Graeme Souness, elinde bayrağı dalgalandırırken Fenerbahçe yöneticilerinin bulunduğu şeref tribününde gözüne biri ilişti… Elindeki bayrağı da stadın ortasına götürüp dikmeye o an karar verdi:
"9 ay önce Galatasaray'ın teknik direktörü olduğumda, Fenerbahçe'nin yöneticilerinden biri, 'Galatasaray bir sakata imza attırarak ne yapıyor?' demişti. Yıllar önce olduğum açık kalp ameliyatına atıf yapıyordu. O bu lafı ettikten 9 ay sonra da kendi stadlarında kupayı kazandık… Elimde Galatasaray bayrağıyla boşalan stada, şeref tribününe bakıyordum. Bana 9 ay önce kırıcı laflar eden o Fenerbahçeli yöneticiyi gördüm, şimdi sana gösteririm dedim, bir çılgınlık anında, orta sahaya ilerledim ve bayrağı tam ortaya diktim."
"Zemin çok sertti. Sanırım ikinci, üçüncü denememde başarabildim. Ama o sahanın ortasına kadar gittikten sonra o bayrak zaten oraya dikilecekti…!"
"Sonra kafamı kaldırdım ve yaptığımın aslında çok da akıllıca olmadığını fark ettim."
"Tribünde kalan Fenerbahçe taraftarları tel örgüleri aşıp sahaya inmeye çalışıyordu. Islıkları, bağrışmaları hatırlıyorum. Hemen polis kalkanının altına girdim. Atılan şişeler, kalkandan sekiyordu. Polis iyi iş çıkardı doğrusu. Tünele girdim, 30-40 dakika yürümüş gibiyim o tünelde, çok uzun bir tünel olduğunu hatırlıyorum. Sonra tam kurtuldum herhalde derken bir taraftar girdi tünele, onunla da biraz itiş kakış oldu ama soyunma odasına girmeyi başardım."
Peki korkmuş muydu?
"Hayır, hayır kesinlikle… Kazanmanın coşkusu mutluluğu vardı. Kesinlikle o gece hissetiğim şey korku değildi. Ama soyunma odasına girişimi hatırlıyorum. Dedim 'Bu iş bitti..' Kulüp başkanı gelecek ve o an orada beni kovacak, yarın ilk uçağa bindirip gönderecekler herhalde dedim… Ama tam tersi oldu. Soyunma odasına göz yaşlarıyla geldiler. Hiç bu kadar kısa sürede bu kadar çok erkek tarafından sarılıp öpülmemiştim."
"Belli ki kupayı kazandığımız için çok mutlu olmuşlardı, ama asıl Fenerbahçe stadına Galatasaray bayrağı diktiğim için mutlu olmuş gibi görünüyorlardı."
"Ama anlıyorum. Türk toplumu maço bir toplum, kendimizle de bağdaştırabiliyorum. İskoçlar ve Türkler birbirlerinden çok farklı değiller, çok benziyorlar. Hafif çatlak ve duygusallar, çılgınca işler yapabilirler."