Alpay Asma
Şef Gümüş Kıvrım
- 23 Kasım 2008
- 73.982
- 23.533
- 3.723
Malum bu sene hemen hemen en çok merak ettiğimiz konulardan biri hala nihai bir sonuca varamadığımız forma ana sponsorluğudur herhalde.
Sene başından beri rakamlar havada uçuşuyor, ama Ağustos ayına girmek üzere olduğumuz halde, sponsorluk konusunda bir gelişme olmadığı gibi olsa bile şartların nasıl olacağı da meçhul.
Açıkçası bu konu üzerine çok fazla konuşabilecek kadar derinlemesine bilgim yok, ama bu başlığı açmamın sebebi çoğumuzun severek takip ettiği futbol bloglarından biri olduğunu düşündüğüm ''Aceto Balsemico'' da bu konu üzerine yazılan bana göre de çok güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istememden ileri gelmektedir.
Daha fazla lafı uzatmadan söz konusu yazı ile sizi baş başa bırakıyorum...
''Türk futbolunun en büyük akıl tutulması, o ortalığı ayağa kaldıran faturası yüklü transferleri yönetim kurullarının, başkanların yapmasıdır. Evet, sözleşmenin bir köşesinde başkanın imzası olur ama "Bize Diego'yu al, Demba Ba'yı getir" diye tezahürat yapılan "Drogba ile Sneijder'i aldı. Bu sezon çilek transferin adı ne?" diye sorulan başkanlar, kendi ceplerinden ödemez bu transferler ücretlerini. Sezon başında Avrupa'nın İngiltere ile birlikte en pahalı kombinelerini alırsın, yeni sezon formaları çıktığında koleksiyonuna bir yenisini ekler, yayıncı kuruluştan aboneliğini bir seneliğine yenilersin, resmi ürün satan mağazayı, her maç günü ziyaret eder, eş-dost-akrabanın doğum gününde elinde kulübün armasının olduğu torbayla gidersin. Kulübün kredi kartı, külübün telefon hattı, kulübün sigorta şirketi, sonu yok devam eder böyle... İngiliz ve İtalyan kulüplerinin aynı zamanda sahibi olan başkanları gibi milyar avroları kulüp kasasına transfer etmez bizim başkanlar. Harcanan para taraftarın cebinden çıkan paradır, başkasının parası olunca da maalesef kolay harcanır. Sonra her yaz aynı akıl tutulması devreye girer "Büyük başkan bize X'i al."
Büyük olan sensindir aslında taraftar olarak... Öğrenci harçlığından kısar, kombine taksidini öder, deplasman otobüsünde 12 saat gider, takımının iki renginden farklı renkte her sezon illa ki yenisi çıkan formalara bir ton para ödersin. 'Büyük' başkanların ceplerinden para vermesi futbol takımları şirket olduğu için mümkün değildir. Ama başkanların görevleri arasında kulübe yeni kaynaklar yaratmak, gideri karşılamak için musluk sayısı arttırmak da vardır. Galatasaray ve Fenerbahçe transfere yine çift haneli milyonlar harcıyorlar ama iki kulüp de futbol takımlarının formalarına reklam verecek bir şirketi hâlâ bulamadılar. Dört yıl önce Süper Lig'de 10 takımın formasına reklam veren Turkcell, bu sponsorluktan vazgeçince takımlar sahaya bu reklam gelirinden mahrum çıkmış, ülkenin sanayisinde dev şirketlere ev sahipliği yapan Bursa şehrinin yeşil-beyazlı formasının göğsü boş kalmıştı. Athletic Bilbao ve Barcelona'nın yüz yıl direndiği ama sonunda yenik düştüğü formanın göğsüne reklam alma meselesini, 2014 dünyasında "Onsuz da ayakta dururuz, formamız onurumuzdur" gibi romantik demeçlerle bu fiyaskoyu taraftara anlatabilmek mümkün değil.
Gelin bir İngiliz kulübünün yaptıklarına bakalım. Üstelik o kulüp son çeyrek asırın en kötü sezonunu geride bırakmış olan Manchester United olsun. Efsane teknik adam Alex Ferguson'un emeklilik kararıyla sarsılan, ABD'li patronu Malcolm Glazer'in vefatı sonrasında raydan çıkacağı sanılan ve bırakın müdavimi olduğu Şampiyonlar Ligi'ne gelecek sezon Avrupa Ligi'ne bile gidemeyen Manchester United, yıllar önce Britanya'nın gururu Umbro'dan ayrılıp ABD devi Nike ile 10 yıllık anlaşma imzaladığında ve kasasına 300 milyon doların üzerinde para koyacağını açıkladığında futbol dünyasında tüm kulüp başkanlarının ağzının suyu akmıştı. İşte o Manchester United biraz da ezeli rakibi Liverpool'dan emanet bir söz olan "Form geçicidir, klas kalıcı"nın hakkını verdi ve Nike'ın pazardaki en büyük rakibi Adidas ile ürün tedarikçisi sponsor olarak yıllık 100 milyon dolara (2015-2016 sezonundan itibaren) anlaştığını açıkladı. Bu rakam Türkiye'de üç büyükler için 10 milyon avroyu aşmazken, Manchester United, göğüs reklamındaki liderliğine, ürün tedarikçisi sponsorluğu ligindeki liderliğini ekledi. İngiliz kulübü bu anlaşmayla, Adidas'tan yılda 49 milyon dolar alan Real Madrid'i, Puma ile beş yıllık yeni anlaşma imzalayan ve yılda 45 milyon dolar alacak Arsenal'i ve 2008 yılında Nike'dan 10 yıllık kontrat için sezon başına 43 milyon dolar sözünü alan Barcelona'yı solladı. Tabii, United'ın 100 milyon dolarlık yeni anlaşması, Avrupa'nın devlerinin elini kuvvetlendirdi ve önümüzdeki yıllarda Nike, Adidas ve Puma ile masaya oturacak olan kulüpler en az United kadar parayı kopartabilmek için bu şirketlerin CEO'larını terletecekler.
United'ın ezeli rakibi Manchester City'nin Nike'dan 19 milyon, Bayern Münih'in Adidas'tan yılda 29 milyon kazandığı ürün sponsorluğu zirvesinde, yıllarca bir İtalyan şirketi Kappa ile çalıştıktan sonra Nike ile anlaşan ve ardından Adidas ile 2016'da başlayacak kontrat için yıllık 30 milyon doları garantileyen Juventus da var. Gelelim göğüs reklamlarına. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yıllık 12-15 milyon doları verecek bir sponsor bulamadıkları futbol dünyasında, göğsüne gere gere dolaşan ve ilk sırada olan takım yine Manchester United. İngiliz kulübü, formasındaki Chevrolet reklamı için ABD şirketinden yılda 80 milyon dolar alıyor. Yıllarca Real Madrid'den daha düşük bir teklifi kabul etmediği için göğsünde forma tedarikçisi Nike ile idare eden Barcelona'nın Katar Havayolları'ndan aldığı para sezon başına 45 milyon dolar. Deutsche Telekom'dan sezon başına 40 milyon dolar alan Bayern Münih'in bir yılda sponsorluk gelirlerinden kasasına koyduğu toplam rakam 200 milyon dolara yakın. Bahis şirketi Bwin ile anlaşmasını 2012'de bitiren ve El Clasico rekabetini gökyüzüne taşıyıp, Katar Havayolları'nın karşısına Emirates ile dikilen Real Madrid'in göğüs reklamından kazandığı para yılda 39 milyon dolar. Listenin beşinci sırasında ise yıllarca Carlsberg ile çalışan ve sezon başına 11 milyon dolar alırken, 2009 yılında Standard Chartered bankası ile sözleşme imzalayan ve 31 milyon dolar kazanan Liverpool var. Dolar, avro ve milyonlara boğulan satırların sonu galiba şöyle olmalı: Haydi üllkemizin "Büyük" başkanları; sıra sizde!
FORMA REKLAMLARININ KISA TARİHİ
Leeds United'ın efsane teknik direktörü Don Revie futbolda sponsorluğun adı geçmezken 1973'te bir devrime imza atmıştı. Kulübe yeni kaynak yaratmak için Admiral ile masaya oturdu. Yeni formalar dizayn edildi, o güne kadar bilinmeyen deplasman forması seçeneğiyle taraftara birden fazla forma satacaktı. Kimsenin taraftara forma satmayı akıl etmediği günlerde Revie, orijinal formalardan daha ucuza satılan ancak üzerinde kocaman bir Admiral logosu olan 'replika'ları satışa sundu. Aynı yıl Almanya'da bugün alt liglerde yaşam mücadelesi veren Eintracht Braunschweig formasına ilk reklamı alan kulüp oldu. Jagermeister logolu formalarıyla sahaya çıkan Almanlardan altı yıl sonra İngiltere'de ilk sponsorluk anlaşmasını 1978'de Derby County, Saab ile yaptı ama anlaşma sadece sezon öncesi çekilen posterlerde kaldı. Tarihi değiştiren ise Liverpool oldu. 1979'da Hitachi'yi göğsüne yazdıran Liverpool, karşısında yayıncı kuruluş BBC'yi buldu. Televizyon kuruluşları naklen yayınlarda sponsor reklamlarına üç yıl direndi. Sonunda kazanan kulüpler oldu. Elektronik devi Sharp, 1982 yılında Manchester United ile beş yıllık anlaşma imzaladığında ödediği rakam yıllık sadece 500 bin pound idi.''
Kaynağından okumak isteyenler için link: Aceto Balsamico: Sponsorsuz Çıkmam Abi!
YORUM VE SON BİR NOT: Okuyamam çok uzun bu diyenler olabilir. Onlar için bir özet geçeyim.
M.United'ın bu sene yaptığı müthiş forma tedarikçisi antlaşmasından hemen herkesin haberi vardır. Ancak bizim 12-15'i bile pazarlıkta sevindirici olarak kabul ettiğimiz ve hala bulamadığımız bir ortamda United 80 Milyon Euro, Barcelona 45 Milyon Euro, Bayern 40, Real-39 kazanıyormuş.
Tamam belki biz bu takımlar kadar popüler değiliz ama bu hala bu takımın Ağustos başına gittiğimiz şu günlerde, sponsor bulamayışını açıklamaya yetmez. Sizce de son 3 yılda 2 kere Lig şampiyonu olup, 2 defa gruptan çıkıp birinde Çeyrek Final görmüş bir takımın hala tatmin edici bir teklif alamadığından dolayı sponsor bulamayışı normal mi? Tamam, marka değeri düşük, şike, teşvik falan da bu takım sonuçta ülke sınırları dışında yaptıkları ile bu ülkenin sporda 1 numaralı markası değil miydi?
Umarım kısa sürede bu sorun çözülür, ve biz de gereksiz hezeyanmış der geçeriz bu gün düşündüklerimize.
Saygılarımla,
Sene başından beri rakamlar havada uçuşuyor, ama Ağustos ayına girmek üzere olduğumuz halde, sponsorluk konusunda bir gelişme olmadığı gibi olsa bile şartların nasıl olacağı da meçhul.
Açıkçası bu konu üzerine çok fazla konuşabilecek kadar derinlemesine bilgim yok, ama bu başlığı açmamın sebebi çoğumuzun severek takip ettiği futbol bloglarından biri olduğunu düşündüğüm ''Aceto Balsemico'' da bu konu üzerine yazılan bana göre de çok güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istememden ileri gelmektedir.
Daha fazla lafı uzatmadan söz konusu yazı ile sizi baş başa bırakıyorum...
''Türk futbolunun en büyük akıl tutulması, o ortalığı ayağa kaldıran faturası yüklü transferleri yönetim kurullarının, başkanların yapmasıdır. Evet, sözleşmenin bir köşesinde başkanın imzası olur ama "Bize Diego'yu al, Demba Ba'yı getir" diye tezahürat yapılan "Drogba ile Sneijder'i aldı. Bu sezon çilek transferin adı ne?" diye sorulan başkanlar, kendi ceplerinden ödemez bu transferler ücretlerini. Sezon başında Avrupa'nın İngiltere ile birlikte en pahalı kombinelerini alırsın, yeni sezon formaları çıktığında koleksiyonuna bir yenisini ekler, yayıncı kuruluştan aboneliğini bir seneliğine yenilersin, resmi ürün satan mağazayı, her maç günü ziyaret eder, eş-dost-akrabanın doğum gününde elinde kulübün armasının olduğu torbayla gidersin. Kulübün kredi kartı, külübün telefon hattı, kulübün sigorta şirketi, sonu yok devam eder böyle... İngiliz ve İtalyan kulüplerinin aynı zamanda sahibi olan başkanları gibi milyar avroları kulüp kasasına transfer etmez bizim başkanlar. Harcanan para taraftarın cebinden çıkan paradır, başkasının parası olunca da maalesef kolay harcanır. Sonra her yaz aynı akıl tutulması devreye girer "Büyük başkan bize X'i al."
Büyük olan sensindir aslında taraftar olarak... Öğrenci harçlığından kısar, kombine taksidini öder, deplasman otobüsünde 12 saat gider, takımının iki renginden farklı renkte her sezon illa ki yenisi çıkan formalara bir ton para ödersin. 'Büyük' başkanların ceplerinden para vermesi futbol takımları şirket olduğu için mümkün değildir. Ama başkanların görevleri arasında kulübe yeni kaynaklar yaratmak, gideri karşılamak için musluk sayısı arttırmak da vardır. Galatasaray ve Fenerbahçe transfere yine çift haneli milyonlar harcıyorlar ama iki kulüp de futbol takımlarının formalarına reklam verecek bir şirketi hâlâ bulamadılar. Dört yıl önce Süper Lig'de 10 takımın formasına reklam veren Turkcell, bu sponsorluktan vazgeçince takımlar sahaya bu reklam gelirinden mahrum çıkmış, ülkenin sanayisinde dev şirketlere ev sahipliği yapan Bursa şehrinin yeşil-beyazlı formasının göğsü boş kalmıştı. Athletic Bilbao ve Barcelona'nın yüz yıl direndiği ama sonunda yenik düştüğü formanın göğsüne reklam alma meselesini, 2014 dünyasında "Onsuz da ayakta dururuz, formamız onurumuzdur" gibi romantik demeçlerle bu fiyaskoyu taraftara anlatabilmek mümkün değil.
Gelin bir İngiliz kulübünün yaptıklarına bakalım. Üstelik o kulüp son çeyrek asırın en kötü sezonunu geride bırakmış olan Manchester United olsun. Efsane teknik adam Alex Ferguson'un emeklilik kararıyla sarsılan, ABD'li patronu Malcolm Glazer'in vefatı sonrasında raydan çıkacağı sanılan ve bırakın müdavimi olduğu Şampiyonlar Ligi'ne gelecek sezon Avrupa Ligi'ne bile gidemeyen Manchester United, yıllar önce Britanya'nın gururu Umbro'dan ayrılıp ABD devi Nike ile 10 yıllık anlaşma imzaladığında ve kasasına 300 milyon doların üzerinde para koyacağını açıkladığında futbol dünyasında tüm kulüp başkanlarının ağzının suyu akmıştı. İşte o Manchester United biraz da ezeli rakibi Liverpool'dan emanet bir söz olan "Form geçicidir, klas kalıcı"nın hakkını verdi ve Nike'ın pazardaki en büyük rakibi Adidas ile ürün tedarikçisi sponsor olarak yıllık 100 milyon dolara (2015-2016 sezonundan itibaren) anlaştığını açıkladı. Bu rakam Türkiye'de üç büyükler için 10 milyon avroyu aşmazken, Manchester United, göğüs reklamındaki liderliğine, ürün tedarikçisi sponsorluğu ligindeki liderliğini ekledi. İngiliz kulübü bu anlaşmayla, Adidas'tan yılda 49 milyon dolar alan Real Madrid'i, Puma ile beş yıllık yeni anlaşma imzalayan ve yılda 45 milyon dolar alacak Arsenal'i ve 2008 yılında Nike'dan 10 yıllık kontrat için sezon başına 43 milyon dolar sözünü alan Barcelona'yı solladı. Tabii, United'ın 100 milyon dolarlık yeni anlaşması, Avrupa'nın devlerinin elini kuvvetlendirdi ve önümüzdeki yıllarda Nike, Adidas ve Puma ile masaya oturacak olan kulüpler en az United kadar parayı kopartabilmek için bu şirketlerin CEO'larını terletecekler.
United'ın ezeli rakibi Manchester City'nin Nike'dan 19 milyon, Bayern Münih'in Adidas'tan yılda 29 milyon kazandığı ürün sponsorluğu zirvesinde, yıllarca bir İtalyan şirketi Kappa ile çalıştıktan sonra Nike ile anlaşan ve ardından Adidas ile 2016'da başlayacak kontrat için yıllık 30 milyon doları garantileyen Juventus da var. Gelelim göğüs reklamlarına. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yıllık 12-15 milyon doları verecek bir sponsor bulamadıkları futbol dünyasında, göğsüne gere gere dolaşan ve ilk sırada olan takım yine Manchester United. İngiliz kulübü, formasındaki Chevrolet reklamı için ABD şirketinden yılda 80 milyon dolar alıyor. Yıllarca Real Madrid'den daha düşük bir teklifi kabul etmediği için göğsünde forma tedarikçisi Nike ile idare eden Barcelona'nın Katar Havayolları'ndan aldığı para sezon başına 45 milyon dolar. Deutsche Telekom'dan sezon başına 40 milyon dolar alan Bayern Münih'in bir yılda sponsorluk gelirlerinden kasasına koyduğu toplam rakam 200 milyon dolara yakın. Bahis şirketi Bwin ile anlaşmasını 2012'de bitiren ve El Clasico rekabetini gökyüzüne taşıyıp, Katar Havayolları'nın karşısına Emirates ile dikilen Real Madrid'in göğüs reklamından kazandığı para yılda 39 milyon dolar. Listenin beşinci sırasında ise yıllarca Carlsberg ile çalışan ve sezon başına 11 milyon dolar alırken, 2009 yılında Standard Chartered bankası ile sözleşme imzalayan ve 31 milyon dolar kazanan Liverpool var. Dolar, avro ve milyonlara boğulan satırların sonu galiba şöyle olmalı: Haydi üllkemizin "Büyük" başkanları; sıra sizde!
FORMA REKLAMLARININ KISA TARİHİ
Leeds United'ın efsane teknik direktörü Don Revie futbolda sponsorluğun adı geçmezken 1973'te bir devrime imza atmıştı. Kulübe yeni kaynak yaratmak için Admiral ile masaya oturdu. Yeni formalar dizayn edildi, o güne kadar bilinmeyen deplasman forması seçeneğiyle taraftara birden fazla forma satacaktı. Kimsenin taraftara forma satmayı akıl etmediği günlerde Revie, orijinal formalardan daha ucuza satılan ancak üzerinde kocaman bir Admiral logosu olan 'replika'ları satışa sundu. Aynı yıl Almanya'da bugün alt liglerde yaşam mücadelesi veren Eintracht Braunschweig formasına ilk reklamı alan kulüp oldu. Jagermeister logolu formalarıyla sahaya çıkan Almanlardan altı yıl sonra İngiltere'de ilk sponsorluk anlaşmasını 1978'de Derby County, Saab ile yaptı ama anlaşma sadece sezon öncesi çekilen posterlerde kaldı. Tarihi değiştiren ise Liverpool oldu. 1979'da Hitachi'yi göğsüne yazdıran Liverpool, karşısında yayıncı kuruluş BBC'yi buldu. Televizyon kuruluşları naklen yayınlarda sponsor reklamlarına üç yıl direndi. Sonunda kazanan kulüpler oldu. Elektronik devi Sharp, 1982 yılında Manchester United ile beş yıllık anlaşma imzaladığında ödediği rakam yıllık sadece 500 bin pound idi.''
Kaynağından okumak isteyenler için link: Aceto Balsamico: Sponsorsuz Çıkmam Abi!
YORUM VE SON BİR NOT: Okuyamam çok uzun bu diyenler olabilir. Onlar için bir özet geçeyim.
M.United'ın bu sene yaptığı müthiş forma tedarikçisi antlaşmasından hemen herkesin haberi vardır. Ancak bizim 12-15'i bile pazarlıkta sevindirici olarak kabul ettiğimiz ve hala bulamadığımız bir ortamda United 80 Milyon Euro, Barcelona 45 Milyon Euro, Bayern 40, Real-39 kazanıyormuş.
Tamam belki biz bu takımlar kadar popüler değiliz ama bu hala bu takımın Ağustos başına gittiğimiz şu günlerde, sponsor bulamayışını açıklamaya yetmez. Sizce de son 3 yılda 2 kere Lig şampiyonu olup, 2 defa gruptan çıkıp birinde Çeyrek Final görmüş bir takımın hala tatmin edici bir teklif alamadığından dolayı sponsor bulamayışı normal mi? Tamam, marka değeri düşük, şike, teşvik falan da bu takım sonuçta ülke sınırları dışında yaptıkları ile bu ülkenin sporda 1 numaralı markası değil miydi?
Umarım kısa sürede bu sorun çözülür, ve biz de gereksiz hezeyanmış der geçeriz bu gün düşündüklerimize.
Saygılarımla,