Rodrigo Sebastian Palacio, 5 Şubat 1982 Buenos Aires, Arjantin doğumlu futbolcu. Sağ-sol açık, ofansif ortasaha ve ikinci forvet olarak oynayabiliyor (4-3-3'ün her iki kanadında, 4-4-2'de forvet arkası ve ikinci forvet oynayabilir). Oynadığı mevkiye göre golcü bir futbolcu olduğu söylenebilir (2005'ten beri Boca'da oynuyor ve 126 maçta 53 golü var). 2006 Dünya Kupası'nda Arjantin Milli Takımı kadrosundaydı. O dönem Arjantin teknik direktörü Pekerman'ın kadroya alabilmek için Julio Cruz'u kesmeyi düşündüğü ancak ikisinden de vazgeçemediği için ikisini de kadroya çağırmıştı. Buna rağmen tüm turnuva boyunca sadece Fildişi Sahilleri'ne karşı 29 dakika forma şansı bulabilmiştir. Palacio müthiş yeteneğine rağmen milli takımında düzenli forma şansı bulamadı (7 maç-1 gol). En son 18 Haziran 2008'de Brezilya ile oynadıkları Dünya Kupası Grup Eleme maçında oynadı. Messi, Tevez, Milito, Agüero, Maxi Rodriguez gibi isimlerin sürekli kadroya çağrılmaları ve Palacio'nun diğerleri gibi Avrupa'da futbol oynayıp tecrübe kazanmamış olması, en az onlar kadar yetenekli olan Palacio'nun takımda yer bulamamasında etkili oldu. Palacio henüz 21 yaşında bir Banfield oyuncusuyken Arjantin'in şu andaki teknik direktörü Maradona'nın dikkatini çektiği, Maradona'nın, o sezon gösterdiği performans sonrasında Palacio'dan bizzat imzalı bir forma istediği bilinmektedir. Belki de Maradona'da Palacio'nun Avrupa'ya transferini bekliyordur kadroya çağırmak için.
2005 yılında Banfield'dan Boca Juniors'a transfer olan Palacio burada 2005 ve 2006 yıllarında Recopa Sudamericana, 2005'te Copa Sudamericana (ki bu turnuvada turnuvanın oyuncusu seçilmiştir), 2007 yılında Copa Libertadores, 2005 (Apertura), 2006 (Clausura) ve 2008 (Apertura) Arjantin Ligi Şampiyonlukları yaşamıştır. Apertura 2006'da gol kralı olduğunu da belirtelim. Palacio'nun son üç senesi oldukça başarılı geçti. 96 maçta 46 gole imza attı (sezonda ortalama 32 maç-15 gol). Bu gollerin bir kısmı jeneriklik diyebileceğimiz klas gollerdir. Zor pozisyonlarda yaptığı vuruşları ile ünlüdür. Tipik bir santrafor (Milito, Lavezzi, Tevez, Agüero, Zarate, Saviola gibi) olmasa da en az onlar kadar etkili bir golcü olduğu söylenebilir.
Palacio'nun en önemli ve rakip takımı sıkıntıya sokan özelliği sürati ve çabukluğu. Bu yüzden ceza sahası içinde gerçekten öldürücü bir oyuncu. Bunun yanında kanatları iyi kullanır. Ortaları etkilidir. Kafaya pas atabilme potansiyeli vardır. Ayrıca sıfıra inip ceza sahasına çıkardığı birçok toptan gol bulmuştur Boca. Kolay adam eksiltebilen bir oyuncudur, ancak kesinlikle şahsi değildir. Takım oyununu ve sahada takımı adına savaşmayı sever, oyuna küstüğünü görmezsiniz. Sağ ayağı baskın olmasına rağmen sol ayağını da etkin bir şekilde kullanabilmesi, onun iki kanatta da oynamasını kolaylaştıran bir etkendir. Palacio'nu etkili olduğu bir diğer özelliği ise isabetli final paslarıdır. Bunu son iki sezonda toplam 18 golün pasını vermiştir. Ayrıca duran toplarda da etkili olduğunu belirtelim (klasik Güney Amerikalı futbolcu özelliğidir zaten). Kötü diyebileceğim yönleri ise, fizik olarak az da olsa Lincoln'ü andırmaktadır, ancak onun gibi oyunu bırakıp kendini yere atmaz veya faul aramaz, aksine pozisyonu sonuna kadar devam ettirir. Bir diğer eksi yanı ise geçmişte üst üste sakatlık yaşamış olmasıdır. Ancak bu son üç sezonda 96 maça çıkmasına ve 46 gol atmasına engel olmamıştır. Bunun yanında Avrupa futboluna yabancı olması ve uyum sorunu yaşabilecek olmasını da eksi yönlerinde sayabiliriz.
Palacio 2004 yılında henüz Banfield'da forma giymekteyken, İtalyan pasaportu sahibi olması nedeniyle birçok İtalyan kulübünün transfer listesindeydi. Başta Jventus olmak üzere Palacio'ya birçok takım talip olmuştu. Ancak Palacio'nun bu sezon geçirdiği sakatlık Avrupa'ya gitmesine engel oldu ve Palacio Boca Juniors'un yolunu tuttu. Boca'da oynadığı dönemlerde yine Lazio, Parma, Udinese gibi İtalyan takımları Palacio'ya talip oldular ancak Boca'nın istediği bonservis bedelini karşılayamadılar. Geçtiğimiz sezon başında ise Boca başkanı Palacio'ya Barcelona ve Lazio'nun talip olduğunu açıklamış ve iyi bir teklif gelmesi halinde oyuncularını satabileceklerini belirtmişti. İyi bir tekliften kastı 18 Milyon Dolar olan Boca başkanının bu temennisi gerçekleşmedi. Zira Barcelona onunla aynı bölgede oynatabileceği Messi, Henry, Krkic gibi adamları olduğundan, hem defansif-ofansif ortasaha özelliklerine sahip olan ve hem forvet arkası oynayabilen Hleb'i 19 Milyon Euro'ya transfer etmeyi tercih etmişti. Lazio'da bonservis bedelinin yüksek olması sebebiyle, Palacio'nun da Lazio'ya gitmek istemesine rağmen, birkez daha Palacio'dan vazgeçmek zorunda kalmıştı. 2007 ve 2008 sezonları boyunca Palacio, Arsenal, Chelsea başta olmak üzere İngiliz takımları tarafından da takip edilmekteydi. Hatta bir ara Arsenal'in 15 Milyon Pound'a Palacio'yu transfer ettiği iddiaları ortaya atıldı ama o dönem Bacary Sagna ve Eduardo'ya 20 Milyon Pound harcayan Arsenal, Palacio'yu almayı tercih etmedi. Avrupa takımlarının Palacio'ya bu kadar yüksek bonservis bedeli vermek istememelerinin sebebi, 27 yaşına gelen futbolcunun henüz bir Avrupa deneyimi geçirmemiş olmasından başka birşey değildir.
Palacio, geçen sezon sonunda artık Avrupa'da oynamak istediğini açık olarak söylemeye başladı. Bunun için Boca başkanından iyi bir teklif gelmesi halinde kendisini satmalarını talep etti. Bu sezon Avrupa'ya transfer olması yüksek bir ihtimal. Özellik İtalyan takımları Palacio'yu transfer etmek için sıraya gireceklerdir. Mayıs ayında Man city'nin ilgilendiği haberi çıkmıştı. Bu ay başında ise Deportivo'nun Palacio için Boca'ya 11 Milyon Dolar telif ettiği ancak Boca'nın 13 Milyon dolar istediği konuşuluyor. Amerika'da da oldukça büyük bir hayran kitlesi olan Palacio'yu Los Angeles Galaxy'nin transfer etmek istediği söyleniyor.
Star Wars hayranı olan Palacio, senelerdir Padawan (Jedi öğrencisi) modeli saç kesimini değiştirmedi. Fotoğraflarda da görüleceği üzere saçının arkasından uzun bir tutam saç sarkmaktadır.
Geçen sezon Rijkaard'ın Barcelona'dan ayrılmasından hemen sonra Barcelona'nın Palacio'ya talip olması, bana Palacio'nun alınmasını Rijkaard'ın teklif etmiş olabileceğini düşündürdü. Tabi u oyuncunun alınabilmesi için ilk şart Lincoln'ün gönderilmesi. Transferi çok zor olsa da, Lincoln'ün satışından elde edilecek para, sponsor desteği ve futbolcunun da ikna edilmesi ile transferi gerçekleşebilir. Galatasaray'a çok şey katacağını düşündüğüm bir futbolcu. Hayırlısı olsun diyelim
(2007 Kıtalararası Kupa finali - Milan vs. Boca)
https://www.youtube.com/watch?v=lFXD63ux8iw&feature=related
(Ceza sahası içinde çabukluğunu görebileceğimiz bir golü)
https://www.youtube.com/watch?v=xG4M1FODm9o&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=00z67SFWb5E&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=VKdKh5pl1Ik&feature=related
YouTube'da ilgilenenler birçok vidyosunu bulabilirler.