Sıla, Ahmet Kural'dan Fiziki Şiddet Gördüğü İddiasıyla Şikayetçi Oldu!

Mahir seninle o günlerde ufaktan bir polemik yasamistik.
Konu AK ve karakteri degil, tanimadigim icin pek bir yorum da yapamam.
Konu, ortaya atilan iddialarin abartili olmasi.
Kadın beyanı olayı çıldırtıyor beni, otomatik olarak suçlu erkek oluyor. Kadına şiddet diye bir realite olması, bu çağda hala töre cinayetleri olması kadın beyanını esas alıp karşı tarafın savunma yapmasına fırsat vermeden linç etmeyi haklı çıkarmaz genel kamuyounda böyle bir sıkıntı var.

Bak daha 3-4 yıl oldu nişanlım tarafından iftiraya uğradım neymiş şiddet uygulamışım, uzaktan yakından alakası yok külliyen yalan. Tek yaptığım sinirlenip duvarları yumruklamaktı, yumruklamanın şiddetiyle elim yarıldı duvar ve yerler biraz kan oldu olay ortak yaşadığımız evde olmuştu, ben evden ayrıldım sonra eve babası gelmiş beni dövdü demiş... Hadi buyrun burdan yakın, artık kendine mi vurdu ne yaptı bilemiyorum ama baya baya inandırmış. Adım dayakçıya çıkmıştı, anneme falan kanlı duvarın fotoğrafını yollamış annem bile bana inanmadı neyseki sonra yalan olduğunu söylemiş ailesine, lakin 3. kişilerde hala beni dayakçı zanneden var.
 
Kadina şiddet asla savunulamaz ama Sıla'nın da bu işi abarttigi ortada sıla zaten samimiyetsiz bir kadın sokakta şiddet gören kadını seyreder bizim millet
Ama mesela kıçı başı güzel ünlü kadın olunca kadın hakları savunucusu olur
Sıla magdurmu bilmiyorum fakat çok uyanık olduğu gerçek.
 
Kadın beyanı olayı çıldırtıyor beni, otomatik olarak suçlu erkek oluyor. Kadına şiddet diye bir realite olması, bu çağda hala töre cinayetleri olması kadın beyanını esas alıp karşı tarafın savunma yapmasına fırsat vermeden linç etmeyi haklı çıkarmaz genel kamuyounda böyle bir sıkıntı var.

Bak daha 3-4 yıl oldu nişanlım tarafından benzer şekilde iftiraya uğradım neymiş şiddet uygulamışım, uzaktan yakından alakası yok külliyen yalan. Tek yaptığım sinirlenip duvarları yumruklamaktı, yumruklamanın şiddetiyle elim yarıldı duvar ve yerler biraz kan oldu olay ortak yaşadığımız evde olmuştu, ben evden ayrıldım sonra eve babası gelmiş beni dövdü demiş... Hadi buyrun burdan yakın, artık kendine mi vurdu ne yaptı bilemiyorum ama baya baya inandırmış. Adım dayakçıya çıkmıştı, anneme falan kanlı duvarın fotoğrafını yollamış annem bile bana inanmadı neyseki sonra yalan olduğunu söylemiş ailesine, lakin 3. kişilerde hala beni dayakçı zanneden var.
Tüm samimiyetim ile gecmis olsun demek istiyorum.
Kadina siddete karsiyim, genel olarak siddete karsiyim ama böylesine de diyecek laf bulamiyorum.
Yazik günah gercekten bir insanin hayatina etkilerini düsünmeden yapilan eylemler.
 
Kadın beyanı olayı çıldırtıyor beni, otomatik olarak suçlu erkek oluyor. Kadına şiddet diye bir realite olması, bu çağda hala töre cinayetleri olması kadın beyanını esas alıp karşı tarafın savunma yapmasına fırsat vermeden linç etmeyi haklı çıkarmaz genel kamuyounda böyle bir sıkıntı var.

Bak daha 3-4 yıl oldu nişanlım tarafından iftiraya uğradım neymiş şiddet uygulamışım, uzaktan yakından alakası yok külliyen yalan. Tek yaptığım sinirlenip duvarları yumruklamaktı, yumruklamanın şiddetiyle elim yarıldı duvar ve yerler biraz kan oldu olay ortak yaşadığımız evde olmuştu, ben evden ayrıldım sonra eve babası gelmiş beni dövdü demiş... Hadi buyrun burdan yakın, artık kendine mi vurdu ne yaptı bilemiyorum ama baya baya inandırmış. Adım dayakçıya çıkmıştı, anneme falan kanlı duvarın fotoğrafını yollamış annem bile bana inanmadı neyseki sonra yalan olduğunu söylemiş ailesine, lakin 3. kişilerde hala beni dayakçı zanneden var.

Bir erkegin en buyuk imtihani
Eşi/sevgilisi/nisanlisi derim her zman.
Gecmis olsun hocam
 
Kadın beyanı olayı çıldırtıyor beni, otomatik olarak suçlu erkek oluyor. Kadına şiddet diye bir realite olması, bu çağda hala töre cinayetleri olması kadın beyanını esas alıp karşı tarafın savunma yapmasına fırsat vermeden linç etmeyi haklı çıkarmaz genel kamuyounda böyle bir sıkıntı var.

Bak daha 3-4 yıl oldu nişanlım tarafından iftiraya uğradım neymiş şiddet uygulamışım, uzaktan yakından alakası yok külliyen yalan. Tek yaptığım sinirlenip duvarları yumruklamaktı, yumruklamanın şiddetiyle elim yarıldı duvar ve yerler biraz kan oldu olay ortak yaşadığımız evde olmuştu, ben evden ayrıldım sonra eve babası gelmiş beni dövdü demiş... Hadi buyrun burdan yakın, artık kendine mi vurdu ne yaptı bilemiyorum ama baya baya inandırmış. Adım dayakçıya çıkmıştı, anneme falan kanlı duvarın fotoğrafını yollamış annem bile bana inanmadı neyseki sonra yalan olduğunu söylemiş ailesine, lakin 3. kişilerde hala beni dayakçı zanneden var.

"Kadının beyanı esastır" meselesi zaten kadın hakları mücadelesine zerre faydası olmayan feministlerin uydurduğu bir şeydir. Onu ciddiye almıyoruz. Bizler kadınların çığlığını duyalım; kulaklarımızı, gözlerimizi kapatmayalım yeter.
 
"Kadının beyanı esastır" meselesi zaten kadın hakları mücadelesine zerre faydası olmayan feministlerin uydurduğu bir şeydir. Onu ciddiye almıyoruz. Bizler kadınların çığlığını duyalım; kulaklarımızı, gözlerimizi kapatmayalım yeter.
Evet doğrudur, bunun için davaya zarar veren fırsatçıların kayığına da binmemek lazım.
 
Kadın beyanı olayı çıldırtıyor beni, otomatik olarak suçlu erkek oluyor. Kadına şiddet diye bir realite olması, bu çağda hala töre cinayetleri olması kadın beyanını esas alıp karşı tarafın savunma yapmasına fırsat vermeden linç etmeyi haklı çıkarmaz genel kamuyounda böyle bir sıkıntı var.

Bak daha 3-4 yıl oldu nişanlım tarafından iftiraya uğradım neymiş şiddet uygulamışım, uzaktan yakından alakası yok külliyen yalan. Tek yaptığım sinirlenip duvarları yumruklamaktı, yumruklamanın şiddetiyle elim yarıldı duvar ve yerler biraz kan oldu olay ortak yaşadığımız evde olmuştu, ben evden ayrıldım sonra eve babası gelmiş beni dövdü demiş... Hadi buyrun burdan yakın, artık kendine mi vurdu ne yaptı bilemiyorum ama baya baya inandırmış. Adım dayakçıya çıkmıştı, anneme falan kanlı duvarın fotoğrafını yollamış annem bile bana inanmadı neyseki sonra yalan olduğunu söylemiş ailesine, lakin 3. kişilerde hala beni dayakçı zanneden var.

Amerika'da bu sene Trump basgan kaldirana kadar Title IX diye bir mevzu vardi.

Title IX kadinlari "rape culture" ve "victim blaming" gibi mevzulardan korumayi hedef alan, kampuslerdeki kadinlari koruma amaciyla cikmis KHK benzeri bir olguydu. Basitce anlatmak gerekirse kadina anonim raporlama hakki veriyordu ve rapor alindigi anda erkek ogrenci okuldan uzaklastiriliyordu.

Ayrica yasa geregi alkollu bir erkek ve kadin seks yapinca kadinin verdigi riza gecerli sayilmiyor ve erkek otomatikmen tecavuzcu sayiliyordu. Bu sebepten dolayi bir arkadasim hicbir sucu olmamasina ragmen 8 ay okuldan uzakta kaldi, sonunda sucsuz bulundu ve okul sadece ozur diledi.

Ayrica bu tarz kadina kafadan adaletin ustune cikma gucu veren yasalar garip bir cadi avi ve toplumsal histeri kulturu yaratiyor. Ozellikle bizim kampusun 2017-18 akademik yili Title IX raporu icler acisi: 235 zavalli erkek raporlanmis, bunlarin 113 tanesi en az bir donem (3 ay) uzaklastirma almis, ve yalnizca bir tanesi suclu bulunmus (o da tecavuz ya da tacizden degil, sozlu istismardan, hakaret etmis yani.) Bu adamlarin tum hayat duzenlerinin bozulmasinin yani sira yaftalandiklari tecavuzcu lakabiyla kaliyorlar ve kampuste dislaniyorlar. Raporlayan kadinlar da anonim oldugundan baslarina hicbir sey gelmiyor ve isin daha da kotusu cogu hata yaptigini bile dusunmuyor.

Neyse ki Trump baskan bizi bu manyak liberal Amerikan zirvasindan kurtardi. Gerci yine de bu hava dagilmis degil, isin daha da kotu yani burada savunamiyoruz Title IX mevzusunun kaldirilmasini cunku 1) Herkesin gozunde potansiyel tecavuzcu oluyoruz, 2) Sistematik olarak sosyal cevrelerden ve kuluplerden dislaniyoruz ki bu Amerikan universitelerinde hayatin butunu demek ve 3) Bize karsi sacma sapan got lalesi herifler sirf kari kaldirmak icin laf atip prim yapiyor.

Neyse ki basima bir bela gelmedi, bundan sonra da gelemiyor zaten.

Yine de ozellikle Turkiye gibi ulkelerde kadini yasalarin bir sekilde korumasi lazim (raporlamanin anonimlestirilmesi ve kolaylastirilmasi, polislerin sensitivity training almasi gibi), ama kadin beyaninin esas olmasi adaletin ruhuna ters.
 
Amerika'da bu sene Trump basgan kaldirana kadar Title IX diye bir mevzu vardi.

Title IX kadinlari "rape culture" ve "victim blaming" gibi mevzulardan korumayi hedef alan, kampuslerdeki kadinlari koruma amaciyla cikmis KHK benzeri bir olguydu. Basitce anlatmak gerekirse kadina anonim raporlama hakki veriyordu ve rapor alindigi anda erkek ogrenci okuldan uzaklastiriliyordu.

Ayrica yasa geregi alkollu bir erkek ve kadin seks yapinca kadinin verdigi riza gecerli sayilmiyor ve erkek otomatikmen tecavuzcu sayiliyordu. Bu sebepten dolayi bir arkadasim hicbir sucu olmamasina ragmen 8 ay okuldan uzakta kaldi, sonunda sucsuz bulundu ve okul sadece ozur diledi.

Ayrica bu tarz kadina kafadan adaletin ustune cikma gucu veren yasalar garip bir cadi avi ve toplumsal histeri kulturu yaratiyor. Ozellikle bizim kampusun 2017-18 akademik yili Title IX raporu icler acisi: 235 zavalli erkek raporlanmis, bunlarin 113 tanesi en az bir donem (3 ay) uzaklastirma almis, ve yalnizca bir tanesi suclu bulunmus (o da tecavuz ya da tacizden degil, sozlu istismardan, hakaret etmis yani.) Bu adamlarin tum hayat duzenlerinin bozulmasinin yani sira yaftalandiklari tecavuzcu lakabiyla kaliyorlar ve kampuste dislaniyorlar. Raporlayan kadinlar da anonim oldugundan baslarina hicbir sey gelmiyor ve isin daha da kotusu cogu hata yaptigini bile dusunmuyor.

Neyse ki Trump baskan bizi bu manyak liberal Amerikan zirvasindan kurtardi. Gerci yine de bu hava dagilmis degil, isin daha da kotu yani burada savunamiyoruz Title IX mevzusunun kaldirilmasini cunku 1) Herkesin gozunde potansiyel tecavuzcu oluyoruz, 2) Sistematik olarak sosyal cevrelerden ve kuluplerden dislaniyoruz ki bu Amerikan universitelerinde hayatin butunu demek ve 3) Bize karsi sacma sapan got lalesi herifler sirf kari kaldirmak icin laf atip prim yapiyor.

Neyse ki basima bir bela gelmedi, bundan sonra da gelemiyor zaten.

Yine de ozellikle Turkiye gibi ulkelerde kadini yasalarin bir sekilde korumasi lazim (raporlamanin anonimlestirilmesi ve kolaylastirilmasi, polislerin sensitivity training almasi gibi), ama kadin beyaninin esas olmasi adaletin ruhuna ters.
Güzel yazmışsın. (y)

Sarı pipi güzel işlerde yapıyor demek ki arada.
 
Bu arada sadece tecavuz suclamasina ozel olarak kadin beyaninin esas alinmasi gibi bir sey de dusunulebilir.

Tecavuz o kadar igrenc bir suc ki; tecavuz sirasinda elinde olmadan, biyolojik sebeplerden dolayi haz aliyor kurbanlar ve nihayetinde her sey olup bittiginde hem psikolojik hem de biyolojik olarak travmatize oluyorlar.

Psikolojik travma sucluluga dayaniyor: seks sirasinda beyin otomatik olarak dopamin salgiladigindan kadinlar ellerinde olmadan bu deneyimden zevk aliyor ve sonrasinda zevk aldiklari icin kendilerini sucluyorlar. Pek cok kadin "Acaba su anda yine tecavuze ugrasam zevk alir miyim?" paranoyasiyla geziyor.

Biyolojik travma ise cok daha kotu: Benzer sekilde normalde seks sirasinda beyinde salgilanan hormonlar, uyarilan taraflar tecavuz sirasinda da aktiflesiyor. Bu yuzden kas hafizasi tecavuze ugrayan kadin bir daha seks yaptiginda kadini tecavuz yaptigi zamana geri goturuyor -- keza seks sirasinda beynin hafizayi etkileyen kismi cok iyi calisiyor. Hal boyle olunca tecavuze ugrayan kadin icin seks yapmak sonsuza kadar mahvoluyor. Bu hapla bayiltilip yapilan tecavuzlerde de gecerli. Beyin uykudayken oldugu evreye gore kadini tamamen kasilmaya itebiliyor, bu da kadinin her zaman cinsel olarak uyarildiginda spazm gecirmesiyle sonuclanabiliyor.

Hal boyle olunca, tecavuz sucunun kalici hasari dusunulunce bu suca dair ozel durumlarin cikmasi zararli olmaz diye dusunuyorum. Gercekten de bir "victim blaming" (kurban suclama) kulturu var cunku, ozellikle Turkiye'de "O saatte orada isi neydi?" cumlesini cok duyuyoruz.

Benim onerim kadin beyaninin tecavuzde esas alinmasi, erkek suclu bulunursa erkegin, sucsuz bulunursa kadinin muebbet hapis yemesi. Demin konustugumuz, Mehmet abinin de basina geldigi gibi birini yanlis yere suclamanin etkileri de oldukca kotu cunku.

Bu esnada insanlar hayat duzenlerinden, islerinden, sayginliklarindan, psikolojilerinden oluyorlar.

Bu konsepti sevenlere Gone Girl ve Jagten gibi filmleri oneriyorum. Gerci bu filmleri izleyip izleyip kadin dusmani olmayin ha, tecavuze ugradigi konusunda yalan soyleyen her kadin icin bunu soylemeye korkan 10 kadin var.
 
Güzel yazmışsın. (y)

Sarı pipi güzel işlerde yapıyor demek ki arada.

Buyuk baskan sagolsun artik mezun olunca calisma vizesi olmadan calisabilme suremiz (OPT - optional practical training olarak bilinir) de bir sene artti.

Buyuk baskan vasifsiz kacak gocmenleri kovarken bizim gibi vatana millete hayirli egitimli gocmenleri bagrina basiyor.

Saka maka bu gidisle Trumpci olacagim ha.
 
"bu gidişle kendi haklarımızı korumak için büyük uğraşlar vermek zorunda kalacağız ve ön yargılar yüzünden bu uğraşlarımızda da akim kalacağız"

Çağdaş Maskülizm temsilcisi Sertan NALBANT
 
images



Yeni proje gelıyormus hazer beyın acıklamalarına gore
 
Şarkıcı Sıla Gençoğlu ve oyuncu Ahmet Kural arasında yaşanan şiddet olayına ilişkin ilk duruşma görülüyor.

Kural, "2017 Mayıs'ında güzel bir ilişkiye başladık. Ancak dünya görüşlerimizin, inançlarımızın farklılığı, arkadaşlarımı hor görmesi nedeniyle ayrılma kararı aldım. Sonrasında 'bir tokat attı' haberi uydurdu. Bir hafta sonra Okan Can Yantır ile olmaya başladı. 1.5 ay evden çıkmadım. Kimseyle görüşmek istemedim" dedi.

6 ay sonra Sıla'nın 'sana ihtiyacım var' diye mesaj yolladığını kaydeden Kural, şöyle devam etti:

"Daha sonra teyzesini, araya kuzenim ortak arkadaşlarımızı soktu. Bana 'Boş ev' diye bir şarkı yazdığını söyledi. Aklımda hala 3. şahıs vardı. Ona üçüncü kişi ile olan birlikteliğiyle ilgili 3 defa o soruyu sordum. Bana değişik cevaplar verdi. Kafamda şüphe oluştu. Olay günü annem ve ablalarımın geldiği gece kendisi bize geldi. Alkol aldık. Kendisi bayağı içti. Rumeli hisarında bulunan evin merdivenin de inerken sendeledi. Kolundan tutup indirdim. Daha sonra Zekeriyaköy'deki benim evime geçtik. İçimde kalan şüpheden dolayı aynı soruyu bir kez daha sordum. Evet 'senin canını yakmak için yaptım' dedi. Kendisinden evi terk etmesini istedim. Aramızda tartışma oldu."

Sıla'ya 'Defol git' dediğini belirten Kural, "Şoförünü aramak istedim. Elimden tuttu. Sonrasında ben kendisinden elimi çekerken düştü. Birkaç kez 'yalvarırım git diye bağırdım'. Kendisi bana 'Yapma Ahmet ne olur konuşalım' diye bağırdı. İddianamedeki sözleri kendisine söylemedim ve kesinlikle vurmadım. Sonra kendisi şoförünü aradı. 15-20 dakika süren kavganın sonunda kendisi dışarı çıktı ve çıkarken de bana 'Seni bitireceğim Ahmet Kural' dedi. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.

Olay günü Kural'ın ailesiyle beraber güzel vakit geçirdiklerini belirten Sıla Gençoğlu, "Sonra eve geçtik. Ancak kurtulamadığım soru geldi. Okan Can Yantır'a dair soru. Alkolün etkisiyle olmalı. Sonra bana ‘git evden defol' vs. dedi. Bir saat boyunca evden kurtulmaya çalıştım. Kötü bir kabus gibiydi. ‘Git burdan seni gebertirim' dedi. Kafamı duvarlara vurdu. Yere düştüm. Kafamı ve böbreklerimi tekmeledi. Bana aileme küfürler etti. ‘Çok sevdiğin baban kollarında ölsün' dedi. ‘o… sen' dedi. Bir şekilde şoförümü aramayı başardım. Peşimden gelmedi. Şikayetçiyim" ifadesini kullandı.

Gençoğlu, "Düzenli bir dayak değildi. Dinlenip dinlenip bir dayaktı. Dinlenip dinlenip derken, ara ara durup sonra tekrar saldırdı. Zaten 45 dakika bir saat dayak yeseydim şuan burada olmazdım" ifadesini kullandı.

Daha sonra Ahmet Kural'ın avukatı, "İdrarda kan olduğu söyleniyor, bunu da böbreğinize vurulmasına bağlıyorsunuz. O dönem regl miydiniz?" diye sordu. Gençoğlu ise, "Hayır regl değildim" diye cevapladı.
 
Geri
Üst Alt