Kahraman katıyorum işte olaya, Polonya korkunç bastırıyordu! Türkler ise bu savaşta cephelerinden çıkamayan askerler gibiydiler! Sonra Emre Peker'in dedesi çıktı (ki o zamanlar demişti benim torunumun ismini Emre koyun diye bu yüzden biliyoruz) ve 9 kişiyi geçerek, ayrıca birinin de aşil tendonunu yırtarak kaleye doğru süzüldü. Sonra rakip kale direğinden sektirdiği topa bir kuğu zerafetinde yükselerek rövaşatayı vurdu. İşte bu Polonya'nın sonunu getirecek olan taarruzun başlangıcıydı.
Al işte, daha ne olsun. Kahramansa kahraman, savaşsa savaş, bir de romantizm ve ihanet katsak buna...
Hmmm mesela Arzu Keskin'in dedesi aslında Polonya'lıydı ama Türk'lerde oynuyordu, bu yüzden...
tıkandım

özellikle romantizme uygun değil şablon.