- 18 Şubat 2011
- 139.925
- 62.574
- 5.478
Türkiye Futbol Direktörü Terim aldığı ücreti eleştirenlere çok sert çıktı: Ne oldu, muhasebeci mi kesildiniz başıma! Terbiyesizliğe, hadsizliğe gelemiyorum Hangi başarıyı sayıyorsan ben varım! Kasıt, ihanet, hainlik ve bir fırsat avcılığı varsa bunu da asla kabullenmeyiz.
“Milli Takım’ın 3 maçtaki tablosu buysa ben eleştirilmeliyim. Hiç kimse değil, ben eleştirilmeliyim. Zaten kendimi çok sert eleştiriyorum. Ne oldu, muhasebeci mi kesildiniz başıma? Biz kimseye ne kadar aldığını soruyor muyuz? Hak edip etmediklerimizi ben hep tartışırım.
TABİİ Kİ BUNLARLA SAVAŞACAKSINIZ
Eleştirinin de bir dozu, üslubu olmalı. Bizi daha iyiye götürüp, yanlışlarımızı gösterecek eleştiriler yapılmalı. Terbiyesizliğe, hadsizliğe gelemiyorum. Bir dakika; hangi başarıyı sayıyorsan ben varım. Yazık günah değil mi? Dolayısıyla bunlarla savaşacaksınız, yapacak başka bir şey yok. Kaybedince Fatih Terim, kazanınca hepimizin. Böyle bir şey var mı? Eğer 3 maçta 1 puan almışsak sorumluluğu zaten benim.
ALLAH’A ŞÜKÜR ZEKAMIZ DA FENA DEĞİL
Tercihlerimin sonuçlarına katlanırım. Ancak kimin nereden geldiğini, ne gibi hesaplar içinde olduğunu bilecek kadar bu ülkede yaşadım. Allah’a şükür zekamız da eh fena değil, idare ediyoruz. E sizin bir de yüreğiniz olunca nasıl cevap vermeyeceksiniz? Ne dedik; ‘Elinizden geleni ardına koymayın’. Peki böyle mi devam edeceğiz? Eleştiriye açığız, ancak bunda kasıt, ihanet, hainlik ve bir fırsat avcılığı varsa, fırsat avcılığı içinde nöbet bekler gibi bir durum varsa, bunu da asla kabullenmeyiz.
ÖFKEYLE KAKLARSAM ZARARLA OTURMAM
Üsluplara dikkat edilmesi halinde, üzerinde sorumluluk olan insanların performansı da artar. Çünkü, üzerinde baskı olan insanlardan yüksek bir performans beklemek doğru değil. Güzel bir üslupla yapılacak her eleştiri, karşısındakini daha çok mutlu edip, performansını da artırır. Zaten zorluklar içindeyiz. Zorluk zaten benim hayat felsefem. Ama öfkeyle kalkarsam zararla oturmam.
Akşam
“Milli Takım’ın 3 maçtaki tablosu buysa ben eleştirilmeliyim. Hiç kimse değil, ben eleştirilmeliyim. Zaten kendimi çok sert eleştiriyorum. Ne oldu, muhasebeci mi kesildiniz başıma? Biz kimseye ne kadar aldığını soruyor muyuz? Hak edip etmediklerimizi ben hep tartışırım.
TABİİ Kİ BUNLARLA SAVAŞACAKSINIZ
Eleştirinin de bir dozu, üslubu olmalı. Bizi daha iyiye götürüp, yanlışlarımızı gösterecek eleştiriler yapılmalı. Terbiyesizliğe, hadsizliğe gelemiyorum. Bir dakika; hangi başarıyı sayıyorsan ben varım. Yazık günah değil mi? Dolayısıyla bunlarla savaşacaksınız, yapacak başka bir şey yok. Kaybedince Fatih Terim, kazanınca hepimizin. Böyle bir şey var mı? Eğer 3 maçta 1 puan almışsak sorumluluğu zaten benim.
ALLAH’A ŞÜKÜR ZEKAMIZ DA FENA DEĞİL
Tercihlerimin sonuçlarına katlanırım. Ancak kimin nereden geldiğini, ne gibi hesaplar içinde olduğunu bilecek kadar bu ülkede yaşadım. Allah’a şükür zekamız da eh fena değil, idare ediyoruz. E sizin bir de yüreğiniz olunca nasıl cevap vermeyeceksiniz? Ne dedik; ‘Elinizden geleni ardına koymayın’. Peki böyle mi devam edeceğiz? Eleştiriye açığız, ancak bunda kasıt, ihanet, hainlik ve bir fırsat avcılığı varsa, fırsat avcılığı içinde nöbet bekler gibi bir durum varsa, bunu da asla kabullenmeyiz.
ÖFKEYLE KAKLARSAM ZARARLA OTURMAM
Üsluplara dikkat edilmesi halinde, üzerinde sorumluluk olan insanların performansı da artar. Çünkü, üzerinde baskı olan insanlardan yüksek bir performans beklemek doğru değil. Güzel bir üslupla yapılacak her eleştiri, karşısındakini daha çok mutlu edip, performansını da artırır. Zaten zorluklar içindeyiz. Zorluk zaten benim hayat felsefem. Ama öfkeyle kalkarsam zararla oturmam.
Akşam