Necmi Koyuncu
Cezalı
- 5 Şubat 2018
- 17.446
- 12.538
- 1.133
Galatasaray her siyasi iktidarın desteklemek isteyeceği bir Türkiye değeri iken yapısal olarak Mutlakiyetçi, Cumhuriyetçi ve İkinci Cumhuriyetçi Siyasi İktidarlarının teknik olarak Galatasaray ile sorun yaşaması kaçınılmazdır. Ne var ki Galatasaray bir hars kurumu olarak 1481'den beri siyasetin dayağını yemesine rağmen Türk devletine kültür, spor ve eğitim alanlarında en büyük katkıyı veren tüzel kişiliktir.
Bunun sebebi Galatasaray'ın ekstrovert-maksimalist bir yapı olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla sadece bu zihniyetteki iktidarlar zamanında güçlenmiş diğer dönemlerde açıktan engellenmese de eşyanın tabiatı gereği devlet tarafından kontrol altına alınmıştır. Şöyle düşünün Batı ile iyi geçinmek isteyen yahut ondan korkan ya da ona dönüşmeye çalışan bir iktidar galatasaray'ı ne yapsın? Sizin sulh ortamında bir mızrağı nasıl kullanmanız gerekiyor? Batıya uzanması gereken avrupalıyı biçmesi gerek mızrak ucu başı sulh zamanında kesilip atılır yerine bostan korkuluğu yapılır...
Fenerbahçe, osmanlı şehzade ve ulemalarından oluşan başkanlar çıkarmışlar daha sonra ise chp ve mhp kadrolarına yakın isimlerle geçirilen başkanlık dönemlerine sahit olmuşlardır (Saraçoğlu-Sazak-Cankurtaran v.s.); BJK'yi ise fetgeriler kurmuş mit kontrterör-istanbul gibi daire başkanları kulübe başkan olarak hizmet etmiştir; Trabzonspor bile 60 ve 70lerde bizim karadeniz şubemiz olarak (idmanocağı tarihinden kelli) başarılı olurken ap çizgisinden mehmet ali yılmaz ve faruk nafiz özak ile devletle uyum yakalamış bunun karşısında avrupada başarısızlık ve ligde de hüsran süreçleri gelmiş bu durum albayraklarla ve şu anda da devam etmektedir...
Galatasaray tarihi boyunca sadece kurulduğumuz zaman ki padişah olan II.Bayezid, İttihat ve Terakki (Özellikle Talat ve Enver Paşalar), Celal Bayar'ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemleri ile Özal-Akbulut-Yılmaz Anap İktidarları zamanında hem sportif açıdan hem iktisadi açıdan hem de tesisleşme açısından başarılı olabilmiştir.
Gül baba galata saray-ı ocağını kurmuş; ali sami yen prizren ligi savunucularından fraşeri kardeşlerin oğlu ve yeğeni olarak istibdada direnmiş, ittihat ve terakki üyesi küçük ağa celal bayar atatürk'e rağmen galatasaray'ı kollamış; enver paşanın fedaisi ve atatürkün yaveri kılıç'ın büyük oğlu gündüz kılıç galatasaray'a her kulvarda hizmet etmiş; fatin rüştü zorlu asıldığı gün galatasaray'ın ahvalini sormuş, başkanımız sadık giz müebbetle yargılanmış, tevfik fikret 31 mart vakasında başında enver paşanın olduğu hareket ordusunun yeşilköyden galata saray lisesine kadar gelmesini nizamiyeye zincirli olarak beklemiş, spor ali başkanımız ali tanrıyar anap kurucusu olmuş ali uras ile birlikte siyasi kimliğini muhafaza etmiş, mesut yılmaz zamanında siyaset bizimle uğraşmamış bilakis destek olmuş bunun neticesinde de avrupa şampiyonluğu ve dünyanın 1 numaralı kulübü ünvanlığı gelmiştir...
Tarihsel olarak başarılı olduğumuz 1908-1912; 1950-1960; 1983-2002 dönemleri tesadüfi dönemler değildir aynı şekilde 1905-1908 arası yediğimiz mutlakiyetçi ve ingiliz takımlarını koruyan riyakar mutlakiyetçi iktidar; mustafa kemal atatürk'ün galatasaray'ı dönüştüremeyince başkanımız yusuf ziya öniş'e emrederek galatasarayı dağıtması buna karşılığı ununu eleyip eleği duvara asan ali sami yeni yeniden başkan yaptırmış ve ateş-güneş sürecinde sürekli mağlup olup kapanma noktasına geldiğimiz maddi sıkıntılı dönemlerimiz celal bayar sayesinde son bulmuş; Milli Birlik Komitesi özellikle 14'ler sürgününden sonra tam bir galatasaray düşmanlığına dönüşmüş 1960ların ilk yarısını üçüncü bir yok oluş süreci olarak atlatabilmiştik baba gündüz sayesinde; 12 eylül ile ankaragücü örneğinde beliren keyfi mutlakiyetçi uygulamalardan milli güvenlik konseyinin zulmünden galatasaray anap kurucusu ali tanrıyar sayesinde kurtulmuş ardından da özal'ın yayılmacı dış politikasına uygun olduğumuzdan fenerli olsa da turgut özal başta derwall'i türkiyeye getirerek bize çağ atlama fırsatı sunmuştur...
2002'den 2014'e kadar ab ile iyi ilişkiler savunan minimalist ve introvent dış politikayı savunan akp ile doğal olarak sorun yaşadık tıpkı II.Mahmud-Kanuni-Abdülaziz ve Abdülhamit gibi batı hayranı tüm padişahlarla yaşadığımız gibi...Ne var ki şu an devlet hükümet eliyle vatanperver bir konuma giriyor tıpkı rahmetli ecevit gibi belki de şartlar gereği batı karşıtı ve yayılmacı bir diplomasi yürütüyor (belki mecburiyetten belki de gerçekten fikir değiştirerek)...Bu gibi durumlar tam bizim sıçrama yapacağımız zamanlardır tarihsel olarak...
Galatasaray'ın büyük buhran yaşanmadan önceki döneme kadar nasıl yurt dışı geziler yapıp ingiliz takımlarıyla nümayişlere karışılmadığı bilinmez...Galatasaray'da futbol oynayıp ingilizlere arşı kurşun atarken ölen 10'a yakın futbolcumuz var Kürt Celal İbrahim'den Robenson kardeşlere kadar...Leeds'e karşı 2 gol 2 ölü aslında son derece tarihsel bir arka planı olan ama maalesef fener medyası yüzünden holiganlık olarak lanse edilen ve bizim taraftarımızca da hamasi duygularla sahiplenilen bir olaydı. Halbuki ingiliz düşmanlığı her galatasaraylının ata sporudur...
Dolayısıyla Kemerburgaz-Riva-Florya-Aslantepe-Ada-Kapalı Spor Salonları-Dava Feragatnameleri-SPK Onayları hepsi bu çerçeveden değerlendirilmelidir...Türkiye'nin AB ile ipleri koparması ve en az 10 yıl boyunca Batı ile silahlı ve düşük yoğunluklu yıpratıcı bir vekalet savaşından geçtiğimiz için tıpkı tivolide yaptığımız gibi yurt dışında oynamak zorunda kaldığımız monaco şampiyon kulüpler kupası çeyrek finali gibi yahut juventus ile aralıklarla yaşadığımız siyasi krizler gibi yine Türk Devletinin en önemli propaganda ve kültür savaşı neferi olacağız...
Bunun sebebi Galatasaray'ın ekstrovert-maksimalist bir yapı olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla sadece bu zihniyetteki iktidarlar zamanında güçlenmiş diğer dönemlerde açıktan engellenmese de eşyanın tabiatı gereği devlet tarafından kontrol altına alınmıştır. Şöyle düşünün Batı ile iyi geçinmek isteyen yahut ondan korkan ya da ona dönüşmeye çalışan bir iktidar galatasaray'ı ne yapsın? Sizin sulh ortamında bir mızrağı nasıl kullanmanız gerekiyor? Batıya uzanması gereken avrupalıyı biçmesi gerek mızrak ucu başı sulh zamanında kesilip atılır yerine bostan korkuluğu yapılır...
Fenerbahçe, osmanlı şehzade ve ulemalarından oluşan başkanlar çıkarmışlar daha sonra ise chp ve mhp kadrolarına yakın isimlerle geçirilen başkanlık dönemlerine sahit olmuşlardır (Saraçoğlu-Sazak-Cankurtaran v.s.); BJK'yi ise fetgeriler kurmuş mit kontrterör-istanbul gibi daire başkanları kulübe başkan olarak hizmet etmiştir; Trabzonspor bile 60 ve 70lerde bizim karadeniz şubemiz olarak (idmanocağı tarihinden kelli) başarılı olurken ap çizgisinden mehmet ali yılmaz ve faruk nafiz özak ile devletle uyum yakalamış bunun karşısında avrupada başarısızlık ve ligde de hüsran süreçleri gelmiş bu durum albayraklarla ve şu anda da devam etmektedir...
Galatasaray tarihi boyunca sadece kurulduğumuz zaman ki padişah olan II.Bayezid, İttihat ve Terakki (Özellikle Talat ve Enver Paşalar), Celal Bayar'ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemleri ile Özal-Akbulut-Yılmaz Anap İktidarları zamanında hem sportif açıdan hem iktisadi açıdan hem de tesisleşme açısından başarılı olabilmiştir.
Gül baba galata saray-ı ocağını kurmuş; ali sami yen prizren ligi savunucularından fraşeri kardeşlerin oğlu ve yeğeni olarak istibdada direnmiş, ittihat ve terakki üyesi küçük ağa celal bayar atatürk'e rağmen galatasaray'ı kollamış; enver paşanın fedaisi ve atatürkün yaveri kılıç'ın büyük oğlu gündüz kılıç galatasaray'a her kulvarda hizmet etmiş; fatin rüştü zorlu asıldığı gün galatasaray'ın ahvalini sormuş, başkanımız sadık giz müebbetle yargılanmış, tevfik fikret 31 mart vakasında başında enver paşanın olduğu hareket ordusunun yeşilköyden galata saray lisesine kadar gelmesini nizamiyeye zincirli olarak beklemiş, spor ali başkanımız ali tanrıyar anap kurucusu olmuş ali uras ile birlikte siyasi kimliğini muhafaza etmiş, mesut yılmaz zamanında siyaset bizimle uğraşmamış bilakis destek olmuş bunun neticesinde de avrupa şampiyonluğu ve dünyanın 1 numaralı kulübü ünvanlığı gelmiştir...
Tarihsel olarak başarılı olduğumuz 1908-1912; 1950-1960; 1983-2002 dönemleri tesadüfi dönemler değildir aynı şekilde 1905-1908 arası yediğimiz mutlakiyetçi ve ingiliz takımlarını koruyan riyakar mutlakiyetçi iktidar; mustafa kemal atatürk'ün galatasaray'ı dönüştüremeyince başkanımız yusuf ziya öniş'e emrederek galatasarayı dağıtması buna karşılığı ununu eleyip eleği duvara asan ali sami yeni yeniden başkan yaptırmış ve ateş-güneş sürecinde sürekli mağlup olup kapanma noktasına geldiğimiz maddi sıkıntılı dönemlerimiz celal bayar sayesinde son bulmuş; Milli Birlik Komitesi özellikle 14'ler sürgününden sonra tam bir galatasaray düşmanlığına dönüşmüş 1960ların ilk yarısını üçüncü bir yok oluş süreci olarak atlatabilmiştik baba gündüz sayesinde; 12 eylül ile ankaragücü örneğinde beliren keyfi mutlakiyetçi uygulamalardan milli güvenlik konseyinin zulmünden galatasaray anap kurucusu ali tanrıyar sayesinde kurtulmuş ardından da özal'ın yayılmacı dış politikasına uygun olduğumuzdan fenerli olsa da turgut özal başta derwall'i türkiyeye getirerek bize çağ atlama fırsatı sunmuştur...
2002'den 2014'e kadar ab ile iyi ilişkiler savunan minimalist ve introvent dış politikayı savunan akp ile doğal olarak sorun yaşadık tıpkı II.Mahmud-Kanuni-Abdülaziz ve Abdülhamit gibi batı hayranı tüm padişahlarla yaşadığımız gibi...Ne var ki şu an devlet hükümet eliyle vatanperver bir konuma giriyor tıpkı rahmetli ecevit gibi belki de şartlar gereği batı karşıtı ve yayılmacı bir diplomasi yürütüyor (belki mecburiyetten belki de gerçekten fikir değiştirerek)...Bu gibi durumlar tam bizim sıçrama yapacağımız zamanlardır tarihsel olarak...
Galatasaray'ın büyük buhran yaşanmadan önceki döneme kadar nasıl yurt dışı geziler yapıp ingiliz takımlarıyla nümayişlere karışılmadığı bilinmez...Galatasaray'da futbol oynayıp ingilizlere arşı kurşun atarken ölen 10'a yakın futbolcumuz var Kürt Celal İbrahim'den Robenson kardeşlere kadar...Leeds'e karşı 2 gol 2 ölü aslında son derece tarihsel bir arka planı olan ama maalesef fener medyası yüzünden holiganlık olarak lanse edilen ve bizim taraftarımızca da hamasi duygularla sahiplenilen bir olaydı. Halbuki ingiliz düşmanlığı her galatasaraylının ata sporudur...
Dolayısıyla Kemerburgaz-Riva-Florya-Aslantepe-Ada-Kapalı Spor Salonları-Dava Feragatnameleri-SPK Onayları hepsi bu çerçeveden değerlendirilmelidir...Türkiye'nin AB ile ipleri koparması ve en az 10 yıl boyunca Batı ile silahlı ve düşük yoğunluklu yıpratıcı bir vekalet savaşından geçtiğimiz için tıpkı tivolide yaptığımız gibi yurt dışında oynamak zorunda kaldığımız monaco şampiyon kulüpler kupası çeyrek finali gibi yahut juventus ile aralıklarla yaşadığımız siyasi krizler gibi yine Türk Devletinin en önemli propaganda ve kültür savaşı neferi olacağız...
Moderatör tarafında düzenlendi: