Sohbet Konusu

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Özgür aşka inanır mısın? Ben inanmıyorum gibi o yüzden sordum. İnanıyorsan niye inanıyorsun, aşk mı aslında hissedilen yoksa gizem midir karşı tarafa dair, ya da kafamızda bir profil çizeriz ve sevdiğimiz kişinin her hareketini bu profil içine mi koyarız.? Daha sonra da ilk zamanlardaki durum ortadan kaybolduktan sonra o kisiyi mantıklı bir şekilde mi görürüz. Niye hep çevremizde ya düşündüğüm gibi değilmiş gibi cümleler var. Aslında belki o hiç bizim düşündüğümüz gibi değildi sadece biz kafamızda bir profil oluşturduk aşık olunacak ve onun her hareketini o profil içinde görmeye çalıştık. Aşk saçmalık.. Yok öyle birşey dünyada. Bu duygu ölürse ne olur ?

Aşk imkansızlıktır. tek cümle..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Doğru gibi aşkla ilgili her destanda da Şirin ile Ferhat mıydı herhalde Ferhat'tı . Leyla ile Mecnun vs. vs. hepsinin aşkını değerli kılan bir şekilde birbirlerine ulaşamaları. Belki ulaşsalardı aşk da olmazdı. Bu imkansızlık derken onu elde etmek ne kadar imkansıza yakında aşk duygusu o kadar da artar mı ? Bu bölüm güzelmiş ya. Saçmalamak gibisi yok. Diğer yerlerde bu konuşmalara saçma derler ama burda öyle bir şey de yok. Teşekkürler forum yönetimi :)
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Aşka inanmıyorum diyenler nedense aşk acısı çekmişlerdir geçmişte (: Ayrıca aşkı daha çok tanımadığın insanlara karşı duyarsın. Tanıdıkça kötü tarafları görürsün.. ne demiş atilla ilhan abiimiz





Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular!



















Not: ulan reklamlar bile saçmalıo, yan tarafta fan resmi var D:



not2: fan yokolmuş
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Atilla İlhan büyük şairmiş. Nazım da öyle. Aşk acısı nedir var mıdır ya da kaybettiğin birisine karşı duyulan acı mı. Zordur cevabı fakat hiç kimse yoktur çevrede iki yıl öncesinin aşk acısını yaşayan. Zaman ve şarap unutturur herşeyi.. Zaman kirletir de insanları. Büyümek demek çocukca saflığı kaybetmek de demek..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Ya da şöyle bir şey. Çok sevdiğim bir arkadaşım demişti nasıl bir duygudur ondaki yaşamadım bilmiyorum. Aslında unutmak için kalbinin bir parçasını çıkarıp atarsın ve bu durum seni eski saflığından alıkoyar. Artık o yaşanan acıdan dolayı tam aşık olamazsın çünkü kalbinin tümü yoktur deyip ya saçmalamıştı ya da doğru söylemişti. Bunu diyen bir de erkekti..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Yıl 2007 mevsim ayrılık mevsimi... turuncu yapraklar kuruyup düşerken dalından, bir hayat düştü kalbimin yamacından ... ama o benim çam ağacımdı, kış gelince yaprakları dökülmezdi..evet dili geçmiş zamanı çok kullandığım zamanlardı. Zaman derken, şimdi anlıyorum. Yoksa zaman kavramı yoktu. Güneş sadece o gecenin bittiğini, göz yaşının bittiğinin habercisi idi, artık yatma vaktiydi..amaçsız gecen, daha dorusu acının geçmesini beklerken göz yaşımla yıkadım karanlık sessizliğimi..



hıçkırıkları tutmaya çalışmak ne kadar zor o zamanlar anladım.. utanmanın ne olduğunu..



vay be en çok kullandığım sözddü..vay be..ne kadar zaman geçmiş..



(:
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Sen baya bi uçmusun o zamanlar :) Benim anneanne akıllı kadın. Aşık olacağın kişi senin için hayatın renklerini değiştirmeli onla beraberken daha önce gördüğün şeylere farklı renkler katabilmesin demişti. Ben de dedem bunu yaptı mı dedim. Yok o salaktı denizciydi demişti. Eee niye bunu anlattın o zaman dedim. Banada anneannem anlatmıştı, o denizdeyken hep bir hayalimdeki adamın gelmesini beklerdim fakat her seferinde o salak gelir ve beni düşlerimden uyandırırdı demişti :)
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



(: Aşık olcağın kişiyle saçmalayabilmelisin, ne biliyim gerektiğinde pes oynayacaksın, gerekince beraber sarhoş olup beraber kuscaksın (: gerektiğinde ağladığında omuz olacaksın, ceksin, caksın, ceksin



Aşk seçilmiyor ki. Dan die geliyor
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Türkiye o anlamda garip bir ülke. Aşk ilişkisi bile benim gördüğüm bir savaş ilişkisine dönmüştü. İpler kimin elinde vs. vs algısı özellikle kızlarda çok yaygındı. Özgür kızız diyorlardı nasıl özgürlükse o, sonra niye beni kaç gündür aramadın neden nerdeydim ve ne yapıyordum diye sormadın diye kavga yapıyorlardı erkek arkadaşlarıyla, hatta çok arayınca da ben senin kölen miyim niye her işe karışıyorsun diyorlardı.

Tabi bir de ekstrem sol vardı. En uçta. Arkadaşlar varolan toplumsal sistemi yıkayacaklar yerine yenisini getirerecekler sözde. Fakat içki içmek bile neredeyse yasaktı, salakça bir şey de uydurmuşlardı devrimci aşk diye.. O ne demek ya devrimci aşk. Sözde özgürlükçüler ama kızlara bakışları, kızların davranışları direk karşı çıktıkları sistemin yok ya ne sistemi kapitalizm bunu demez ki, daha doğrusu karşı çıktıkları dinin izleri ile alakalıydı. Kahrolsun kapitalizm ordan yaşasın feodalizm demeselerde karşı kültür olarak onu yerine koyuyorlardı.. Ahhh Türkiye. Bu konuda çok yol kat etmeli.. Nazım bir şiirinde diyordu ya yeri soframızda öküzümüzden sonra gelen, kaçırıp uğruna hapisler yattığımız . Çelişkiyi de vurgulamış aslında. Belki de Nazım'ın değildir şiir..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Aşkın sosyal çevrede tarihi (: Bilir misin bilmem ama 80 solunda, aşk ilişkişerine karşı tutucu bir yapı vardı. Aşkı burjuva oyunu görüyorlardı ve franksyon-örgüt içinde aşı yasaklamışlardı. İslamcıların zaten aşk anlayışıyla ilgili bişeyler söylemeye gerek yok. Şu anda ise, aşk daha çok teknolojiye oldu. Yani bir kızdan çok telefonla veya bilgisayarla çıktığımı zannediyordum zaman zaman. Sürekli elde telefon, napıosn ne ediosn neden ordasın nasıl kim kimle ZZZZZZZTTtttt(/&%+/&&%+&%%+^+

İşin diğer tarafı aşk artık satranca dönüşmüş...Hamle, karşı hamle...
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Var o etki ya babamdan biliyorum hatta çok gülüyordum. Eski solculardandı. Erkek kardeşimi bir kız arasa gel seni arayan var deyip sırtına vuruyordu, beni birisi arasa kim ki o arayan diyordu :) Hatta annem de bu Türkiye'deki solcular fabrikasyon hatası hepsi böyle falan deyip dalga geçiyordu. Yasasın dijital ask. Seninki gene iyiymiş, Türkiye'de bazıları hiç birebir gerçek hayatta konuşmadıklarına aşık oluyorlardı netten. Ya zaten benim bir ara icq vardı. Sonra kapattım gerçi ya da ne oldu bilmiyorum. 2 saat açık kalıyordu en az 20 tane Türk, hello how are you diyordu. Zaten direk where are you from diye sorduğunda artık klasik hepsi Turkey diyorlardı. Dedim ya bu bana mı denk geliyor falan. Sonra diğer arkadaşlara sordum ya bu Türklerden bıktık sürekli hi hi deyip birşeyler yazıyorlar demişti :) Sonra biraz konuşunca tabi İngilizce direk Türkiye'ye gelsene benle evlensene falan. Hani kitap vardı ya Şu Çılgın Türkler diye aslında her anlamda çılgın Türkler..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Türk'ü bıraksan zaten, bu kendine öz güvenle, bu girişkenlikle, dünyanın heryerinde yönetimi elegeçirirler (: Zaten bu girişkenliğimizden dolay 16 tane devlet kurduk. Gerçi sonuncusu hariç hepsini de yıkabildik :D
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Fakat en komiği TV2 diye bir site var. Ben orda ara sıra tavla, bingo, ludo falan oynuyordum. Sonra oraya da dadanmışlardı bir ara yalnız bu sefer orda hejsa hvordan har du det diyorlardı sonrası gene İngilizce. Bir ara dalga konusuydu TV2 da Türkler kabus gibi falan diyorlardı insanlar :)

Dur dur hatta Danca bir chat sitesi vardı unuttum oraya kadar gelmislerdi insanlar Danca genel herkesin göreceği yere ya bunlar burayı nasıl buldu ne isleri falan var diyorlardı bizimkiler hiç direk Türkçe-İngilizce yazıyorlardı. Ya orayı nasıl buldunuz, nasıl üye oldunuz, kısa zamanda nasıl bu kadar coğaldınız :)
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Aile orda şimdi fakat ben şimdi orda değilim. Yaşadım ama İstanbul'da aile oraya gidince, anne de benim orda çalışıyor ilk Ankara büyükelçilikte idi sonra İstanbul'a çektiler. Zaten benim de karar vermem lazım nerede yaşayacağıma. İstanbul ve Türkiye güzel de güvencesi yok. Mesala herkes dediğimi ırkçılık olarak görebilir de eğer benim çocuğum olursa bilmiyorum çocuk yapar mıyım da kesinlikle Türkiye'de yetişmesini 2 milyon öğrenciyle bir sınava girmesini istemem.. Bakalım burda i,ş bulurum istersem eğer işsizlik parası alabilirsem İstanbul'da yaşarım bir süre daha. Karışık biraz durumlar ablam Odense'de abi Kopenhag'ta falan .. Bakalım zaman ne getirecek.. Ev kirasını aile ödüyordu İstanbul'da.. Ben istemiyorum fakat şimdi böyle birşey. Bana saçma gelmeye başladı aileye yaslanmak ki olanaklarım da var. İş bulurum rahat bir şekilde Danimarka'da ama İstanbul'da bilmiyorum karışık ya baya bi karışık..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Türkçe'n gereğinden fazla iyi (:



Kuzey iyidir hoştur da insanları da, havası da soğuktur. Akdeniz insanı olmak başka sanki (:
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Zaten buraya geleli kaç gün oldu bilmiyorum 10-15 gün herhalde direk depresyon havası yavaş yavaş oluşmaya başladı. Buranın havası berbat ya, sürekli kapalı, yağmur vs. vs. İlk başlarda gündüzleri çıkıyordum sürekli dışarı gene çıkıyorum da dengeli hayat burda çok fazla. İstanbul gibi kaos yok. Herşey düzenli otobüs bile tam zamanında gelir.. Burada belirli bir süreyi aşınca depresyona benzer bir durum oluşuyor insanlarda. Hatta bu Norveç'in kuzey kentleri tamamen depresif gene Danimarka baya bi aşağıda onlara göre ama burda da havalar garip. Doğru Akdeniz insanı daha sıcak kanlı. İzmir'de güzel şehir, daha az kaos var, insanları daha liberal daha güvenlikli bir şehir..
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



İntihar oranının dünya da en yüksek çıkan yerlerden birindesin (:



Kaos hayata tutundurur. Ne olacağı belli değildir çünkü (:
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



Danlar iyidir ya bu arada. Yalan çok az söylerler, ilk başta soğukdurlar, Türkiye'deki gibi hemen samimi olmazlar, biraz zamanla gelişir herşey, fakat geneli iyi kalplidir, mesala benim çok başıma geliyor birisiyle bir iki gün konuşuyorsun sonra eğer aran iyi olursa hemen yemeğe falan davet ediyorlar. Bir de hayatta elde edecekleri çoğu şeyi elde etmişler. Sağlık, gelecek ve eğitim gibi problemleri yok.. Güzeldir ama ya Danimarka özellikle Kopenhag falan.
 
Cevap: Saçmalama konusu (Resmidir)



İntihar oranı Finlandiya ve Norveç'in kuzey şehirlerinde fazla sanırsam. Araştırmalarda Danimarka dünyanın en mutlu ülkesi çıkıyormuş, nasıl oluyor ben de bilmiyorum da.. Küçük ama 5 milyon civarı bir nüfusu vardı en son. Çok korkarlar zaten nüfusumuz tükenecek diye. Fakat güzellikleri de var bisikletle birisine çarparsın sonra karşılıklı özürler falan sonra televizyonda bir görürsünki çarptığın kişi bakanmış. İstanbul'un bence en kötü özelliği bisiklet kullanamamak :(
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt