Laubalilik olarak bahsedilen durum oyuncuların cıvıklığından kaynaklanan bir durum değil bence. Okan Buruk'un bir oyun planı var. Yerleşimden bağımsız olarak direktifleri çok net ve bu direktifler değişmiyor. Önde bas, rakibi çıkartma, dar alanda oyna, yüksek efor göster. Bu direktifler öyle katı ki Bayern, ManU, Tottenham gibi 3 yıl içerisinde oynadığımız zorluk derecesi en yüksek maçlarda bile değişmedi.
Okan Buruk'un bence en büyük hatası bu. Bazen frene basman gerekir. 2 veya 3 farklı öne geçtikten sonra frene basarsın. Bu sayede hem takım bir nebze dinlenmiş olur hem oyun soğur. Tabi bunu yapabilmen için kadro yapısının da buna uygun olması lazım. Bizim oyuncu değişikliklerinin geç olmasından ötürü yaptığımız eleştiriler de biraz bu yönden boşa çıkıyor. Eldeki oyuncu havuzu dengeli durup, set oynayacak, oyunu soğutacak bir karışıma sahip değil. Tüm kanatlar basıp giden, tüm orta sahalar topu kazanınca direkt ileriye oynayan tipler.
Takımın saha içerisinde çok kaliteli oyuncuları var olmasına karşın tempo ayarı yapmak herkesin harcı değil. Mertens bile devasa tecrübesine karşın bu tempo ayarındaki kilit oyuncu rolünü oynayamıyor. O da direkt ileriye oynayan bir tip.
Takımın en kaliteli stoperi Davinson bile dengesiz bu konuda. Alınca direkt dikine oynayan ve utanmasa her maç 4-5 net gol pozisyonuna girebilecek bir tarza sahip.
Çare ne olabilir?
Ya bu takıma oyunu tutacak, soğutacak, tempoyu düşürecek oyuncu transfer edeceğiz ya da yedek kulübesinde bu yüksek eforlu oyunu devam ettirecek bol miktarda yedek oyuncu alacağız ki bu sayede maçların 60-70. dakikalarından sonra düşmeyelim.