Fatih Hacı
Berlin Panteri
- 10 Aralık 2012
- 44.899
- 6.078
- 1.528
Haklısın ama senin takımında gelin atın artık diye yalvardı resmen.
Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Haklısın ama senin takımında gelin atın artık diye yalvardı resmen.
Bu olaya hiç girmemek lazım.Ne diyorlardı geçen haftalar da; "Tamam biz iyi oynamıyoruz da hakemlerin ne yapmaya çalıştığını da görüyoruz".
Aynı durum şimdi de geçerli.Kim ne oynuyorsa oynasın.Bak bizim Rize maçına tek kale oynadık 0-0 bitti.
Rıdvan Dilmen: Hakem fenerbahçenin güzel oyununa gölge düşürdü((
f
Açıklama iğneleyici fakat kendi takımı ile alakalı özeleştiri yapmasını da beklerdim açıkcası.Bugün resmen sahaya dolaşmak için çıkmış bir Gençlerbirliği vardı.
Öncelikle maça gelelim.
M. Özdilek fazla konuşmasın. Maçta G.Birliği'nin isabetli şutu yok yahu. Adam gibi kendi oyununu oynamak yerine gidip 4 defansın önüne 3 savunma karakterli oyuncu koyup buna rağmen savunma yapamayan ikinci yarı başlarken Fener'in 250 isabetli pasına karşılık 90 tane isabetli pas yapan bir takım vardı. FB'nin zaten kaçırdığı çok net gol pozisyonları ve Kuyt'un direkten dönen bir topu vardı.
Ben hep objektif bakmaya çalışan bir adamım ve bu istatistiklerle Gençlerbirliği'nin hakkı yendi demek doğru olmaz. Penaltı verilmeseydi bile er ya da geç Fener golü atacaktı çünkü GB iyice zırvalamaya başlamıştı defans hattında.
M.Özdilek gibi çalıştırdığı takımlarda gerçekten bir sistem oturtmaya çalışmış bir teknik direktörün FB karşısında bu kadar korkak çıkması inanılır gibi değil. M.Özdilek gibi "karakterli" dediğimiz adamlardan birinin de maç sonrası bu açıklamayı yapmasını yakıştıramadım. "G.Birliği kötü oynuyordu ama yanlış bir hakem kararı sonrası oyundan koptuk" vs. diyebilirdi. G.Birliği bu kadar kötü oyundan sonra 1 pozisyon yakalayıp maçı galip de bitirebilirdi ama kimse kusura bakmasın, eğer maç oynanılarak hak ediliyorsa G.Birliği'nden hiç kimsenin bu lafı etmeye hakkı yok.
Ama maça yine damgasın vuran hatalı denilebilecek bir karar oldu.
İlk penaltıda top rakibin koluna çarpıp yön değiştirse bile top oyuncunun suratına doğru geldiği için oyuncunun kollarını suratını koruyacak şekilde hareket ettirmesi refleksif bir hareket. Bence bu penaltı olarak değerlendirilmemeliydi.
Genel olarak hakemlere geleceksek;
Bence sorun sadece federasyon, onun ayarlamaları vs. falan değil.
Bu ülkede hakemler gerçekten kalitesiz. Türkiye Ligi'ne sert derler, sert olmasının en büyük sebeplerinden birisi hakemler. Oyun kuralları der ki bir oyuncuya sarı kart sadece yaptığı faulun sertliğine göre gösterilmez, yaptığı faul sayısı ve yaptığı faulleri oynadığı takım lehine çevirmek için yapıyorsa da sarı kart ile cezalandırılır.
FB-GB maçından örnek verecek olursak, yapılan toplam 33 faul'e karşılık oyunda sadece 1 sarı kart gösterildi.
Şaka gibi.
Özellikle Fenerbahçe, rakibini sindirmek ve ceza sahasından uzak tutmak için sık sık faule başvuran bir takım. Özellikle bu sene saraçoğlu'nda oynadığımız maçı hatırlayanlar ne zaman bir kontratak fırsatı yakalasak pozisyonun faul ile sonuçlandığını hatırlayacaktır. Ama sadece FB için de demiyorum, Türkiye'de maalesef hocaların "Eğer topu kapamayacaksan faul yap" gibi bir anlayışı var. Ya da "Rakibi fauller ile yıldırıp, oyun planını uygulatmama" gibi bir anlayış var hocalar tarafından. Bunu tek sebebi ise sertliğe müsade edilmesi. Evet futbol "kız" oyunu değil ama 33 faullü hareket ( 17 FB - 16 GB ) sonucu sadece 1 sarı kart gösterilmesi çok komik.
Devam edecek olursak hakemler çok tutarsız. 1 hafta önce yaşanan benzer pozisyonsa devam kararı oynatan hakem 1 sonraki hafta aynı pozisyona kırmızı kart gösterebiliyor. Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama zaten insanları çıldırtan da bu tutarsızlıklar oluyor. Tamamen önlemek mümkün değil, çünkü insanın olduğu heryerde hata yapma ihtimalinden söz edebiliriz. Ama bu hata oranı belirli bir oranın altında kalırsa kimse kendini "mağdur" hissetme hakkını da göremez.
TFF ise BJK-Paşa maçındaki Donk olayındaki gibi hakemi önce koruyup sonra kurullarında itin bi tarafına sokan bir yapıya sahip. Bu sadece Demirören zamanında değil daha sittin senedir olan birşey. Bu yüzden hakemler karşılarında sırtını sıvazlayacak bir kurum gördükleri gibi onlara büyük bir kamuoyu tepkisi halinde hemen yüz çevirecek, "ikiyüzlü" bir yapı ile karşı karşıya kalınca bocalıyorlar, herkesi çileden çıkartıyorlar. Her ne kadar hakemler kalitesiz olsa TFF'nin bu yapısı ve medya baskısı da hakemlerin psikolojik olarak dengesiz davranmasına rol açıyor. Türkiye'de infial yaratan Cüneyt Çakır dünya kupasına gidiyor "elit hakem" olarak. Bilader bu nasıl iş ben anlamadım. ( Puanlar şişiriliyor onu biliyoruz)
Anti parantez, ben hiçbir hakemin maçlara hazırlık yaparken oturup kendi kasetlerini ya da yurtdışındaki maçlarda hakemlerin ne gibi kararlar verdiklerini izlediklerini zannetmiyorum. Bu olanakları da TFF sağlaması gerekir, sağladığını zannetmiyorum. M. Schumacher kendisinin neden iyi olmasının sebeplerinden birisini, arabasının iyi olmasının yanında kendisinin yarış kasetlerini sürekli izlemesi ve nerelerde hata yaptığını anlaması şeklinde yorumlamıştı bir röportajında. İnşallar iyileşir Schumacher reidz
Böyle uzun bir yazı yazmamın sebebi ise olaya geniş pencereden bakmak. Gidip FB'nin lehine kararlar veriyor, bizi de biçiyorlar diyerek atgözlüğü bakışaçısı doğru olmaz. Bu ligde maalesef her takımın emeğiyle oynanıyor. Buna çözüm bulmak gerek.