Alpay Asma
Şef Gümüş Kıvrım
- 23 Kasım 2008
- 73.947
- 23.508
- 3.723
Şampiyonlar Ligi'nde üst üste 3.kez mücadele eden Galatasaray'ımızın yarın deplasmanda karşılaşacağı rakip olan Arsenal , hepimizin bildiği gibi üst üste 17.kez yer aldığı bu dev arena'nın en başarılı ve tecrübeli takımlarından biri olarak dikkat çekmekte.
Her ne kadar, gerek şanssız kuralar, gerekte eski şatafatlı günlerinden uzakta nispeten kendi standardının altında kadroları sebebi ile son yıllarda Çeyrek Final ve ötesine gitmekte zorlansalar da, özellikle ilk tur da gösterdikleri istikrarlı performans ile ilk tur için çekilebilecek en zorlu rakiplerden biri oldukları şüphe götürmez.
Neyse fazla uzatmadan Arsenal analizimize başlayalım.
OYUN STİLİ
Aslında gerek Premier League'in dünyanın en çok takip edilen liglerinden biri olması gerek de, Arsenal'de uzun süreli hanedanlık kuran Arsene Wenger'in yıllardır değişen isimlere rağmen değişmeyen oyun şablonu sebebi ile herkes tarafından bilinen bir oyun oynamaları sebebi ile çok da derinlemesine bir analize girmeye gerek yok sanırım. Yine de genel hatları:
· Mümkün olduğunca çabuk ve kısa pasa dayalı
· Seri kanat oyuncularını içeri kat ettirerek defansın dengesini mümkün olduğunca çabuk bozmayı hedefleyen
· saha içi organizasyonu her zaman güçlü olmuş
bir takımdan , ve oyun şablonundan söz edebiliriz sanırım.
Bunların yanında tabi ki bir çok artı ve eksileri de mevcut bir takımlar.
ARTILAR
1. Yıllardır istikrarlı ve başarılı sayılabilecek şekilde uyguladıkları bir oyun mantaliteleri olması
2. Türkiye Ligi gibi temposu düşük liglerin takımlarına karşı seri pasa dayalı, çabuk oyunları genelde kaldıramayışı
3. Bağlı oldukları sistemi bir üst seviyeye taşıma fırsatı veren Sanchez gibi bu oyunun en önemli futbolcularından birini kadroya katmış olmaları
4. İç saha performansı ezelden beri yüksek bir takım olmaları
EKSİLER
1. Tek tip oyun anlayışını benimsemeleri sebebi ile oyunun kilidini açmakta zorlandıkları maçlarda oyunu lehlerine çevirecek sağlam bir planları olmamaları
2. Arsene Wenger'in oyuncu geliştirmekte gösterdiği başarıyı, oyun içi hamlelerinde ve sistem esnekliğinde gösterememesi
3. Yıllardan beri Viera, Makalele, Khedira gibi orta saha da toparlayıcı rolü üstlenebilecek, ve geriden tempoyu dikte edebilecek tecrübe de fizikli ve teknik bir orta saha profiline sahip olmamaları sebebi ile, pas futbolunu kilitlemeyi başaran rakiplere karşı fiziki açıdan zorlanıp fazlaca zorladıkları hucüm ile takım savunmasının savruklaşması.
İlk maçlarını Dortmund deplasmanında kaybetmeleri de her ne kadar normal sayılabilecek bir sonuç olsa da bu maça daha çok asılmalarını sağlayacak bir etmen olarak sayılabilir.
Tam da bu noktada, muhtemel eksiklerini de düşünerek bizim maça çıkacakları muhtemel 11 üzerinden devam etmek istiyorum.

Yaklaşık olarak buna benzer ile bir kadro ile çıkacaklar, hamle oyuncusu olarak da bu sene çok dikkat çeken bir performans sergileyen Chamberlain büyük ihtimal ile gidişata göre süre bulacaktır. Gerçi bana sorarsanız, bize en ters gelebilecek isimlerin de başında bu isim geliyor, ve 11 başlaması da bu sebeple sürpriz olmaz.
NE YAPARSAK KAZANABİLİRİZ
Şampiyonlar Ligi gibi hiç bir maçı kazanmanın kolay olmadığı bir ligde deplasmanda kazanmak ise daha da zordur, hele ki rakibiniz Arsenal gibi bu arenanın en tecrübeli takımlarından biriyse bunu başarmak daha da zorlaşıyor desek sanırım yanlış demiş olmayız.
Ancak her şeye rağmen bu Arsenal'in yenilmeyecek bir takım olduğu anlamına da gelmiyor. Yukarıda da belirttiğim zaafları fazlası ile yaşayan bir takımlar, ve elimizde de bu oyunu bozabilecek karakterde Melo, ve her ne kadar oynadığı maçlarda hazır bir görüntü vermese de Dzemaili gibi oyuncular da mevcut.
Burada kilit olan ise mümkün olduğunca Arsenal'in fetişizme dayanan pasa dayalı oyun fantazisini tehlike bölgesinden uzakta yaşamasını sağlamak.
Topu ceza alanımız ve civarından ne kadar uzak tutabilirsek, tek gol silahları haline gelen seri hucüm ve delici kanat organizasyonlarını tempoyu düşürerek bozabilirsek o kadar şansımız artar.
Bunları becermenin yolu da Melo,Dzemaili, ve Selçuk 3'lüsünün biraz da parlak günlerinde olmasına bağlı. Eğer Melo yarın fizik açıdan hazır bir görüntü verir ve Selçuk'da son maçta gösterdiği kıpırdanmanın üzerine biraz daha koyabilirse onları en beklenmedik yerden yani kontralar ile vurmamız mümkün olabilir. Zaten Drogba gibi hem tecrübe hem de bu tarz oyuna en ters gelen tipte isimlerden birini kaybetmemiz sebebi ile de başka da şansımız yok gibi.
Uzun lafın kısası kaybetmenin kolay, kazanmanın ise olay olduğu maçlardan birine daha çıkacağız ama sanırım burada alınacak 1 puan da bizim için ilk maçta kaybettiğimiz avantajı yeniden lehimize çevirmek adına çok önemli.
GSC ANALİZ
Her ne kadar, gerek şanssız kuralar, gerekte eski şatafatlı günlerinden uzakta nispeten kendi standardının altında kadroları sebebi ile son yıllarda Çeyrek Final ve ötesine gitmekte zorlansalar da, özellikle ilk tur da gösterdikleri istikrarlı performans ile ilk tur için çekilebilecek en zorlu rakiplerden biri oldukları şüphe götürmez.
Neyse fazla uzatmadan Arsenal analizimize başlayalım.
OYUN STİLİ
Aslında gerek Premier League'in dünyanın en çok takip edilen liglerinden biri olması gerek de, Arsenal'de uzun süreli hanedanlık kuran Arsene Wenger'in yıllardır değişen isimlere rağmen değişmeyen oyun şablonu sebebi ile herkes tarafından bilinen bir oyun oynamaları sebebi ile çok da derinlemesine bir analize girmeye gerek yok sanırım. Yine de genel hatları:
· Mümkün olduğunca çabuk ve kısa pasa dayalı
· Seri kanat oyuncularını içeri kat ettirerek defansın dengesini mümkün olduğunca çabuk bozmayı hedefleyen
· saha içi organizasyonu her zaman güçlü olmuş
bir takımdan , ve oyun şablonundan söz edebiliriz sanırım.
Bunların yanında tabi ki bir çok artı ve eksileri de mevcut bir takımlar.
ARTILAR
1. Yıllardır istikrarlı ve başarılı sayılabilecek şekilde uyguladıkları bir oyun mantaliteleri olması
2. Türkiye Ligi gibi temposu düşük liglerin takımlarına karşı seri pasa dayalı, çabuk oyunları genelde kaldıramayışı
3. Bağlı oldukları sistemi bir üst seviyeye taşıma fırsatı veren Sanchez gibi bu oyunun en önemli futbolcularından birini kadroya katmış olmaları
4. İç saha performansı ezelden beri yüksek bir takım olmaları
EKSİLER
1. Tek tip oyun anlayışını benimsemeleri sebebi ile oyunun kilidini açmakta zorlandıkları maçlarda oyunu lehlerine çevirecek sağlam bir planları olmamaları
2. Arsene Wenger'in oyuncu geliştirmekte gösterdiği başarıyı, oyun içi hamlelerinde ve sistem esnekliğinde gösterememesi
3. Yıllardan beri Viera, Makalele, Khedira gibi orta saha da toparlayıcı rolü üstlenebilecek, ve geriden tempoyu dikte edebilecek tecrübe de fizikli ve teknik bir orta saha profiline sahip olmamaları sebebi ile, pas futbolunu kilitlemeyi başaran rakiplere karşı fiziki açıdan zorlanıp fazlaca zorladıkları hucüm ile takım savunmasının savruklaşması.
İlk maçlarını Dortmund deplasmanında kaybetmeleri de her ne kadar normal sayılabilecek bir sonuç olsa da bu maça daha çok asılmalarını sağlayacak bir etmen olarak sayılabilir.
Tam da bu noktada, muhtemel eksiklerini de düşünerek bizim maça çıkacakları muhtemel 11 üzerinden devam etmek istiyorum.

Yaklaşık olarak buna benzer ile bir kadro ile çıkacaklar, hamle oyuncusu olarak da bu sene çok dikkat çeken bir performans sergileyen Chamberlain büyük ihtimal ile gidişata göre süre bulacaktır. Gerçi bana sorarsanız, bize en ters gelebilecek isimlerin de başında bu isim geliyor, ve 11 başlaması da bu sebeple sürpriz olmaz.
NE YAPARSAK KAZANABİLİRİZ
Şampiyonlar Ligi gibi hiç bir maçı kazanmanın kolay olmadığı bir ligde deplasmanda kazanmak ise daha da zordur, hele ki rakibiniz Arsenal gibi bu arenanın en tecrübeli takımlarından biriyse bunu başarmak daha da zorlaşıyor desek sanırım yanlış demiş olmayız.
Ancak her şeye rağmen bu Arsenal'in yenilmeyecek bir takım olduğu anlamına da gelmiyor. Yukarıda da belirttiğim zaafları fazlası ile yaşayan bir takımlar, ve elimizde de bu oyunu bozabilecek karakterde Melo, ve her ne kadar oynadığı maçlarda hazır bir görüntü vermese de Dzemaili gibi oyuncular da mevcut.
Burada kilit olan ise mümkün olduğunca Arsenal'in fetişizme dayanan pasa dayalı oyun fantazisini tehlike bölgesinden uzakta yaşamasını sağlamak.
Topu ceza alanımız ve civarından ne kadar uzak tutabilirsek, tek gol silahları haline gelen seri hucüm ve delici kanat organizasyonlarını tempoyu düşürerek bozabilirsek o kadar şansımız artar.
Bunları becermenin yolu da Melo,Dzemaili, ve Selçuk 3'lüsünün biraz da parlak günlerinde olmasına bağlı. Eğer Melo yarın fizik açıdan hazır bir görüntü verir ve Selçuk'da son maçta gösterdiği kıpırdanmanın üzerine biraz daha koyabilirse onları en beklenmedik yerden yani kontralar ile vurmamız mümkün olabilir. Zaten Drogba gibi hem tecrübe hem de bu tarz oyuna en ters gelen tipte isimlerden birini kaybetmemiz sebebi ile de başka da şansımız yok gibi.
Uzun lafın kısası kaybetmenin kolay, kazanmanın ise olay olduğu maçlardan birine daha çıkacağız ama sanırım burada alınacak 1 puan da bizim için ilk maçta kaybettiğimiz avantajı yeniden lehimize çevirmek adına çok önemli.
GSC ANALİZ