Arif Ulu
Baba Gündüz
- 26 Kasım 2008
- 80.880
- 19.939
- 3.113
Melo’dan Sonra Eksik Kalan Ruh
Galatasaray kadrosuna uzun zamandır baktığımda gözüme çarpan en önemli eksiklerden biri teknik değil, fiziksel de değil; doğrudan karakterle ilgili bir eksik. Bu takımın orta sahasında kalite olabilir, tempo olabilir, pas bağlantısı olabilir. Ama bence uzun süredir eksik olan şey başka: sertliğiyle, liderliğiyle ve psikolojik etkisiyle oyunun gidişatını değiştirebilecek bir merkez oyuncusu.
Ben burada sadece klasik anlamda bir 6 numara ya da 8 numaradan bahsetmiyorum. Bahsettiğim oyuncu tipi, gerektiğinde oyunu bozabilecek, gerektiğinde sert faul yapabilecek, gerektiğinde takım arkadaşını ayağa kaldıracak, gerektiğinde rakibin yıldız oyuncusunun aklına girecek bir isim. Yani sadece futbol oynamayan, aynı zamanda maçın tansiyonunu da yöneten bir oyuncu.
Bence Galatasaray’ın özellikle deplasmanlarda yaşadığı sorunların bir kısmı da buradan kaynaklanıyor. İç sahada taraftarın gücüyle, atmosferle ve baskıyla bazı eksikleri kapatabiliyorsun. Ama deplasmana çıktığında iş değişiyor. Orada sadece oyun planı yetmiyor. Orada biraz karakter, biraz sertlik, biraz da meydan okuma gerekiyor. Rakip seni itmeye başladığında, tempo yükseldiğinde, tribün baskısı oluştuğunda takımın içinde bu gerginliği yönetebilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyuyorsun.
Galatasaray son dönemde birçok deplasman maçında mücadele ediyor gibi görünse de, çoğu zaman oyuna ağırlığını koyamıyor. Çünkü merkezde rakibi rahatsız eden, onun rahatlığını bozan, maçı gerektiğinde çirkinleştirebilen bir oyuncu eksikliği hissediliyor. Takım bazen top yapıyor ama tehdit oluşturmuyor. Bazen direniyor ama iz bırakmıyor. Bazen oyunda kalıyor ama rakibe gerçek anlamda rahatsızlık vermiyor. Oysa büyük takımların büyük deplasmanları geçebilmesi için biraz da böyle oyunculara ihtiyacı vardır.
Bu yüzden aklıma hep aynı profil geliyor: Felipe Melo tipi oyuncu. Burada mesele birebir yeni Melo’yu bulmak değil. Mesele, onun temsil ettiği ruhu yeniden orta sahaya koyabilmek. Agresif, mücadeleci, gerektiğinde sert, gerektiğinde kirli ama akıllı oynayan, takımın sinir uçlarını diri tutan, rakibin de huzurunu bozan bir oyuncu. Çünkü bazı futbolcular sadece top kapmaz; takımın ruh halini değiştirir. Bazıları sadece pozisyonunu oynar, bazıları ise maçın havasını değiştirir.
Galatasaray’da bugün eksik olan şeylerden biri tam olarak bu. Takımın merkezinde hem fiziksel hem mental anlamda ağırlık koyabilecek bir oyuncu eksik. Sadece koşan, sadece pres yapan, sadece teknik olan değil; karakter koyan, sertliği hissettiren, zor anlarda öne çıkan bir oyuncu. Bence bu eksik giderilmeden Galatasaray özellikle zor deplasmanlarda hep bir yönü eksik kalacak.
Çünkü bazı eksikler taktikle kapanmaz.
Bazı eksikler doğrudan kimlikle ilgilidir.
Ve Galatasaray’ın orta sahasında şu anda eksik olan şey de biraz tam olarak bu kimliktir.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde yapılacak transferlerde sadece top kullanan değil, aynı zamanda oyunun sertliğini, tansiyonunu ve psikolojik tarafını da yönetebilecek oyunculara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Galatasaray kadrosuna uzun zamandır baktığımda gözüme çarpan en önemli eksiklerden biri teknik değil, fiziksel de değil; doğrudan karakterle ilgili bir eksik. Bu takımın orta sahasında kalite olabilir, tempo olabilir, pas bağlantısı olabilir. Ama bence uzun süredir eksik olan şey başka: sertliğiyle, liderliğiyle ve psikolojik etkisiyle oyunun gidişatını değiştirebilecek bir merkez oyuncusu.
Ben burada sadece klasik anlamda bir 6 numara ya da 8 numaradan bahsetmiyorum. Bahsettiğim oyuncu tipi, gerektiğinde oyunu bozabilecek, gerektiğinde sert faul yapabilecek, gerektiğinde takım arkadaşını ayağa kaldıracak, gerektiğinde rakibin yıldız oyuncusunun aklına girecek bir isim. Yani sadece futbol oynamayan, aynı zamanda maçın tansiyonunu da yöneten bir oyuncu.
Bence Galatasaray’ın özellikle deplasmanlarda yaşadığı sorunların bir kısmı da buradan kaynaklanıyor. İç sahada taraftarın gücüyle, atmosferle ve baskıyla bazı eksikleri kapatabiliyorsun. Ama deplasmana çıktığında iş değişiyor. Orada sadece oyun planı yetmiyor. Orada biraz karakter, biraz sertlik, biraz da meydan okuma gerekiyor. Rakip seni itmeye başladığında, tempo yükseldiğinde, tribün baskısı oluştuğunda takımın içinde bu gerginliği yönetebilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyuyorsun.
Galatasaray son dönemde birçok deplasman maçında mücadele ediyor gibi görünse de, çoğu zaman oyuna ağırlığını koyamıyor. Çünkü merkezde rakibi rahatsız eden, onun rahatlığını bozan, maçı gerektiğinde çirkinleştirebilen bir oyuncu eksikliği hissediliyor. Takım bazen top yapıyor ama tehdit oluşturmuyor. Bazen direniyor ama iz bırakmıyor. Bazen oyunda kalıyor ama rakibe gerçek anlamda rahatsızlık vermiyor. Oysa büyük takımların büyük deplasmanları geçebilmesi için biraz da böyle oyunculara ihtiyacı vardır.
Bu yüzden aklıma hep aynı profil geliyor: Felipe Melo tipi oyuncu. Burada mesele birebir yeni Melo’yu bulmak değil. Mesele, onun temsil ettiği ruhu yeniden orta sahaya koyabilmek. Agresif, mücadeleci, gerektiğinde sert, gerektiğinde kirli ama akıllı oynayan, takımın sinir uçlarını diri tutan, rakibin de huzurunu bozan bir oyuncu. Çünkü bazı futbolcular sadece top kapmaz; takımın ruh halini değiştirir. Bazıları sadece pozisyonunu oynar, bazıları ise maçın havasını değiştirir.
Galatasaray’da bugün eksik olan şeylerden biri tam olarak bu. Takımın merkezinde hem fiziksel hem mental anlamda ağırlık koyabilecek bir oyuncu eksik. Sadece koşan, sadece pres yapan, sadece teknik olan değil; karakter koyan, sertliği hissettiren, zor anlarda öne çıkan bir oyuncu. Bence bu eksik giderilmeden Galatasaray özellikle zor deplasmanlarda hep bir yönü eksik kalacak.
Çünkü bazı eksikler taktikle kapanmaz.
Bazı eksikler doğrudan kimlikle ilgilidir.
Ve Galatasaray’ın orta sahasında şu anda eksik olan şey de biraz tam olarak bu kimliktir.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde yapılacak transferlerde sadece top kullanan değil, aynı zamanda oyunun sertliğini, tansiyonunu ve psikolojik tarafını da yönetebilecek oyunculara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.