Rakip Takım Taraftar Forumlarından Enstantaneler (ARŞİV)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


bu fenerlilerde beyin denen şeyi sakın aramaya kalkmayın.

Kendi başına türk basketbol tarihini oluşturan adama dediklerine bak. Olm fetulahın katkılarını emükleyen ülkerspor olmasa basket tarihinde bir hiçtiniz lan.

Benim altyapılarda oynadığım dönemde Fenerbahçe Süper Lig'in Sivassporundan hallice bir basket takımıydı. Biz ise basketbolda eski ekollerden biriydik. Ülker-Efes, voleyboldaki Eczacıbaşı-Vakıfbank gibi basketbola dominasyon kurmuş kulüplerdi. (Eczacının da basket ekolü vardır)

Ülker tarihin en büyük anti-rekabet işine girişti. Ona rağmen Fenerbahçe basketbolda koyduğu paraya karşılık Efes'in çok gölgesinde kaldı. Baya baya başarısızlar aslında. Biz bile fındık gibi bütçelerle kadın ve erkekte 2 Avrupa kupası getirdik.
 
Stadyum büyüttükleri için, 2003-2011 arası 8 sene boyunca (biz de yeni stadyuma geçene kadar) gelir üstünlüğünden dolayı ligdeki diğer takımlara göre daha iyi oyuncular alabiliyorlardı. O zamanlar Türk Lirası da değerli tabi. Transfer piyasası da şimdiki gibi abuk değil. Stadyum geliri ciddi bir kalem kulüpler için. Gs Bjk 20 bin kişiye oynarken fb 50 bin kişiye oynuyordu.

Ayrıca aziz yine o dönemin basınını elinde tutuyor (passat medyası) ve bugün fb'in holding ile anadolu takımlarına kurduğu baskıyı aynı şekilde aziz de yapıyordu. Fb'in bir anadolu takımı transferleri var, gülmekten ağlarsın.

Ayrıca "Var" olmadığı için tüm derbilerde kköy serileri bulunmaktaydı. Hakemlerin, bilhassa yan hakemlerin o stadyumda ne bayraklar kaldırdığını hatırlayan bilir.

Tüm bunlara rağmen gs o 8 yıla da 2 şampiyonluk sıkıştırmasını bildi.

Fb'in "benim izlediğim" tarihte "dönem olarak" başarılı olduğu tek dönem bu 8 yıllık süreç idi kesinlikle.

Onda da fb 3 şampiyonluk aldı, gs 2 şampiyonluk. Fb'in bir de (4.) şikeli şampiyonluğu var ki, o iş fb'ye oldukça büyük bir zarar açtı malum.

2003-2011 olarak saymak da ne kadar doğru tartışılır. Yani evet bizim stat açısından 2011 demişsin ama aslında 2008'den sonrası yokuş aşağı onlar için. Kötü yönetilmelerinin sonucu hep. Yani 5 sene aslında tam anlamıyla domine ettikleri söylenebilecek dönem, onun içinde de ilk büyük travmaları var. 2008'de şampiyon olamayıp iyi giden Zico'yu kovduktan sonra başarıları hep tek yıllık denk gelişler oldu. 2009'da zaten şampiyonluk yarışında bile değiller, 2010'da da hayatlarının travmasını yaşadılar. O travma yüzünden 2011'de neler olduğunu zaten biliyorsunuz. Ha son 10 yıl daha beter bir çöküş ve buhran içindeler o ayrı ama yani o 5 yıl hariç ligde "biz bu ligin dominant gücüyüz" hissi vermediler. 80'lerin sonundan beri bu böyle.

Bir de biz aslında 2002'den sonra 20.000 kişilik statla da daha iyi rekabet edebilirdik aslında da, ekonomik olarak ters zamanda bizi vuran 2001 ekonomik krizi ve Jardel transferinin yarattığı sorunlar falan derken o aralar biz de kötü yönetildik. Stat yapıcaz diye mimari projelere paralar harcayıp yapamadık, gittik boş yere bir sene olimpiyatta oynadık. Yok kaynak yaratmak için şirketin hisseleri tartışmalı bir şirkete devrettik, sonra geri almaya çalıştık. Bir yandan bedavaya veya ucuza kaptırdığımız oyuncuların yerini doldurmak için saçma transferler yaptık. İyi yönetilsek stat farkına rağmen o 5 yılı da öyle domine edemezlerdi. [Burada stadın etkisini hafife alıyorum sanılmasın. O da elbette 2011'den itibaren onlara karşı elimizi çok güçlendirdi]
 


bu fenerlilerde beyin denen şeyi sakın aramaya kalkmayın.

Kendi başına türk basketbol tarihini oluşturan adama dediklerine bak. Olm fetulahın katkılarını emükleyen ülkerspor olmasa basket tarihinde bir hiçtiniz lan.


Hocanın buna cevabı gecikmeyecektir.
 
Benim altyapılarda oynadığım dönemde Fenerbahçe Süper Lig'in Sivassporundan hallice bir basket takımıydı. Biz ise basketbolda eski ekollerden biriydik. Ülker-Efes, voleyboldaki Eczacıbaşı-Vakıfbank gibi basketbola dominasyon kurmuş kulüplerdi. (Eczacının da basket ekolü vardır)

Ülker tarihin en büyük anti-rekabet işine girişti. Ona rağmen Fenerbahçe basketbolda koyduğu paraya karşılık Efes'in çok gölgesinde kaldı. Baya baya başarısızlar aslında. Biz bile fındık gibi bütçelerle kadın ve erkekte 2 Avrupa kupası getirdik.

Euroleague A lisansı denen halt olmasa Ülkerspor'la birleşmelerine de bir şey demezdim. Olabilir yani gitsin birleşsinler bana ne... Tabi Ülkerspor'un başarılarını kendi tarihlerine yazmaya kalkmadıkları sürece... Ancak o A lisansı oynayan kulübü Fenerbahçe olmaktan çıkarıyor çünkü Ülkerspor o A lisansını kendi başarılarıyla aldı, uzun yıllar Efes ile beraber TR ligini domine eden 2 takımdan biri olduğu için aldı, onun için Euroleague kurulurken A lisansına hak kazandı. Sonra Ülker'in sahibi Fenerli diye basketbol geçmişiyle tarihiyle hiçbir şekilde hak etmeyen bir kulüp olan Fener'e o lisans peşkeş çekildi. Ülker ile birleşmeden Fener kendi kendine Euroleague yönetimine gidip "bize A lisansı verir misiniz?" dese bir taraflarıyla güler, siz kimsiniz derlerdi. O A lisansı olmadan da hiçbir takım ne böyle düzenli olarak baskette ülkenin en iddialı 2 kulübünden biri olabilirdi, ne Avrupa'nın sayılı koçlarını, oyuncularını düzenli olarak getirebilirdi. O yüzden bu birleşmeden beri sahadaki takım aslında Fenerbahçe değil Ülkerspor'dur. Eğer onların tarihlerindeki başarılarının getirdiği bir kazanımı sahiplenmeye kalkarsan öyledir. "Hayır biz Fenerbahçeyiz, Ülkerspor değiliz" diyen onurlu bir kulüp o zaman Ülkerspor'un hak ettiği o A lisansını iade edecekti...

[Ha bu arada tabi Euroleague'e aktardıkları kaynaklar işimize geliyor o ayrı. Yani orada da ön plana çıkmak için yaptıkları bu çakallık dolaylı yoldan kendi ayaklarına sıkıyor. Her zamanki gibi yaptıkları hinlikler, cinlikler, adaletsizlikler kendi ayaklarına dolanıyor. Üstelik o kadar yatırıma rağmen çok sınırlı Avrupa başarısı kazanabildiler.]
 
Euroleague A lisansı denen halt olmasa Ülkerspor'la birleşmelerine de bir şey demezdim. Olabilir yani gitsin birleşsinler bana ne... Tabi Ülkerspor'un başarılarını kendi tarihlerine yazmaya kalkmadıkları sürece... Ancak o A lisansı oynayan kulübü Fenerbahçe olmaktan çıkarıyor çünkü Ülkerspor o A lisansını kendi başarılarıyla aldı, uzun yıllar Efes ile beraber TR ligini domine eden 2 takımdan biri olduğu için aldı, onun için Euroleague kurulurken A lisansına hak kazandı. Sonra Ülker'in sahibi Fenerli diye basketbol geçmişiyle tarihiyle hiçbir şekilde hak etmeyen bir kulüp olan Fener'e o lisans peşkeş çekildi. Ülker ile birleşmeden Fener kendi kendine Euroleague yönetimine gidip "bize A lisansı verir misiniz?" dese bir taraflarıyla güler, siz kimsiniz derlerdi. O A lisansı olmadan da hiçbir takım ne böyle düzenli olarak baskette ülkenin en iddialı 2 kulübünden biri olabilirdi, ne Avrupa'nın sayılı koçlarını, oyuncularını düzenli olarak getirebilirdi. O yüzden bu birleşmeden beri sahadaki takım aslında Fenerbahçe değil Ülkerspor'dur. Eğer onların tarihlerindeki başarılarının getirdiği bir kazanımı sahiplenmeye kalkarsan öyledir. "Hayır biz Fenerbahçeyiz, Ülkerspor değiliz" diyen onurlu bir kulüp o zaman Ülkerspor'un hak ettiği o A lisansını iade edecekti...

[Ha bu arada tabi Euroleague'e aktardıkları kaynaklar işimize geliyor o ayrı. Yani orada da ön plana çıkmak için yaptıkları bu çakallık dolaylı yoldan kendi ayaklarına sıkıyor. Her zamanki gibi yaptıkları hinlikler, cinlikler, adaletsizlikler kendi ayaklarına dolanıyor. Üstelik o kadar yatırıma rağmen çok sınırlı Avrupa başarısı kazanabildiler.]
Ülker demeyelim fetullahspor diyelim.
Himmet diye konuşuyorlar ya aha himmet bu işte. 1 liraya istanbulun göbeğinde arsa alan, üzerine kurulan yapıda tamamen örgüt paraları olan bir oluşum.
Bunların eski başarılarını sahiplenen de fetonun başarılarını sahipleniyordur.

Kimse kusura bakmayacak.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt