Bir yanda sabırsız, tezcanlı, ille de olası en kısa sürede başarı isteyen, geneli 'kara cahil' taraftar profili...Diğer yanda fahri olarak başkanlık ve yöneticilik yapan, büyük çoğunlukla kişisel reklam amacıyla bu işlere bulaşan, spor ruhundan uzak 'eşraf'...Bu iki kesimin uzlaşısıyla göreve getirilen, üst üste 2-3 mağlubiyetle defterinin dürüleceğini bilen, son derece kaygan zeminde tutunup bir şeyler yapmaya çalışan yerli-yabancı TD ler...Ve en büyük uğraşısı, futbolun olmazsa olmazı bu üç kesiminin sabırsızlığını-mecburi aceleciliğini mütemadiyen körüklemek olan eğitim düzeyi düşük, pervasız 'mikser' medya...
Bunlara itirazı olan var mı?!..Bu yapı içerisinde kulüplerin uzun vadeli, gerçekçi planlamalarla düzlüğe çıkabileceğini, Türk Kulüplerinin Avrupalı ciddi takımlarla baş edebileceğine ihtimal veren var mı?!..
Sorun keşke sadece yabancı kısıtı olsaydı ama değil maalesef. Yabancı sınırının önceki dönemlere göre neredeyse yok seviyesinde olduğu dönemde hangi başarı elde edildi mesela? Kulüp yöneticilerinin sidik yarışı sonucu borçların katlanmasından başka bir sonucu olamadı hatta...