aslında geçen sene salmış olan, fenerin elleriyle şampiyonluk vermesiyle salma işi bu seneye kalan takım.
herkesin tahmininin aksine şampiyonluğu sal talimatının bu sezon değil geçen sezon geldiğini düşünüyorum zira geçen transfer dönemine de 4. şampiyonluk diye gaz girilmesine ve sane transferiyle ilk ateşin yakılmasına rağmen sonrasında garip bir şekilde o gaz sönmüştü. zaten transfer dönemi sonunda da salındığı belli olmasın diye getirilen 3-5 adam tüy dikmiştir. ocakta göt korkusuyla lang alınmasa iş çok önceden boka sarardı zaten.
25/26 sezonundaki salmışlığa fener kendi kendine çare oldu. bir şekilde düşe kalka şampiyon olundu ama şampiyonluk kutlamalarında bile görebilirsiniz ki kimse o kadar huzurlu, rahat değildi. baya bala göte kalmıştık o noktaya.
feneri şampiyonluk adayı olarak tutma telaşıyla verilen 3-5 hakem kararının dışında, tff 25/26 sezonunda tam gaz fener lehine müdahale etmeye çalışsa da fener öyle bir takım ki şampiyon olsalar kural hatası yaparlar yine kaybederler şampiyonluğu. öyle bir cenabetlik.
26/27 sezonunda da yönetim aynen bu salın şampiyonluğu talimatına uyma işini devam ettiriyorlar. ama bu sene kesin saldı yönetim artık dönüşü yok. fenerliler cidden şimdiden tura çıkabilirler. sorun sadece transfer yapmamak değil. takımı cidden saldılar.
altyapıdaki oyuncular dağıldı, a takım oyuncularının götü başı oynamaya başladı herkes bambaşka magazinsel dertlere dağıldı. teker teker sorsan hiçbirinin içinde 5. şampiyonluk gazı da yoktur şu an. çünkü taraftar hariç kulüpte belli ki böyle bir beklenti veya hedef yok. normalde icardi'nin gitmesini istiyordum ama pişman oldum bu isteğime. o en azından yönetimden bağımsız takımı gazlıyordu. şimdi artık öyle bir etken de kalmadı. hepi topu 1 senedir oynayan ve kendisine pas atılmayınca bile kavga edip küsen bir çocuk takım kaptanı oldu. bu takım nah birleşir/kenetlenir.
bu sene şampiyon da olunamayacağı için gelir olarak da negatif anlamda patlayacak ve çok büyük ihtimal "dünya yıldızı" oyuncularından 26/27 sezonu sonu itibariyle mecbur çıkmak zorunda kalınacak. aslında şu an en büyük şans yine osimhen'in iyi bir paraya satılması. gelecek sezon yokluk döneminde yok parasına gidebilir. her ne kadar şampiyonlar ligi takımıyız dese de hiçbir zaman ön elemeleri geçemeyen bir kulüptür galatasaray. bu gerçeği kabul etmek lazım. yani şampiyon olunamazsa, şampiyonlar ligi hayal, dolayısıyla hayvan gibi bir gelir de hayal. tünelin ucu belli. bu sebeple tünelin ucunu şimdiden kestirip osimhen'i falan satıp, gelecekte değerli olabilecek bir kadro kurulması lazım. bu özbek yönetimiyle mümkün olmayacağı için bu da hayal.
bir de okan mevzusu var. okan buruk istifa sloganı boş bir slogan değil. kimi zaman şakayla karışık da olsa, kimi zaman anlık gaza gelme de olsa aslında taraftarın içten içe bilinçaltında da olsa görüşü bu yönde. geçenlerde uğur karakullukçu fatih terim - okan buruk karşılaştırması yapmıştı. fatih terim takımın direktörü, okan buruk sadece a takım teknik direktörü diye. çok doğru. bırakın altyapıyı, daha paf takımından haberi olmayan bir adam okan buruk. güldük eğlendik 4 sene şampiyon olduk eyvallah. ama 4 sene her türlü yetki elinde, karışanın edenin yok, cumhuriyet tarihinin en büyük bütçesine sahipsin, halen takımın direktörü olmayı becerememişsin. son 2 sezonunda osimhenle ve fener cenabetliğiyle bala göte şampiyon olmuşsun, ilk 2 sene sistem oturtup, sonra ya bu böyle gider diyip salarak olan sistemi de bozmuşsun. e o zaman eric gerets'ten, lucescu'dan bir farkın kalmıyor. lucescu da şampiyon yapıp gönderilmişti. çok da bağlı olunmayan, standart bir teknik direktördür artık. ayrıca eğer kulüp avrupa devleri arasına girmeyi istiyorsa, sektörde 3 gram söz sahibi olacak bir adamı getirtmeli. okan buruk daha elindeki altyapı oyuncularını bile tutamıyor, hatta bizzat kendi ekibindeki adamın çocuğunu fenere kaptırıyor, ne ismi ne ağırlığı ne söz sahipliği. gs tarihinin en ezik tdlerinden biridir şu saatten sonra.
açıkçası bu sene salmayı ben de taraftar olarak inceden istiyorum çünkü cidden salmışlığın ve kabullenilmişliğin boku çıktı. mesela bir eray yazgan bilet skandalı vardı ne oldu o iş? normalde taraftarın yıkması lazımdı ortalığı. hiçbir zaman bilet bulunumayışı, kombine bulunamayışı. kimse bu skandalların üstüne gitmedi ya. herkes saldı herkes. ya kulüp iptal edilen kombinelerin olduğu koltukların hepsini biletliye çevirip garip bir şekilde sadece gurbetçilere sattı. bir anda tribünler full gurbetçi doldu. tribünlerin önemli bir bölümü lan kaç kere gs maçı görecem diyen 3 bin liralık bilete €400-€500 paralar ödemiş gurbetçilerle doldu. kombine devretmek komple yok. bilet devri sezon başından belirttiğiniz 3 kişi hariç yasak. yani eşiniz ve dostunuzla maça gitmeniz artık teknik olarak yasak. maça gitmeyeceğinizde kulübe devrediyorsunuz, kulüp devrettiğiniz biletleri hep satıyor, ama ne hikmetse size satamadık diyor ve indirim biriktirtmiyor. yani birileri sizin devrettiğiniz bileti içeriden birilerine el altından satıyor. çünkü sistemden satılsa bu görünür. bu kadar büyük skandallar olurken taraftar nasıl olsa şampiyonluk geliyor falan diye sesini çıkarmadı. bu paralar yine kulübe aktı transfer için falan gibi garip savlarla yönetimi savundu bu taraftar. dolayısıyla şu anki taraftar profili de bu yönetimi haketmiştir.
herşeyden öte takım için kellesini ortaya koyan erden timur için kimse bir şey yaptı mı? şu 4 şampiyonluğun net 3'ü ona yazar, 4.sü de dolaylı yoldan ona yazar. bu adam için hiçbir şey denmedi, yapılmadı. o da geçen sezon oldu. yani bu talimat geçen sezon verildi. aslında tff,gs,fb herkes talimatlara uydu da ederson'a gitmeyince talimat, iş yine galatasaray'ın elinde kaldı.
zaten "yeni parti" vizyonsuzluğu ile umutsuzluğumuz katlanmışken, bizimkilerin de bu salmışlığı ayan beyan kabul etmeleri pastanın üstüne çilek oldu. sadece dünya gündemi takip etmeye çalışmaktan dw gazetecisi gibi olduk sayelerinde.