır olarak anlatan bir tür olan jazz müziği ile kediler arasında derin bir yakınlık vardır. Bu ilişki, sanatçıların nesiller boyu jazz albüm kapaklarını kedilerin zarif silüetleriyle süslemesinin nedeninden ibaret değildir sadece; o her ikisinin de paylaştığı temel varoluş tarzından doğar: kontrollü bir serbestlik, esnek bir disiplin. Her iki varlık kipi de yapı ile özgürlük arasındaki o ince çizgide yaşarlar. Jazz, belirli kavramsal kuralların içinden doğaçlama bir şekilde doğarken, bir kedinin görünüşteki gevşekliği de her biri son derece keskin ve niyetli hareketlerden oluşur. Kedinin piyanonun üzerine uzanışı, swing müziğin tam da görsel bir metaforudur. Kavisli bir sırt çizgisi, akan bir bas hattını andırır; yarı kapalı gözler, yavaşça salınıp sıklaşan jazz tonaliteleri kadar anlam yüklüdürler.
black-cat-walking-street-night_670382-19248.jpg
Kedinin bağımsızlığı ve "reddetme" tavrı jazz'ın eksiksiz bir estetik uyumu olumlayan ruhuyla birebir örtüşür. Jazz, geleneksel kalıplara, katı kurallara, beklenen ritimlere bir başkaldırı tarihidir. Kediler tüm bu süreçteki otonominin, seçici katılımın ve yalnızca içinden geldiğinde verilen bir onayın gizil açıklamasını temsil ederler. Bu, jazz'ın kültürel DNA'sına işlemiş bir dışlanmışlık ve özgür irade halidir. Jazz'ın grafik sanatında sigara dumanı gibi, kıvrılan çizgiler, silüetler ve negatif alanlar başroldedir. Bir kedi, doğası gereği bu soyut, kavisli, öngörülemezliği temsil eden formlara sahip olmasının yanında tamamen kontrollüdür de; o hiçbir şekilde stilize edilmeye ihtiyaç duymadan stilize bir şekilde gelir. Böylece; jazz ve kedi, her ikisi de, gecenin ve içe dönüklüğün dışsal yaratıklarıdırlar. Kedilerin alacakaranlıktaki o en özgün halleri, bir jazz kulübünün loş ışıklandırmasıyla aynı kavramsal düzeyi paylaşır. Bu düzeyde jazzdaki o ruhsal serinlik aktüalize olmaktadır; o bir gösteriş değil, aksine bir öz disiplin, ironi ve az sözle çok şey anlatmanın, hatta anlatmadan ifade etmenin yönetimidir. Bir kedi asla coşkusunu sergilemez, kendini satmaya çalışmaz; sizin bilmediğiniz bir şeyler biliyormuş gibi hissettiren o özgüven sergisi ile gözlerini size doğruttuğunda size bir açıklama yapma lütfunda da bulunmaz. Kedide, tam da jazz'ın enerjisini deneyimleriz.

Bu durumda, jazz müziğinde kediler yalnızca dekoratif bir öge değildir. Onlar, beat kuşağından modernist illüstratörlere kadar, sanatçıların ruh hali anlatmak için kullandıkları, özgürlük ve disiplin, gizem ve duru güzellik arasındaki o kusursuz dengeyi somutlaştıran birer semboldürler. Jazz, bir hayvan olsaydı, kükremezdi, ya da ötmezdi; o gerinir, yavaşça göz kırpar, tek bir kusursuz notaya basar ve sonra, tıpkı bir kedi gibi, odadan çekip giderdi!
 
Gare du Nord - Sex n Jazz albumu
 
Geri
Üst Alt