Koronavirüs Haberleri | Arşiv #2

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Dünya genelinde hem vaka, hem ölü sayısında kayda değer bir düşüş var. Belliki millet daha ciddiye alıyor olayı. Bu sevindirici bir gelişme ama ekonomik bedeli çok ağır. Ve bunun çok uzun süre sürdürülebilirliği yok.

bir yerde önlemlerI zayıflatmak zorunda kalacak millet. Kalan sağlar bizimdir politikasına geçecek. Bu durumda 10-20 milyon insanın ölmesi hiçte sürpriz olmaz.

Eğer yazdan sonra önemli bir gelişme olmazsa, aşı ilaç gibi, ve ya olumlu yönde mütasyona uğraması gibi, virüs sert bir comeback yapacaktır. Çünkü insanlar dışarı çıkmak zorunda, mecbur işe gidecek, okula gidecek, Çarşı pazara gidecek.
 
İşçilerin kovulup yerlerine bilgisayarların ve robotların geleceği bir dünyaya hazırmıyız?
hasta olmayan, işe gelmemezlik yapmayan sürekli aynı verimde çalışacak ve coronavirusten etkilenmeyen.
İşşizlik artıncada çeşitli virüslerle nüfüs azaltma yoluna gidecekler.
Sağlıksız veya yaşlı bireylerin, virüsler ve ekonomik savaşlar tarafından eleneceği bir DÜNYA!!!
Robotlar insanların yerine geçince dünyada refah seviyesi çok üstlere çıkacak. İnsanlar tüm vakitlerini gezi, tiyatro, spor gibi aktivitelere belki daha başka aktivitelere bırakacak. Kimsenin gıda, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaç problemi kalmayacak

Tabi Hollywood filmlerinde böyle bir film yapılsa sıkıcı olabilir. Bu yüzden milletin birbirini bogazladigi filmlerle dediğin seviyeye geldiğimizde dünyada kaos olacağına inandirmak normaldir.

Öyle bir vakit gelecek ki hastalıktan ölme diye bir şey kalmayacak. İnsanlığın ulaşacağı en refah seviyesi yüksek döneme ulaşmak için geçmişte yaşanılan acılara, salginlara, savaşlara birilerinin maruz kalması gerekiyordu.

Atalarımız bunlara maruz kaldı. Biz de kalıyoruz. Belki 20 nesil sonramiz bu refaha ulaşacak.

Mi Note 10 cihazımdan Gscimbom mobil uygulaması ile gönderildi
 
bu tür büyük distopya düşüncelerinde temel mantık hatası var

işsizlik artınca nüfus azaltma dediğiniz şey aslında basit bir mantık hatası

yorulmadan 7/24 üretim yapan düzenin tüketime ihtiyacı olacak işte o zaman nüfus yine gerekecek

belki de temel gelir bağlanacak herkese ve çalışma gerekmeden temel seviyede gelir elde edilecek ne dersiniz

 
7c7bc3u7jcr41.jpg


değer miydi bir isyan uğruna?
 
(y) (y) (y)

Carlin bu konuda "ormandan daha yeni çıktık" diyordu. Tabii başkasını gözlemleme şansımız olmadı ancak kendi gezegenimizdeki türlere göre 200000 yılda iyi iş çıkarttık diyebiliriz. Taşı havaya attıktan sonra altına geçip nereye düşeceğine bakarken şimdi atmosfer dışına yolladığımız roketi geri indiriyoruz. Tabii çoğumuzun bu konunun teknik kısmıyla alakalı bir fikri yok ki bu durum genelde böyleydi. Eskiden de kütüphanelerde, medreselerde, akademilerde belirli bir azınlık halkın geneline göre çok daha fazlasını bilirdi. Şimdiki fark bizim bunlardan en azından haberimizin olması. Gerçi bize son teknoloji olarak verdikleri kadarını biliyoruz normal seviye hakkında yine bir fikrimiz yok. Aslında neler olup bittiği hakkında yani. Komplo teorileri de buradan çıkıyor. Temel kaynak bilgi yetersizliği.

Eskiden yine bilgi eksikliğinden büyük felaketleri, salgınları; tanrının öfkesi, dağların zulmü, rüzgarın öcü falan diye yorumlarken(Şu anda da doğa ana intikamını alıyorcular var tabii) şimdi aynı işlevi komplo teorileri görüyor çoğunlukla. Bu virüs insan yapımı değildir manasına gelmiyor söylediklerim ancak küresel çapta etki yaratan hemen her olayın planlanmış olduğunu, arkasında yine mutlaka insan aklının olduğunu varsaymak da söylediğin gibi bizim kibrimizden kaynaklanıyor. İnsanı Dünya'nın hatta yaşamın temel kaynağı olarak düşünüyoruz(Başka gezegenlere gidebileceğimizi de varsayarsak) bu sebeple de yok olmak imkan dahilinde değil. İnsanın kendi ölümünü düşünmemesi düşünse dahi arkasına bir "ölümden sonra yaşam" eklemesinin toplumsal hali gibi.

Aynı şekilde dünyaya şöyle zarar verdik, insanlık kanser yok olsun gibi ifadeler de bu kibirden kaynaklanıyor. Göktaşı mı attık, süpernova mı patlattık, volkanları harekete mi geçirdik, kıtaları yer mi değiştirdik, buzul çağı mı getirdik, nükleer kışı mı tetikledik sen hayırdır birader yaw? Tabii bu düşünce yapısına sahip olmak için insanı konunun bağlamından çıkarmamız gerekiyor çünkü böyle düşünenlerin versiyonunda doğanın bir parçası olarak ele alınmıyoruz. Doğanın mutlak iyi olduğu varsayımından kaynaklanıyor biraz da bu yanılgı.


Olaylara her zaman iyi yönünden bakmak lazım; sabah sabah kafa açmam günün geri kalanında rahat olabileceğimizi gösteriyor(muht).


Saygılar:hat:

İnsanın inandığı değerleri sorguladığı bugünlerde zihin açan bir yazı olmuş öncelikle. Sanırım insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri yaşamını devam ettirici duygusal/zihinsel bir kaynak arayışı olmuş. İnsan kendi oluşturduğu kavramlara inanarak, bunun yüce, değerli olduğuna inanarak yaşamını güzel hale getirdiğini düşünüyor. Şu zamanlarda değeri sorgulanacak kavramlara ufak değineyim: 1.si yaşanılan ülke. Kendi ülkesinin üstün, yüce, değerli olduğunu düşünen biri ülkesinin kaldığı acizlik karşısında inandığı fikirlerin doğruluğunu sorguluyor. Örneğin Avrupa'nın zeka, yaşam kalitesi vs olarak üstün olduğunu düşünen biri 'nasıl yahu? Avrupa devletleri neden önlem alamıyor?' diyor. Dünyaya müdahale eden kutsal güçlere inanan biri, ''tanrım bunu hak edecek ne yaptık?'' diyor. Güzel gördüğümüz, anlamını yücelttiğimiz her şeyin anlamını sorguladığımı günlerdeyiz.

Bu ihtiyacı, insanın anlama yetisini, ''neden kendisini doğanın bir parçası olarak görmediğine'' bağlayabiliriz. Bir ayının oturup ''kara kara düşündüğünü'' gözlemlemeyiz. Veya bir tavus kuşunun ''evreka! diye bağırıp hacmin orantısallığına dair fikir haykırdığını duymayız. Onlar doğada aynı döngüyü yaşayan canlılarken bizler anlam arayan, düşünen, keşfeden, oluşturan canlılarızdır. Bu yüzden insanın kendini diğer canlılarla eş değer (yine değer yazdım mesela) görmemesini anlayışla karşılamalıyız. Nasıl oldu bilmiyorum ancak bir kaplan, maymun gibi davranamayan, her daim kendini gerçekleştirmek, üretmek, yenilenmek zorunluluğu taşıyan bir canlıya dönüştük. Bahsettiğim yaşam (duygusal anlamda) desteği için de değerler oluşturduk. İnsan doğadan farklı, uyumsuz, üstün olduğunu düşünen (ki haklılık payı yok değil) bir canlı. Ormandan daha yeni çıkmadık yani. Ormanla bağımız kalmayacak şekilde değiştik. İnsanın anlam ve değer arayışı daim oldukça ve insan gelişimini sürdürdükçe doğayı daha fazla kontrol edebilir hale gelecek ve bu gibi kaosların insanın oluşturduklarındaki eksiklerle yüzleştirip insanın daha üstün değerler, daha üstün oluşumlar gerçekleştireceğine inanıyorum. Asla sıradan, basit canlılar değiliz. Dinamik olarak daha gelişmişini üretiyoruz (ahlaki, teknolojik, toplumsal vs.) Ve bu gibi kaosların ardından yeniliklerle ''eskisi gibi olmayan'' bir dünya oluşturuyoruz. Şimdilerde insan inandıklarını sorgulayacak ve bir daha yaşanmaması adına yeniliklerle yeni yaşam paradigmaları oluşturacak. Bu hep böyle olmuştur ve olacaktır. Yaşasın insan türü ve gelişimi!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt