Önsöz
Futbolda başarıyı yakalayabilmek için bazı şeyleri dikkate almalıyız. Bunlardan en önemlisi de sistem ve sabır olsa gerek.
Bunları yazmama Prandelli sebep oldu ama o değil de bir başkası olsa yine aynı şekilde yazardım; sistem ve sabır. Son günlerde Galatasaray çok karışık ve yine yeniden "teknik direktör gitsin yenisi gelsin" sesleri çok yükselmiş durumda. Büyük ihtimallde Prandelli gidecek. Ancak bunun net bir çare olmadığını aslında kendi futbol anlayışımız içinde debelenip durduğumuzu ve bu kısır döngüden bu düşünce yapısıyla asla kurtulamayacağımızı düşünüyorum. Benzer ifadeleri şuradaki
yazımda da dile getirdim.
Bu sebeple futbol tarihine geçen ve hala hafızalarımızda taze olan bir kaç teknik direktörün hayatından ufak parçalar anlatmak istiyorum. İlk olarak bir kaç sene önce futbola veda eden Alex Ferguson'dan bahsedeceğim. Aşağıdaki bilgileri wiki'den derledim. Sıkılmadan okursanız süreci daha iyi takip ederseniz.
Alex Ferguson
Ferguson ilk teknik direktörlük kariyerine 32 yaşında part-time olarak haftalık 40£ aldığı East Stirlingshire'da başlıyor. Sıkı disipliniyle kısa zamanda ün yapıyor. Kulübün forveti Bobby McCulley sonrasında "o ana kadar kimseden korkmamıştım ama Ferguson daha başından beri dehşet bir o... çocuğuydu" diyecektir. Burada kısa bir süre kaldıktan sonra St. Mirren'den teklif alıyor. St. Mirren bulunduğu takımdan daha alt sıralarda olsa da East Stirlingshire göre daha büyük bir kulüptür ama Ferguson çalıştığı kulübe sadık olmak eğilimindedir. Ancak Jock Stein'in tavsiyelerini dinleyerek St. Mirren'e geçer.
1974-1978 arasında St. Mirren'de 4 yıl geçiriyor. Eski İkinci Lig'de diplerde olan ve sadece 1.000 kişilik kalabalığa oynayan takımda kayda değer bir değişim yaratıyor. 1977'de Birinci Lig'de şampiyon olurken keşfettiği genç yetenekler takıma ciddi katkı sağlıyor. Ligi kazanan takımın yaş ortalaması 19 iken, takım kaptanı Tony Fitzpatrick de 20 yaşındadır.
St. Mirren aynı zamanda Ferguson'u kovan tek kulüptür. Ferguson insafsızca kulüpten kovulduğunu iddia ederken 1999'da yayınlanan bir makaleye göre oyunculara yapılan yetkisiz ödemeler de dahil olmak üzere bir takım mukavele ihlalleri yüzünden kavulmuştur. Ferguson oyuncuların vergiden muaf biraz daha fazla para almasını istemiş ve bundan dolayı bölüm sekreterine karşı tehditkar tavırları nedeniyle suçlanmıştır.
1978 Haziran'ında Aberdeen'e teknik direktör olmuştur. Aberdeen İskoçya'nın önemli bir kulübü olmasına rağmen sadece bir kez ligi kazanmıştır. Takım uzun bir süre ligde yenilgi almamış olsa da ikinci olmuştur. Ferguson yaklaşık 4 yıldır teknik direktör olsa bile hala bazı oyunculardan gençtir ve onların saygısını kazanma konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Ertesi sene işler iyi gitmemiş takım İskoçya kupasında yarı finalde elenmiş, ligi de dördüncü bitirmiştir.
1979/80 sezonunda Aberdeen sezona çok zayıf başlasa da form grafikleri birden artmaya başlamış ve ligin son günü 5-0 kazanarak İskoçya liginde şampiyon olmuşlardır. 15 yıldan sonra ilk defa lig Rangers veya Celtic tarafından kazanılmamıştır. Ferguson artık oyuncuların saygısını kazanmaya başlamıştır. Katı bir disipline sahiptir ve oyuncuları ona "Furious Fergie (Öfkeli Fergie)" demektedirler.
Sonraki iki sezon kulüp şampiyon olamasa da 1982'de İskoçya Kupası'nı kazanır ve bu gerçek bir dönüm kapısı olacaktır. 1982/83 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'na katılan Aberdeen finalde Real Madrid'i 2-1 yenerek Avrupa Kupası kazanan üçüncü İskoçya takımı olacaktır. O sene ve ertesi sene ligde yine Aberdeen şampiyon olur. 1985-86 sezonu kötü geçer ve takım ligde dördüncü olur. Ferguson artık kulüpten ayrılmak ister.
Ferguson 1986'da İngiltere'ye geçerek Manchester United'in teknik direktörü olur. Takımdaki bazı oyuncuların alkol problemi vardır ve fizik olarak kötü durumdadırlar. Ferguson disiplini arttırarak 21. sırada (sondan 2.) aldığı takımı sezon sonunda 11. sıraya taşır. İkinci sezonunda (87/88) takıma yeni katılan oyuncular önemli katkı sağlarlar ve ManU ligi Liverpool'un 9 puan ardından ikinci sırada tamamlar. Ligde sadece 5 maç kaybetmiş olmalarına rağmen 12 maç berabere kalmışlardır ve daha iyi olmaları için henüz katetmeleri gereken yolları vardır. Ertesi sene (88/89) 2 yıl önce Barcelona'ya giden Mark Hughes'un geri gelmesiyle herşeyin iyi gitmesi beklenirken takım ligi 11. sırada tamamlar ve FA Kupası 6. turda Nottingham Forest'a elenirler.
1989/90 sezonunda Ferguson paraya kıyar ve kadrousunu gelecek vaad eden oyuncularla doldurur. Sezonun açılış gününde eski şampiyon Arsenal'i 4-1 yenerek iyi bir başlangıç yaparlar. Ancak bunun devamı gelmez. Eylül ayında gelen 5-1'lik Manchester City bozgunu takımı fena etkiler. Bunu takip eden 8 maçın 6'sı kaybedilir ve 2 beraberlik alınır. Old Trafford'da "Üç yıllık bahaneden sonra hala herşey çöp ... defol git Fergie" sesleri yükselmeye başlar. Birçok gazeteci Ferguson'un kovulacağını iddia eder. Yönetim kurulu ona güvendiklerini açıklar.
Yedi maç galibiyetsizlik serisinden sonra FA Kupası'nda rakipleri Nottingham Forest olur. Nottingham o sıralarda iyi bir takımdır ve United'ı rahat elemesi ve Ferguson'un da kovulması beklenmektedir. Fakat United maçı 1-0 kazanır. Bu maç için Ferguson'un kariyerini kurtardığı söylenir. Finalde Crystal Palace da elerler ve Ferguson ManU başında ilk kupasını 4. sezonunda kazanmış olur, Fa Kupası.
1990/91 sezonunda United'un futbolu gelişim gösterse de hala bir tutarsızlık vardır ve ligi 6. sırada tamamlarlar. Bir önceki sezon FA Kupası kazanılmış olsa da hala Ferguson'un lig şampiyonlu kazanmasına şüpheyle bakanlar vardır. 1991/92 sezonunda da Ferguson beklentilerine ulaşamaz. Ferguson'a göre "medyanın çoğu bu ızdıraba onun hatalarının sebep olduğunu düşünüyordu". United sezonun çoğunu lider geçirse de şampiyonluğu Leeds United'a kaptırmıştı.
Takım 1992/93 sezonuna yavaş bir başlangıç yaptı. Kasım'ın başında 22 takımlı ligde takım 10. sıradaydı. Herkes United'ın ligi yine kaçıracağını düşünüyordu. Ancak Eric Cantona'nın takıma katılmasından sonra Mark Hughes ile iyi bir ikili oldular ve United 26 yıl aradan sonra ilk defa lig şampiyonu olmuş oldu. Bundan sonrası ise hem ManU hem de Ferguson için herşey peri masalı kıvamında geçti.
Jürgen Klopp
Klopp 1989-2001 yılları arasında FSV Mainz 05'de profesyonel futbol oynadıktan sonra 2001'de kulübün teknik direktörü oldu. Alt ligde oynayan Mainz 05 üst lige çıkmayı zorladı ancak iki sezon bunu elde edemedi. En sonunda 2003/04 sezonunda Bundesliga'ya çıkma başarısı gösterdi. Bundesliga'da 11. oldular ve UEFA Kupası'na katılma hakkı elde ettiler. Ertesi sene de 11. olduktan sonra 2006/07 sezonunda tekrar küme düştüler. Küme düşseler de Klopp takımın başında 2008'e kadar kalmaya devam etti.
Dortmund Thomas Doll ile 2007/08 sezonunu 13. sırada tamamlamıştı. Bu başarısızlığın ardından takımın başına Klopp geçti ve 2 yıllık sözleşme imzaladı. Dortmund ile ilk sezonunda ligi 6. ikinci sezonunda da 5. sırada tamamladı. Dortmund 2011/12 sezonunda 81 puan toplayarak Bundesliga'da rekor bir puanla şampiyon oldu. Bu puanın 47'si sezonun ikinci yarısında alınmıştı ve bu da ikinci bir rekor oldu. Bundan sonrası ikinci Dortmund efsanesinin başlangıcı olmuş oldu.
Sonuç
Dikkat edilirse Ferguson gittiği her takımda ilk sezonda başarıyı yakalayamış ama bir müddet sonra ciddi bir patlama yaratmıştır. St. Mirren'i 3. yılın sonunda şampiyon yaparken, Aberdeen ile ikinci sezonda şampiyonluğu yakalamıştır. Arada geçirdiği başarısız yıllar olsa da 5 yıl sonra takıma bir Avrupa Kupası hediye etmiştir. Buradaki başarılarının ardından daha göz önünde olan bir ligde ManU'nun başına geçmiş ve burada ilk kupasını ki o da lig şampiyonluğu değil ancak 4. yılında FA Kupası'nı alabilmiştir. ManU başında ilk lig şampiyonluğu ise 6. sezonda kazanmıştır. Türkiye şartlarında böyle bir süreç pek de mümkün değil görünüyor.
Tüm bunlar aslında özendiğimiz başarıların belli bir birikim sonrasında geldiğini göstermektedir. Öte yandan tüm bu ders çıkarılacak durumlar herhangi bir teknik direktörü getirelim ve senelerce takımın başında tutalım anlamına gelmemektedir. Ancak her teknik direktörün pozisyonu; onun kabiliyetleri, takımın mevcut durumu vs gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmeli ve buna bağlı olarak da beklentiler bu ölçütlere göre ayarlanmalıdır. Kulubün ve takımın durumu, gelen yeni teknik direktörün oyun felsefesi ve geçmiş kariyeri dikkate alınmadan herkes için 3-5 maç avans verilmesi ve sezon başında başarısızlık sebebilye görevlerine son vermeye yeltenmek Galatasaray gibi büyük beklentilere sahip kulüpler için ciddi bir stratejik hatadır.
Şimdiden yeni teknik direktör arayışları başlamış durumda. Mustafa Denizliler, Tucheller vs.. Yaşlı ve tecrübeli ya da genç ve gelecek vaad eden birileri. Yeni bir yapılanma, giden oyuncular, gelen oyuncular ve bunların etrafında filizlenen taraftarın hayalleri. İyi hoş şeyler de bugünden itibaren kupasız geçecek 2-3 yıla hazır mısınız.. ManU gibi Ferguson'a 6 yıl sabredebilir misiniz? Sabır limitlerimiz yine 3-5 maç ile sınırlı kalacaksa, işler kötü gittiğinde 10. resmi maçtan sonra yine homurtular yükselecekse bu forumda Galatasaray romantizmiyle yazılan taraftar görüşleri an itibariyle yüzümüzde sadece acı bir tebessüm bırakacaktır.
Jupp Derwall
Prandelli kötü teknik direktör olduğu için değil yanlış zamanda yanlış yerde olduğu için bugün bu noktada. Yeni nesil yaşı gereği geçmişi bilmez, araştırmayı da sevmezse hiç bilemez. 1959'da başlayan Türkiye 1. liginde Galatasaray'ın başında iki sezon şampiyon olmadan geçirip üçüncü sezonu gören iki teknik adam var. Birisi Gündüz Kılıç diğeri de Jupp Derwall'dir. 1961-63 arasındaki Gündüz Kılıç takımı üst üste iki kez şampiyon yapmıştır. 1963/64'te takımdan ayrılan Gündüz Kılıç yerine Çoşkun Özarı geliyor ama sezon sonunda Gündüz tekrar takımın başına geçer. 3 sezon takımın başında kalır ama şampiyonluk elde edemez. Galatasaray 1970-73 yılları arasında ilk sezon Brian Brich - Çoşkun Özarı ikilisi sonrasında sadece Brich önderliğinde üst üste üç kez şampiyon olur. Brich takımdan ayrılır ve Galatasaray 14 yıl sessizliğe gömülür, ta ki Jupp Derwall ile 1986/87'de tekrar şampiyon olana kadar. Galatasaray bu sessiz geçen 14 yıl boyunca hemen hemen her sene teknik direktör değiştirir. Aradaki tek istisna daha önce takıma üç şampiyonluk kazandıran Brian Brich'tir. Ona da en fazla iki yıl sabır gösterilir.
1974-1975 Don Howe - İngiltere
1975-1976 Jack Mansell - İngiltere
1976-1977 M. Allison - İngiltere
1977-1978 Fethi Demircan
1978-1979 Coşkun Özarı
1979-1980 Turgay Şeren
1980-1982 Brian Birch- İngiltere
1982-1983 Özkan Sümer
1983-1984 Tomislav İviç - Hırvatistan
Jupp Derwall Galatasaray'a geldiğinde beklentiler büyüktür. Derwall ilk senesinde şampiyonluğu getiremez, ligi 6. tamamlar ama 3 yıl sonra tekrar Türkiye Kupası'nı Galatasaray'a kazandırır. Kupa değerlidir çünkü sırasıyla Fenerbahçe, Beşiktaş ve finalde Trabzonspor yenilerek alınmıştır. İkinci sezon Galatasaray şampiyonluğa yaklaşır ama averajla ligi Beşiktaş'a kaptırır. Buna rağmen üçüncü sezon da yola devam edilir. Yarışta yine Beşiktaş ve Galatasaray vardır. Aslında ligi uzunca bir süre Samsunspor domine etmiştir ancak son haftalarda Beşiktaş ağırlığını koyar. Galatasaray cephesinde Derwall için homurtular artar. Takım üzerinde ciddi baskı vardır. Son üç maç öncesinde Beşiktaş 2 puan farkla liderdir. 36. haftada Beşiktaş çok tartışılan maçta Malatyaspor'a 1-0 yenilir. Puanlar eşitlenir ama averajla yine Beşiktaş liderdir. 37. haftada Beşiktaş Denizlispor ile 1-1 berabere kalarak liderliği Galatasaray'a kaptırır. Son maçta Galatasaray içerde Eskişehirspor'u da 2-1 yenerek 14 yıl aradan sonra şampiyon olur. Herşey birden tersyüz olmuş burun kıvrılmaya başlanan Derwall ve Galatasaray birden hem kendi kaderini hem de Türk futbol tarihini değiştiren adımı atmıştır.
Bugün sevgiyle yad ettiğimiz Derwall'e 3. sezonunda verilen tepki yukarda görülüyor. Biz bunları hep yaptık ve şu anda Pradelli ile yine yapmaya devam ediyoruz. O yüzden soruyorum Prandelli gitse rüyaları süsleyen teknik direktör gelse ManU gibi 6 yıl sabredebilecek misiniz, Dortmund gibi 2 yıl sabredebilecek misiniz... Ben hiç sanmıyorum ve Prandelli'nin de boşuna istifaya çağrıldığını, Galatasaray için yeterli yetenekte ve tecrübede olduğunu düşünüyorum. Ancak malesef yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyor. Biz bu sabrı bir kere gösterdik onu da yüzümüze gözümüze bulaştırıyorduk. Hatta bulaştırdık da herhalde bize iyilik melekleri yardım etti. Keşke bir kere de olsa bu olanlardan gerçek anlamda ders alabilsek.
Kaynaklar:
Alex Ferguson - Wikipedia, the free encyclopedia
Manchester United F.C. - Wikipedia, the free encyclopedia.
Jürgen Klopp - Wikipedia, the free encyclopedia
1. FSV Mainz 05 - Wikipedia, the free encyclopedia
Borussia Dortmund - Wikipedia, the free encyclopedia
https://www.tff.org/default.aspx?pageID=545
https://www.galatasaray.org/tarih/pages/tarihteknikdirektor.php