11 ayın sultanı Ramazan biterken, 47 ayın sultanı Dünya Kupası başlıyor. Kupa öncesi biraz nostalji yapmak istedim. Beğenilerinize sunarım.
İtalya 90 ~ Henüz ilkokul 1 bitmiş. Yeni öğrendiğim okuma yazmamla gazetenin verdiği Dünya Kupası Tarihi kitabını almışım ve eski kupaları öğreniyorum. Futbol denilen olguyu daha yeni yeni kavrıyorum. Romen milli takımında Galatasaraya transferi gündemde olan Lacatus"u dikkatli gözlerle takip ediyorum. Kupanın ilk maçlarından sonrası flulaşıyor, akılda kalan pek bir şey yok. Sonlarına doğruysa tatil için gittiğim Aliağa"da tanıştığım 3 kişiyle birlikte bir anda İtalya fanı oluyoruz. İsmi o yaşlarda bile ilginç gelen Sikilaçi goller sıralarken, İtalya grubu olarak mutlu oluyoruz. Ama sonrası yine bulanık. İtalya"nın elendiği anlarda neler yaşandığından şu an emin değilim. Sadece tatilin son gününe denk gelen final maçında Almanya"nın Arjantin önünde kupaya uzandığı son anları hatırlıyorum gazino tarzı bir yerde ailemle birlikte eğlencedeyken.
ABD 94 ~ İlkokulu bitirip orta okula geçmenin tatlı mutluluğunun olduğu günlerde Dünya Kupası izleyecek olmanın verdiği bir heyecan kaplıyor içimi. Bu kez futbola çok daha yakınım. Her ne kadar bazen sokakta top oynamak maç izlemekten daha cazip geliyor olsa da Galatasaray"ın üst üste kazandığı 2 şampiyonluğun sevincini bilinçli bir şekilde yaşamışım. Gün boyu sokakta sıcak havada top oynadıktan sonra eve dönüş, duş ve yemek faslının ardından balkona geçip tatlı serinlikte izlenen Dünya Kupası maçları. 4 yıl önce başlayan İtalya sempatizanlığı tavan yapmış. Öyle ki artık üstümde İtalya eşofmanı bile var. 4 yıl önce tanışılan Roberto Baggio ile hayranlık seviyesine yükselmiş düzeyli bir ilişki. Futbol tarihinin bu en karizmatik adamı sayesinde İtalya hem grupları hem de turları zor da olsa geçiyor. Bazen gece yarılarında başlayan maçlar bile takip edilmeye çalışıyor tarafımdan ama son maçlar iyice geç saatlerde olduğu için uykuya yenik de düşülmüyor değil. Amerikalı Lalas"ın ilginç sakalı, Valderama"nın kendine has saçları, Hagi ve Stoickkov"un jeneriklik golleri, Escobar"ın öldürülmesi, Romario"nun çok klas hallerde attığı goller ve sevinçleri, Bebeto"nun attığı golü yeni doğan bebeğine armağan etmesi, Nijeryalı Yekini"nin attığı golü kale ağlarında kutlayışı, Omam Bıyık isimli futbolcu olduğunu öğrenmek, Maradona"nın kupadan ihracı, Brolin"in dönerek yaptığı gol sevinçleri ve finalde Roberto Baggio"nun kaçırdığı penaltı... Bugün bile akıllarda kalan güzel hatıralar.
Fransa 98 ~ Lisede hazırlık okuduğum için nispeten rahat geçen bir öğretim yılının sonunda futbol sevdası inanılmaz boyutlara çıkmış durumda. Artık gazete ve televizyondan futbol takip etmek yetmiyor. Galatasaray"ın efsane 4 yıllık sürecinin 2. yılındayız ve gelen şampiyonluğun ardından keyifler yerinde. Süper Futbol dergisinin abonesi de oluyorum ve o ay harika bir Dünya Kupası sayısı çıkıyor. Bunun dışında Euro 96"da tanışılan Panini ile futbolcu kartları merakı bu kupada artarak devam ediyor. Maçlar bizim ülkede makul saatlerde oynandığı için 4 yıl önceki uyku sorunu da ortadan kalkmış ve neredeyse tüm maçlar tarafımdan izleniyor. Önceki 2 kupanın aksine bu kez İtalya sevgisi azalmış ama devam ediyor. Bu kupada Batistuta hayranlığı nedeniyle Arjantin maçları daha ilgiyle izleniyor. Ricky Martin"in efsane şarkısıyla başlayan kupa, Zidane"ın finale damga vurmasıyla bitiyor. 4 Galatasaraylı nedeniyle ilgiyle takip edilen Romanya, sıkıcı geçen grup maçlarından sonra özellikle İngiltere-Arjantin, Brezilya-Danimarka, Hırvatistan-Almanya, Hollanda-Arjantin maçlarıyla keyfin doruklarına çıkıyorum. Futbol dışı kalan hatıralar Amerika 94"e nazaran biraz daha olsa da en unutulmaz kupa benim için Fransa"da oynanmıştı..