Buğra Aslan
Yeni Üye
- 20 Haziran 2014
- 36
- 0
- 576
Transfer çalışmalarına rötarlı olarak başlayan Galatasaray Liv Hospital’ın ilk yabancı transferi Martynas Pocius olmak üzere. Litvanya’lı skorer geçtiğimiz sezon Beşiktaş Integral Forex’in de gündemine gelmiş ancak transfer gerçekleşmemişti. Henüz 12 yaşındayken metal kesme makinesinde sol elinin orta parmağını kaybeden ve toplam 9 parmağı bulunan Pocius hakkında bütün bilinmesi gerekenleri yazıya döküyorum.
1986 doğumlu ve 1.96 boyundaki Pocius, Zalgiris Kaunas takımında sezonu tamamladı. Şutör guard ve kısa forvet pozisyonlarında oynayabilen Litvanyalı oyuncu kariyerine geç başlayanlardan. 2009 yılında kadar Duke Üniversitesi’nde kolej kariyerini geçiren Pocius, sezonun tamamlanmasının ardından Zalgiris Kaunas’a imza atarak profesyonel kariyerine başlamış oldu. Kaunas’daki ilk yılında ortalama 19 dakikayla süre alan Pocius, 8 sayı ortalaması haricinde oyunun görünmeyen yönlerinde de verdiği katkılarla dikkat çekti. İkinci yılında ortalama süresi 24 dakikaya çıkan oyuncu Euroleague sezonunu 11 sayı, 2.7 ribaud ve 2.3 asist ortalamalarıyla tamamlarken, o sezon çeyrek finali kılpayı kaçıran Fenerbahçe Ülker’in belki de elenmesine sebep olacak mücadelede 13 sayı ve 4 ribaund ile iyi bir performans göstererek ülkemizdeki basketbolseverlerin de yeniden dikkatini çekmeyi başardı. Zalgiris’deki düzenli oyunu ve takıma katkısıyla Real Madrid’in dikkatini çektikten sonra 2011-2012 sezonunun başı itibariyle İspanyol devine transferi gerçekleşti. İlk sezonunda ortalama 15 dakika süre alıp 7.4 sayılık katkı veren Pocius, takip eden sezonda kadrosuna ciddi takviyeler yapan Real Madrid’de süre almakta zorlandı ve sezonu sadece 3.2 sayı ortalamasıyla tamamladı. Geçtiğimiz sezon yeniden Zalgiris’e dönmesiyle birlikte form tutup 10.8 sayı, 2.9 ribaund ve 2.5 asist ortalamarıyla başarılı bir yıl geçirdi. Özellikle İstanbul’da Galatasaray’a attığı 26 sayıyla takımının maçta kalmasını sağlayan yıldız oyuncunun sezon ortasında ödenmeyen paralar nedeniyle takımdan ayrılma ihtimali doğmuş ancak sezonu Litvanya ekibinde tamamlamıştı.
Litvanya milli takımıyla ülkemizde düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası’nda yıldızı parlamıştı Martynas’ın. Turnuvayı 9.6 sayı, 2.6 ribaund ve 1.6 asist ortalamarıyla tamamlarken, % 46′lık üç sayı yüzdesiyle bu alanda da parlıyordu. İlk tur maçlarının sonlarına doğru süreleri azalan Pocius, çeyrek final, yarı final ve 3.lük maçlarında çift hanelerde skor üreterek ülkesinin kazandığı bronz madalyada ciddi şekilde katkı sahibi oldu. Ülkesinde düzenlenen 2011 Avrupa Şampiyonası’nda da önceki turnuvadaki performansına yakın bir görüntü çizmesine rağmen, Eurobasket 2013′te bekleneni verememesi belki de Litvanya’nın şampiyonluğu kaçırmasındaki en önemli sebeplerden bir tanesi oldu. Real Madrid’de geçirdiği son sezonun kendi formuna ciddi zararlar verdiği görüşünde olan Pocius için oyun içi analizine geçelim şimdi de.
Fiziksel özellikleriyle başlayalım. Birçok Avrupalı oyuncunun aksine Martynas Pocius, kıtanın en atletik kısalarından bir tanesi. Hızı ve patlayıcılığı üst düzey olan Pocius’un çok ciddi bir sıçrama yeteneği de var. Attığı şutlarda, ölü toplarda, ribaund-blok pozisyonlarında ve savunmasında atletizminin avantajını ciddi şekilde kullanıyor. Fast-breaklerde genellikle takımın bitirici rolünde olmasında da yine atletik özelliklerinin payı çok fazla. Birçok Avrupalı kısanın turnikesine yükselen uzuna karşı kafasını eğmek zorunda kaldığını hatırlayalım. Pocius genellikle sadece havada kalma süresini artırıp topu daha güvenli bir şekilde yukardan bırakarak bloktan kaçmayı başarıyor. Zihinsel olarak da oldukça güçlü bir yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Litvanya ekolünden yetişmiş birçok oyuncuda olduğu gibi kazanma hırsı yüksek ve oyun içinde olabildiğince doğruları yapmaya çalışıyor. Kendisine verilen rolü kabullenip bürünebilecek mental güce sahip olması ve çok iyi bir takım oyuncusu olması onun artıları. Esasında mental olarak kendisine benzeyen türde bir takım arkadaşı da olacak önümüzdeki sezon. Tabi ki Manuchar Markoshvili’den bahsediyorum. Pocius’un da istisnai durumlar yaşanmadığı sürece Markoishvili’nin gösterdiği kararlılığı göstereceğini söyleyebilirim.
Top hakimiyeti ve penetreleriyle devam etmek istiyorum. Pocius top sürerken genellikle ” olmadığında el üzeri sallayayım ” türünde oynayan bir oyuncu değil. Kendisinin isolation oyununa bakıldığı durumlar maç içerisinde nadir denk gelse de bunlarda da olabildiğince savunmacısının zayıf karnına odaklanmaya ve perdeleri de kullanmaya çalışıyor. Açık sahada ve penetre halinde çok hızlı olmasına rağmen, oyunu kurgulamaya hazırlandığı anlarda hızlı top sürmek yerine güvenli top sürmeyi tercih etmesi onun adına önemli bir artı. Genellikle turnikeye sol taraftan girip sol eliyle bıraksa da penetrelerde her iki çaprazdan da skor bulabilme şansı var. Yardım savunmasına karşı öncelikli opsiyonu pas olan oyunculardan birisi değil Pocius. Kendisine yardım savunması getiren uzuna karşı turnikelerini yukardan veya havada asılı kalarak bırakmaya çalışıyor. Sağ eliyle yardıma karşı turnike bırakma konusunda çok iyi olmasa da sol elini bu konuda oldukça iyi kullanabiliyor. Isolation oyunlarından yaptığı penetrelerde rakibini geçememesi veya tersine gelmesi durumunda ” reverse ” hareketini çok sık kullanarak döner dönmez topu potaya bırakmaya çalışıyor. Sağ taraftan içeri girdiğinde kolay bir turnike şansı yoksa ilk düşündüğü şey ters turnike bırakmak. Ayrıca ters eşleşmelerde adım kontrolünü sağladıktan sonra rakibinin hamlelerine karşı faul göstermeye çalışması ve almayı başarması da iyi olduğu alanlar arasında. Baseline tarafından rakibin savunma hatalarını takiben penetre edip skor bulabilmesi de onun adına sayabileceğimiz olumlu özelliklerden. Bire birde rakibini geçme potansiyeli ise bir Doron Perkins, David Hawkins seviyesinde değil. Rakibinin savunma pozisyonuna göre hareket etmekte. Turnike stilinin Sinan Güler’i andırdığını söyleyebiliriz.
Gelelim şutlarına. Her ne kadar şut yüzdeleri çok yüksek olmasa da bunun önemli sebeplerinden bir tanesi sıkça süre dolarken topu elinde bulması. Pocius şutuna güvenebileceğiniz oyunculardan bir tanesi. Şut stilinde sıçramanın çok önemli bir payı var. Her oyuncu sıçrayarak şut atar diyeceksiniz ancak Pocius’un şutlarının girmesi için mükemmel bir sıçrama gerekiyor. Vücut kontrolünü sağladıktan sonra blok tehditlerine rağmen şut gönderebilse de, sıçramasını iyi ayarlayamayıp tamamen kısa sürede karar verme ve bilek yeteneğine baktığı anlarda çok şut kaçırıyor. Sabit şutlarını genellikle forvetten ve dipten gönderse de tepeyi de sevmeyen bir oyuncu değil. Ülkemizde Ömer Onan’dan bolca gördiğimiz ” hand-off’tan topu aldıktan sonra kayarak şut atma ” ve kendisine gelen perdeden sonra sağa tek dribblingin üzerinden şut atma Pocius için favoriler arasında. Şut atarken ayaklarını tam olarak istediği gibi kurmaya ihtiyaç duyması ve Henry Domercant, Chris Lofton, Andrew Goudelock gibi oyuncuların sahip olduğu 7-8 saniyelik top kontrolünün ardından atılabilecek el üstü şut meziyetinin üst düzey olmaması olumsuz sayılabilir. Dribbling üzerinden şutlar konusundaysa üç sayı çizgisinin dışını orta mesafeden daha çok tercih ediyor. Genellikle dipten forvete, forvetten tepeye veya tepeden forvete doğru top sürerken kendisine gelen perdenin başarısına göre stop jumpshot gönderiyor. Turnikelerine daha çok sol taraftan girdiğinden bahsetmiştim ancak dribbling üzerinden gönderdiği şutlarda sağ tarafa gitmeyi daha çok tercih ediyor. Her maç görmesek de zaman zaman kullandığı şut tarzlarından birisi de, perde sonrasında boş kaldığını farketmesiyle bir stepback yapıp 3 sayılık şuta çıkması.
Pocius’u değerli yapan en önemli bölüme geldik şimdi. Litvanyalı oyuncunun temel özelliklerinden bir tanesi ekstra katkıları kovalaması. 1.96 boyundaki bir oyuncuya göre oldukça iyi bir hücum ribaundu tehdidi var ve takımının uzunlarının box edildiği anlarda hücum ribaundu için oldukça agresif oluyor. Ribaund havuzuna düşen toplarda da yine saha içinde en çok hamle yapan isimlerden bir tanesi kendisi. Dışarıya seken kazanmak için mücadele gerektiren topların içinde de yine Pocius’u görmemiz mümkün. Set oyunları içerisinde kendisine söyleneni genellikle ıskalamadan yaparak topsuz oyunda da takımına katkıda bulunabiliyor. Egosunun önüne geçemeyip yapamadığı şeyleri zorlayan oyuncuların aksine sınırlarını bilen ve sahip olduğu özelliklerin dışında oynamamaya çalışan bir oyuncu ayrıca. Perde çıkışlarından şut kovalaması gerektiği anlarda ilk denemede başaramayıp bırakmak yerine ters taraftan koşularına devam etmeye ve şut göndermek için pas alamasa bile rakip savunmanın dengesini bozma çabalarına devam ediyor. Saha dışında nasıl bir insan olduğu konusunda çok fazla bilgi sahibi olmasam da, saha içinde sorun çıkartmayacak oyuncular bazında tepelerde diyebiliriz.
Savunmasına da değinmek istiyorum. Enerjik bir oyuncu olduğunu takip edenler veya şu ana kadar yazdıklarımdan çıkarımda bulunanlar biliyorlardır zaten. Enerjisini oyunun tek yönünde değil iki yönünde de kullanıyor Pocius. İkili oyunlarda genellikle perdenin üstünden geçerek adamını bırakmama gayretindeyken, bire bir savunmalarda da geçilmesi zor bir oyuncu. Hamle potansiyeli ve sezgi gücü kuvvetli olmasına rağmen faul problemine de çabuk girmediğini biliyoruz. Beşiktaş forması giyen Ryan Broekhoff, Fenerbahçe Ülker’den ayrılan Bo McCalebb ve Anadolu Efes’li Doğuş Balbay başta olmak üzere az oyuncunun sahip olduğu ” undersize kaldığı eşleşmeleri savunabilme ” meziyetine sahip. Kendisinden birkaç santim uzun oyunculara karşı özellikle yüzü dönük kolay kolay yenilmemesinin dışında, sırtı dönük savunma konusunda tecrübesiz olmasına rağmen yardımın gelmesi gereken yeri bırakarak kapatması gereken çaprazı oldukça iyi bir şekilde dolduruyor. Savunmada birazcık sıkıntı yaşadığı nokta ise top hakimiyeti çok güçlü olan çılgın atıcılara karşı. Şuta odaklandığında yarım adım geçilebilmesi, dribblinge odaklandığında şut caydırıcılığı için yarım saniye gecikebilmesi az da olsa denk geldiğimiz savunma handikapları.
Pocius’un en önemli eksiği asist potansiyeli. Avrupa’da yer alan şutör guard ve kısa forvetleri yıldız oyuncu yapan en önemli meziyetlerden biri olan çok yönlülük Pocius’un zayıf seviyede sahip olduğu bir özellik. Günümüzde artık 1 numaradan 5 numaraya kadar aranan kreatif pasörlüğü kaliteli bir noktada değil kendisinin. Perde çıkışlarında çok müsait pozisyon olmadığı sürece ikili oyun oynamak yerine potaya gitmeyi tercih etmesi ve bire bir oyunlarında rakip savunma açıklarına göre pas vermek yerine zor pozisyonda turnikeyi bitirme çabası onun oyunu için eksi yönde. Her ne kadar bu tür pozisyonlarda skor üretme yeteneğine sahip olsa da, arkadaşlarını besleyici bir yapıda olmaması kendi oyun portföyü için olumsuz nokta. Özellikle dip çizgiden içeri hareketlendiğinde kendisine gelen yardımlara karşı boş pozisyonda olan 1 uzun ve 1 kısa olmasına rağmen, eksantrik bir şekilde sayıyı atmaya çalışarak savunmanın bozulan dengesine karşı çoğu zaman doğru hamleyi yapmıyor. Bir diğer kritik nokta da kendi şutunu yaratma konusu. Zaman zaman el üzeri isabetleri olsa da ” creating shot ” konusunda iyi bir isim değil Pocius. Gerçi bunu çok fazla zorlayan bir oyun yapısı da yok ancak oyun kartları içinde bulunması halinde çok daha tehlikeli bir isim haline gelebilirdi. Perde sonrası oynatmaya çalıştığı nadir ikili oyunlarda da rakip savunmanın büyük açığı olmadığı sürece net asistler yapamamakta. Bundaki en önemli sebep olarak ikili oyun oynatan kısaların pası vermeden önce bir adım çekilerek kendisine saha görüşü yaratma zorunluluğunu uygulayamamasını görüyorum.
Transferi Açısından Değerlendirme
Pocius’un nasıl bir oyuncu olduğunu bilmeyenler basketbolsever sayısı az olsa da, biraz daha bilgi sahibi olduğumuzu düşünüyorum şu an itibariyle. Şimdi de oyuncu açısından değil, takım açısından nasıl bir transfer olduğunu değerlendirme vakti. Martynas Pocius, oyun kurucu etrafında şekillenen takımlarda daha verimli olan bir oyuncu. Carlos Arroyo ile gelecek sezon da devam etme ihtimali yüksek olan Galatasaray bu tarz bir takım. Her şeye rağmen Pocius’un kesinlikle Jamont Gordon’ın yerine düşünülmemesi gerekiyor. Jamont Gordon’dan doğan boşluğa 1 ve 2 numara oynayabilen, pozisyon yaratabilen ve çok yönlü bir oyuncunun alınması gerek. Pocius’un Galatasaray’da sahip olması gereken rol tam olarak Markoishvili’nin rolüdür. Eğer ki söylentiler gerçekleşir ve Markoishvili takımdan ayrılırsa, Pocius onun yerini doldurmak için en ideal isimlerden biri. Marko’nun takımda kalması durumundaysa Pocius onun için çok iyi bir back-up olabilir. Ancak kısa rotasyonunun Arroyo, Pocius ve Markoishvili ile geçilmesi Galatasaray setlerinde geçtiğimiz sezon da zaman zaman yaşanan tıkanıklıkların devam etmesi anlamına gelebilir. Pocius transferinin daha büyük önem kazanması için Galatasaray’ın Arroyo’yu rahatlatacak bir kısa transferi yapması gerekir.
KAYNAK : altinciadam.com
MARTYNAS POCIUS - AltıncıAdam.com
1986 doğumlu ve 1.96 boyundaki Pocius, Zalgiris Kaunas takımında sezonu tamamladı. Şutör guard ve kısa forvet pozisyonlarında oynayabilen Litvanyalı oyuncu kariyerine geç başlayanlardan. 2009 yılında kadar Duke Üniversitesi’nde kolej kariyerini geçiren Pocius, sezonun tamamlanmasının ardından Zalgiris Kaunas’a imza atarak profesyonel kariyerine başlamış oldu. Kaunas’daki ilk yılında ortalama 19 dakikayla süre alan Pocius, 8 sayı ortalaması haricinde oyunun görünmeyen yönlerinde de verdiği katkılarla dikkat çekti. İkinci yılında ortalama süresi 24 dakikaya çıkan oyuncu Euroleague sezonunu 11 sayı, 2.7 ribaud ve 2.3 asist ortalamalarıyla tamamlarken, o sezon çeyrek finali kılpayı kaçıran Fenerbahçe Ülker’in belki de elenmesine sebep olacak mücadelede 13 sayı ve 4 ribaund ile iyi bir performans göstererek ülkemizdeki basketbolseverlerin de yeniden dikkatini çekmeyi başardı. Zalgiris’deki düzenli oyunu ve takıma katkısıyla Real Madrid’in dikkatini çektikten sonra 2011-2012 sezonunun başı itibariyle İspanyol devine transferi gerçekleşti. İlk sezonunda ortalama 15 dakika süre alıp 7.4 sayılık katkı veren Pocius, takip eden sezonda kadrosuna ciddi takviyeler yapan Real Madrid’de süre almakta zorlandı ve sezonu sadece 3.2 sayı ortalamasıyla tamamladı. Geçtiğimiz sezon yeniden Zalgiris’e dönmesiyle birlikte form tutup 10.8 sayı, 2.9 ribaund ve 2.5 asist ortalamarıyla başarılı bir yıl geçirdi. Özellikle İstanbul’da Galatasaray’a attığı 26 sayıyla takımının maçta kalmasını sağlayan yıldız oyuncunun sezon ortasında ödenmeyen paralar nedeniyle takımdan ayrılma ihtimali doğmuş ancak sezonu Litvanya ekibinde tamamlamıştı.
Litvanya milli takımıyla ülkemizde düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası’nda yıldızı parlamıştı Martynas’ın. Turnuvayı 9.6 sayı, 2.6 ribaund ve 1.6 asist ortalamarıyla tamamlarken, % 46′lık üç sayı yüzdesiyle bu alanda da parlıyordu. İlk tur maçlarının sonlarına doğru süreleri azalan Pocius, çeyrek final, yarı final ve 3.lük maçlarında çift hanelerde skor üreterek ülkesinin kazandığı bronz madalyada ciddi şekilde katkı sahibi oldu. Ülkesinde düzenlenen 2011 Avrupa Şampiyonası’nda da önceki turnuvadaki performansına yakın bir görüntü çizmesine rağmen, Eurobasket 2013′te bekleneni verememesi belki de Litvanya’nın şampiyonluğu kaçırmasındaki en önemli sebeplerden bir tanesi oldu. Real Madrid’de geçirdiği son sezonun kendi formuna ciddi zararlar verdiği görüşünde olan Pocius için oyun içi analizine geçelim şimdi de.
Fiziksel özellikleriyle başlayalım. Birçok Avrupalı oyuncunun aksine Martynas Pocius, kıtanın en atletik kısalarından bir tanesi. Hızı ve patlayıcılığı üst düzey olan Pocius’un çok ciddi bir sıçrama yeteneği de var. Attığı şutlarda, ölü toplarda, ribaund-blok pozisyonlarında ve savunmasında atletizminin avantajını ciddi şekilde kullanıyor. Fast-breaklerde genellikle takımın bitirici rolünde olmasında da yine atletik özelliklerinin payı çok fazla. Birçok Avrupalı kısanın turnikesine yükselen uzuna karşı kafasını eğmek zorunda kaldığını hatırlayalım. Pocius genellikle sadece havada kalma süresini artırıp topu daha güvenli bir şekilde yukardan bırakarak bloktan kaçmayı başarıyor. Zihinsel olarak da oldukça güçlü bir yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Litvanya ekolünden yetişmiş birçok oyuncuda olduğu gibi kazanma hırsı yüksek ve oyun içinde olabildiğince doğruları yapmaya çalışıyor. Kendisine verilen rolü kabullenip bürünebilecek mental güce sahip olması ve çok iyi bir takım oyuncusu olması onun artıları. Esasında mental olarak kendisine benzeyen türde bir takım arkadaşı da olacak önümüzdeki sezon. Tabi ki Manuchar Markoshvili’den bahsediyorum. Pocius’un da istisnai durumlar yaşanmadığı sürece Markoishvili’nin gösterdiği kararlılığı göstereceğini söyleyebilirim.
Top hakimiyeti ve penetreleriyle devam etmek istiyorum. Pocius top sürerken genellikle ” olmadığında el üzeri sallayayım ” türünde oynayan bir oyuncu değil. Kendisinin isolation oyununa bakıldığı durumlar maç içerisinde nadir denk gelse de bunlarda da olabildiğince savunmacısının zayıf karnına odaklanmaya ve perdeleri de kullanmaya çalışıyor. Açık sahada ve penetre halinde çok hızlı olmasına rağmen, oyunu kurgulamaya hazırlandığı anlarda hızlı top sürmek yerine güvenli top sürmeyi tercih etmesi onun adına önemli bir artı. Genellikle turnikeye sol taraftan girip sol eliyle bıraksa da penetrelerde her iki çaprazdan da skor bulabilme şansı var. Yardım savunmasına karşı öncelikli opsiyonu pas olan oyunculardan birisi değil Pocius. Kendisine yardım savunması getiren uzuna karşı turnikelerini yukardan veya havada asılı kalarak bırakmaya çalışıyor. Sağ eliyle yardıma karşı turnike bırakma konusunda çok iyi olmasa da sol elini bu konuda oldukça iyi kullanabiliyor. Isolation oyunlarından yaptığı penetrelerde rakibini geçememesi veya tersine gelmesi durumunda ” reverse ” hareketini çok sık kullanarak döner dönmez topu potaya bırakmaya çalışıyor. Sağ taraftan içeri girdiğinde kolay bir turnike şansı yoksa ilk düşündüğü şey ters turnike bırakmak. Ayrıca ters eşleşmelerde adım kontrolünü sağladıktan sonra rakibinin hamlelerine karşı faul göstermeye çalışması ve almayı başarması da iyi olduğu alanlar arasında. Baseline tarafından rakibin savunma hatalarını takiben penetre edip skor bulabilmesi de onun adına sayabileceğimiz olumlu özelliklerden. Bire birde rakibini geçme potansiyeli ise bir Doron Perkins, David Hawkins seviyesinde değil. Rakibinin savunma pozisyonuna göre hareket etmekte. Turnike stilinin Sinan Güler’i andırdığını söyleyebiliriz.
Gelelim şutlarına. Her ne kadar şut yüzdeleri çok yüksek olmasa da bunun önemli sebeplerinden bir tanesi sıkça süre dolarken topu elinde bulması. Pocius şutuna güvenebileceğiniz oyunculardan bir tanesi. Şut stilinde sıçramanın çok önemli bir payı var. Her oyuncu sıçrayarak şut atar diyeceksiniz ancak Pocius’un şutlarının girmesi için mükemmel bir sıçrama gerekiyor. Vücut kontrolünü sağladıktan sonra blok tehditlerine rağmen şut gönderebilse de, sıçramasını iyi ayarlayamayıp tamamen kısa sürede karar verme ve bilek yeteneğine baktığı anlarda çok şut kaçırıyor. Sabit şutlarını genellikle forvetten ve dipten gönderse de tepeyi de sevmeyen bir oyuncu değil. Ülkemizde Ömer Onan’dan bolca gördiğimiz ” hand-off’tan topu aldıktan sonra kayarak şut atma ” ve kendisine gelen perdeden sonra sağa tek dribblingin üzerinden şut atma Pocius için favoriler arasında. Şut atarken ayaklarını tam olarak istediği gibi kurmaya ihtiyaç duyması ve Henry Domercant, Chris Lofton, Andrew Goudelock gibi oyuncuların sahip olduğu 7-8 saniyelik top kontrolünün ardından atılabilecek el üstü şut meziyetinin üst düzey olmaması olumsuz sayılabilir. Dribbling üzerinden şutlar konusundaysa üç sayı çizgisinin dışını orta mesafeden daha çok tercih ediyor. Genellikle dipten forvete, forvetten tepeye veya tepeden forvete doğru top sürerken kendisine gelen perdenin başarısına göre stop jumpshot gönderiyor. Turnikelerine daha çok sol taraftan girdiğinden bahsetmiştim ancak dribbling üzerinden gönderdiği şutlarda sağ tarafa gitmeyi daha çok tercih ediyor. Her maç görmesek de zaman zaman kullandığı şut tarzlarından birisi de, perde sonrasında boş kaldığını farketmesiyle bir stepback yapıp 3 sayılık şuta çıkması.
Pocius’u değerli yapan en önemli bölüme geldik şimdi. Litvanyalı oyuncunun temel özelliklerinden bir tanesi ekstra katkıları kovalaması. 1.96 boyundaki bir oyuncuya göre oldukça iyi bir hücum ribaundu tehdidi var ve takımının uzunlarının box edildiği anlarda hücum ribaundu için oldukça agresif oluyor. Ribaund havuzuna düşen toplarda da yine saha içinde en çok hamle yapan isimlerden bir tanesi kendisi. Dışarıya seken kazanmak için mücadele gerektiren topların içinde de yine Pocius’u görmemiz mümkün. Set oyunları içerisinde kendisine söyleneni genellikle ıskalamadan yaparak topsuz oyunda da takımına katkıda bulunabiliyor. Egosunun önüne geçemeyip yapamadığı şeyleri zorlayan oyuncuların aksine sınırlarını bilen ve sahip olduğu özelliklerin dışında oynamamaya çalışan bir oyuncu ayrıca. Perde çıkışlarından şut kovalaması gerektiği anlarda ilk denemede başaramayıp bırakmak yerine ters taraftan koşularına devam etmeye ve şut göndermek için pas alamasa bile rakip savunmanın dengesini bozma çabalarına devam ediyor. Saha dışında nasıl bir insan olduğu konusunda çok fazla bilgi sahibi olmasam da, saha içinde sorun çıkartmayacak oyuncular bazında tepelerde diyebiliriz.
Savunmasına da değinmek istiyorum. Enerjik bir oyuncu olduğunu takip edenler veya şu ana kadar yazdıklarımdan çıkarımda bulunanlar biliyorlardır zaten. Enerjisini oyunun tek yönünde değil iki yönünde de kullanıyor Pocius. İkili oyunlarda genellikle perdenin üstünden geçerek adamını bırakmama gayretindeyken, bire bir savunmalarda da geçilmesi zor bir oyuncu. Hamle potansiyeli ve sezgi gücü kuvvetli olmasına rağmen faul problemine de çabuk girmediğini biliyoruz. Beşiktaş forması giyen Ryan Broekhoff, Fenerbahçe Ülker’den ayrılan Bo McCalebb ve Anadolu Efes’li Doğuş Balbay başta olmak üzere az oyuncunun sahip olduğu ” undersize kaldığı eşleşmeleri savunabilme ” meziyetine sahip. Kendisinden birkaç santim uzun oyunculara karşı özellikle yüzü dönük kolay kolay yenilmemesinin dışında, sırtı dönük savunma konusunda tecrübesiz olmasına rağmen yardımın gelmesi gereken yeri bırakarak kapatması gereken çaprazı oldukça iyi bir şekilde dolduruyor. Savunmada birazcık sıkıntı yaşadığı nokta ise top hakimiyeti çok güçlü olan çılgın atıcılara karşı. Şuta odaklandığında yarım adım geçilebilmesi, dribblinge odaklandığında şut caydırıcılığı için yarım saniye gecikebilmesi az da olsa denk geldiğimiz savunma handikapları.
Pocius’un en önemli eksiği asist potansiyeli. Avrupa’da yer alan şutör guard ve kısa forvetleri yıldız oyuncu yapan en önemli meziyetlerden biri olan çok yönlülük Pocius’un zayıf seviyede sahip olduğu bir özellik. Günümüzde artık 1 numaradan 5 numaraya kadar aranan kreatif pasörlüğü kaliteli bir noktada değil kendisinin. Perde çıkışlarında çok müsait pozisyon olmadığı sürece ikili oyun oynamak yerine potaya gitmeyi tercih etmesi ve bire bir oyunlarında rakip savunma açıklarına göre pas vermek yerine zor pozisyonda turnikeyi bitirme çabası onun oyunu için eksi yönde. Her ne kadar bu tür pozisyonlarda skor üretme yeteneğine sahip olsa da, arkadaşlarını besleyici bir yapıda olmaması kendi oyun portföyü için olumsuz nokta. Özellikle dip çizgiden içeri hareketlendiğinde kendisine gelen yardımlara karşı boş pozisyonda olan 1 uzun ve 1 kısa olmasına rağmen, eksantrik bir şekilde sayıyı atmaya çalışarak savunmanın bozulan dengesine karşı çoğu zaman doğru hamleyi yapmıyor. Bir diğer kritik nokta da kendi şutunu yaratma konusu. Zaman zaman el üzeri isabetleri olsa da ” creating shot ” konusunda iyi bir isim değil Pocius. Gerçi bunu çok fazla zorlayan bir oyun yapısı da yok ancak oyun kartları içinde bulunması halinde çok daha tehlikeli bir isim haline gelebilirdi. Perde sonrası oynatmaya çalıştığı nadir ikili oyunlarda da rakip savunmanın büyük açığı olmadığı sürece net asistler yapamamakta. Bundaki en önemli sebep olarak ikili oyun oynatan kısaların pası vermeden önce bir adım çekilerek kendisine saha görüşü yaratma zorunluluğunu uygulayamamasını görüyorum.
Transferi Açısından Değerlendirme
Pocius’un nasıl bir oyuncu olduğunu bilmeyenler basketbolsever sayısı az olsa da, biraz daha bilgi sahibi olduğumuzu düşünüyorum şu an itibariyle. Şimdi de oyuncu açısından değil, takım açısından nasıl bir transfer olduğunu değerlendirme vakti. Martynas Pocius, oyun kurucu etrafında şekillenen takımlarda daha verimli olan bir oyuncu. Carlos Arroyo ile gelecek sezon da devam etme ihtimali yüksek olan Galatasaray bu tarz bir takım. Her şeye rağmen Pocius’un kesinlikle Jamont Gordon’ın yerine düşünülmemesi gerekiyor. Jamont Gordon’dan doğan boşluğa 1 ve 2 numara oynayabilen, pozisyon yaratabilen ve çok yönlü bir oyuncunun alınması gerek. Pocius’un Galatasaray’da sahip olması gereken rol tam olarak Markoishvili’nin rolüdür. Eğer ki söylentiler gerçekleşir ve Markoishvili takımdan ayrılırsa, Pocius onun yerini doldurmak için en ideal isimlerden biri. Marko’nun takımda kalması durumundaysa Pocius onun için çok iyi bir back-up olabilir. Ancak kısa rotasyonunun Arroyo, Pocius ve Markoishvili ile geçilmesi Galatasaray setlerinde geçtiğimiz sezon da zaman zaman yaşanan tıkanıklıkların devam etmesi anlamına gelebilir. Pocius transferinin daha büyük önem kazanması için Galatasaray’ın Arroyo’yu rahatlatacak bir kısa transferi yapması gerekir.
Kendi açımdan Martynas Pocius’un doğru kullanılması halinde çok faydalı bir transfer olacağını düşünüyorum. Ruhuyla, savaşçılığıyla ve disiplinle oynayan oyuncuların transferlerine her zaman olumlu bakmış olmam da katkı sağlayacağını düşünme sebeplerimden bir tanesi. Rolü net belirlenecek ve o role bürünecek Pocius saha içinde sarı kırmızılılara ciddi güç katacaktır. Keyifle izleyebilmeniz için Litvanyalı oyuncunun signatür hareketlerinin olduğu videosuyla yazımı noktalıyorum.
KAYNAK : altinciadam.com
MARTYNAS POCIUS - AltıncıAdam.com