Ben Teknik Adami harcamayi sevmem genel olarak, ama Prandelli´yi sevdigim halde, benim futbol anlayisima cok ters islere imza atiyor. Ki ben sezon basinda bu adama kefil olmustum... Maalesef takimi full potansiyelinde oynattigini sanmiyorum. Daha öncede söylemistim, ligdeki yerli oyuncularin arasinda pek büyük fark yok diye. Yillardir nefret ettigim Sabri bile, en az 1.5 yil boyunca herkesin istedigi Veysel kadar iyi/kötü bir bek mesela. Takimin en effektiv olabilecegi sekilde oynatildigini sanmiyorum, Arsenal karsisinda yaptigimiz hatalarin aynisini üc hafta sonra Dortmund karsisinda yapmamiz normal degil. Oliver Kahn bile ZDF´de bunu bir yarida fark edebildi.
Mustafa Denizli ile ilgili fikirin ne Burak ?
Mustafa Denizli reçeteyi yazdı! - Ligtv.com.tr
Ben bir aydir takim üzerine ne düsündüysem, Mustafa Denizli bunlari asagi yukari bu kisimda dile getirmis. Prandelli bunlari nasil göremiyor bilmiyorum, ama takimi hem hizli oynatmaya calisip, oyuncu ve taktiksel tercihleri ile yavas oynatmaya itiyor. Yani sahada istedikleri ile, yaptiklari arasinda bir uyum göremiyorum Prandelli´nin.
Mustafa Denizli yerli TD ler içinde entelektüel birikimiyle zaten açık ara 1 numaradır, geldiği konumları hazmetme konusunda başkaları kadar zorlanmamış olması da bu sayededir...Maça göre taktik belirler, ürettiği -bazen herkese çok tuhaf gelen- çözümlerde başarı yüzdesi yüksektir; futbolcudan da çok iyi anlar, Emre Belözoğlunu 11 yaşında kulübe kazandıran da, Bülent Korkmaz ı 19 yaşında en kritik Avrupa maçında sahaya süren de kendisidir, örnekler artırılabilir; tabi arada Dominique İorfa gibi birkaç fiyasko işin doğası gereği olarak mazur görülebilir...Ayrıca insani ilişkilerinde de gayet uyumlu ve medenidir...
Yıldız konumundaki futbolculara karşı çoğu defa neredeyse limitsiz tolerans göstermesi, genel olarakta çalıştırdığı takımların fizik-kondüsyon yönüyle yüksek bir çizgide devamlılık sergileyemiyor olmasını da kendisi hakkındaki olumsuz veriler olarak görüyorum; Fatih Akyel in ''Tanıdığım en iyi profesyonel Hagi dir, kaçırdığı tek bir idmanı bile telafi edebilmek için mutlaka extra idman yapardı; en yetenekli futbolcu ise Rapaiç idi ama adamı hiç idmanda görmedim!'' sözü Denizli nin yetenekli oyuncuya tavizkar tutumunun tescili mahiyetindedir...Ancak son yıllarda bütün kulüplerin ciddi bir profesyonel kondüsyoner ekibiyle çalışıyor olması bu noktadaki zaafını minimalize edecektir...
Mancini nin gidişi konuşulmaya başlandığı andan itibaren, özellikle de yerli oyuncu kalitesi bağlamında kadro yapısının bozukluğu nedeniyle yerli bir TD tercih edilmesi yönünde tavrım netti ve çeşitli başlıklarda defalarca da ifade ettğim üzere ilk tercihim de Denizli idi; bu görüşte olan kişiler olarak her defasında 'Bu çöpe-fosile mi kaldık?' aymazlığına maruz kaldık hatırlarsan...
Yabancı herhangi bir TD, sözgelimi Adem Büyük' ün bu takımın forvet sıkıntısını gidermede merkez ve kanat forvet olarak katkı sağlayabileceğini, Yasin' in bu takım için gereksiz olacağını, Tarık için konuşulan rakamların uçukluğunu vs nereden bilsindi ki?...Kaldı ki mevcut yabancı kontenjanını kullanabildiğimiz verimliliği dikkate alınca, kuraldan şikayet etmeye de pek hakkımız kalmıyor; Denizli bundan daha mı kötü kullanırdı kontenjanı?...
2010-2011 sezonunda takım yerlerde sürünürken, hala 'Aslında Galatasarayın kadro kalitesi çok iyi vs...' kanaati hakimdi...Bir tek Mustafa Denizli, hemde daha ikinci yarının başlarında, yayıncı kuruluşta yaptığı yorumda net olarak aksini ifade etmişti: ''Galatasaray kadrosunda bulunanlardan 5, en fazla 6 futbolcu seneye kadroda tutulmalı, diğerleri bu seviyenin futbolcusu değil, Barışla Marışla olmaz bu iş!''...O zaman bunu diyebilen adama Mancini sonrası görev verildiğini düşünün; kadro yapısıyla ilgili karar verilmesi gereken bir çok konuda kafasında çözümler hazırdı bile, Prandelli veya bir başkasının tespit edipte ancak sonraki sezon -o da belki- çözebileceği konuları en baştan halletmesi muhtemeldi yani!...
Tabi şu da var; Denizli gelmiş olsa da bu gruptan çıkamamamız muhtemeldi; Arsenal - Dortmund la başabaş oynansa da şanssızlıkla kaybedilse, son maça taşınacak gruptan çıkma şansı değerlendirilemeyerek 3. olunsa idi, aynı zamanda ligin favorisi durumunda olsaydık bile burada büyük çoğunluk 'Demedik mi Denizli ile olmaz diye, bununla ancak lig kazanılır, defolsun gitsin!' diye efelenirdi...
Kulüp başkanlarının yabancı TD lere yönelmesinin sebebi sporun ötesinde bir mevzu; hayatın başka alanlarında da bir türlü yenemediğimiz, aşağılık-üstünlük git-gelleri şeklinde tezahür eden 'Yabancı kompleksi' kimi zaman mecbur bırakıyor, kimisinin de işine geliyor...